Amasya, iki yanı sarp dağlarla çevrili dar bir vadinin içinde kurulmuştur. Yeşilırmak bu vadiden geçerken şehri ikiye böler, kuzey yakada Harşena'nın kalker kayalıkları, güney yakada ise Ferhat Dağı'na, Kırklar Dağı'na ve Lokman Tepesi'ne doğru yükselen yamaçlar yer alır. Kenti kucaklayan bu dağlar yüzyıllar boyunca savunmanın, suyun ve efsanenin mekânı olmuş, bugün ise doğa yürüyüşü, yamaç paraşütü, kanyon gezileri ve yayla turizmi gibi etkinliklerin başlıca sahası hâline gelmiştir. Zirvelerden vadiye bakıldığında ırmağın kıvrımları, Yalıboyu evlerinin sırası ve kayalara oyulmuş kral mezarları tek bir manzarada birleşir. Şehrin tarihini bilen biri için bu yamaçlarda yürümek, Pontus krallarından Osmanlı şehzadelerine uzanan bir geçmişin üzerinden yürümek anlamına gelir.
İlin coğrafyası bu çeşitliliğin zeminini hazırlar. Amasya il topraklarının ortalama yüksekliği 1.150 metre kadardır, şehir merkezi ise ortalama 411,69 metre yükseklikte, vadinin dibinde yer alır. Bu fark, ilin dağlık yapısının en açık göstergesidir. En yüksek nokta 2.061 metre ile Akdağ Tepesi, en alçak nokta ise Taşova'da Umutlu Köyü yakınında, Hasan Uğurlu Barajı'nın su toplama alanının başladığı 160 metrelik kesimdir. Dağların çoğu doğu-batı doğrultusunda uzanır ve Yeşilırmak ile kolları bu sıraları yararak ilerler. Şehre en yakın yükseltilerde iki üç kilometrelik bir yürüyüşle 400 metreden 1.000 metreye çıkmak mümkündür; bu da Amasya'yı, şehir merkezinden yürüyerek dağa ulaşılabilen ender il merkezlerinden biri yapar.
Vadiyi Çevreleyen Dağlar
Amasya vadisini çevreleyen yükseltiler arasında en çok anılanlar Kırklar Dağı, Lokman Tepesi, Ferhat Dağı ve Yanık Tepe'dir. Bunların her biri farklı bir yönden şehre bakar ve her birinin kendine ait bir anlatısı vardır. Kuzeyde Harşena Dağı şehrin tarihî çekirdeğini taşır; güneybatıda Ferhat Dağı, adını Anadolu'nun en tanınmış aşk hikâyelerinden birinden alır. Lokman Tepesi, ölümsüzlük iksirini Amasya'da kaybettiğine inanılan Lokman Hekim'in adını yaşatır. Kırklar Dağı'nın adının ise Anadolu halk inancındaki Kırklar'dan geldiği düşünülür, ancak bu konuda yazılı bir belgeye ulaşılamamıştır.
Vadinin daha geniş çevresinde il topraklarını biçimlendiren büyük dağ kütleleri yer alır. Akdağ, güneyden Yeşilırmak, kuzeyden Şeyhsuyu ve Kocaalan Çayı ile çevrilidir ve ilin en yüksek zirvesini taşır. Sakarat Dağı, Ferhatarası Vadisi'nden başlayarak Yeşilırmak ile Kelkit Çayı arasından Köse Dağı'na kadar uzanır ve en yüksek noktası 1.956 metrelik Cami Tepesi'dir. Merzifon tarafında Tavşan Dağı 1.901 metrelik Yuvalı Tepesi ile, Gümüşhacıköy tarafında İnegöl Dağı 1.873 metrelik İnegöl Tepesi ile yükselir. Karaömer Dağı 1.979 metreye, Eğerli Dağı 1.776 metreye ulaşır. Kuzeyde Canik Dağları'nın il sınırları içindeki en yüksek noktası 1.376 metrelik Çalıca Tepesi'dir. Bu dağların her biri farklı bir doğa etkinliğine kapı açar, fakat şehre en yakın olanlar, yürüyüşçünün de paraşütçünün de ilk uğradığı yerlerdir.
