II. Bayezid'in sekiz oğlundan biri olan Şehzade Şehinşah, Osmanlı kaynaklarında kardeşleri Ahmed, Korkud ve Selim kadar sık anılmaz. Oysa yirmi sekiz yıl Konya sancağında görev yapmış, Karaman ülkesinin eski hanedan hatırasıyla yeni Osmanlı idaresi arasında kalan bu ağır bölgeyi yönetmiş, ölümü de Şahkulu isyanının ve şehzadeler arasındaki taht kavgasının en karanlık günlerine rastlamıştır. Doğum yeri olarak Amasya gösterilir, ölüm yeri Konya'dır, mezarı Bursa'dadır. Amasya ile bağı doğum bilgisinden ibarettir ve o da kaynaklarda tek ağızdan söylenmez.

Bazı anlatılarda Şehinşah'ın Amasya'da öldüğü ve şehirdeki Şehzade Ahmed Türbesi'ne gömüldüğü yazılır. Başvurulan kaynakların hiçbiri bunu desteklemez. Şehzade Ahmed Türbesi Amasya'da değil Bursa'dadır, Muradiye Külliyesi içinde yer alır ve Yavuz Sultan Selim'in 1513 tarihli (H. 919) fermanıyla yaptırılmıştır. Şehinşah Konya sancağında ölmüş, Bursa'ya gömülmüştür.

Doğum ve Aile

Şehinşah, II. Bayezid'in Hüsnüşah Hatun'dan olan oğludur. Kaynaklarda adı Şehenşah, Şehin ya da Şahinşah biçiminde de geçer. Annesinin adı da değişik yazılır: Hüsnüşah, Hüsnişah, Hüsnüşad, 1497 tarihli vakfiyede ise Hüsnüşaz. Bayezid'in sonradan tahta çıkan oğlu I. Selim onun kardeşidir. Abdullah, Ahmed, Korkud, Alemşah, Mahmud ve Mehmed de aynı babanın oğullarıdır. Şehinşah, hayatta kalan oğulların en büyüğüydü. Bu durum, taht mücadelesinde onu hem güçlü bir aday hem de kuşkuyla izlenen bir isim yapmıştır.

Doğum yılı kesin değildir. İdris-i Bitlisi, Müneccimbaşı, Solakzâde, Aşıkpaşazâde ve Hoca Sadeddin H. 865 (1460-1461) tarihini verir. Mehmed Süreyya ile Uzunçarşılı H. 869 (1464-1465) der, Öztuna 1474 yazar, daha yakın tarihli bazı çalışmalar ise 1470 dolayını anar. Hamit Şafakcı, Bayezid'in yaklaşık otuz yıl Amasya sancakbeyi olarak kaldığını hatırlatarak Şehinşah'ın 1461'de burada doğduğunun söylenebileceğini belirtir; yani Amasya doğumu doğrudan bir kayda değil, bir çıkarıma dayanır. Konya'ya ilişkin bir yerel kaynak ise doğum yerini Manisa olarak verir. Doğumun gününü ve ayını bildiren bir belge bulunmadığından burada hiçbir tarih uydurulmamıştır.

Hüsnüşah Hatun'un kökeni hakkında iki görüş vardır. Birincisine göre Konya'da cami, hamam, darülkurra ve mektep yaptıran Karamanoğlu Nasuh Bey'in kızıdır. Öztuna, Uluçay, Alderson, Uzunçarşılı ve Eravcı bu görüştedir. Koman, Cem'den sonra Karaman halkını memnun etmek için bu Karaman prensesinin oğlu Şehinşah'ın Konya'ya tayin edildiğini yazmıştır. Karamanoğlu Pir Ahmed Bey'in vakfiyesinde Hüsnişah "kız karındaşım" diye anılır ve Pir Ahmed 1512 tarihli vakfiyesinde okutulacak Kur'an'ın sevabını babası Nasuh Bey ile kız kardeşi Hüsnüşah'a bağışlar. İkinci görüş Necdet Sakaoğlu'na aittir. Sakaoğlu, vakfiyedeki "Hüsnüşah binti Abdülcelil" künyesinin cariye kökenli olduğunu gösterdiğini söyler. Şafakcı vakfiye kayıtlarının durumu karıştırdığını, belgelerin de bunu çözmeye yetmediğini belirtir. Hüsnüşah'ın Şehinşah'ın ölümünü bildiren mektubunda ve mührüne kazıdığı ifadede kendisini yalnızca Şehinşah'ın annesi olarak tanıtması ise tartışmasızdır. Bayezid'den iki çocuğu olmuştur: Sultanzade Hatun ve Şehinşah. Şehinşah kız kardeşine kendi salyanesinden günlük yüz akçe ulufe bağlamıştır.

