Amasya'nın kalabalık tarihî çekirdeği Yeşilırmak vadisine sıkışmışken, Yazıbağları şehrin batısında, Karaman Dağı'nın doğu eteğinden ırmağa doğru açılan bağlık kuşakta yer alır. Mahalleye ilişkin yazılı kaynak azdır ve dağınıktır. Belgeli bilginin büyük bölümü, Hüseyin Hüsameddin Yasar'ın Amasya Tarihi'nde İltekin Gazi'nin vakıfları arasında anılan "Yazı Bağları" kaydına, bu kaydın çevresindeki bağ, köprü ve türbe tarifine ve Cumhuriyet döneminde buraya yerleşen demiryolu, kışla ve okul gibi kurumlara dayanır. Aradaki yüzyıllar için kesin konuşmak mümkün değildir. Aşağıdaki anlatı bu sınırın içinde kalır; kaynaktan çıkarılan yorumlar yorum olarak belirtilmiştir.
Adın Kökeni
Mahalle resmî kayıtlarda ve haritalarda hem Yazıbağları hem de Yazı Bağları biçiminde geçer. Ad, "yazı" (düzlük, ova) ile "bağ" sözcüklerinin birleşiminden oluşmuş görünür. Bu açıklama sözcüklerin bilinen anlamlarına dayanan bir çıkarımdır; adın kesin kökenini belirten bir belge ya da etimoloji çalışması bulunamamıştır. Yasar'ın eserinde ad, kendi zamanında zaten yerleşik bir yer adı olarak karşımıza çıkar. Amasya'da ırmağın iki yakasındaki bağlar mevkiine, sahiplerine ve yakınındaki yapılara göre adlandırılmıştır ve Yazı Bağları da bu adlandırma düzeninin bir parçasıdır.
Adın idarî geçmişine dair tek yardımcı kayıt, Amasya'da adı değiştirilen yerleşimleri inceleyen bir çalışmada bulunur. Bu çalışma, merkez ilçede sonradan mahalleye dönüştürülen eski köyler arasında Boğazköy, Fındıklı, Helvacı, Karasenir, Orman Bağları, Saraycık, Yeniköy ve Yeşilyenice ile birlikte Yazıbağları'nı da sayar. Yani bugünkü mahalle, kentin içinden gelen eski bir semt olmaktan çok, idarî düzen değişirken mahalle statüsü kazanan bir yerleşimdir. Dönüşümün yılı ve gerekçesi çalışmada belirtilmemiştir.
Karaman Dağı'nın Eteğinde Bağlar
Yasar, Amasya'nın batı yanında "Karaman Dağı" diye bilinen, hafif ormanlı, kuzeyden güneye uzanan bir dağdan söz eder. Dağın bu adı almasını, 727 tarihinde Mısır Türkmenleri tarafından tutulması istenen Gümüşlüzade Tâceddin Mahmud Çelebi'yi yakalamakla görevli Karamanzade Yahşi Bey'in Amasya'ya bu dağdan aşıp girmesine bağlar; ancak bunu zan olarak aktarır. Dağ, güney boğazın sonundaki Çalan Köprü başına kadar uzanır; batı yüzü Geldiklan ovasına, doğu yüzü Amasya şehrine bakar.
Dağın doğu eteğinde, Şeyh Cûî mevkiinin güneyine denk gelen yerlere "Akbilek" denir. Bu ad, Hanefi âlimlerinden ve büyük müfessirlerden sayılan Molla Bahşî Halife'nin bağların güneyinde medfun olması nedeniyle 931 tarihinden itibaren yaygınlaşmıştır. Yasar, Akbilek Bağları'nı kuzeyden güneye uzanan dikdörtgen biçimli, çevresi duvarla çevrili, vaktiyle büyük bir bağ olarak tarif eder ve sonradan parsellere bölündüğünü sanır. Akbilek'in üst yanında, dağın doğu eteğindeki bağ ve bayırların tamamına ise genel olarak "İltekin" denir. Bugünkü mahallede Kışla Caddesi üzerinde bir Akbilek Bağları Camii'nin bulunması, bu eski bağ adının hâlâ yaşadığını gösterir.
