Osmanlı şehrinde yerleşim ve yönetim birimi mahalleydi. Amasya'da da yaşam, geniş cadde ve meydanlardan çok, bir mescidin ya da bir çeşmenin çevresinde kümelenmiş mahallelerde örgütlenmişti. Vergi defterleri haneleri mahalle mahalle yazar, vakıf kayıtları mescid, mektep ve çeşmeleri mahalle adlarıyla birlikte anar, Müslüman ve gayrimüslim cemaatler ayrı mahallelerde ya da aynı mahallenin ayrı kollarında kayda geçerdi. Bu kayıtlar sayesinde Amasya'nın Osmanlı çağındaki nüfusu, mahalle sayısı ve cemaat dağılımı, tarihî mahalle dokusunun anlatıldığı yazılardan ayrı olarak, rakamlarla izlenebilmektedir. Rakamların bir kısmı yabancı bir gezginden, bir kısmı XVI. yüzyıl tahrir defterlerinden, bir kısmı da XIX. yüzyılın nüfus ve temettuat sayımlarından gelir; kimi yerde birbirini doğrular, kimi yerde birbirinden belirgin biçimde ayrılırlar.
Mahallenin Kuruluşu ve Adı
Osmanlı geleneğinde bir mahalle çoğu zaman bir mescit ekseninde oluşurdu. Varlıklı bir kişi mescit yaptırır, yanına bir mektep ve bir çeşme ekler, gelirini bir vakıfla bunlara bağlardı; zamanla çevresine haneler yerleşir, bölge de bu hayır sahibinin adıyla anılırdı. Amasya'nın tarihçisi Hüseyin Hüsâmeddîn, Amasya Tarihi'nin ilk cildinde mahalleleri alfabetik sırayla sayar ve her birinin adını kimin hatırasına borçlu olduğunu açıklar. Verdiği örnekler bu kuralın ne kadar yaygın olduğunu gösterir. Uzun Mustafa Mahallesi, padişahlarca birkaç kez Mısır'a elçi gönderilen tüccar Hoca Hacı Mustafa Çelebi'nin; Hacı Hamza Mahallesi, II. Bayezid'in Amasya valiliği sırasında lalası ve danışmanı olan İsa Beyzâde Hacı Hamza Bey'in; Pirinççi Mahallesi, II. Bayezid'in beylerinden Pirinççi Sinan Bey'in; Hızır Paşa Mahallesi, mescit, medrese, mektep, zaviye ve iki hamam yaptıran Hızır Paşa'nın adını taşır. Bu zatların her biri kendi mahallesinde en az bir mescit ve bir mektep kurmuş, mülkünü onlara vakfetmiştir. Hüsâmeddîn'in verdiği Hicrî yıllara bakıldığında bu adlandırmaların birçoğunun XV. yüzyılın ikinci yarısıyla XVI. yüzyılın başına, yani Amasya'nın şehzade sancağı olarak parladığı döneme düştüğü görülür.
Ad her zaman bir kişiye bağlı değildi. Bozahâne Mahallesi'ne ad veren, Şehzade Ahmed döneminde boza içiminin yaygınlaştığı sırada burada yapılan büyük bir bozahanedir. Devehâne, Osmanlı seferlerinde cephane ve zahire taşıyan beylik develerin konaklama yeri olduğu için bu adı almıştır; mahallenin ortasındaki Kağnı Pazarı da bir mütesellimin burada vakıf kurup pazar oluşturmasından doğmuştur. Sarachâne, Çelebi Mehmed'in Amasya'da hüküm sürdüğü yıllarda burada bir saraçhane yaptırmasıyla ve Kazancı Mahallesi eski kayıtlarda Kaya Paşa Mahallesi olarak geçer. Tatar Mahallesi ise H. 1295'ten (1878) itibaren buraya yerleştirilen Tatar muhacirlerle oluşmuş, resmî defterlerde İhsâniye Mahallesi olarak yazıldığı hâlde halk arasında Tatar adıyla kalmıştır. Mahalle eski bir yapının çevresinde kurulabildiği gibi, yeni gelen bir topluluğun çevresinde de kurulabiliyordu.