Hüsnüşah, oğlunun görev yaptığı yerlerin hepsine onunla birlikte gitmiş, ölümünden sonra cenazesini Bursa'ya götürmüş ve orada Şehinşah'ın türbesinin kuzeyine gömülmüştür. Ölüm tarihi için 1513 dolayı söylenir, ancak 18 Mart 1522 tarihli bir defter kaydında kendisine âdet-i boğça verildiği görülür; bu da 1513 tarihinin kesin sayılamayacağını gösterir.

Şehinşah'ın bilinen tek eşi Mükrime Hatun'dur. Kepecioğlu'na göre Abdülhalık'ın kızı, yani sonradan Müslüman olmuş bir hanımdır. Erdoğru ise Şehinşah'ın kayınpederinin Karaman has nazırı Nasuh Çelebi olduğunu yazar. Bursa'da Muradiye'nin güneybatısında, taş ve tuğla dizileriyle örülmüş kare planlı bir Mükrime Hatun Türbesi vardır ve 1515'te yapıldığı, Mükrime'nin de 1517'de öldüğü söylenir. Ne var ki 1522 tarihli bir kayıtta Şehinşah'ın eşine de âdet-i boğça verildiği görülür. Mükrime 25 Mayıs 1517'de oğlu Mehmed'in mezarında cüz okutulması için 91.000 dirhem şart koymuştur; bu da türbeye ilk gömülenin oğlu olduğunu düşündürür.

Çocukları

Şehinşah'ın çocuklarının sayısı ve adları kaynaklara göre değişir. Kimi çalışmalar beş oğul (Mehmed Şah, Alaeddin, Mahmud, Mustafa, Orhan) ve bir kız sayar. Mehmed Süreyya ile Öztuna yalnızca Mehmed ve Mahmud'u anar; Mahmud 1510'da İstanbul'da ölmüş ve Fatih civarına gömülmüştür. Alderson Alaeddin, Mahmud, Mehmed ve Mustafa adlarını verir, Fisher ise oğulların Orhan ve Mehmed olduğunu yazar. Alaeddin adı mevacib defterinde geçer, fakat defterdeki ibare onun Şehinşah'ın oğlu olduğunu açıkça göstermez, yalnızca bir şehzade olduğunu belirtir. Şafakcı yalnızca Mehmed adlı bir oğul ile adı bilinmeyen bir kızı kesin kabul eder. Kızın varlığı, Şehinşah'ın ulufesiyle kızına kitabet eden Hayreddin'in şehzadenin ölümünden sonra timara çıkarıldığını gösteren kayıttan anlaşılır.

Oğlu Mehmed hakkında daha çok bilgi vardır. 1501'de Niğde sancağı ona 351.369 akçelik hasla verilmiştir. Öztuna, 1502'den 1511'e kadar Beyşehir sancakbeyi olduğunu yazar. Mehmed, amcası Şehzade Abdullah'ın küçük kızıyla evlenmiştir; kaynaklarda Şahnisa diye geçen bu hanımın adı 1505 ve 1512 tarihli kayıtlarda Aynişah olarak görülür. Aynişah Bursa'da babaannesi Şirin Hatun'un türbesinde yatar. Mehmed 1501'deki Karaman isyanında ve Varsakların saldırısında gösterdiği yararlılık nedeniyle 1503'te ödüllendirilmiş, Şahkulu Konya'yı almaya çalıştığında şehri savunanlar arasında yer almıştır. Babasının ölümünden sonra Konya'daki görev ona verilmiş, ancak 1512'de Şehzade Ahmed Konya üzerine yürüyünce Selim'in yanına sığınmış ve Bursa'da öldürülmüştür. Ölüm tarihi 16 Aralık 1512 ile 5 Ocak 1513 arasında değişen biçimlerde verilir; sicil kayıtlarına göre 27 Kasım 1512'de hayattadır, 24 Ocak 1513'te ise ölmüştür. Öldüğünde yirmi dört, yirmi bir ya da yedi yaşında olduğu yazılır.