Yasar'ın ırmak boyunca tuttuğu bağ dökümü, Yazıbağları'nın hangi çevrede anıldığını kestirmeye yardım eder. Güney yakada Sultan Bayezid Camii'nden batıya doğru İnehân, Yörgüç Paşa, Hacılar Meydanı, Ferhad Arası ve Çalan Köprü bağları sıralanır; kuzey yakada ise Meydan Köprüsü'nün kuzey kıyısından başlayarak Ok Meydanı ve ardından İltekin Bağları gelir ve bunlar Çalan Köprü başına kadar sürer. Osman Fevzi Olcay'ın Amasya Hâtıraları'nın içindekiler bölümünde de bağlar başlığı altında Akbilek, Şeyh Cûî, Alp Tekin ve Helvacı bağlarının ardından "Çalan Köprü Bağları, Yazı Bağları, Dadı Önü Bağları, Ağ Burun Ucu Bağları, Güllük Serçoban Bağları, Kızılca Bağları" tek satırda anılır. Olcay'ın bu bölümünün gövde metni elimizdeki dosyada bulunmadığından ayrıntısı aktarılamamaktadır; ama sıralama, Yazı Bağları'nın şehir merkezinden uzaklaşıp Çalan Köprü yönündeki batı ucunda anıldığını düşündürür.
Yasar bu bağları sevgiyle anlatır. Amasya bağlarının ırmak boyunca bir uçtan öbürüne on sekiz saatlik bir mesafe tuttuğunu, yüzlerce dolapla sulandığını yazar. Yeşilırmak'ın mart başından itibaren kabarıp bazen bağları ve şehri bastığını belirtir ve şu hükmü verir: "kabarsa letâfetdir, taşarsa bereketdir, akması bir feyz-i rahmetdir." Bu cümle, yüzyıllar boyunca taşkına rağmen ırmak kenarında oturmuş bağcının bakışını yansıtır; aynı bölge bugün taşkın riskiyle ilgili haberlerde anılmaktadır.
İltekin Gazi ve Vakıf Kaydı
Yasar'ın aktardığına göre İltekin Gazi, Danişmendli emirlerinden ve Harezm Türkmenlerindendir; bu bilgi Tarih-i Âl-i Dânişmend'e dayandırılır. Fetih sırasında Amasya'ya bu taraftan girmiş, Kelkis Kalesi'ni yıkmış ve sonradan buraya gömülmüştür. Bölgenin İltekin adını almasının sebebi budur. Yasar, adın resmî kayıtlarda 567 tarihinden beri geçtiğini yazar; takvim belirtilmediği için bu sayı miladî bir yıla çevrilmemiştir.
Yasar'ın kitabının farklı bölümlerinde İltekin'in kimliği tam aynı biçimde verilmez. Bir yerde "Harezm Türkmenlerinden", başka bir yerde "Nâsırüddevle İltekin el-Artukî", soy anlatan bölümde ise "Nâsırüddevle İltekin Harezmî" olarak anılır. Yasar bu nisbeler arasında bir ayrım yapmaz; çelişki kitapta olduğu gibi durmaktadır. Yine de ortak nokta açıktır: İltekin, Danişmendli ümerasından, Amasya fatihlerinden biridir ve mezarı mahallenin yamaçlarındaki türbededir. Soyundan gelenleri anlatan bölümde sülale üç kola ayrılır: Gıyâseddin Mahmud kolu Konya'da, Hüsâmeddin Hüseyin Rûmî kolu Mısır'da kalmış, yalnız "Aydın" kolu Amasya'da çoğalmıştır. Bu koldan sonradan "Kağnı" şubesi çıkmış ve efradı 1100 tarihine kadar bulunabilmiştir; Aydın Paşa, Ali ve Hasan Beyler bu koldan meşhur olanlardır.
İltekin Gazi'nin türbesi, Yasar'ın tarifiyle dört taş sütun üzerine oturan eski bir taş kubbedir ve İltekin Bağları'nın üstünde, dağın eteğindedir. Yasar bir başka bölümde türbenin içinde Danişmendli vezirlerinden Nâsırüddevle İltekin el-Artukî ile oğlu Emir Hüsâmüddevle Hasan Gazi'nin medfun olduğunu yazar. Yanında, Amasya emiri Şadgeldi Paşa'nın kızı olarak anılan, "Kadem Paşa" lakaplı Cihan Hatun'un türbesi vardır; hatunun evkafı ve eczâ-yı şerîfesi bulunmaktadır. Aynı yerde kimliği anlaşılamayan bir eski mezar daha görülür. Yasar, Vâzıh Efendi'nin Cihan Hatun hakkında verdiği bilgiyi ise tamamen asılsız bir hurafe olarak niteler. Türbenin arkasında taş yığınları ve eski duvar kalıntıları görülür ve bunlar Kelkis Kalesi'nin harabesi olarak gösterilir. Yasar'ın kaydettiği bir rivayete göre türbenin gerisindeki taş bir oyuktan girilince sol tarafta aşağıya giden bir yol vardır ve bu yol Ferhad Arası'ndaki ırmağın altından geçerek Kelkis Kalesi'ne ulaşır. Yasar, bir grup kişiyle mum yakıp yaklaşık otuz metre ilerlendiğini, ancak güherçile etkisi arttığı için geri dönüldüğünü aktarır.