Mahalle adlarının yazımı zaman içinde ağızlara göre değişmiştir ve Hüsâmeddîn bunun örneklerini ayrı ayrı belirtir. Eslem Hatun'dan gelen Eslem Mahallesi halk dilinde İslâm Mahallesi olmuş; Şeyh Kırık Mahallesi Çıkrık'a dönüşmüş, kimi yazıcılar bunu Şeyh Garîk diye de yazmıştır. Gökceğiz Mahallesi, Selçuklu emirlerinden Bahâeddîn Gökceğiz'e nispetle anılırken zamanla Küpceğiz olmuş, XIX. yüzyıl defterinde ise Köyceğiz biçiminde karşımıza çıkar. Savakça adı, Erzincanlı Abdurrahman Halvetî'nin zaviyesinin önünde yaptırdığı küçük ağaç savak havuzundan türemiştir; H. 980'den (1572) sonra bu ad kayıtlara Sevâdiye biçiminde geçmiş ve XIX. yüzyıl defterlerindeki Suvadiye Mahalleleri'nin kökenini oluşturmuştur. Bu yazım farkları, XVI. yüzyıl tahrirleri ile XIX. yüzyıl nüfus defterlerini yan yana okuyan araştırmacının aynı mahalleyi farklı adlarla karşılaşması anlamına gelir ve karşılaştırmalı çalışmalarda dikkat gerektirir.
Hüsâmeddîn'in Mahalle Listesi
Hüsâmeddîn, kitabında elli iki mahalleyi madde madde işler (genel girişte şehrin elli üç mahalleli olduğunu yazar) ve bunlara şehrin dışında kalan, çiftlik kökenli Karasenir ile Kayabaşı'nı ayrıca ekler. Listede İslâm, Eski Kethüdâ, Üçler, Uzun Mustafa, Bâyezîd Paşa, Bozahâne, Pirinççi, Pervâne Bey, Tatar, Temennâ, Câmi-i Enderûn, Çırakçı, Çeribaşı, Çıkrık, Hacı İlyâs, Hacı Hamza, Hekîm Çelebi, Hâtuniye, Hızır Paşa, Hoca Süleyman, Dârü's-Selâm, Dere, Devehâne, Receb, Ziyâre, Sâbıkeddîn, Sarachâne, Sarây, Sa'deddîn, Şamlılar, Şâmîce, Şehre Küsdü, Savakça, Sofîzâde, Sofîler, Acem Ali, Fethiye, Kuba, Karatay, Kazancı, Kamereddîn, Kocacık, Kurşunlu, Kılıççı, Küpceğiz, Köprü Başı, Gök Medrese, Gümüşlüzâde, Mehmed Paşa, Helkis ve Yâkûtiye gibi adlar yer alır. Her madde mahallenin sınırlarını komşu mahalleler üzerinden tarif eder (Eski Kethüdâ için "doğusu Köprübaşı, batısı Bayezid Tabhane Sırası, güneyi Bozahâne, kuzeyi Yeşilırmak" gibi), ardından adın kaynağını, mahalledeki mescit, mektep, çeşme ve hamamları, kimi zaman da buradan çıkan önemli kişileri verir. Bu bakımdan kitap, mahalleleri bir idari birim olarak olduğu kadar bir vakıf coğrafyası olarak da kaydeder.
Madde başlarına bakıldığında mahallelerin birbirinin yerini aldığı, bölündüğü ya da başka bir ad aldığı da anlaşılır. Bâyezîd Paşa Mahallesi Kuş Köprüsü'nün güneyinde eskiden Foka Mahallesi'nin bulunduğu yerde kurulmuş, Mehmed Paşa Mahallesi H. 890'dan (1485) itibaren bu adı almış, önceki adı olan Dugrâkiye ise yalnızca medresenin adı olarak kalmıştır. Çırakçı ile Câmi-i Enderûn sonradan bir başka mahalleden ayrılarak ayrı birim olmuş, Karatay ile Kurşunlu ise kökeni Danişmendli ve Selçuklu dönemine uzanan, ama Osmanlı çağında da kullanılan adlardır. Hüsâmeddîn bu eski adları kuyûd-ı atîka, yani eski kayıtlar diye andığı belgelere ve vakfiyelere dayandırır. Hekîm Çelebi Mahallesi ise bu listenin hazin bir örneğidir. Hızır Paşa Mahallesi'nin doğusunda, Kırklar Dağı'nın eteğinde bulunan ve H. 890 dolayında ünlü hekim Bedreddin Mahmud Çelebi'nin adını taşıyan bu mahalle, 1293 harbinde (1877-78) tamamen harap olmuş, Hüsâmeddîn'in yazdığı sırada geriye yalnızca kalıntılar kalmıştı.
Mahalle Yönetimi ve Cemaatler
Mahallenin gündelik düzeni, Müslüman mahallelerde imam ve muhtarlarla, gayrimüslim mahallelerde papaz ve kocabaşılarla sağlanırdı. Bu görevlilerin rolü, XIX. yüzyılda nüfus ve temettuat sayımlarının yürütülmesinde en açık biçimde görülür. Temettuat yazımında Müslüman mahallede birinci ve ikinci muhtar ile imam, gayrimüslim mahallede papaz ve kocabaşılar görev alır, yazım bitince defterin sonuna mühürlerini basarak kaydın doğruluğunu onaylardı. Amasya defterlerinin çoğunda iki muhtar ile imamın mührü bulunur; dört mahallenin defterinde yalnızca iki muhtarın mührü vardır, imamınki eksiktir. Karma mahallelerde reayanın yazımından sorumlu papaz ve kocabaşıların mührüne ise rastlanmaz. Aynı mahallede oturan Müslümanlar ile gayrimüslimler aynı deftere yazılır, önce Müslüman haneler, ardından bir sayfa boş bırakılarak reaya haneleri kaydedilirdi. Defterlerin başlığı da bunu açıkça belirtir: ilk bölüm mahallenin Müslüman ahalisinin emlak, arazi ve temettuatını, ikinci bölüm "mahalle-i mezkûrda mütemekkin ahâli-i reayanın" kayıtlarını içerir.
Kayıtlardan çıkan genel görünüm, Amasya'da cemaatlerin birbirinden tamamen ayrı yaşamadığını, ama mahalle sınırlarının yine de belirgin olduğunu gösterir. Müslüman mahallelerin yanında Ermeni, Rum ve Yahudi cemaatlerinin mahalleleri vardı; 1523 defterinde Müslüman ile zimminin birlikte yazıldığı mahalle bulunmazken 1576'da altı karma birim görülür; XIX. yüzyıl ortasında ise şehir mahallelerinin yarıdan fazlası iki cemaatin bir arada oturduğu mahalledir. Mahalle yapısı, aşağıda ayrıntılı görüleceği gibi, yüzyıllar içinde sabit kalmamıştır.
Tahrir Defterleri ve Nüfusun Okunması
Osmanlı Devleti, fethettiği ya da yönetimine kattığı toprakları arazi, vergi ve nüfus bakımından yazdırırdı. Bu işleme tahrir, ortaya çıkan defterlere tapu tahrir defterleri denirdi. Klasik dönemde tahrirler genellikle yirmi beş ile otuz beş yıl arayla yapılır, yeni padişahın cülusu, fetih ya da gelir dengesindeki bozulma gibi nedenler yeni bir yazımı gündeme getirirdi. Defterlerin asıl amacı vergi gelirini belirleyip timar sistemini düzenlemekti; bu yüzden nüfus bilgisi ancak dolaylı olarak elde edilir. Kayıtlarda her mahallenin ve köyün hane sayıları, vergi ödeyen erkekler (nefer), evlenmemiş yetişkinler (mücerred) ve gelirler tek tek gösterilir. Araştırmacılar toplam nüfusu bulmak için nefer sayısını 3 ya da 3,5 gibi bir katsayıyla çarpar; bu yöntem kaba bir tahmin verir ve sonuçlar katsayıya göre değişir.
Amasya için en önemli iki XVI. yüzyıl kaydı, 1523-1525 yıllarında tutulan, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde Tapu Tahrir 387 numarayla bilinen defter ile 1576 tarihli, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyûd-ı Kadîme Arşivi'nde 26 numarayla kayıtlı mufassal defterdir. Ansiklopedi maddesine göre Amasya 1525'te beşi gayrimüslim olmak üzere elli beş mahalleye sahipti ve nüfusu yaklaşık sekiz bin kadardı; bunun iki bin kadarını gayrimüslimler oluşturuyordu. Aynı defteri inceleyen Ronald Jennings 1523 için daha ayrıntılı bir tablo çizer. Ona göre şehirde 1.990 nefer ve 1.403 hane yazılmıştı, nüfusun yüzde 78'i Müslüman, geri kalanı Ermeni, Rum ve Yahudiydi. Gayrimüslimlerin yüzde 17'sini, yani 435 neferden 73'ünü Yahudiler oluşturuyordu. Jennings, incelediği şehirler arasında iki yüzü aşkın nüfusuyla ayrı bir Yahudi cemaatinin bulunduğu tek şehrin Amasya olduğunu belirtir. Aynı yazar nefer sayılarının 3 ile 3,5 arasında bir sayıyla çarpılmasını önerir ve bu hesaba göre 1523'te Amasya'nın nüfusu yaklaşık 5.970 ile 6.965 arasında bulunur. Ansiklopedinin verdiği sekiz bin, bu aralığın biraz üstündedir ve iki hesabın ayrı çarpanlara dayandığı anlaşılır.
Jennings 1523'te şehirde altmış mahalle bulunduğunu yazar; bunların beşi, gayrimüslim köylerine yakın birimlerdir. On iki birimde zimmiler oturuyor, bu yerleşimlerin hiçbirinde Müslüman ile zimmi karışık değildi. Zimmilerin oturduğu on iki birimden beşi şehrin eteğindeki köylerdi, üçü cemaat adıyla anılırdı ve biri taife olarak yazılmıştı. Mahalleler küçüktü: ortalama her mahalleye otuz üç nefer düşüyor, yalnızca iki mahallede seksenden fazla nefer bulunuyor, on dört mahallede nefer sayısı yirmiyi, otuz dokuz mahallede kırkı geçmiyordu. En kalabalık mahalleler Dere Mescid (94 nefer), Sûfîler (91), Şamlular (72) ve Yahuda (73) idi; Savadiye'ye ait olduğu sanılan, adı okunamayan bir mahalle de yetmiş üç neferle bu gruptaydı. En küçükleri Alaca Mescid (9 nefer), Du'a (10), Mevlana Sûfî (10) ve Hızır Bey mahalleleriydi. Ticaretle ilgili adlar taşıyan dört mahalle, Deve Hane (34 nefer), Şamlular, Aşağı Bazar (24) ve Serraçlar (25), neredeyse tamamen Müslüman nüfusla yazılmıştı.
1576'da Büyüyen Şehir
1576 tahririnde şehir belirgin biçimde kalabalıklaşmıştı. Jennings'in verdiği sayılara göre nüfus yüzde 67 artarak 3.326 nefere ulaşmış, Müslümanlar yüzde 64 artışla 2.551'e, zimmiler yüzde 78 artışla 775'e çıkmıştı. Hristiyan nüfus yüzde 97 artışla 362'den 712'ye yükselirken Yahudi nüfus yüzde 14 azalarak 63 nefere inmişti. Şehrin toplam nüfusunun yüzde 77'sini Müslümanlar oluşturuyordu. Bu rakamlar nefer çarpanıyla çevrildiğinde yaklaşık on bin kişilik bir şehir ortaya çıkar; ansiklopedi maddesi de XVI. yüzyıl sonu için nüfusu on bine, gayrimüslim nüfusu ise 1.500 dolayına verir ve 1525'e göre gerileme olduğunu not eder. İki hesabın gayrimüslimlerde çelişmesi, defterlerin hangi birimleri şehir sayımına kattığına bağlıdır; Jennings'in şehir içi mahalleler yanında vakıf köylerini de saydığı anlaşılmaktadır.
Jennings mahalle sayısını 1523 için altmış (köyler dahil), 1576 için ise bir yerde 57, bir yerde 54 olarak verir; farkın hangi birimlerin sayıma katıldığından doğduğu anlaşılmaktadır. Mahalle başına ortalama nefer sayısı ise 33'ten 58'e çıkmıştır; ortalama karma mahallelerde 102, Müslüman mahallelerde 52, zimmi mahallelerinde 60'a yükselmiştir. Mahalle yapısında yeni bir durum da dikkat çeker: 1523'te var olan otuz sekiz Müslüman mahallesi 1576'da da sürmüş, bunlara dokuz yeni Müslüman mahallesi eklenerek toplam kırk yediye çıkmış, on zimmi mahallesi ise yeni birim eklenmeden korunmuştur. Karışık nüfuslu altı birimden birkaçı şöyledir: Dede Kasım (26 Müslüman, 2 zimmi), Bayezid Paşa (58 Müslüman, 1 zimmi), Çeribaşı Mahmud Bey Mescidi (42 Müslüman, 2 zimmi) ve Eski Kethüda (25 Müslüman, 9 zimmi). Bunların yanında 108 neferli bir köy ile 339 neferli Kamer Hatun İmareti köyü de bulunuyordu; sonuncusunda 101 Müslümana karşılık 238 zimmi yazılmıştı, 1523'te ise yalnızca 24 zimmi vardı. Amasya, defterlerinde şehir nüfusunun parçası olarak köylerin de yazıldığı tek şehirdi ve bu köylerden üçünün geliri Kamer Hatun Türbe ve İmareti'ne vakfedilmişti. Şehrin yeni mahallelerinden biri, Kapalı Çarşı anlamına gelen ve 13 nefer yazılan Bezaristan'dı.