Harşena Dağı
Şehrin tam üzerinde yükselen Harşena Dağı, Amasya'nın simgesidir. Yüksekliği kimi kaynaklarda 272, kimilerinde yaklaşık 300 metre olarak verilir. Adını Hitit kaynaklarında şehrin adı olarak geçen "Harşena"dan alır. Dağın yamaçlarındaki ilk yerleşimler Erken Tunç Çağı'na kadar uzanır ve zirvesindeki kalenin ilk evresinin MÖ 3200 dolaylarına tarihlendiği ileri sürülür. Bu dönemden sonra bölge Frig, İskit-Med, Pers, Pontus, Roma, Doğu Roma, Danişmendli, Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı hâkimiyetlerini görmüştür. Zirvede Amasya Kalesi, yamaçlarda ve eteklerde sarnıçlar, hamam ve sur kalıntıları ile irili ufaklı kaya mezarları bir arada bulunur.
Amasya MÖ 4. yüzyılın sonu ile 3. yüzyılın başı arasında Pontus Krallığı'nın başkenti oldu ve yönetim merkezi MÖ 183'te Sinop'a taşınana kadar bu konumunu korudu. Bu tarih kaynaklarda MÖ 301 ya da MÖ 291 olarak farklı verilir. Başkentlikle birlikte Harşena'nın güney eteklerine anıtsal kaya mezarları oyulmaya başlandı. Amasyalı coğrafyacı Strabon, Kızlar Sarayı denilen kesimdeki beş mezarın Pontus krallarına ait olduğunu bildirir; bunların kurucu kral I. Mithridates Ktistes'ten I. Pharnakes'e kadar hüküm süren krallara ait olduğu kabul edilir. Mezarların yükseklikleri 8 ile 15 metre arasında değişir, etrafları ters U biçiminde galerilerle çevrilidir ve üçü üçgen alınlıklıdır. En büyüğü batı uçtaki Büyük Kral Mezarı'dır: 15 metre yüksekliğinde, 8 metre genişliğinde ve 6 metre derinliğindedir. Farklı seviyelerdeki mezarlara kayaya oyulmuş yollar ve merdivenlerle ulaşılır; birinin yakınında bulunan bir kitabe, o mezarın kesin olarak tarihlenmesini sağlamıştır.
Kaya mezarlarının en büyüklerinden biri, Bizans dönemine tarihlenen Hristiyan ikonografisi taşıyan duvar resimleriyle bilinir. Aynalı Mağara adıyla anılan bu mezarın Bizans döneminde şapel olarak kullanıldığı sanılmaktadır. Dağın dik bir eğimle inerek Yeşilırmak'la buluştuğu kıyı ise Yalıboyu adını taşır; Roma dönemi surları üzerine bitişik düzende kurulan ve "eliböğründe" denilen ahşap desteklerle ırmağa taşan Osmanlı evleri bu şeridi oluşturur. Kaleden başlayıp Hellenistik surları, kral mezarlarını, sarnıçları ve Yalıboyu evlerini kapsayan alan, "Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları" adıyla 2015 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınmıştır.
Harşena aynı zamanda şehrin en bilinen yürüyüş rotasıdır. Yalıboyu'ndan kral mezarlarına çıkan basamaklar, buradan kaleye uzanan patikalar ve zirvedeki surlar, kısa ama dik bir tırmanışı tarihî bir geziyle birleştirir. Şehrin güney yakasındaki Kırklar Dağı'ndan başlayıp Harşena Kalesi'ne kadar uzanan yürüyüş güzergâhları da yürüyüşçüler arasında paylaşılmaktadır. Zirveye ulaşıldığında vadinin bütünü, karşı yamaçtaki Ferhat Dağı'na kadar görülebilir.
Ferhat Dağı ve Ferhat Su Kanalı
Ferhat Dağı, şehrin güneybatısında, Amasya-Tokat yolunun başlangıcındaki Ferhatarası denilen kesime bakar. Ferhatarası Vadisi Yeşilırmak üzerindeki vadilerden biridir; Kayabaşı Köyü'nden Amasya'daki Hacılar Meydanı'na kadar on kilometre kadar uzanır. Dağın adı, Anadolu ve Azerbaycan'da anlatılan biçimiyle Horasan'da başlayıp Amasya'da devam eden Ferhat ile Şirin hikâyesinden gelir. Bu anlatımda Hüsrev İran şahı olarak görünmez, Amasya hükümdarı Hürmüz Şah'ın şehzadesi olarak yer alır ve hikâyenin asıl kahramanı Ferhat'tır. Ferhat'a, Şirin'e kavuşabilmesi için Amasya yakınlarındaki bir dağı delip kente su getirmesi şartı koşulur. Kendisine Şirin'in öldüğü yalanı ulaştırıldığında elindeki gürzü havaya fırlatır ve düşen gürzün altında kalarak ölür. Yerel anlatıda iki âşığın yan yana gömüldüğü, her bahar mezarlarında açan iki gülün arasında bir karaçalının bittiği söylenir.
