Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Ḫaṭṭ-ı dil-ber kim yazulmış la‘l-i sīr-āb üstine
Gūyiyā taḥrīr olupdur siḥr ile āb üstine
Ḫaṭṭuñuñ devrinde ḳaşuñ üzre ay alnuñ ki var
Ṣanki nūr indi şeb-i ḳadr içre miḥrāb üstine
Nāle-i dil-sūzumuñ āhengini dem-sāz idüp
Ḳanlu yaş ile gözüm iş aṣdı dolāb üstine
Ārzū-yı la‘l-i nābuñla göñül ṭurdı ölür
Ḫastedür bes cān virür bir iki ‘unnāb üstine
Ġam sipāhın her gice ḫayl-i ḫayālüñ cem‘ idüp
Niçe bir ider şebīḫūn leşker-i ḫᵛāb üstine
Ḫār u ḥāşāk içre aḥvālüm ne bilsün kim nedür
Şol ki ḳor pehlū ḥarīr-i ḫāṣ u sincāb üstine
‘Ārıżuñda görüben zülfeynüñi didi Münīr
Sāye ṣalmış şeh-per-i Cibrīl meh-tāb üstine

Günümüz Türkçesiyle

1. Sevgilinin suya kanmış (taze, parlak) lal dudağı üstüne yazılmış ayva tüyü (hattı), sanki büyüyle su üstüne yazılmıştır.

2. Ayva tüyünün devrinde kaşının üstündeki ay gibi alnın, sanki Kadir gecesinde mihrap üstüne nur inmesidir.

3. Gözüm, gönül yakan iniltimin ahengine uyup kanlı yaşlarla su dolabının üstüne iş yükledi (dolabın inleyip su dökmesine ortak oldu). Deyimin tam anlamı kesin değildir.

4. Gönül, saf lal dudağının arzusuyla ölmek üzere; hastadır, o hâlde bir iki hünnap için can verir.

5. Hayalinin süvarileri her gece gam askerini toplayıp uyku ordusuna ne zamana dek gece baskını yapacak?

6. Has ipek ve sincap kürkü üstüne yan yatan kişi, diken ve çerçöp içindeki hâlimin ne olduğunu nereden bilsin?

7. Münîr senin yanağında iki zülfünü görünce dedi ki: "Cebrail'in kanat tüyü ay ışığının üstüne gölge salmış."

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir yedi beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin iki yüz kırk üçüncüsüdür (tg 243). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Redif "üstine" kelimesidir; Ersoy da giriş bölümündeki redif listesinde bu gazelin redifini "üstine" olarak gösterir. Kafiye "-āb" sesine dayanır: sīr-āb, āb, miḥrāb, dolāb, ‘unnāb, ḫᵛāb, sincāb ve meh-tāb. Gazel üç divan nüshasında da (VT 155b, VY 134b, Ü 51b) bulunur; neşirde nüsha farkı gösterilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ilk iki beyti "ḫaṭ" kelimesinin iki anlamı üzerine kurulur. Kubbealtı Lugatı "hat" kelimesini çizgi ve yazı diye açıklar; aynı maddede eski kullanımda gençlerin yüzünde yeni beliren sakal ve bıyık anlamını da kaydeder. Ayva tüyü bu ikinci anlamdır. Matlada dudak üstündeki tüy, su üstüne yazılmış bir yazıdır. Su üstüne yazı yazılamayacağı için bu ancak büyüyle mümkündür; "sīr-āb" (suya kanmış) ile "āb" (su) kafiyeleri de bu düşünceyi pekiştirir.

İkinci beyitte yüz bir mabet gibi düşünülür. Kubbealtı "mihrap" maddesinde bu kelimenin edebiyatta sevgilinin kemer şeklindeki kaşları ve kaşların arası için kullanıldığını kaydeder. Kara ayva tüyü geceye, ay gibi alın nura benzer; kaş mihrabının üstündeki bu aydınlık, Kadir gecesinde inen nura benzetilir. Kur'an'ın Kadir gecesinde indirildiğini bildiren Kadir suresinin ilk ayeti beytin arka planındadır. "İndi" fiili ile indiriliş arasındaki ilgi bu bağı güçlendirir (bizim tespitimizdir).

Üçüncü beyitte göz bir su dolabına benzetilir. Kubbealtı "dolap" maddesinde bostan kuyusundan su çeken düzeneği anlatır ve Zâtî'den dolabın devrin elinden göz yaşı döküp inlediğini söyleyen bir beyit örnek verir. Münîrî'nin beyti de aynı imgeye dayanır: inleyen gönül ile ağlayan göz, inleyerek su döken dolapla yarışır. "İş aṣmak" deyiminin tam anlamını kaynaklarda bulamadık; aktarımda iki ihtimali birlikte verdik.

Dördüncü beyitte dudak hünnaba benzetilir. Kubbealtı hünnabın kırmızı, etli meyvesini anlatır ve bu meyvenin yumuşatıcı, hafif müshil gibi hasselerini de kaydeder. Hasta gönlün bir iki hünnap için can vermesi, meyvenin hem renk bakımından dudağa hem de hastaya verilen bir şey olarak tıbba bağlanmasını sağlar (bizim tespitimizdir).

Beşinci beyitte bir savaş tablosu çizilir. Kubbealtı "şebhun" kelimesini gece baskını diye açıklar ve Nâilî'den gam ordusunun gönül ülkesine gece baskını yaptığını söyleyen bir mısra örnek verir. Münîrî'de hayal süvarileri gam askerini toplar ve her gece uyku ordusunu basar. "Sipāh", "ḫayl", "şebīḫūn" ve "leşker" kelimeleri bir tenasüp oluşturur.

Altıncı beyitte rahat içindeki kişi ile dikenler arasındaki aşık karşılaştırılır. Kubbealtı "sincap" kelimesinin ikinci anlamı olarak bu hayvanın postundan elde edilen kürkü verir. İpek ve kürk ile diken ve çerçöp arasında bir tezat vardır. Mahlas beytinde zülf, Cebrail'in kanadına benzetilir. Kubbealtı "şehper" kelimesini kuş kanadının en uzun tüyü diye açıklar. Yanak ay ışığı, zülf de bu ışığın üstüne düşen kanat gölgesidir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Kitaplar

  • Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "hat", "mihrap – mihrab", "dolap", "hünnap – hünnab – ünnap – unnap", "şebhun", "sincap" ve "şehper – şahper" maddeleri. https://lugatim.com/s/dolap

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar