Şehzade Alaeddin Ali Çelebi, II. Murad'ın oğlu ve Fatih Sultan Mehmed'in ağabeyidir. 1425'te Edirne'de doğdu, 1443'te on yedi ya da on sekiz yaşında öldü. Kısa ömrünün büyük bölümünü sancak merkezlerinde, önce Kütahya'da, sonra Amasya'da geçirdi. Babasının en çok sevdiği oğul olduğu, tahta çıkacak şehzade olarak yetiştirildiği kaynaklarda sık sık vurgulanır. Ölümü ise hem yeri hem sebebi bakımından birbirinden ayrılan anlatılara konu olmuştur.

Doğum ve Aile

Alaeddin Ali, 1425 yılında Edirne'de dünyaya geldi. Babası, Osmanlı'nın altıncı padişahı II. Murad'dı. Kimi kaynaklara göre annesi Murad'ın ikinci eşiydi; adı bilinmiyor, ancak Karaca Paşa'nın kız kardeşi olduğu söylenir. Bu bilgi tek bir genel kaynağa dayandığından ihtiyatla karşılanmalıdır. Karaca Bey'in adı ölüm tartışmalarında da geçer: Bazı anlatılarda ondan "Dayı Karaca Bey" diye söz edilir, Murad'ın Varna Savaşı sırasında geri çekilmesine engel olan komutan da aynı unvanla anılır.

Şehzade, Murad'ın çocukları arasında özel bir yere sahipti. Halil İnalcık ve Franz Babinger'e dayanan çalışmalar onun babasının gözdesi olduğunu, Murad'ın ona ayrı bir sevgi beslediğini kaydeder; kardeşi Mehmed ise aynı çalışmalarda babasının gönlünde onun kadar yer tutmayan, dik başlı bir şehzade olarak çizilir. Murad'dan "çok sevdiği ve güvendiği oğlu" diye söz edilir. Bazı yazarlar onu babasının yetiştirdiği taht adayı olarak niteler ve dönemin kroniklerinin onun eğitimini kardeşi Mehmed'inkinden daha ayrıntılı anlattığını ileri sürer; bu son iddia yazarların kendi değerlendirmesidir.

Kimi kaynaklara göre Alaeddin Ali, 1437-1438 civarında Şadi Beyzade Mahmut Şah'ın kızı Selmin Hatun'la evlendi ve Selvi adında bir kızı oldu. Bu bilgiyi ilk elden bir kaynakla doğrulayamadık. Öte yandan Amasyalı tarihçi Hüseyin Hüsameddin'in şehzadenin iki oğluyla birlikte öldürüldüğünü ileri sürdüğü aktarılır; başka bir anlatı da iki çocuğunun saraydan ölü çıktığını yazar. Bu anlatılar tek kızlı aile bilgisiyle bağdaşmaz. Şehzadenin evliliği ve çocukları konusunda sağlam bir belge bulunmamaktadır.

Eğitimi ve Lalası

Osmanlı geleneğinde şehzade, daha çocukken bir lalanın gözetimine verilir, devlet işlerini sancakta görerek öğrenirdi. Alaeddin Ali'nin lalası Yörgüç Paşa'ydı. Yörgüç Paşa'nın adı Amasya'nın şehir hafızasında da yaşar: Selim Özcan'ın Amasya camileri listesinde "Yörgüç Paşa Camii" 1428 tarihiyle anılır. Aynı çalışma, Yörgüç Paşa'nın 1435'te Edirne muhafızlığına gönderildiğini de kaydeder. Bir başka anlatıya göre Yörgüç Paşa 1441'de öldü ve yerine Paşazade Mehmed Efendi lala olarak getirildi; bu tarih ve isim tek bir kaynağa dayanmaktadır, kesin bilgi olarak değil aktarılan bilgi olarak okunmalıdır.

Şehzadenin hocasının Hatipzade Tâceddin İbrahim Efendi olduğu aktarılır. Bu ismi destekleyen bir ipucu vardır: Fatih devrinin birçok üstadı, bu arada Hızır Bey ve Hatibzade Tâceddin İbrahim, II. Murad döneminin müftüsü ve kadısı Molla Yegân'ın yetiştirmeleri arasında sayılır. Murad döneminde Arabistan, Türkistan ve Kırım'dan birçok âlim de Osmanlı topraklarına gelmişti. Şehzadenin hocasının bu ilim muhitinden çıkmış olması, eğitiminin düzeyi hakkında fikir verir; ancak Alaeddin Ali'nin ne okuduğuna dair doğrudan bir belge elimizde yoktur.