Efsanenin somut izi, Helvacı Mahallesi sınırlarındaki Ferhat Arası mevkiinde ana kayanın kenarına oyulmuş su kanalıdır. Kanalın yapım tarihi kaynaklarda farklı verilir: Kültür envanterinde MÖ 1. yüzyıla, bazı yayınlarda ise Roma İmparatoru Hadrianus dönemine (MS 117-138) tarihlenir. Antik Amasya suyolunun başlangıcı olarak Çekerek Çayı üzerindeki Kırkgöz mevkii gösterilir ve hattın toplam uzunluğunun 25 kilometreyi bulduğu söylenir. Kalker kayalara oyulmuş bölümlerin ortalama yüksekliği 120 santimetre, genişliği 87 ile 97 santimetre arasındadır. Su terazisi yöntemiyle çalışıldığı ve eğimin binde 7 olarak hesaplandığı belirlenmiştir; bu eğimin Çekerek Çayı'nın taban eğimiyle örtüştüğü kabul edilir. Kanal duvarlarının üstünde, örtünün oturduğu yaklaşık 20 santimetrelik setler görülür ve yer yer tonozla örtülü kesimlere rastlanır.
Kanalın Ferhat Arası'ndaki bölümünde 1997 yılında Amasya Müzesi tarafından temizlik ve kurtarma kazısı yapılmıştır; bu sayede kanalın içinde yürümek bugün mümkündür. Yol, dağın girinti çıkıntılarını izleyerek kıvrılır, kimi yerlerde sarp yamaçta neredeyse tam bir dönüş yapar; moloz düşmesini önlemek için dağ tarafındaki duvar fazladan bir buçuk ile üç metre arasında tıraşlanmıştır. Kanalın 12. yüzyıldan sonra işlevini yitirdiği kaydedilir. Ne yazık ki hattın bir bölümü, çevrede açılan taş ocakları nedeniyle kesintiye uğramıştır ve şehir içindeki tünel kesiminin büyük kısmı toprak altında kalmıştır. Kanalın yakınında, şehrin üç kilometre kadar dışında Ferhat ile Şirin Âşıklar Müzesi bulunur. Ferhat Dağı üzerinde iki âşığa atfedilen mezarlar da bulunur.
Ferhat Dağı bu tarihî ve efsanevi yönünün yanında bir doğa alanı olarak da kullanılır. Vadiyi çevreleyen öteki tepeler gibi kısa mesafede belirgin bir yükseklik kazandıran yamaçları, yürüyüşçüler için şehre yakın bir parkur oluşturur. İl genelinde yamaç paraşütü yapılan noktalar sayılırken Ferhat Dağı'nın adı da anılır. Kanalın temizlenmiş bölümü boyunca yapılan yürüyüş, antik su mühendisliğini yakından görme imkânını dağ havasıyla birleştirir.
Bar Dağı ve Bir Deyimin Hikâyesi
Amasya'yı çevreleyen dağlar arasında adı bir deyimle birlikte yaşayan Bar Dağı da vardır. Türkçede beklenmedik bir durum karşısında bir işin ya da kişinin başka bir seçeneği bulunduğunu anlatmak için "Amasya'nın bardağı, bir olmadı bir daha" denir. Yerel tarih araştırmacısı Hüseyin Menç, bu sözün aslında bir kaptan söz etmediğini, şehri çevreleyen dağlardan biri olan Bar Dağı'na işaret ettiğini savunur. Ona göre deyimin eski biçimi "Amasya'nın Bar Dağı, bu olmazsa öbür dağı" idi. Menç'in aktardığı anlatıda, akşamüstü şehre gelen iki yabancı Kızlar Sarayı'na tırmanıp şehri seyrederken karşı yamaçtaki bir bağ evinden saz sesleri ve kahkahalar duyar. Merak edip oraya çıktıklarında bahçeye bile yaklaştırılmazlar; içlerinden biri öfkeyle "Bu dağ olmazsa öbür dağı" diyerek karşıki dağdan seyretmeyi önerir.
