Resmî kayıtlarda Göllü Bağları Mahallesi olarak geçen, adres yazımlarında ve gündelik konuşmada çoğu zaman tek sözcükle Göllübağları diye anılan mahalle, Amasya Merkez ilçesinin kuzey girişinde, Samsun yönüne giden yolun kenarında yer alır. Yalıboyu evlerinin, Harşena'daki kral kaya mezarlarının ya da Sultan Bayezid Külliyesi'nin gölgesinde kalan, şehrin turistik rotasının dışında kalan bir semttir. Samsun yönünden gelen yolcu, Tersakan'ın vadisini izleyerek kente girmeden hemen önce bu mahallenin evlerinin arasından geçer; kentin tanınmış yapıları ise daha ilerde, boğazın içinde başlar. Bu yüzden hakkında yazılmış tarihî belge de azdır. Mahalleye ilişkin bilgi, eski bağ adları arasındaki yeri, şehrin kuzey boğazının geçmişi, kendisini besleyen akarsuyun tarihi ve taşkınları, Ziyare yolundaki Selçuklu köprüsü, nüfus kayıtları ve yakın yıllarda yerel basına sık sık yansıyan bir çevre sorunu çevresinde toplanır.

Adın Kökeni

Ad iki sözcükten kurulur: göllü ve bağlar. Göllü, göl bulunan ya da gölle anılan yer demektir; bağlar ise üzüm ve meyve bahçelerini anlatır. Yeşilırmak vadisinde bağ ve bahçe kültürü eskidir, Amasya da yüzyıllardır meyvesiyle tanınan bir kenttir. Adın, mahallenin bir zamanlar bağ ve bahçe alanı olarak bilindiğini düşündürmesi bu yüzden doğaldır. Nitekim kentin kuzey ucunda, ırmağa ve çaya yakın bu ova kıyısı, bağ ve bahçeye elverişli bir zemin sayılabilecek bir konumdadır.

Ancak hangi gölün kastedildiğini, adın ne zaman ve hangi yolla mahalle adına dönüştüğünü açıklayan bir kaynağa ulaşılamamıştır. Bu konuda kesin belge bulunamamıştır. Yukarıdaki yorum yalnızca sözcüklerin olağan anlamına dayanan bir çıkarımdır, yerel tarih yazımında doğrulanmış bir etimoloji sayılmamalıdır. Bir de karıştırılmaması gereken bir ad vardır: Kırşehir çevresinde Göllü adlı bir köy bulunur ve o köyün tarihinin bu mahalleyle ilgisi yoktur.

Konumu ve Coğrafyası

Mahalle, Amasya'nın kuzeyinde, iki akarsuyun buluştuğu yerin yakınındadır; doğuda Yeşilırmak'ın vadisi, güneyde kentin kuzey boğazı, kuzeyde ise Suluova ovasına doğru uzanan yol bu konumun çerçevesini çizer. Tersakan Çayı Ladik Gölü'nden doğar; çıkışından sonra önce batıya, sonra güneye, ardından doğuya doğru akarak Yeşilırmak'a ulaşır ve adını da bu ters akış yönlerinden aldığı belirtilir. Suluova çevresinde Gümüşsuyu Deresi ile birleştikten sonra Amasya'nın kuzeyinde Yeşilırmak'a karışır. Çayın uzunluğu 91,4 kilometre, su toplama havzası 2.684 kilometrekaredir ve üzerinde sulama amacıyla yapılmış Yedikır Barajı bulunur. Suyu, sulama suyu sınıflamasında alkalilik bakımından birinci, tuzluluk bakımından ikinci sınıftadır; ortalama pH değeri 8,5 olarak verilir.

Samsun-Amasya karayolu mahallenin sınırları içinden geçer; mahalledeki caddelerden biri de Alparslan Türkeş Bulvarı'dır. Amasya, Anadolu'nun iç kesimlerini Samsun Limanı'na bağlayan kara yolunun üzerindedir; şehri Samsun'a bağlayan demiryolu hattı ise 1930'da hizmete girmiştir. Yol, mahalleyi kentin geri kalanına olduğu kadar kıyıdaki limana da bağlar. Mahallede Nur Camii ve Özel Kutlubey Koleji gibi gündelik hayatın yapıları bulunur. Bunlar harita ve adres rehberlerinde listelenen yapılardır; yapım tarihlerine dair bir bilgiye ulaşılamamıştır.