Sancak Yılları: Kütahya, Saruhan ve Amasya

Şehzadenin sancak tayinleri kaynaklarda aynı biçimde verilmez. Kütahya'daki yerel kayıtlara göre Alaeddin Ali, 1433-1438 yılları arasında (Hicri 836-841) Kütahya sancakbeyiydi ve lalası Yörgüç Paşa'ydı. Fransız seyyah Bertrandon de la Broquière'in Kütahya'da Sultan II. Murad'ın oğlu Alaeddin'in konağında, Fransa'da savaşa katılmış bir subayla görüştüğünü yazması da bu döneme ait bir ayrıntıdır. Bu anlatıya göre Amasya sancakbeyi olan kardeşi Şehzade Ahmed ölünce Alaeddin Ali Kütahya'dan Amasya'ya gönderildi. Başka bir sıralamada ise 1437-1442 arasında Saruhan, 1442-1443 arasında Amasya sancakbeyliği verilir ve Amasya'daki selefi olarak Mehmed gösterilir.

Bu son nokta başka bir tartışmaya bağlanır. Selim Özcan, Şehzade Ahmed'in ölümünün ardından 1438'de Amasya'ya sekiz yaşındaki Mehmed'in (Fatih) atandığını yazar, ancak Halil İnalcık'ın Mehmed'in Amasya sancakbeyi olduğu iddiasını şüpheli bulduğunu da belirtir. Başka yayınlarda Amasya'ya tayin için 1440 yılı ve on beş yaş anılır; aynı kaynak grubunda 1442 tarihi de bulunduğundan sıralama kendi içinde tutarlı değildir. Bu çelişkili sıralamayı tek bir kesin kronolojiye indirgemek mümkün değildir. Kaynakların ortak noktası şudur: Alaeddin Ali ölmeden önce Amasya sancakbeyiydi ve bu göreve ağabeyi Ahmed'in ölümünden sonra geldi.

Murad'ın kendi hayatı da bu sancakla yakından ilişkilidir. II. Murad Zilhicce 806'da (Haziran 1404) Amasya'da doğmuş, on iki yaşına girince Amasya, Tokat, Sivas, Çorum ve Osmancık bölgelerini kapsayan Rum vilayeti beyliğiyle Amasya'ya gönderilmişti. Murad'ın Amasya'da doğmuş olması, Alaeddin Ali'nin buraya gelişini hanedanın bu sancakla kurduğu uzun ilişkinin bir halkası hâline getirir. Özcan'a göre bu sancağın başında toplam on iki şehzade bulunmuştur.

Amasya Yılları

Alaeddin Ali'den önce burada ağabeyi Ahmed yaklaşık üç yıl sancakbeyi olmuş ve 1438'de Amasya'da vefat etmişti. İki kardeşin kaderi bu bakımdan Amasya'da kesişir: Biri bu şehirde ölmüş, öbürü bu şehrin sancakbeyliğinden seferin ve ölümün içine yürümüştür. Şehzade Ahmed'in de babasının sağlığında öldüğü bilinir, fakat Murad'ın bu ölüme nasıl tepki verdiğini ya da Alaeddin Ali'nin ne kadar zaman sonra Amasya'ya geldiğini sağlam biçimde anlatan bir metin bulamadık.

Alaeddin Ali'nin Amasya'daki idaresine, sarayına, divanına, bir imarına ya da vakfına dair elimizdeki kaynaklarda ayrıntılı ve belgeli bilgi bulunmamaktadır. Bu bölüm uydurma ayrıntılarla doldurulmayacaktır. Özcan'ın dipnotunda Amasya mescitleri arasında "Alaeddin Ali Mescidi (1436)" adı geçer. Ancak 1436 tarihi, şehzadenin Amasya'ya atanmasından önceki bir yıla denk düşer; aynı adı taşıyan başka bir kişiye ait olması mümkündür. Şehzadeyle ilişkisini gösteren bir belge bulamadık, dolayısıyla bu mescit hakkında kesin bir şey söylenemez.

Amasya Şehzadeler Müzesi'nde Alaeddin Ali'nin balmumu figürü bulunur. Şehir, bu genç şehzadeyi bugün esas olarak bu temsille ve "şehzadeler şehri" kimliğinin içindeki yeriyle hatırlar.