Menç'e göre Bar Dağı adı, Kral Kaya Mezarları'nın tam karşısında, Çakallar mevkiinin üzerinden Vermiş Köyü'ne giden yolda yükselen dağ için kullanılmıştır. Bu adın yakın zamana kadar bilindiğini gösteren bir belge de vardır: 1949'da Amasya'da Saraydüzü'nde askerliğini yapan Burhan Oğuz, "Yaşadıklarım, Dinlediklerim" adlı hatıra kitabının 203. sayfasında Bar Dağı'nın zirvesinden çektiği panoramik bir fotoğrafa yer vermiştir. Deyimin kökenine dair bu açıklama bir halk anlatısına dayanır ve kesin olarak doğrulanmış sayılamaz. Bar Dağı, Ferhat Dağı ile birlikte ilde yamaç paraşütü yapılan noktalar arasında anılır. Dağın kesin yüksekliği ve uçuş noktasının tam konumu ise başvurulan kaynaklarda verilmemektedir.
Kırklar Dağı, Lokman Tepesi ve Yanık Tepe
Kırklar Dağı, ormanlık yamaçlarıyla vadinin en çok yürünen dağlarından biridir. Eteklerinde Yuvacık sınırlarında yer alan Amasya Kent Ormanı, şehir merkezine beş kilometre kadar uzaklıktadır ve çadır ile karavan kampına uygun, ücretsiz bir alan olarak kullanılır. Alanda tuvalet dahil herhangi bir tesis bulunmadığı, hafta sonları piknik yapanlarla kalabalıklaştığı bilinmektedir. Kırklar Dağı'ndan başlayan güzergâhlar ormanın içinden geçerek şehre ve Harşena Kalesi'ne bağlanır. Vermiş, Yuvacık köyleri ile Amasya Kalesi arasındaki kesim, il florası üzerine yapılan araştırmalarda yüzde 11'lik endemik tür oranıyla dikkat çeken alanlardan biridir.
Lokman Tepesi, adını Anadolu'nun şifa geleneğinde efsanevi bir yer tutan Lokman Hekim'den alır. Amasya'da anlatılan rivayete göre Lokman Hekim, ölümsüzlük iksirini bu şehirde kaybetmiştir; şehrin tanıtımında bu anlatı Darüşşifa ve Sabuncuoğlu Şerefeddin ile birlikte bir şifa geleneğinin parçası olarak öne çıkarılır. Tepe, Amasya vadisini çevreleyen ve kısa mesafede belirgin yükseklik kazandıran dört yükseltiden biri olarak doğa yürüyüşüne uygun alanlar arasında sayılır. Bölgenin jeolojik geçmişinde de aynı ad karşımıza çıkar: Akdağ ile Lokman dağlarının, Eosen sonunda denizin çekilmesi sırasında birer ada gibi yükseldiği anlatılır.
Yanık Tepe, vadinin hem yürüyüş hem de uçuş açısından en dikkat çekici noktalarından biridir. Kılıç ve arkadaşlarının Amasya'nın ekoturizm potansiyeli üzerine hazırladığı derlemede, Akdağ ve Borabay Gölü ile birlikte Yanık Tepe güzergâhı da doğa yürüyüşüne elverişli parkurlar arasında gösterilir. Aynı çalışmaya göre Yanık Tepe, yamaç paraşütünde "yelken" denilen, yamaç boyunca yükselen hava akımını kullanarak yapılan uçuşlar için uygundur ve iki kilometrelik bir yelken bandına sahiptir. Ne var ki vadideki hava akımlarının düzensizliği ve uygun bir iniş alanının bulunmaması nedeniyle bu noktanın yalnızca ileri seviyedeki pilotların uçuşlarına uygun olduğu belirtilir.
Yamaç Paraşütü
Yamaç paraşütü, hafif hava araçlarının en hafifidir. Paraşüt bir sırt çantasına sığacak kadar küçülebildiği için yolu olmayan tepelerden bile kalkış yapılabilir, özel bir pist gerektirmez ve doğal kaldırıcı hava akımları sayesinde saatlerce havada kalmak mümkündür. Spor 1980'lerin başında Fransa ve İsviçre Alpleri'nde dik yamaçlardan koşarak kalkan dağcıların denemeleriyle doğmuş, ilk dünya şampiyonası 1989'da Avusturya'nın Kössen kentinde yapılmıştır. Türkiye'de bu alanda Türkiye Yelken Kanat ve Yamaç Paraşütü Federasyonu kurulmuştur. Federasyonun bildirdiğine göre ülkede bu sporla düzenli olarak uğraşan sporcu sayısı bin dolayındadır ve eğitim veren yaklaşık kırk üniversite kulübü bulunmaktadır. Amasya, ülkenin uçuşa elverişli yerleri sıralanırken Ölüdeniz, Bursa, Kaş, Denizli ve Erzincan gibi merkezlerle birlikte anılır.