Sancaktan Sancağa

Osmanlı geleneğinde şehzade, çocukluktan çıkar çıkmaz bir sancağa gönderilir, yanına lala denilen bir terbiyeci verilirdi. Şehinşah 1480'de Fatih Sultan Mehmed tarafından sünnet ettirilmiş, ardından kendisine Menteşe sancağı verilmiştir. Bayezid tahta çıktıktan sonra Abdullah Temmuz 1481'de Konya'ya gönderilince Şehinşah Manisa (Saruhan) sancakbeyi olmuş, 1483'te Abdullah'ın ölümü üzerine de Manisa'dan Konya'ya geçirilmiştir. Böylece görev yerleri Menteşe (1480-1481), Saruhan (1481-1483) ve Konya (1483-1511) olarak sıralanır. Konya'ya atanma tarihi bazı kaynaklarda 1484, bazılarında 1498 olarak geçer; Şafakcı bu tarihlere ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini söyler, çünkü İbn Kemal ve Oruç Bey 1483 tarihini verir.

Manisa yıllarının izi annesinin hayır eserlerinde görülür. Şehinşah annesi adına Hatuniye Camii'ni, mektebi, imareti, Kurşunlu Han'ı ve Serabat Hamamı'nı yaptırmış, caminin 1490'da tamamlandığı anlaşılmaktadır. Şehinşah'ın bu tarihte Konya sancakbeyi olduğu bilindiğinden vakfın daha önce kurulmuş olması da mümkündür. Manisa'da görevliyken ölen şehzade ve sultan çocuklarının defnedilmesi için Yirmi İki Sultanlar adıyla da anılan Şehzadeler Türbesi'ni de yaptırmıştır. Burada sekiz şehzade ile on dört sultanın sandukası bulunuyordu.

TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Cem Sultan 1474 sonlarında Konya'ya gönderilmiş ve yedi yıl kadar burada görev yapmıştı. Ağabeyi II. Bayezid ile 1481-1482'de taht mücadelesine girişince Konya halkının desteğini aldı, fakat şehir bu çatışmadan epeyce zarar gördü. Bayezid, Cem'in yerine Konya'ya önce oğlu Abdullah'ı, onun ölümünden sonra Şehinşah'ı, onun da ölümü üzerine torunu Mehmed'i gönderdi. Şehinşah ölene kadar yirmi sekiz yıla yakın bir süre burada kaldı ve Konya ile birlikte Beyşehir sancağını da yönetti.

Konya, bir şehzade için ağır bir görev yeridir. Burası Karaman'ın eski merkezidir ve Karamanoğulları'nın hatırası, Memlûk komşuluğu, Dulkadir ve Safevî sınırı, konar-göçer aşiretler hep burada kesişir. Şehinşah'ın anne tarafından Karaman ailesine bağlı olması, bölgedeki boyların Osmanlı düzenine bağlanmasını kolaylaştırmış olmalıdır. Konya'da dedesi Nasuh Bey'in siyasetini sürdürdüğü, Karaman'daki Nasuh Bey Hamamı'na (Küçük Hamam) annesinin ruhu için Kur'an okutulmak üzere gelir vakfettiği ve İçel'in Çeplek köyünde bir mescit yaptırdığı söylenir. Bu vakıfların gelirleri Konya'nın Kaş nahiyesindeki Akpınar mezrası, Kınık köyü ve Çayırçimen Çiftliği'nden karşılanıyordu. Bu eserlerin Şehinşah döneminde yapılmış ya da yenilenmiş olması muhtemeldir.

Divanı, Adamları ve Geliri

Şehzadeler sancaklarında merkez divanının küçük bir kopyasını kurardı. Haftanın belirli günlerinde toplanan divanın üyeleri lala, defterdar ve nişancıydı. Şehinşah'ın maiyetinde odabaşı, miralem, ulufeci, silahdarbaşı, kethüda, başterzi, başaşçı, mehterci, müteferrika, çavuş, kapıcıbaşı ve kâtipler vardı. Bu görevliler yalnızca şehzadeye hizmet etmez, kendilerine ayrılan timar ve zeamet bölgelerindeki köylülerin de yöneticisiydi. Arşiv kayıtlarında şehzadenin ekmekçisinden terzisine, aşçıbaşısından saracısına kadar herkes için ayrı timar ya da günlük ücret görülür. 1512 tarihli mevacib defterinde Şehinşah ve oğlunun adamları tek başlık altında toplanmıştır. Selim'in yanında bu topluluktan 223 askerin bulunması, Şehinşah'ın maiyetinin ölümünden sonra Selim için önemli bir asker kaynağı olduğunu gösterir. Şafakcı bunu, Ahmed'in şehzadenin ölümündeki muhtemel rolü yüzünden adamlarının intikam duygusuyla Selim'e katılmış olabileceği biçiminde de yorumlar.