İltekin'in ailesine dair başka bir kayıt hanedan tarihine de dokunur. Gökmedrese Camii'nin üst tarafında, bir tepe üzerindeki Efrumiye Bânû Türbesi için yerel anlatı, burada Amasya'daki son Bizans valisi Jutatyus'un kızının ve Amasya fatihi İltekin Gazi'nin eşinin yattığını söyler. Oğlu Emir Hüsâmüddevle Hasan Gazi'nin vakıfları ve cüzhânları olduğu şer'î belgelerde görülmüştür. Yasar'ın biyografi ciltlerinde Efrumiye Bânû'dan doğan Hüseyin Gazi Bey (Sehmüddevle), İltekin'in ikinci oğlu olarak anılır; Merzifon'da emirlik yapmış, orada bir cami yaptırmış ve Sehmüddevle çiftliğini bu caminin masraflarına vakfetmiştir. Yasar, Merzifon'un da İltekin Gazi tarafından fethedildiğini yazar. Bu kayıtlar yerel gelenek ve belgeyle birlikte verilir; kronolojik bir sıraya konması mümkün olmamıştır.
Yasar'ın Yazıbağları'na doğrudan değinen cümlesi şudur: "Yazı Bâğları ve Karasenir Mahallesi umûmen Gâzi-i müşârün-ileyhin vakfı olup, 1160 târîhine kadar evlâdı tevliyet tarîkiyle tasarruf etmekdeler idi." Yani Yazı Bağları ile Karasenir, İltekin Gazi'nin vakfı sayılmakta, idaresi ise belirtilen tarihe kadar gazinin soyundan gelenlerin elinde, mütevelli sıfatıyla kalmaktaydı. Buradaki 1160 sayısının hangi takvime ait olduğu metinde söylenmemiştir. Cümle, Yazı Bağları'nın o zamandan beri bir bağ sahası ve vakıf arazisi olarak anıldığını düşündürür; ama bu da bir yorumdur.
Simre ve Türbe Çevresindeki Eski Yerleşim
Yasar'ın anlattığı çevre, bu vakıf sahasının bir dönem canlı bir yerleşim olduğunu da gösterir. Türbenin etrafı vaktiyle boydan boya bir mahalleydi ve 1052 tarihli kayıtlara göre "Simre" adıyla anılan yeni bir kasabanın merkeziydi. Yasar'ın yazdığı sırada bu mahalle artık yoktur; cami, iki mescit ve bir mektep ortadan kalkmış, vakıfları hazineye geçmiştir. Önündeki bağlar ise eskiden beri meşhurdur ve bağcıların İltekin Gazi'ye ayrıca saygı duyduğu belirtilir.
Simre adı Yasar'ı uzun uzun uğraştıran bir konudur. Selçuklu sultanı Mesud'un Amasya'da Simre'yi kurup şehri yeniden onardığını yazar; ancak eski kayıtlarda Amasya, Alparslan, Havza, Koca Kayas, Lâdik ve bir başka yer için altı ayrı Simre'nin anıldığını, adın kaynaklarda Sümre, Saymere, Sâmere gibi değişik biçimlerde yazıldığını da kaydeder. Geldiklan nahiyesi için ise, Selçukluların Amasya'daki nüfuzu sona erince "Simre Nahiyesi" sayıldığını ve merkezinin "İltekin Karyesi" yapıldığını yazar. Dolayısıyla İltekin türbesinin çevresi, bir dönem nahiye merkezi olarak da kullanılan bir köy ya da kasaba olabilir; fakat belgeler zikredilmediği için bu kuruluşun tarihi saptanamaz.
Ziyaret geleneği de bu çevreye bağlıdır. Amasyalılar her yıl Şaban ayının başlarında kabri kalabalık bir topluluk hâlinde ziyaret etmeyi âdet edinmişlerdir. Yasar bir dipnotta, gazinin Amasya'ya Şaban ayının ikinci günü girdiğinin mütevatir olduğunu, ziyaretin de bu yüzden Amasyalılara özgü eski bir gelenek sayıldığını ekler ve bilgiyi Şeyhzade Hacı Ali Efendi'nin babasından naklen ve kendi gözlemiyle anlattığına dayandırır. Aynı dipnotta, "42"den sonra pek çok güzel millî âdetin bırakıldığı gibi bu ziyaretin de sonradan terk edildiği söylenir.