İlde yamaç paraşütü için kullanılan noktalar kaynaklarda farklı biçimlerde sayılır. Bir grup kaynak Bar Dağı, Ferhat Dağı ve Taşan Dağı'nı başlıca uçuş yerleri olarak gösterir. Ekoturizm derlemesi ise üç ayrı noktayı ayrıntılı olarak tanıtır. Suluova'da Saygılı köyü civarındaki Koçal Tepe'nin kalkış alanı 616 metrede, iniş alanı 450 metrededir; tatlı bir eğimle inen ve önü ovaya açılan bu tepe, ulaşımı da kolay olduğu için yeni başlayanlara çok uygun görülür. Şehre yakın Doğantepe kasabasındaki Çakır Tepesi'nde kalkış 1.100, iniş 600 metrededir ve tepeden üç ayrı yöne uçmak mümkündür. Üçüncü nokta, ileri düzey pilotlara uygun olduğu belirtilen Yanık Tepe'dir. Bunların yanında Merzifon'daki Tavşan Dağı da profesyonel paraşütçüler tarafından tercih edilen bir yer olarak anılır.
Uçuşun Amasya'daki çekiciliği, havadan görülen manzaranın kendisinden kaynaklanır. Bu zirvelerden havalanan pilotlar, Yeşilırmak'ın vadideki kıvrımlarını, Harşena'nın kayalıklarını, Yalıboyu evlerini ve çevredeki meyve bahçelerini kuş bakışı görür. Vadinin dar ve derin yapısı ise aynı zamanda rüzgârı düzensizleştirir; bu nedenle şehir merkezine yakın noktalarda yalnızca deneyimli pilotların uçması önerilir. Sporun ilde yaygınlaşmasında eğitim kurumlarının da payı vardır. Merzifon Meslek Yüksekokulu'nun havacılık kulübü, Türk Hava Kurumu eğitmenlerinin katılımıyla yamaç paraşütü başlangıç eğitimine yönelik seminerler düzenlemiş, öğrencilerin bu spora yönlendirilmesine katkıda bulunmuştur. Merzifon'un uzun havacılık geçmişi, ilçedeki bu ilgiyi besleyen bir arka plan oluşturur.
Akdağ ve Yaylalar
Akdağ, ilin en yüksek dağıdır ve merkez ilçedeki ormanların büyük bölümü onun yamaçlarında yayılır. Dağın yüksek düzlüklerinde, ortalama 1.850 metre yükseklikteki Akdağ yaylalarında her yıl yayla şenlikleri düzenlenir. Akdağ, ekoturizm çalışmalarında doğa yürüyüşü, cip safarisi, dağ bisikleti ve doğa fotoğrafçılığı için uygun alanlar arasında gösterilir. Kar örtüsünün yerde kısa süre kaldığı için Akdağ kış sporları açısından elverişli sayılmaz. Buna karşılık Merzifon'da Tavşan Dağı'nın radar mevkiinin bir kış sporları alanı olarak düzenlenebileceği ileri sürülmüştür. Akdağ Yaylası, il genelinde kamp yapılabilecek alanlar arasında da yer alır.
Amasya'nın yaylaları Karadeniz iklimi ile İç Anadolu iklimi arasındaki geçiş kuşağında bulunduğu için bitki türleri bakımından çeşitlidir. Sakarat Dağı'ndaki Boğalı yaylaları ortalama 1.850 metre, Karaömer Dağı'nın doğusundaki Sarıçiçek yaylaları 1.650 metre, İnegöl Dağı üzerindeki İnegöl yaylaları 1.600 metre, Tavşan Dağı'nın düzlükleri 1.500 metre, Tavşan Dağı'nın batısındaki Kabaoğuz yaylaları ve Eğerli Dağı'ndaki Çatalçam yaylaları 1.400 metre, Canik Dağları üzerindeki Destek yaylaları ise 1.200 metre dolayındadır. Kabaoğuz'da yılda bir kez şenlik düzenlenir. Tavşan Dağı'ndaki yeşil düzlükler, şehir halkının piknik ve yürüyüş için gittiği yerlerdendir ve ulaşım kolaylığı nedeniyle kamp ve karavan turizmine uygun görülür. Boğalı ve Ziyaret yaylaları da il genelinde doğa sporlarına en uygun alanlar arasında sayılır.