Lala, şehzadenin bulunduğu sancağın veziriazamı sayılırdı; devlet işleriyle ilgilenir, uygunsuz durumları merkeze bildirirdi. Şehinşah'ın zaman içinde Karagöz Mehmed Paşa, Hadım Yakub Paşa, Mustansıroğlu Mahmud Bey, Sinan Bey, Mustafa Bey, Kemal Bey, Ahmed Bey ve Haydar Bey gibi lalaları olmuştur. Hadım Yakub Paşa, Aydın sancakbeyiyken Şehinşah'a lala olmuş, daha önce Şehzade Ahmed'in de lalalığını yapmıştır. Haydar Bey 1509'dan 1511'e kadar bu görevdedir ve Şahkulu isyanı sırasında öldürülecektir.

Şehzade, haslarının gelirleriyle geçinirdi. 1483'te Karaman vilayetinin 587.070 akçelik haymana geliri Şehinşah'ın hassıydı. Karaman'a atandığında bu haslara ek olarak Bursa Mizanı Mukataası'ndan da yıllık bir ödenek bağlanmış, bu ödenek zamanla artırılmıştır. Buna rağmen Şehinşah zaman zaman parasız kalmıştır. 1491'de bazı kalelerin onarımı ve muhafızların ulufesi için gönderilen paranın 126.515 akçesini kendi işlerine harcadığı için aylığına el konmuştur. 4 Nisan 1501 tarihli mektubunda Bursa kadısından, padişah ordusunun bölgeye gelmesi nedeniyle yapılan masraflar yüzünden, tüccar Hacı Muhiddin'den 125.000 akçe borç alıp göndermesini istemiş ve borcu Haziran ile Ağustos salyanesinden ödeyeceğini bildirmiştir.

Şehzadelerin sancaktaki idari işleri için yazdıkları tuğralı hükümlere tevkî-i hümayun denirdi. Bugün elde bulunan ilk şehzade tuğralı hükmü Şehinşah'a aittir. 22-31 Ocak 1510 tarihli bu fermanda İçel sancakbeyine ve Silifke kadısı ile subaşısına yazarak mehterlerin recep, şaban ve ramazan aylarının ücretleriyle çuka paralarının ödenmesini emretmiştir. Şehinşah timar ve zeamet tevcih eder, mütedeyyin ve namuslu kişileri verdiği nişanla avarızdan muaf tutar, boy beylerinin seçimine karışırdı. 6 Mart 1498'de Döne-erlü Cemaati'nin boy beyliğinin Dündaroğlu Ali Bey'e verilmesi isteği kabul edilmiştir. Nişancısını kendisinin seçmesi ve memnun olduğu lalasının değiştirilmemesi talebi de uygun görülmüştür. Her isteği karşılanmamıştır; 12 Mayıs 1498'de iki timarı birleştirip verdiğinde merkezden bunun yasak olduğunu bildiren bir emir gelmiştir.

Karaman'daki İsyanlar

Şehinşah'ın görev yaptığı yıllar Karaman'da sürekli bir huzursuzluk dönemidir. Karamanoğlu Kasım Bey'in ölümünden sonra Turgutoğlu Mahmud Bey bölgede karışıklık çıkarınca Şehinşah, Karagöz Bey komutasında bir kuvvet gönderdi ve Turgutoğlu 1485 ve 1486 çatışmalarında yenildi. Mahmud Bey 1486'da Memlûklerin desteğiyle yeniden harekete geçti, ancak kuşatılacağını anlayınca Halep'e kaçtı ve isyancıların büyük kısmı öldürüldü. Karaman'da çıkan başka bir isyana karşı Şehinşah'ın oğlu Mehmed, babasının ve hassa askerleriyle Şehzade Ahmed'in kuvvetlerine katılmış ve ordunun öncüsü olmuştur. Mehmed kapıkulu ile Larende'ye yaklaşınca isyancılar Taşeli'ne kaçmıştır.