1443 Karaman Seferi

1443'te Karamanoğlu İbrahim Bey, Erdel'deki Osmanlı bozgunu haberini alınca Akşehir ve Beyşehir üzerine yürüdü. II. Murad hemen kapıkulu askeriyle harekete geçti ve Amasya kuvvetleriyle şehzade Alaeddin de yürüdü. Osmanlılar Konya ve Larende dahil Karaman ilini yağmalayıp tahrip ettiler; ancak Rumeli'deki durumu göz önünde bulunduran Murad barış imzalayıp Edirne'ye döndü. İdris-i Bitlisî'nin anlatımı da aynı doğrultudadır: Murad, İbrahim Bey'den intikam almak için yürürken oğlu Amasya'daki Şehzade Alaeddin'i de çağırmıştı. Başka bir anlatıya göre şehzade babasının talimatıyla emri altındaki sipahilerle sefere katıldı.

Neşri'nin aktardığı pasajda Karamanoğlu'nun Taşili'ne kaçtığı ve "Alaeddin Çelebi babasıyla birlikte Larende'yi harap etti" denildiği görülür. Bu ifade şehzadeyle açıkça ilişkilendirilmemiştir; fakat Bitlisî'nin ve sonraki anlatıların sefere katılan şehzadeyi aynı adla anması, Neşri'nin kastettiği kişinin Alaeddin Ali olduğunu kuvvetle düşündürür. Neşri'ye göre bu seferde Osmanlı kuvvetleri son derece sert davrandı ve o zamana kadar hiçbir Osmanlı beyinin bu kadar yıkım yapmadığı söylenir. Sonrasında İbrahim Bey'in eşi İlaldı Hatun, yani Murad'ın kız kardeşi, vezirini de yanına alarak eşinin affını istemeye geldi. Bütün yazarlar bu barış görüşmelerine İlaldı Hatun'un ve veziri Server'in katıldığı konusunda birleşir. Karaman seferlerinin 1442-1443 ve 1444'te yapıldığı, kroniklerde bu seferlerin birbirine karıştırıldığı da kaydedilir; Yenişehir Barış Antlaşması Temmuz 1444 tarihlidir.

Şehzade bu seferden sonra Amasya'ya döndü ve kısa süre içinde öldü. Kütahya'daki kayıtlar, şehzadenin Karamanoğullarına yapılan seferin ardından Amasya'ya döndüğünü ve kısa bir müddet sonra 1443'te on sekiz yaşında vefat ettiğini yazar. Başka bir anlatıya göre şehzade dönüşte Bursa'ya kadar geldi, sonra sancağı Amasya'ya yeniden gitti ve kısa süre sonra Edirne'ye dönen Murad'a ölüm haberi ulaştı. Ölümün tam olarak nerede ve nasıl gerçekleştiği ise kaynaklarda farklıdır.

Ölümü: Kaynaklar Arasındaki Çelişki

Ölüm Yeri ve Tarihi

  • Kimi kaynaklar, Alaeddin Ali'nin Karaman seferi dönüşünde "Bursa yakınlarında" at kazasıyla öldüğünü yazar.
  • Kimi araştırmalara göre şehzade Haziran 1443'te "Amasya'ya dönünce" öldü; Kütahya'daki kayıtlar da dönüşü anar ve Amasya'dan söz eder.
  • II. Murad üzerine yazılan ansiklopedi maddesi, Murad'a Zlatitsa Geçidi'ndeki mücadeleden (24 Kasım 1443) sonra, Macarlarla uğraştığı sırada, "çok sevdiği ve güvendiği oğlu Alâeddin Ali Çelebi'nin Amasya'da öldüğü haberinin" geldiğini yazar. Yani bu anlatı ölümü Amasya'ya yerleştirir.

Şehzadenin Bursa'daki Muradiye Külliyesi'ne defnedilmiş olması bu çelişkiyi ortadan kaldırmaz. Amasya'da ölen bir şehzadenin Bursa'ya getirilmiş olması mümkündür; fakat bunu doğrulayan bir kaynak görmedik. Bu yüzden ölüm yerini kesin olarak söyleyemiyoruz.