Çalan Köprü
Yazıbağları'nın batı ucundaki bağlık kuşağın sınır işareti Çalan Köprü'dür. Yasar'a göre Amasya vadisinde altı köprü vardır; dördü kârgir, ikisi ahşaptır ve hiçbiri eski çağlardan kalma değildir. Bunlardan Çalan Köprü, güney boğazın, yani Ferhad Arası'nın sonunda yer alır. Temeli, üstü ve yanları taştan, kemerleri ve ayakları kırmızı tuğladandır. Güney yanının ortasında küçük, kare bir oda biçiminde çıkıntı bulunduğundan "çalık" anlamına gelen "Çalak"tan "Çalan" denmiştir.
Yasar'a göre köprü eski belgelerde "İltekin Köprüsü" adıyla kayıtlıdır ve bu kayıttan köprüyü, aşağı yanında medfun bulunan İltekin Gazi'nin yaptırdığı anlaşılır. Aynı yerde, temel taşına bakılırsa daha önce de bir köprünün bulunduğunu, bu köprü harap olduktan sonra Danişmendli döneminde yeniden yapıldığını tahmin eder. Kırmızı tuğlayla örülen eski yapıların çoğunun bu döneme ait olduğunu benzer örneklerden çıkardığını da ekler. Kaynak burada ayrımı açık yapar: kayıt köprüyü İltekin'e bağlar, gözlem ise daha eski bir temele işaret eder.
Eryatağı İstasyonu
Cumhuriyet döneminde mahallenin en belirgin işareti demiryolu olmuştur. Eryatağı Tren İstasyonu, Samsun-Kalın hattı üzerinde Devlet Demiryolları ve Limanları İdaresi tarafından inşa edilmiş ve 1927'de hizmete girmiştir. Hattın tamamı ise 1926'da başlayıp 1932'de tamamlanan bir yapım sürecinin ürünüdür; 378 kilometrelik hat Samsun'u Kalın'da Ankara-Kars hattına bağlar. İstasyon TCDD'ye aittir, tek bir kenar peronu ve üç hattı vardır, bugün yolcu trenine hizmet vermez ve yalnız yük işletmeciliğinde kullanılır. 2015 ile 2020 arasında hatta geniş bir yenileme yapılmış, yolcu seferleri 2023'te yeniden başlamıştır; fakat Eryatağı bu seferlerin durağı değildir.
İstasyonun adındaki "Eryatağı" sözcüğü için kaynaklarda bir açıklama bulunamamıştır. Adın mahalleden gelen bir yer adı mı yoksa istasyon için verilmiş ayrı bir ad mı olduğu bilinmemektedir.
Kışla ve Okul
Mahallenin yakın tarihine kimliğini veren yapı kışladır. 15. Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı, General Hikmet Akıncı Kışlası'nda, Yazıbağları Mahallesi Kışla Caddesi üzerinde konuşludur. Tugay, Amasya'daki 12. ve 22. Piyade Eğitim Alaylarını ve Samsun'daki bir astsubay eğitim bölüğünü bünyesinde toplar; er ve erbaşların temel eğitimi burada yapılır. Askerî birlikleri tanıtan bir kaynak kışlanın 1974'te Yazı Bağları mevkiinde kurulduğunu belirtir; bu tarih başka bir belgeyle doğrulanamamıştır. Kışlaya adını veren Tuğgeneral Hikmet Akıncı'nın biyografisi bulunan kaynaklarda yer almaz ve bu nedenle yazılmamıştır.
Kışlanın yanındaki Tuğgeneral Hikmet Akıncı Ortaokulu da Yazıbağları Mahallesi sınırlarındadır; okulun adresi "Tugay Lojmanları yanı" olarak verilir ve okul bugün altı derslik, on öğretmen ve yüz dört öğrenciyle çalışmaktadır. Mahalle sınırlarında ayrıca Yazı Bağları Caddesi üzerinde bir Yazıbağları Mahallesi Camii vardır; kuruluş tarihine dair kayıt bulunamamıştır. Yani mahalle, tarihî bağlık yapısının yanında bir askerî tesisin ve onun çevresindeki lojman nüfusunun etrafında biçimlenen bir yerleşme hâline gelmiştir.
Nehir Kıyısı ve Taşkınlar
Yazıbağları Yeşilırmak'ın kıyısında kurulduğu için ırmağın kabarmasından doğrudan etkilenir. Amasya Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, Haziran 2020'de mahallede sel ve su baskını sonrası hasar tespit çalışması yapmıştır; kaynak etkilenen yapı sayısını vermez. Mayıs 2026'da yağışlarla Yeşilırmak yükselince belediye ekipleri Yazıbağları ve Karasenir mahallelerinde nehir boyunca taşkına karşı set çalışmalarını aralıksız sürdürmüştür. Aynı iki mahallenin bu tür haberlerde birlikte anılması, Yasar'ın yüzyıllar önce Yazı Bağları ile Karasenir'i tek vakıf içinde anmasıyla da örtüşür.