En büyük mahalleler arasında Dere Mescid 152 neferle, Mehmed Paşa 105 neferle, bir zimmi mahallesi 129 neferle öne çıkıyordu. Jennings ayrıca Bayezid Paşa Mahallesi'nin şehrin en uç noktasında, Kuş Köprüsü'nün güneyinde, Gök Medrese'nin de yine nehir boyunda bulunduğunu, yoğunluğun en yüksek olduğu yerlerin ırmak boyunca uzandığını belirtir. Hüsâmeddîn'in Bâyezîd Paşa Mahallesi'ni Kuş Köprüsü'nün güneyine yerleştirmesi bu saptamayla örtüşür.
Evliya Çelebi ve Hüsâmeddîn'in Rakamları
XVII. yüzyılda Amasya'yı gezen Evliya Çelebi şehirde kırk sekizi Müslüman, beşi gayrimüslim olmak üzere elli üç mahalle saymış, nüfusu beş bin hane, yani tahminen yirmi bin kişi olarak göstermiştir. Aynı gezgin bin altmış kadar dükkânın bulunduğunu da yazar. Bu sayı, tahrir defterlerinden ve 1642 kaydından türetilen nüfusların çok üzerindedir; gezginlerin kaba tahminleri ile defterlerin vergi esaslı sayımları arasında böyle farklar sık görülür ve iki rakama da temkinle yaklaşmak gerekir. Mahalle sayısı ise defterlerle uyumludur: elli üç ile elli beş arasında gidip gelen sayı XVI. yüzyıldan XVII. yüzyıla kadar yaklaşık aynı kalmıştır.
Hüsâmeddîn, kendi zamanında Amasya Beldesi'nin elli üç mahalle, sekiz bin kadar hane ve otuz yedi bin kadar nüfusla yaşadığını yazar. Şehzadelerin merkez-i saltanat olarak oturduğu dönemde ise yetmiş kadar mahalle ve altmış bin kadar nüfusu bulunduğunu, bunu eski defterlerden çıkardığını söyler; sonradan şehzadelerin İstanbul'da oturması ve Amasya'nın Sivas vilayetine bağlanmasıyla eski şerefinin kaybolduğunu, mahalle ve nüfusun azaldığını ekler. Tahrir defterleri ise şehzade çağının nüfusuna çok daha mütevazı bir tablo çizer. Jennings'in 1576 için hesapladığı toplam on bin ile on bir bin altı yüz arası, Hüsâmeddîn'in altmış bininin çok altında kalır. Aradaki farkı açıklamak güçtür; Hüsâmeddîn rakamlarını eski defterlerden çıkarım olarak sunar ve kendi kaynaklarını ayrıntılamaz, dolayısıyla bu sayılar yuvarlak tahminler olarak okunmalıdır. Aynı kitapta onun Amasya için üç ayrı Defter-i Nüfûs ve Mahallât kaydını andığı görülür: biri H. 816-918, biri H. 1000-1057, biri de H. 1112-1163 yıllarını kapsar ve nüfus, mahalle, ayân ile her aileden üçer nesil soy bilgisini içerir. Bunlardan ikincisi eksiksiz, diğer ikisi eksik bulunmuştur; her birinin Osmanlı yönetimince onaylandığı ayrıca belirtilir.
Celâlî Yıkımı ve 1642 Defteri
XVI. yüzyılın sonunda Anadolu'da başlayan Celâlî isyanları, levendlerin ve eşkıya gruplarının saldırıları Amasya ve çevresini ağır biçimde etkiledi. 1590'dan sonra neredeyse hiç tahrir kaydı tutulmadığı için bu yıkımın nüfusa etkisi yalnızca 1642 tarihli bir defterden ölçülebilir. Jennings'in aktardığına göre bu defterin durumu çok kötüdür; sayfaların yalnızca dörtte biri, yani 459 nefer korunmuştur ve şehrin nüfusu bu parçadan çıkarımla 1.736 nefer olarak hesaplanmıştır. Rakam iki yoldan türetilebilir: vergiden muaf ulema ve askerî sınıf 353, reaya 1.383 nefer. Bu sayı 1576'nın yaklaşık yarısına, 1523'ün ise yüzde 13 altına denk düşer. Okunabilen isimlerin yüzde 80'i Müslüman olduğundan gayrimüslim nüfusun görece daha çok azaldığı sonucuna varılabilir, ama Jennings bu oranın kesin sayılamayacağını da ekler. Aynı dönemde Amasya ile Tokat arasında yüzyıllar boyu süren ticaret rekabetini Tokat'ın kazandığı ve Doğu Anadolu mallarının esas deposu hâline geldiği, Amasya'nın ise İstanbul'a giden ana yolun getirdiği gelire bağlı kaldığı da kaydedilir.