Yaylaların bu zenginliği tehdit altındadır. Son yıllarda aşırı tarım ilacı ve gübre kullanımı, aşırı otlatma ve tarla açma gibi nedenlerle yaylaların tahrip olduğu, üst kesimlerde ana kayanın açığa çıktığı belirtilmektedir. Yayla kenarlarındaki ormanlarda yaşlı ağaçların yerini genç ağaçlar alamamakta, orman sınırı giderek aşağılara inmektedir. Bu nedenle yayla yürüyüşleri ve kamp etkinlikleri, alanın taşıma kapasitesi gözetilerek yapılmalıdır. Boğalı ormanları, Ballıca, Tekke ve Kumluca vadileri ise Karadeniz iklimini andıran ılıman yapıları, iyi nitelikli gürgen ormanları ve bol miktarda yabani fındık, kızılcık ve cevizleriyle hem yürüyüşe hem de macera etkinliklerine uygun alanlar arasında gösterilir.
Kanyonlar
Amasya'nın dağ yürüyüşlerini tamamlayan iki kanyon, Suluova'daki Derinöz ile Merzifon'daki Kız Kayası'dır. Derinöz Kanyonu Akdağ'ın eteklerinde yer alır ve yaklaşık dört kilometre uzunluğundadır. Genişliği bazı noktalarda bir metreye kadar daralır, duvarlarının yüksekliği yer yer 45 ile 50 metreyi bulur. Mevsime ve yağışa bağlı olarak kanyonun büyük bölümünde suyun içinden ilerlemek ve küçük şelalelerin altından geçmek gerekir. Bu nedenle Derinöz, Boğalı ormanlarıyla birlikte ilde macera tutkunlarının ilgisini çekebilecek yerler arasında gösterilir. Aynı akarsu üzerinde, 2003 yılında tamamlanan ve olta balıkçılığına da elverişli olan Derinöz Barajı bulunur.
Kız Kayası Kanyonu, Merzifon'un Çaybaşı ile Balgöze köyleri arasında, ilçe merkezine 18 kilometre kadar uzaklıktadır ve yaklaşık üç kilometre uzunluğundadır. Kanyona adını veren kaya, girişte vadinin ortasında yükselen dev bir kütledir. Bölgenin MÖ 2000-1500 yılları arasında iskân edildiği, burada bir dönem İskitlerin ve daha sonra Amazonların yaşadığı ileri sürülür, ancak bu konuda ayrıntılı bilgi yoktur. Kanyonun girişinde bir tapınak bulunduğu düşünülür; güneyinde İskit dönemine ait olduğu tahmin edilen kaya mezarları vardır. Çıkışta Roma ya da Doğu Roma dönemine ait kesme taş bir köprü, iki eski taş değirmen ve kireç ocakları görülür. Çaybaşı'ndan başlayıp kanyonda biten doğa yürüyüşleri yapılabilir; kanyon çevresinde herhangi bir tesis bulunmadığı için yürüyüşçülerin ihtiyaçlarını yanlarında götürmeleri gerekir.
Borabay Gölü ve Orman Yürüyüşleri
İlin tek doğal gölü olan Borabay (Boraboy) Gölü, Taşova ilçesindedir ve çevresi 1992 yılında turizm merkezi ilan edilmiştir. Göl, yamaçlardan kopan kütlelerin vadiyi tıkamasıyla oluşmuş bir heyelan set gölüdür. Heyelanı hazırlayan etken, bölgeden geçen Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın oluşturduğu zayıf zonlar boyunca derine sızan suların tüf ve aglomeralar üzerinde kütle hareketini kolaylaştırmasıdır. Gölün boyutları ve yüksekliği kaynaklarda farklı verilir: Kimi kaynaklar gölü yaklaşık 900 metre uzunluğunda, 300 metre genişliğinde ve 25 metre derinliğinde gösterirken, kimileri 750 metre uzunluk, 200 metre genişlik ve 11 metre derinlik verir. Yüksekliği için de 1.000, 1.050 ve 1.500 metre gibi farklı değerler geçer. Göl çevresi 13 Temmuz 1993'te birinci derece doğal sit alanı ilan edilmiştir.
Doğu-batı doğrultusunda uzanan gölün kuzey yamaçlarında çoğunluğu sarıçam olan iğne yapraklı ormanlar, güney yamaçlarında ise gürgen ve kayının hâkim olduğu geniş yapraklı ormanlar bulunur. Kayın, sarıçam, sedir ve kestanenin çevrelediği alanda bungalov tipi evler, kafeterya, kamp ve piknik alanları ile doğa yürüyüş yolları yer alır. İlk basit tesislerin 1970'lerde yapıldığı alanı 2017 yılında yetmiş bin kişi ziyaret etmiştir. Göl çevresi, ormanlık yapısı ve uygun coğrafi koşulları nedeniyle harita ve pusulayla yön bulmaya dayanan oryantiring için de elverişli bulunur. Yaz sıcaklarından bunalan alçak kesimlerin halkı için serin ormanlık alan, Amasya'nın en önemli rekreasyon ve doğa turizmi alanlarından biri olmayı sürdürmektedir.
