Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Hey diseydi ġamze-i cādūsına
El ṣunardum sünbül-i gīsūsına
Her ne deñlü ṭāḳ-ı çarḫ ise yiri
Māh-ı ‘īd irmez hilāl ebrūsına

Günümüz Türkçesiyle

1. (Sevgili) büyücü bakışına bir "hey" deseydi (onu durdursaydı), elimi sümbül gibi saçlarına uzatırdım. Yeri feleğin kubbesi ne kadar yüce olsa da bayram hilali onun hilal kaşına erişemez. (İlk mısra için bkz. yorum.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir dört mısralık bir tuyuğdur; neşirde tuyuğların on yedincisidir (tyğ 17). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Kafiye "-ūsına" sesidir: cādūsına, gīsūsına, ebrūsına; üçüncü mısra ("yiri") kafiyesizdir. Dörtlük üç nüshada da bulunur (VT 178b, VY 150a, Ü 63a). Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Kubbealtı "câdû" kelimesine cadı ve çok güzel, iri göz anlamlarını verir; "gamze-i câdû" sözü için de örnekler sıralar. "Gîsû" aynı sözlükte omuza dökülen uzun saçtır. İlk iki mısra bir şart cümlesidir: sevgili büyücü bakışına "hey" deseydi, âşık elini saçlarına uzatabilirdi. "Hey dimek" sözünü bakışı durdurmak, ona çıkışmak anlamında anladık; ünlemin burada tam olarak neyi kastettiği kesin değildir. Bakış âşığı büyüleyip yerinde tuttuğu için âşık saça uzanamaz (bizim okumamızdır).

Son iki mısra gök ile kaş arasında bir karşılaştırma kurar. Kubbealtı "tak" kelimesine kemer ve kubbe, "çarh" kelimesine gökyüzü ve felek anlamlarını verir; "hilâl-i îd" de bayramda görülen aydır. "Ebrû" kaş demektir. Feleğin kemeri, hilal ve kaş birbirine kemerli biçimleriyle bağlanır; bu bir tenasüptür. Bayram hilali gökyüzünün en yüce yerinde dursa bile sevgilinin hilal kaşına yetişemez; insanların gözlediği hilal, sevgilinin kaşının yanında ikinci kalır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

  • Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "câdû", "gîsû", "tak", "çarh – çerh", "hilâl" ve "ebrû" maddeleri. https://lugatim.com/s/câdû

Çevrimiçi kaynaklar