Bu komşuluk Yasar'ın Karasenir tarifinde de görülür. Karasenir Mahallesi, şehrin güneybatısında, yaklaşık on bir kilometre uzaklıkta, Emir Seyfeddin Kara Sungur'un çiftliği olması nedeniyle "Kara Sungur Çiftliği" adıyla anılırken zamanla "Karasenir"e dönüşmüştür. Orada Kara Sungur Bey'in camii ve mektebi bulunmaktadır; Yasar'ın zamanında bunlar halkın yardımlarıyla idare edilmektedir. Hicaz kumandanı Mirliva Hasan Paşa da bu mahallenin yetiştirdiği kişilerdendir. Yasar, Karasenir ve Kayabaşı mahallelerinin bağları, bostanları, yağları, yoğurtları ve peynirleriyle şöhret bulmuş, bakımlı birer köy görünümünde olduğunu söyler. Yazı Bağları için böyle ayrı bir tasvir yoktur.
Nüfus ve Değişim
TÜİK verilerine dayandığı belirtilen bir nüfus derlemesi, Yazı Bağları Mahallesi için şu seriyi verir:
- 2012: 682
- 2013: 1.368
- 2014: 2.021
- 2015: 1.283
- 2016: 1.146
- 2017: 3.626
- 2018: 6.202
- 2019: 6.479
Serideki dalgalanmalar dikkat çekicidir. Yıllar arasındaki sıçramaların nedeni (yeni konut alanları, kışla nüfusunun sayıma yansıması, idarî sınır düzenlemesi ya da derleme farkı) kaynaklarda açıklanmadığı için yorumlanmamıştır. Kesin ve güncel değerler için TÜİK'in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi esas alınmalıdır. Mahalle idaresine gelince, yerel basın Ekim 2025'te Amasya Belediye Başkanı'nın Yazıbağları ve Karasenir muhtarlıklarını ziyaret ettiğini duyurmuştur; ziyaret mahalle sorunlarının yerinde dinlenmesi ve ilgili birimlere iletilmesi amacıyla yapılmıştır.
Kronoloji
1927: Samsun-Kalın hattı üzerindeki Eryatağı Tren İstasyonu hizmete girer.
1974: Askerî birlikleri tanıtan bir kaynağa göre Yazı Bağları mevkiinde piyade eğitim kışlası kurulur (başka belgeyle doğrulanamamıştır).
2012-2019: Derlenen nüfus serisine göre mahalle nüfusu 682'den 6.479'a ulaşır.
Haziran 2020: Mahallede sel ve su baskını sonrası hasar tespit çalışmaları yapılır.
Mayıs 2026: Yeşilırmak'ın yükselmesi üzerine Yazıbağları ve Karasenir'de set çalışmaları yürütülür.
Yasar'ın aktardığı vakıf kaydındaki "1160", İltekin adına ilişkin "567", Simre kaydındaki "1052" ve ziyaretin terkine ilişkin "42" tarihleri takvimleri belirtilmediği için bu kronolojiye sıralanmamıştır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsameddin Yasar, Amasya Tarihi, 1-4. ciltler (Amasya Belediyesi e-kitap baskısı), e-kitap s. 102-105, 135, 137, 144, 180, 190, 206; 9-12. ciltler, s. 11, 80, 635
- Hüsameddin, Amasya Tarihi, e-kitap s. 144 (Kadem Paşa Türbesi)
- Osman Fevzi Olcay, Amasya Hâtıraları, Bağlar bölümü içindekiler kaydı amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Bekir Başalan, Amasya ilinde adı değiştirilen yerleşim yerleri üzerine makale (DergiPark) amasya.bel.tr
Resmî kaynaklar
- Amasya Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, Yazıbağları hasar tespit duyurusu (20 Haziran 2020)
Diğer kaynaklar
- nufusu.com, "Merkez Mahalleleri Nüfusu Amasya" (TÜİK/ADNKS derlemesi)
- Eryatağı Tren İstasyonu ve Samsun-Kalın demiryolu maddeleri (Vikipedi)
- 15'inci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı, Amasya (askerî birlikler rehberi)
- Tuğgeneral Hikmet Akıncı Ortaokulu
Çevrimiçi kaynaklar