Ölüm Şekli

  • Kaza rivayeti: Bizans tarihçisi Halkokondil'in anlatısına göre şehzade, geyik avı sırasında hızla ata binerken ayağı takılıp yere düştü, boynu kırıldı ve olduğu yerde öldü. Birçok kaynak da "ata binerken kaza" der. Bazı yazarlar Osmanlı kaynaklarında şehzadenin on altı yaşında olduğunu, Bizanslı tarihçi Dukas'ın ise on sekiz yaşında, genç ve yakışıklı bir şehzadeden söz ettiğini ve bilinen bir sağlık sorunu bulunmadığını belirtir.
  • Öldürülme rivayeti: Franz Babinger bu ölümü "muhtemelen hiçbir zaman çözülemeyecek bir sır" olarak nitelemiştir. Aktarılan bir anlatıya göre 1444'te Varna'da Murad'ın savaş alanından ayrılmak istemesi üzerine atının eyerini tutan Anadolu beylerbeyine yeniçeri ağası Kurtçu Doğan, "Sultan Alaeddin'i öldürdün" diye çıkışmıştır. Bu cümle şehzadenin kazayla değil suikastla öldüğünün göstergesi sayılır; ancak yeniçeri ağasının neyi kastettiği ve sözün güvenilirliği tartışmaya açıktır. II. Murad üzerine yazılan ansiklopedi maddesinde Varna'da Murad'ın geri çekilmesine engel olan kişi Dayı Karaca Bey olarak geçer. Beylerbeyi diye anılan kişi ile Dayı Karaca Bey aynı kişi olabilir, fakat kaynaklar bunu açıkça birleştirmez.
  • Saray çevreleri ve intikam teorileri: Kimi yazarlar ölümde Murad'ın etrafındaki hizibin, Sırp Prensesi Mara'nın ve Niğbolu sancakbeyi İskender Bey'in rolüne dair teoriler sıralar. Bu yazarlara göre Murad, İskender Bey'in babasını 1437'de öldürtmüş, Mara'nın kardeşlerinin gözlerine 1441'de mil çektirmiştir; bu yüzden onların intikam almak istemiş olabileceği ileri sürülür. Mara'nın 1433'te Sırp despotu Brankoviç tarafından 400.000 duka çeyizle Edirne'ye gönderilmiş bir gelin olduğu ve 1444'teki Macar mütarekesinde önemli rol oynadığı ise ansiklopedik kaynaklarda kayıtlıdır. Bu teoriler kanıtlanmış değildir. Çocuk yaştaki Mehmed'in suçlanması da bu tartışmaların parçasıdır, ama zayıf bir ihtimaldir; aynı yazarlar, şehzadenin ağabeyi öldüğünde henüz on yaşında bir çocuk olduğunu belirterek bu iddiayı mantıksız bulur.
  • Dayısı Karaca Bey: Bazı Osmanlı tarih kitaplarında Alaeddin'in Dayı Karaca Bey tarafından öldürüldüğüne dair bilgilere rastlandığı söylenir; sebebi konusunda bir bilgi yoktur.
  • Hüseyin Hüsameddin'in iddiası: Amasyalı Hüseyin Hüsameddin, şehzadeyi tahta çıkmasını istemeyen devşirmelerin iki oğluyla birlikte öldürttüğünü iddia etmiştir; ancak bunu destekleyen bir delil göstermemiştir.

Dönemin kaynakları bu konuda fazla bilgi vermez. Bazı çalışmalar ise ölümü doğrudan "öldürülmesi" diye anar ve Oruç Bey, Lütfi Paşa ile Hoca Sadeddin'in bu ölümün Murad üzerindeki büyük etkisini yansıttığını belirtir. Ölüm tarihi Haziran 1443 olarak verilir. Kesin olan şudur: Şehzade 1443'te genç yaşta öldü ve gerçek sebebi hâlâ tartışmalıdır.

Babanın Yası ve Tahtın Kaderi

Alaeddin Ali'nin ölümü II. Murad'ı derinden sarstı. Kütahya'daki kayıtlara göre Murad, düşmanla yapılan barıştan sonra devlet yönetimini Mehmed'e bırakarak inzivaya çekildi. Murad, Ağustos 1444'te (Cemaziyelevvel 848) Mihalıç'ta kapıkulu ve beylerin önünde oğlu II. Mehmed lehine resmen tahttan indi ve Bursa çevresinde zühd ve takva hayatına yöneldi. Bu kararı verirken büyük oğlunun ölümünün ve uç beylerinden gördüğü muhalefetin etkili olmuş olması gerektiği düşünülür; yani bu bir çıkarımdır, doğrudan bir belgeye dayandırılmamıştır. İnalcık'a dayanan bir çalışma da bu ölümün Murad'ın tahttan feragatine neden olduğunu aktarır.

Bu karar devleti rahatlatmadı. Murad tahtı on iki yaşında bir çocuğa bırakıp çekilince devlet ağır bir bunalıma girdi. Çandarlı Halil Paşa büyük bir kudret kazandı, diğer vezirler ve Mehmed'in lalaları ona karşı cephe aldı, Haçlı saldırısı da her zamankinden güçlü geldi. Varna Savaşı 10 Kasım 1444'te yapıldı ve Osmanlılar zafer kazandı. Tahtın devri konusunda kayıtlar şunu söyler: Şehzade Ahmed babasının sağlığında ölmüştü, Alaeddin Ali de 1443'te öldü ve Murad'ın tahtı bırakabileceği şehzade olarak Mehmed kaldı.