1501'de patlak veren Karamanoğlu Mustafa Bey isyanı bölgenin en ciddi sarsıntılarından biridir. Şehinşah'ın bu isyanı Mesih Paşa kuvvetlerinin desteğiyle bastırdığı yazılır. Kendisinin de bu aileden gelmesi, Karaman ailesi etrafında toplanan boyların buradan çözülmesinde etkili olmuştur. Osmanlı kaynaklarında yer almamakla birlikte Venedik kaynaklarına göre 1500'de isyancılar Şehinşah'ı yenmişlerdir. Şafakcı, Şehinşah'ın hem 1501 hem 1511 isyanlarını merkezin desteği olmadan bastıramadığını, her iki olayda da vezirlerin görevlendirildiğini belirterek şehzadelerin elindeki askerî gücün sınırlı olduğu sonucuna varır. Böyle bir güç olsaydı merkeze karşı da kullanılabilirdi; merkez bunu bildiği için fazla asker vermemiş olmalıdır. 7 Mayıs 1502 tarihli bir hükümde Şehinşah'tan, Erdebiloğlu'nun halifelerinden kim varsa, eşleri, oğulları ve kızları dahil yakalayıp göndermesi istenmiştir. Venedikli yazarlar 1507'de Anadolu şehirlerinin güvenliği için Aksaray'da Şehinşah komutasında on bin kişilik bir kuvvet bulunduğunu da aktarır.

Şahkulu İsyanı ve Ölümü

1511 baharında Anadolu'nun güneyinde Şahkulu isyanı patlak verdi. Hükümet kuvvetlerinin üzerine geldiğini duyan Şahkulu yön değiştirerek Konya'yı almaya karar verdi. Veziriazam Hadım Ali Paşa, Şehzade Ahmed ve Ahmed'in oğlu Osman isyanı bastırmakla görevlendirilmişti. Şehinşah'ın oğlu Mehmed, Konya'yı savunanlar arasındaydı. İsyancılar Kızılkaya denilen yerde savunmaya geçtiler. Bölgenin bir yanını kuşatma görevi Şehinşah'ın lalası Haydar Bey'e bırakılmış, öteki yanı Şehzade Ahmed ve Ali Paşa kuvvetleri sarmıştı. Kuşatma otuz sekiz gün sürdü ve bu süre boyunca Kızılbaşlara hücum edilmemesi dikkat çekicidir. Karaman yolunda bir gedik bulan isyancılar Haydar Bey'i öldürdükten sonra Kayseri üzerinden Sivas'a yöneldiler. Şehzade Ahmed bu sırada isyanı bastırmak yerine yeniçerilerden kendisine biat etmelerini istemiş, talebi reddedilince sancağına çekilmiştir. Şahkulu bir ok isabetiyle öldü. Ali Paşa 2 Temmuz 1511'de şehit düştü. Şehinşah da aynı gün Konya'da öldü.

Ölüm tarihi, Hüsnüşah Hatun'un 10 Rebiülahir 917 (7 Temmuz 1511) tarihli mektubuna dayanır. Hüsnüşah, oğlunun Rebiülahir ayının beşinci gecesi, yani 2 Temmuz 1511'de ahirete göçtüğünü yazar. Angiolello ile Jorga'nın verdiği 1510 tarihi doğru kabul edilmez. 16 Temmuz 1511 ve Eylül 1511'de taziye için gönderilenler ile annesine 4 Ekim 1511'de verilen 50.000 akçe de 1511 tarihini doğrular. Cenaze Konya'dan kalabalık bir maiyetle Bursa'ya götürülmüştür. Hüsnüşah mektubunda oğlunun, babasının yüzünü bir kez daha görme arzusu gerçekleşmeden öldüğünü, bunun en büyük muradı olduğunu yazar ve yas içinde hâlinin harap olduğunu anlatır. Yaşı için Uluçay elli bir, başka çalışmalar kırk ya da kırk bir der; doğum yılı kesin olmadığından bu rakam da kesin değildir.