Bitki Örtüsü, Kuş Gözlemi ve Fotoğrafçılık
Amasya dağları, Karadeniz ile İç Anadolu bitki örtüsünün buluştuğu bir eşikte yer aldığı için doğa yürüyüşleri aynı zamanda birer botanik gezisine dönüşür. Geçiş iklimi, ilin her iki iklim tipine ait bitkileri barındırmasına ve endemik türler bakımından zengin olmasına yol açar. İl yüzölçümünün üçte birinden fazlası ormanla kaplıdır ve ormanlar özellikle kuzeydeki dağların kuzeye bakan yamaçlarında yoğunlaşır. Hâkim türler meşe, sarıçam, karaçam ve kayındır; 400 metre dolaylarındaki alçak kesimlerde az miktarda kızılçam görülür. Yabani ahlat ve erik gibi ağaçlar ile sürünücü ardıç gibi çalılar da yayılış gösterir, akarsu boylarında söğütler, aşağı kesimlerde ise bozkırlar yer alır.
İlde 79 familyaya ait 367 cins ve 801 tür tespit edilmiş, bunlardan 175'inin endemik olduğu belirlenmiştir. Cansaran ve arkadaşlarının araştırmasına göre endemik tür oranı Eğerli Dağı'nda yüzde 12,30, İnegöl Dağı'nda yüzde 11,65, Tavşan Dağı'nda yüzde 10,94, Çakır Dağı'nda yüzde 9,23, Sakarat Dağı'nda yüzde 8,1, Akdağ'da ise yüzde 7'dir. Bu türler arasında Amasya lalesi olarak bilinen Tulipa sprengeri, nevruz çiçeği Iris histrioides, emzik otu Wiedemannia orientalis ve ak tiken Lycium anatolicum sayılabilir. İlkbaharda çiçeğe duran yamaçlar flora gözlemcileri için en verimli dönemi sunar, ancak tohum ve soğan toplamanın bazı türleri tehdit ettiği unutulmamalıdır. Bu nedenle botanik gezilerinin bitkileri tanıyan rehberler eşliğinde yapılması önerilir.
Kuş gözlemi için en bilinen yer, Suluova'daki Yedikır Barajı çevresinde, 800 hektarlık bir alana yayılan Yedi Kuğular Kuş Cenneti'dir. Barajın yapımına 1979'da başlanmış, baraj 1986'da işletmeye açılmıştır; kimi kaynaklarda yapım yılı 1985 olarak geçer. Kuşların göç yolu üzerindeki göl, kış aylarında birçok türün yaşam alanıdır ve burada 34 kuş türü tespit edilmiştir. Alan 17 Ağustos 1989'da birinci derece doğal sit alanı ilan edilmiştir. Tarım ilaçlamasının az olduğu, insanlardan uzak ormanlık bölgeler olmaları nedeniyle Gökdere, Ballıdere ve Kumluca vadileri de kuş gözlemine uygun görülür. Fotoğrafçılık açısından ise Derinöz Kanyonu, Yedikır Barajı, Borabay Gölü ve yürüyüş parkurları doğa fotoğrafı için, Yenice, Ballıdere, Tatlıpınar ve Sarayözü gibi yerleşimler köy hayatını belgelemek için öne çıkan yerlerdir.
Mevsimler ve Yürüyüş Koşulları
Amasya'da Karadeniz iklimi ile karasal iklim arasında bir geçiş iklimi hüküm sürer. Yazlar kara iklimi kadar kurak, Karadeniz iklimi kadar yağışlı değildir; kışlar da Karadeniz kadar ılık, iç bölgeler kadar sert geçmez. Şehir merkezinde yıllık ortalama sıcaklık 13,9 derece, yıllık yağış ise 500 milimetrenin altındadır. En çok yağış kış ve ilkbaharda düşer, en kurak ay ağustostur ve yaz mevsiminde yağışlı gün sayısı iki ile yedi arasında kalır. Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı 14-16 dereceyi bulur. Yaz aylarında bağıl nemin yüzde 55-60 dolaylarında kalması sıcağa dayanmayı kolaylaştırsa da öğle saatlerinde vadiden yamaca tırmanmak yorucu olabilir.