Nüfus kaybı böylesine büyük görünse de, Jennings 1642'nin Amasya için bir dip noktası olup olmadığını, IV. Murad döneminde durumun düzelip düzelmediğini ve Amasya ile Merzifon'u yöneten Köprülü ailesinin şehir üzerindeki etkisini araştırmaya muhtaç konular olarak bırakır. Bu nedenle XVII. yüzyıl için güvenilir mahalle sayısı ya da nüfus rakamı vermek mümkün değildir. Ansiklopedi maddesi şehrin XVII. yüzyılda nüfus bakımından arttığını, ama fizikî olarak pek gelişmediğini yazar; bunda şehrin dar vadide yer alan konumunun etkisi olduğu düşünülür. XIX. yüzyılın ansiklopedik tahmini ise nüfusu yirmi beş ile otuz bin arasında, mahalle sayısını otuz altı dolayında verir; bu mahalle sayısı 1840 sayımının kayıtlarından çok farklıdır ve hangi tarihe ya da hangi sayım ölçütüne dayandığı belirtilmemiştir.
1555 Yangını ve Mahalle Dokusunun Yenilenmesi
Dar bir vadiye sıkışmış, çoğu iki katlı kerpiç evlerden kurulu bir şehir yangına ve depreme karşı kırılgandı. Avusturya elçilik heyetiyle 7 Nisan 1555'te Amasya'ya gelen Hans Dernschwam şehirde evlerin âdeta birbirinin üzerine yığılmış göründüğünü yazar. Aynı gezginin kaydına göre 14 Nisan 1555'te şehirde büyük bir yangın çıkmış, yanan evler kısa sürede yeniden yapılmıştır. O sırada şehirde on bir cami, ırmak üzerinde bir ahşap ve üç taş köprü bulunuyordu. Hüsâmeddîn H. 1099'da (1687-88) Eski Kethüdâ Mahallesi'nde çıkan ve aynı gecenin sabahında İçerişehir'deki Hâtuniye Mahallesi'nden de başlayan bir yangının şehrin üçte ikisini yaktığını belirtir; yağmacılar yüzünden yangının daha da büyüdüğünü, kurtarılmak için kırlara taşınan eşyanın çalındığını yazar. Aynı kaynak H. 999 (1590-91), H. 1057 (1647-48), H. 1079 (1668-69) ve H. 1240 (1824-25) yıllarında depremler olduğunu kaydeder. Bunlardan 1057 depreminin Fethiye Camii ile Hacı Hamza Mahallesi'ndeki mescidi, 1011 yangınının ise Bozahâne, Eski Kethüdâ, Receb ve başka mahallelerin camilerini yaktığı, Hüsâmeddîn'in mahalle maddelerinden öğrenilir. Bu tür afetlerden sonra mahalleler çoğu zaman yeniden yapılır, camiyi yeniden yaptıran kişi de mahalleye ikinci bir kurucu olarak kaydedilirdi. Yerel anlatılarda daha yakın bir tarihte, 1915'te, çarşıyı ve çok sayıda yapıyı yok eden bir yangından söz edilir; bu tarihi bağımsız bir kaynakta doğrulayamadım.
XIX. Yüzyıl: Nüfus Sayımı ve Temettuat
XIX. yüzyıl, mahalle kayıtlarının niteliğini değiştirdi. II. Mahmud, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından (1826) sonra kurulacak ordunun asker gücünü ve vergi nüfusunu bilmek için 1828-1829'da bir nüfus sayımı başlattı; Rus savaşı yüzünden yarım kalan işlem 1830-1831 arasında tamamlandı. Önceki tahrirlerden farkı, toprak yazımına bağlı olmaksızın yapılması ve yalnızca bir yaşından yüz yaşına kadar bütün Müslüman ve gayrimüslim erkekleri sayması idi. Hanedeki erkekler yaşlarına göre sınıflandırıldı. Müslümanlar, asker ya da vergi bakımından "matluba muvafık" ve "matluba gayr-i muvafık" diye ayrıldı; gayrimüslimler cizye ödeyenler ve ödemeyenler olarak ikiye bölündü, cizyeye tabi olanlar ödeyecekleri meblağa göre ala, evsat ve edna sınıfına yerleştirildi. Defterlerde erkeklerin kişisel görünümleri de yazılırdı; "uzun boylu kara sakallı açık alınlı şaşı gözlü" türünden tarifler, on dört ile kırk yaş arasındaki askerliğe elverişli erkekler için ise ayrıca "mim" işareti konurdu. Sayım sonrası kayıtları tutmak üzere 1831'de Ceride Nezareti kuruldu; eyalet ve sancaklarda defter nazırlıkları açıldı. Bu birimler doğumları, ölümleri ve yerleşenleri kaydeder, defterleri başlangıçta üç ayda bir, sonra altı ayda bir merkeze gönderirdi. Sonraki genel ya da bölgesel sayımlar 1844, 1852, 1856, 1882, 1885 ve 1903-1904 yıllarında yapıldı.