Ölümün nedeni belirsizdir ve kaynaklar farklı ihtimaller sayar. Haniwaldanus Anonimi'ne göre Bayezid, oğullarının entrikalarını öğrenince Şehinşah ve Mehmed'i boğdurmuştur. Alderson da asi bir oğulun öldürüldüğünü yazar. Şafakcı bu görüşün kanıtı bulunmadığını söyler; çünkü Şehinşah hiç isyan etmemiştir ve Mehmed'in ölümü daha sonraya düşer. Fisher, Venedik raporlarına dayanarak bacağı sakat olduğu için taht adayı sayılmayan Şehinşah'ın 1510'da kendini denize atarak intihar ettiğini yazar; şehzade 1511'de Konya'da öldüğü için bu kabul edilemez. İshak bin İbrahim'in Selimname'sinde ölüm, dünyanın oyun ve eğlenceden ibaret olduğu, şehzadenin taç hevesinin ölümüyle bittiği biçiminde anlatılır. Danişmend şehzadenin eceliyle öldüğünü rivayet eder. Eravcı da eceliyle öldüğünü yazar, ama Ali Paşa'nın şehit olduğu günlerde ölmesinin bir tertibi akla getirdiğini ekler.

Ali Paşa ile aynı gün ölmesi şüpheyi ağırlaştırır. Hoca Sadeddin ve Keskin, Şehinşah'tan sonra paşanın ölüm haberinin geldiğini aktarır; genel kabul ise Ali Paşa'nın önce öldüğü yönündedir. Şafakcı, en büyük destekçisi Ali Paşa'yı kaybeden Şehzade Ahmed'in intikam alırken aynı zamanda yaşça avantajlı bir rakibinden kurtulmuş ve Konya'ya giden yolu açmış olabileceğini yazar. Uluçay da Şehinşah'ın eceliyle mi yoksa Ahmed'in tertibiyle mi öldüğünü şüpheli bulur. Hüsnüşah, Bayezid'e yazdığı mektuplarda oğlunun suçsuzluğunu savunmuş, onurunun iade edilmesini istemiş, bir türbe yapılmasını rica etmiştir. Ölümün sebebi hakkında kesin bir hükme varmak mümkün değildir.

Şehinşah'ın ölümüyle Bayezid'in büyük bir yıkım yaşadığı kaynaklarda yinelenir. Konya bölgesi Şehzade Ahmed'e ve çocuklarına değil, Şehinşah'ın Beyşehir'deki oğlu Mehmed'e verildi. Şafakcı bunu, babası hakkındaki Kızılbaşlık iddiasının merkezde kabul görmediğinin bir işareti sayar. Mehmed'i kendisine bağlamak isteyen Ahmed, padişahın yasağına rağmen harekete geçti. Mehmed, kaleye sığınmasını ve itaat etmemesini isteyen dedesine rağmen birkaç gün dayanabildi, sonunda anlaşmaya razı oldu. Kapıkulları bu durumu isyan saydı. Ahmed'in Konya'yı ele geçirince hükümdar gibi davranması da onu gözden düşürdü.

Kızılbaşlık İddiası

Şehinşah hiçbir zaman taht mücadelesine açıkça girmemiştir. Bir veliaht (Ahmed), bir savaşçı (Selim), bir şair (Korkud) ve yaşça büyük bir şehzade (Şehinşah) arasında geri planda kalmış, belki de duruma göre hareket etmek için beklemeyi seçmiştir. İdris-i Bidlisî'nin 1508 ya da 1509'da onun adına yazdığı Kanun-ı Şehinşâh adlı eser, şehzadenin o dönemde taht adayı olarak da algılandığına işaret edebilir. Bidlisî eserinde ona Osmanlı hanedanının haleflerinin en büyüğü diye hitap eder.

Şah İsmail ve Şahkulu ile bağlantısı tarihçilerin en çok üzerinde durduğu meseledir. Uzunçarşılı, saltanat mücadelesine kalkışmayan Şehinşah'ın Şah İsmail'le haberleştiğini ve Anadolu'da şahın en güvendiği adam olduğunu yazar. Memlûklerin Divriği naibi Mamay, Memlûk sultanına gönderdiği ve suretini Dulkadiroğlu Alaüddevle Bey'e yolladığı mektupta, Şah İsmail'in iki adamı ile Şehinşah'ın adamında mektuplar ele geçirildiğini bildirmiştir. Allouche, 1510'da Şah İsmail'den ve Diyarbakır'ın Safevî valisi Han Muhammed Ustaclu'dan gelen iki mesaja dikkat çeker. Bir başka belge, lalası Haydar'ın padişaha sunduğu arizadır. Haydar, Karaman'ın neredeyse elden çıktığını, bir an bile beklemenin caiz olmadığını yazar ve Fenayî ile Dellâk İbrahim adlı iki kişinin şehzadeyi saptırdığını, Kızılbaş cemaatiyle şehzade arasında bir ittifak hazırlandığını iddia eder. Ali Paşa da mektubunda Karaman'daki şehzadenin şimdilik kendi taraflarında olduğunu, ancak Ahmed'in Eskişehir'e gelmesiyle bazı vehimlere kapıldığını bildirir.