Türbesi

Alaeddin Ali'nin kabri Bursa'daki Muradiye Külliyesi'ndedir. Mezar, II. Murad türbesinin doğu duvarına bitişik bir odadadır; sanduka, türbenin içinden geçilerek ulaşılan bu odaya yerleştirilmiştir. Murad, Bursa'da Simavlılar mahallesinde Muharrem 830'da (Kasım 1426) tamamlanan camisinin çevresinde bir zaviye ve medrese yaptırmış, bunların 22 Şevval 833 (14 Temmuz 1430) tarihli vakfiyesi günümüze ulaşmıştır. II. Murad'ın ve oğlu Alaeddin'in türbeleri de buradadır; Bursa'nın bu köşesi Muradiye adını taşır.

Murad'ın vasiyeti şehzadenin hatırasıyla ilişkilidir. 9 Cemaziyelevvel 850'de (2 Ağustos 1446) düzenlettiği vasiyetnamede Murad, Bursa'da "merhum oğlum Ali yanındaki kabrin katında" gömülmek istediğini, üstü açık, yağmur yağabilen bir türbe yapılmasını, soyundan ölen kimseyi yanına gömmemelerini ve bütün kullarını âzat ettiğini kaydeder. Bir başka anlatıya göre vasiyette cenazenin Perşembe günü doğrudan toprağa verilmesi ve oğlu Alaeddin'in yakınına, ancak çok yakın olmamak kaydıyla defnedilmesi istenmiştir. Murad 3 Şubat 1451'de Edirne'de, kırk sekiz yaşında öldü ve Bursa'ya getirildi. Bu vasiyet, Murad'ın oğlunun acısını unutmadığının göstergesi olarak yorumlanır.

Amasya Hafızasındaki Yeri

Alaeddin Ali'nin Amasya'ya bıraktığı somut bir eser bilinmiyor. Ama şehzadelerin Amasya'da yaşadığı yıllarda şehir bir hanedan kentine dönüştü ve Alaeddin Ali bu hanedan geleneğinin kısa ömürlü üyelerinden biridir. Şehirdeki hatırası bugün müzedeki balmumu figürle sınırlıdır.

Kronoloji

1425: Edirne'de doğum.

1433-1438: Kütahya sancakbeyliği (yerel kaynaklara göre; bazı kaynaklar 1437-1442 arasında Saruhan verir).

1438: Ağabeyi Şehzade Ahmed Amasya'da ölür.

1440: Amasya sancakbeyliği (bazı kaynaklara göre; kimilerinde 1442).

1443: Karamanoğlu İbrahim Bey'in saldırısı üzerine II. Murad'ın Karaman seferi; Amasya kuvvetleriyle şehzade de seferdedir.

Haziran 1443: Karaman seferi dönüşünde ölüm (yer konusunda kaynaklar farklıdır).

Ağustos 1444: II. Murad, oğlu Mehmed lehine tahttan iner.

10 Kasım 1444: Varna Savaşı.

2 Ağustos 1446: II. Murad'ın vasiyetnamesi.

3 Şubat 1451: II. Murad Edirne'de ölür; Bursa'da Muradiye'ye gömülür.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

  • "Murad II", TDV İslâm Ansiklopedisi, islamansiklopedisi.org.tr. islamansiklopedisi.org.tr
  • Selim Özcan, "Amasya'da Sancak Beyliği Yapan Şehzadeler Döneminde Amasya Şehri", Amasya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı 5.
  • "Osmanlı ile Karamanlı Arasında Bir Kadın: İlaldı Hatun", Belleten, belleten.gov.tr. belleten.gov.tr

Resmî kaynaklar

  • "Kütahya'da Yetişen Osmanlı Şehzadeleri", Kütahya Valiliği (kutahya.gov.tr). kutahya.gov.tr

Diğer kaynaklar

  • "Şehzade Alâaddin", Vikipedi (Türkçe). tr.wikipedia.org
  • "Kütahya'nın Şehzadeleri: Alaaddin Ali Çelebi", Dumlupınar Gazetesi.
  • Ahmet Anapalı, "Fatih'in Abisi Şehzade Alaaddin Ali Öldü'rüldü' mü?", Haber7. haber7.com
  • "Fatih'in Ağabeyi Şehzade Alaeddin Ali Çelebi'nin Esrarengiz Ölümü", Yeni Akit. yeniakit.com.tr
  • "Fatih Sultan Mehmed'in Hikmete Sığınması Üzerine", Milli Mecmua 32, Mayıs-Haziran 2023 (İSAM).