Amasya'nın H. 1256 (1840) tarihli nüfus defteri, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde NFS.d 2155 numarayla saklanır. Hemen ardından, H. 1260-1261 (1844-1845) yıllarında bu kez hane reislerinin gelirini esas alan temettuat sayımı yapıldı. Aralarında yalnızca dört yıl bulunan iki sayımın aynı şehir için verdiği rakamlar birbirinden şaşırtıcı ölçüde ayrıdır. Selim Özcan'ın karşılaştırmasına göre 1840 nüfus defterinde şehirde elli beş mahalle yazılıdır; yirmi üçü yalnız Müslümanların, otuz ikisi her iki cemaatin birlikte oturduğu mahalledir. Karma mahallelerin yirmi birinde Müslümanlar, on birinde gayrimüslimler çoğunluktadır. Temettuat sayımında ise kırk sekiz mahalle bulunur; on yedisi Müslüman, otuz biri karma, yirmi birinde Müslümanlar, onunda gayrimüslimler çoğunluktadır. Her iki sayıma göre yalnızca gayrimüslimlerin oturduğu bir mahalle yoktur. Kaybolan yedi mahalle, nüfus defterinde 368 haneyi ve 784 erkeği, yani şehrin yaklaşık onda birini kapsıyordu. Özcan bunu defterlerin mahalle esasına göre tutulmasına ve bazı mahalle defterlerinin başka tasniflere karışmış olabilmesine bağlar.
Hane sayılarında da fark büyüktür. 1840'ta 2.236 Müslüman ve 944 gayrimüslim olmak üzere 3.180 hane, 1844-45'te 1.857 Müslüman ve 852 gayrimüslim olmak üzere 2.709 hane yazılmıştır; aradaki 471 hanelik farkın 368'i kaybolan yedi mahalleden gelir, geriye 103 hane kalır. Müslüman hanelerde azalma yaklaşık yüzde 17, gayrimüslim hanelerde yaklaşık yüzde 9'dur. Özcan Müslüman hanelerdeki düşüşü uzun savaşlarda verilen kayıplara ve yirmi yılı aşan askerlik sürelerinin evlenmeyi geciktirmesine, gayrimüslim hanelerdeki düşüşü ise büyük şehirlere göçe bağlar; veba ve kolera salgınlarını da ekler. Mahalle düzeyinde de belirgin hareketler görülür. Bayezid Paşa Mahallesi 112 Müslüman ve 104 gayrimüslim haneden 92 ve 87 haneye inmiştir; Üçler Mahallesi'nde 12 Müslüman hane artarken Sıraböcekli'de 21 hane azalmıştır. Nüfus sayımında gayrimüslimin bulunmadığı Acemali'nde dört yıl sonra 39, Saraçhane'de 32, Pirinççi'de 2 gayrimüslim hane görülür; Özcan bunu kırsaldan ve başka mahallelerden gelen göçle açıklar.
Aynı mahalleler iki sayımda bazen ayrı adlarla yazılmıştır. Gümüşlüzade nüfus defterinde Gümüşlüoğlu, Çevikçe Çökçe, Bağıhelkıs Helkisbağı, Cami-i Enderun Enderun Camii, Pazar-ı Süfla Aşağıpazar olarak geçer; Kayabaşı ve Sıraböcekhane, nüfus defterinde köy olarak yazılmışken temettuatta mahalle sayılmıştır. Hüsâmeddîn'in Amasya Tarihi'nin ilerleyen ciltlerinde, İbrahim Ağa-Gümüşoğlu'nun biyografisinde bu defterlere dair bir ayrıntı da vardır: eski bostancıbaşı ve II. Mahmud'un kahvecibaşısı olan bu zatın H. 1254 tahrir nüfusunda Bağ-ı Helkis Mahallesi'nde kırk beş yaşında yazıldığı nüfus defterinde görülmüştür. Bu kayıt, 1840 defterindeki Bağıhelkıs Mahallesi'nin bir önceki sayımda da yazıldığını gösterir.