Şafakcı bu üç belgeyi eleştirel biçimde değerlendirir. Memlûk mektubunun sureti istenildiği gibi yazılabilirdi ve Ahmed kanalıyla gönderilmesi şüpheyi artırır. 1510'a kadar şehzade hakkında böyle bir iddia yokken birden ortaya çıkması ve şehzadeler arasındaki mücadelenin hızlandığı döneme rastlaması da dikkat çekicidir. Ali Paşa açıkça Ahmed yanlısıydı ve Haydar Bey de onunla birlikte hareket ediyordu. Şehinşah ise hiçbir harekette bulunmamıştı. Konyapedia'ya madde yazan Mustafa Eravcı da taht mücadelelerinin hızlandığı devirlerde şehzadeleri yıpratmaya dönük bilgilerin propaganda aracı olarak kullanıldığını, Kızılbaşların yayılma çabalarından meşruiyet devşirmek isteyen Ahmed ve taraftarlarının Konya'yı ele geçirmeye çalışmış olabileceğini söyler. Ona göre Şehinşah, Ahmed'in alan genişletme çabalarına karşı koyan ilk şehzade olmuş olabilir. Şafakcı sonuç olarak Şehinşah'ın Kızılbaş olup olmadığı konusunda net bir şey söylemenin zor olduğunu, daha makul görüneninse onun Şah İsmail'den siyasi bir destek aramış olması ihtimali bulunduğunu belirtir.

Ağıtlar ve Himaye

Şehinşah'ın ölümü çağdaşlarında derin bir iz bırakmıştır. Hacı Ali, Şehdî ve Kâtibî şehzade için mersiye yazmış, bu nedenle hediye almışlardır. Bilinen diğer mersiyeler Lamii Çelebi ile Zâtî'ye aittir. Lamii'nin mersiyesi her bendinde altı beyit bulunan beş bentten oluşur ve Hoca Sadeddin'in Tâcü't-Tevârîh'inde aktarılan vasıta beyti şöyledir: "Begler gelün figân idelüm şâhumuz kanı / Sultân-ı taht-ı Konya Şehinşâhımız kanı". Zâtî de beş bentlik bir mersiye yazmış, 1543'te buna bir bent ekleyip küçük değişiklikler yaparak Şehzade Mehmed için yeniden düzenlemiştir.

Şehinşah bilginlerin ve yazarların hamisiydi. İdris-i Bidlisî Kanun-ı Şehinşâh'ı ona ithaf etmiştir. Kepecioğlu'nun aktardığına göre şehzade Konya'da Mevlâna Mehmed Çelebi bin Sarı Sinan'dan ders almış, hocası Mevlâna Bedreddin bin Veysel'e 23 Nisan 1504'te 2.000 akçe ile bir cübbe vermiştir. Eflak voyvodası ölünce yerine getirilen Kazıklı Voyvodaoğlu da bir süre onun hizmetinde bulunmuştur. Şehinşah'ın ölümünden sonra Hüsnüşah Hatun, oğlunun adamlarının yeni görevlere atanmasında etkili olmuş, unutulan bilgin Mevlâna Pir Ahmed Çelebi için I. Selim'e mektup yazmıştır.

Bursa'daki Mezarı

Şehinşah'ın cenazesi Bursa'ya götürülmüş ve Muradiye Külliyesi'ne defnedilmiştir. Bazı kaynaklar onun II. Murad Türbesi'ne ya da çevresine gömüldüğünü yazar; ancak orada birçok türbe bulunduğundan bu bilgi yeterli değildir. Şehzade Ahmed Türbesi, Yavuz Sultan Selim tarafından kardeşi adına yaptırılmıştır. Bursa kadısına gönderilen 18 Mayıs 1513 tarihli fermanda Ahmed, Şehinşah, Şehinşah'ın oğlu Mehmed ve Korkud'un kabirleri üzerine türbe yapılması bildirilmiştir. Hüsnüşah Hatun da Konya'dan gönderdiği mektupta bir türbe yaptırılmasını istemiş, bu sayede iki dünyada sevap kazanılacağını yazmıştır. 1582-1583 yıllarına ait hesaplarda "Sultan Ahmed ve Şehinşah türbesi eczahanları" ibaresinin bulunması, ikisinin aynı türbede yattığını gösteren bir delil sayılır.