Bu koşullar yürüyüş takvimini belirler. Şehri çevreleyen alçak tepeler için ilkbahar ve sonbahar en uygun mevsimlerdir; yaz aylarında yürüyüşlerin sabah erken ya da akşamüstü yapılması tercih edilir. Akdağ, Boğalı ve Tavşan Dağı gibi yüksek yaylalar ise yaz aylarında serin ve yeşil yapılarıyla öne çıkar, yayla şenlikleri de genellikle bu dönemde düzenlenir. Derinöz gibi su içinden geçilen kanyonlarda bahar aylarındaki yüksek su seviyesi geçişi zorlaştırabilir. Yamaç paraşütünde ise rüzgârın yönü ve vadideki akımların düzeni belirleyicidir. Bütün bu etkinliklerde güncel hava durumunu izlemek, yanında yeterli su taşımak ve tek başına yürümemek alışılmış önlemlerdir.
Kronoloji
MÖ 301 / MÖ 291: Amasya Pontus Krallığı'nın başkenti olur; Harşena Dağı'nın güney eteklerine kral kaya mezarları oyulmaya başlanır.
MÖ 183: Pontus Krallığı'nın yönetim merkezi Sinop'a taşınır.
MÖ 1. yüzyıl: Kültür envanterine göre Ferhat Su Kanalı'nın yapım dönemi; bazı yayınlar kanalı Hadrianus dönemine (MS 117-138) tarihler.
12. yüzyıl sonrası: Ferhat Su Kanalı'nın işlevini yitirdiği dönem.
1949: Burhan Oğuz, Bar Dağı'nın zirvesinden Amasya'nın panoramik fotoğrafını çeker.
1970'ler: Borabay Gölü çevresinde ilk basit tesisler yapılır.
1979: Yedikır Barajı'nın yapımına başlanır.
1986: Yedikır Barajı işletmeye açılır.
1989: Yedi Kuğular Kuş Cenneti birinci derece doğal sit alanı ilan edilir.
1992: Borabay Gölü ve çevresi turizm merkezi ilan edilir.
1993: Borabay Gölü birinci derece doğal sit alanı ilan edilir.
1997: Amasya Müzesi, Ferhat Su Kanalı'nın Ferhat Arası bölümünde temizlik ve kurtarma kazısı yapar.
2003: Derinöz Barajı tamamlanır.
2015: Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınır.
2017: Borabay Gölü'nü yetmiş bin kişi ziyaret eder.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- Kılıç, D. Duygu; Güler, Dursun; Babacan, Aydın; Kılıç, Murat. "Amasya'nın Ekoturizm Potansiyelinin Belirlenmesi Üzerine Bir Derleme". Sinop Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 3 (2), 2019, s. 77-106. amasya.gov.tr
Resmî kaynaklar
- T.C. Amasya Valiliği. "Yeryüzü Şekilleri". https://amasya.gov.tr/yeryuzu-sekilleri
- Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Portalı. "Ferhat Su Kanalı" (Kültür Envanteri, A73). kulturportali.gov.tr
- Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı. Amasya Marka Kent Stratejik Kalkınma Planı.
Diğer kaynaklar
- Tırıl, Alpay. "Amasya". Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi, ed. N. Kozak, 2020. https://turkiyeturizmansiklopedisi.com/amasya
- Ede, Burcu Soykök. "Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları". Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi, ed. N. Kozak, 2019. https://turkiyeturizmansiklopedisi.com/harsena-dagi-ve-pontus-kral-kaya-mezarlari
- "Bu kanalı Ferhat'ın oyduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz". Hürriyet Seyahat.
- Menç, Hüseyin. "Amasya'nın Bar Dağı". 27 Ocak 2011; ayrıca H. Menç, Tarih İçinde Amasya, 2000.
- "Harşena Dağı", "Boraboy Gölü", "Ferhat ile Şirin". Vikipedi.
- Amasya'nın görülmesi gereken doğal güzellikleri (Tavşan Dağı Yaylası, Kız Kayası Kanyonu, Borabay Gölü). Gezinomi Gezi Rehberi.
- "Amasya Kız Kayası Kanyonu Tanıtımı" ve "Amasya Kamp Alanları Listesi". Turkey Outdoor.
- Merzifon Meslek Yüksekokulu. "Gökyüzüne Yolculuk: THK Yamaç Paraşütü Bilgilendirme Semineri ve Mezun-Sektör Buluşması".
Çevrimiçi kaynaklar