Özcan'ın en dikkat çekici saptaması isim ve meslek karşılaştırmasıdır. Aynı mahallelerdeki hane reislerinin adları ve meslekleri iki sayımda çoğunlukla örtüşmez. En kalabalık mahalle olan Bayezid Paşa'da 112 haneli nüfus defteriyle 92 haneli temettuat defteri karşılaştırıldığında yalnızca 30 hane reisi aynı kişi olabilecek benzerlik taşır; bunlardan 18'i aynı mesleği sürdürür, 6'sı meslek değiştirmiş, ikisi ikinci bir meslek eklemiş, ikisi önceki sayımda mesleği olduğu hâlde sonrakinde yoktur, ikisinin ise önceki sayımda mesleği yoktur. Yalnızca birinci hanedeki mahalle imamının hane numarası iki defterde aynı kalmıştır; nüfus defterinde "Yusuf oğlu Mehmed Efendi", temettuat defterinde "Mehmed Emin Efendi" olarak yazılı bu kişi büyük olasılıkla aynıdır. Geri kalan 62 hane reisi eşleştirilemez. Özcan bunun nedenini sayımların yapılış biçiminde arar: nüfus defterleri merkezdeki Ceride Nezareti'nde düzenlenmiş suretler olabilir, temettuat defterleri ise muhtarların ve imamın mühürlerini taşıyan, yerinde yazılmış asıl kayıtlardır; vergi hesabı için daha titiz tutulmaları da beklenir.
Sonraki Sayımlar
1881 sonrasında Sivas vilayeti salnameleri ve devlet arşivi kayıtları Amasya'nın nüfusunu sancak ve kaza düzeyinde verir. Merkez kazanın (şehir, bağlı nahiye ve köyleri birlikte) nüfusu 1881'de 50.432, 1892'de 63.640, 1915'te 63.711 olarak görünür; bunların yüzde 82 kadarı Müslümandır. Bu rakamlar şehir mahallelerinden çok tüm kazayı kapsar ve kadınlar 1881 rakamına dahil olmadığı için yazar bu yılın değerini ikiyle çarpmıştır. Müslüman nüfustaki artışta muhacir iskânının payı olduğu belirtilir. Sancak ve kaza teşkilatının ayrıntıları ayrı bir konudur.
Kronoloji
1523-1525: Tapu Tahrir 387'ye göre Amasya'da 1.990 nefer (1.403 hane), elli beş ile altmış arasında mahalle; gayrimüslimler yaklaşık beşte bir.
1555: Dernschwam şehri ziyaret eder; 14 Nisan'da büyük yangın çıkar, şehirde on bir cami ve dört köprü vardır.
1576: Mufassal defterde 3.326 nefer, 54-57 mahalle; Müslümanlar yüzde 77.
1590 sonrası: Celâlî ve levend baskıları; tahrir tutulmaz.
1642: Hasarlı tapu defterinden 1.736 nefer hesaplanır.
1687-1688 (H. 1099): Eski Kethüdâ ve Hâtuniye mahallelerinden çıkan yangın şehrin üçte ikisini yakar.
1831: İlk genel nüfus sayımı tamamlanır; Ceride Nezareti kurulur.
1840: Amasya nüfus defteri: elli beş mahalle, 3.180 hane.
1844-1845: Temettuat sayımı: kırk sekiz mahalle, 2.709 hane.
1881-1915: Merkez kaza nüfusu 50.432'den 63.711'e yükselir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 1-4. cilt (mahalleler faslı, mukaddime, afetler ve eserler bölümü) ve 6-8. cilt (biyografiler)
- T.C. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, "Osmanlı Dönemi" (tahrir ve nüfus sayımları): https://www.nvi.gov.tr/osmanli-donemi
Akademik çalışmalar
- Selim Özcan, "H.1256 (1840) Tarihli Amasya Nüfus Defteri ile H.1260-1261 (1844-1845) Tarihli Amasya Temettuat Defterlerinin Karşılaştırmalı Değerlendirilmesi", Studies of the Ottoman Domain, 6/11, 2016: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/268330
- Ronald C. Jennings, "On Altıncı Yüzyılda Anadolu'nun Kent Nüfusu: Kayseri, Karaman, Amasya, Trabzon ve Erzurum Üzerine Bir İnceleme", çev. Kamil Yavuz, Vakanüvis, 5/2, 2020: https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1318151
- "Amasya", TDV İslâm Ansiklopedisi: https://islamansiklopedisi.org.tr/amasya
- Amasya sancağının idari durumu ve nüfus yapısı (1880-1915), DergiPark: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1002916
Çevrimiçi kaynaklar