Türbenin mimarı Alaaddin, bina emini Bedreddin Mahmud Bey, kâtipleri Ali, Yusuf, Muhiddin ve Mehmed'dir. Basık kemerli mermer çerçeveli kapısı kündekâri tekniğindedir, kubbesinde ve kubbe eteğinde kalem işi bezemeler yer alır. Altı mermer mezarın bulunduğu türbede Şehzade Ahmed, annesi Bülbül Hatun, kardeşi Şehinşah ve Şehinşah'ın oğlu Mehmed gömülüdür. Korkud'un mezarının da burada olabileceği tahmin edilir; diğer sandukaların ise Bayezid'in kızı Sofu Sultan ile Ahmed'in kızı Kamer Sultan'a ait olduğu düşünülür. Türbe 2013-2014 arasında Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından kapsamlı biçimde onarılmış, yer aldığı alan 2014'te UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınmıştır.

Amasya ile Bağı

Amasya'da Şehinşah adına anılan bir cami, medrese ya da türbe bilinmemektedir. Onun Amasya ile bağı, babası Bayezid'in sancakbeyliği yıllarında burada doğmuş olmasından ibarettir ve bu bilgi de doğum yerini Manisa olarak gösteren anlatılar nedeniyle kesin sayılamaz. Şehzadeler şehri Amasya'nın, kendi saraylarında doğup başka şehirlerde ölen şehzadeleri çoktur ve Şehinşah onlardan biridir. Hayatının asıl alanı Menteşe, Manisa ve en çok Konya olmuştur; Amasya'ya döndüğüne dair bir kayıt da bulunmamaktadır.

Kronoloji

1461: Doğumu (Şafakcı'ya göre; başka kaynaklar 1464, 1470 ya da 1474 verir). Yeri Amasya kabul edilir.

1480: Fatih Sultan Mehmed tarafından sünnet ettirilir; Menteşe sancakbeyliği.

1481: II. Bayezid tahta çıkar; Şehinşah Manisa (Saruhan) sancakbeyi olur.

1483: Abdullah'ın ölümü üzerine Konya sancakbeyliği (bazı kaynaklar 1484 verir).

1485-1486: Turgutoğlu Mahmud Bey'in mağlubiyeti.

1490: Manisa'da annesi adına Hatuniye Camii'nin tamamlanması.

1501: Karamanoğlu Mustafa Bey isyanının bastırılması.

1508-1509: İdris-i Bidlisî'nin Kanun-ı Şehinşâh'ı yazması.

1510: Kızılbaşlık iddialarının dile getirilmesi; 22-31 Ocak tarihli tuğralı hüküm.

2 Temmuz 1511: Ölümü (Konya); Hadım Ali Paşa'nın şehit düştüğü gün.

16 Aralık 1512 - 5 Ocak 1513: Oğlu Mehmed'in Bursa'da öldürülmesi (kaynaklara göre değişir).

18 Mayıs 1513: Yavuz Sultan Selim'in Bursa'daki türbenin yapılması için gönderdiği ferman.

Kaynakça

Bu makalede şu kaynaklardan yararlanılmıştır:

  • Hamit Şafakcı, "II. Bayezid'in Oğlu Şehzade Şehinşah'ın Hayatı", Bitlis Eren Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 11/2, 2022, s. 190-209 (DergiPark, tam metin)
  • H. Mustafa Eravcı, "Şehzade Şehinşah", Konyapedia (konyapedia.com) konyapedia.com
  • TDV İslâm Ansiklopedisi, "Konya" maddesi (islamansiklopedisi.org.tr) islamansiklopedisi.org.tr
  • Vikipedi, "Şehzade Şehinşah" maddesi tr.wikipedia.org
  • Wikipedia, "Şehzade Şehinşah" ve "Hüsnüşah Hatun" maddeleri en.wikipedia.org
  • Murat Berber Blog, "Şehzade Ahmed Türbesi" (blog.murber.com) blog.murber.com

Çevrimiçi kaynaklar