Kuzey Boğazı ve Çevresindeki Eski Adlar

Göllübağları'nın tarihî çerçevesini anlamak için mahallenin oturduğu geçidi tanımak gerekir. Hüseyin Hüsameddin Yasar, Amasya'nın güneyden Pontus, kuzeyden Canik ve Harşena, batıdan Şeyh Cui-Kelkis ve Karaman dağ sıralarıyla çevrili olduğunu, yalnızca güneybatı, kuzeydoğu ve kuzeyin bir kısmında açık kaldığını yazar. Bu açıklıklara Amasya Boğazı denir: kuzeydoğudaki boğaz Sonusa ve Taşova'ya, güneybatıdaki Derbend-Çalan'a, kuzeydeki ise Arguma ve Suluova'ya bakar. Yazar, şehri bu üç büyük kapısıyla yüksek bir köşke, sağlam bir saraya benzetir. Güney ve kuzey boğazları dar, kuzeydoğudaki ise oldukça geniştir; yazarın ölçüsüne göre kuzey boğazı on, güney boğazı dört kilometre kadar uzunluktadır (Hüsameddin, Amasya Tarihi, 1-4. ciltler, e-kitap s. 76). Tersakan'ın Suluova'dan şehre indiği ve Samsun yolunun izlediği geçit bu kuzey boğazıdır; Göllübağları da onun şehre açılan ağzına yakın durur.

Boğazın Suluova tarafındaki ucunda, Hüsameddin'in Arguma Kalesi dediği bir yapının hafif kalıntıları vardır. Yazara göre kale, boğazın iki yakasına karşılıklı olarak kurulmuştu; hem boğaz hem de önündeki geniş ova eski kayıtlarda Arguma adıyla geçer (1-4. ciltler, e-kitap s. 92). Aynı yazar, Roma komutanı Lucullus'un Pontus kralı Mithridates'e karşı yürüttüğü seferde Amasya'ya bu kuzey boğazından girdiğini, bugün Bahçeleriçi diye bilinen bahçelerin kuzeyindeki Gülüs çayırlığına konakladığını anlatır (1-4. ciltler, e-kitap s. 278). Bu anlatı Hüsameddin'in antik kaynakları yerel coğrafyaya uygulama denemesidir ve ayrıntıları kesinleşmiş sayılmamalıdır; yine de kuzey girişinin çağlar boyunca şehre yönelen orduların ve kervanların ilk konak yeri olduğunu düşündürür.

Gülüs adı, mahallenin hemen güneyindeki ovada uzun süre yaşamış bir yer adıdır. Hüsameddin, Şamlar Mezarlığı'nın kuzeyinde, doğusunda şose yolu bulunan ve 1295 (1878) yılından sonra gelip yerleşen Tatarlarla kurulan Tatar Mahallesi'ni, yani resmî kayıtlardaki adıyla İhsaniye'yi anlatırken, bu mahallenin kuzey kesimini kaplayan çayırlık yerin öteden beri Gülüs diye anıldığını söyler. Yazara göre ad, 727, 635 ve 573 tarihli kayıtlarda da aynen geçmektedir ve dolayısıyla fetihten önceye uzanır. Gülüs'ün kuzeydoğusundaki bağlara Taraput Bağları denir; bu adın da fetihten önceki döneme ait olduğu kanaatindedir. Hüsameddin, Gülüs'ün Mithridates'in komutanı Arkhelaos'un ya da Lucullus'un adından bozulmuş olabileceğini ileri sürer (1-4. ciltler, e-kitap s. 113). Bu bir halk etimolojisi denemesidir. Olcay'ın bağ listesinde Ayvasıl'dan sonra gelen Dirabut Bağları'nın, Hüsameddin'in Taraput Bağları ile aynı yer olması muhtemeldir; iki yazım arasındaki benzerlik dikkat çekicidir, ancak eşleştirmeyi doğrulayan bir kayda ulaşılamamıştır.

Kuzey boğazının dinî hafızası da bağlarla iç içedir. Hüsameddin, Amasya'nın dört yanında birer meczubun makamı bulunduğunu, kuzey boğazında Tekirdağlı Baba'nın, güney boğazında Has Baba'nın yattığını yazar (1-4. ciltler, e-kitap s. 134). Türbeler arasında saydığı Tekirdağlı Baba Türbesi, Suluova'ya bakan boğazın içinde, batı yakadaki bağların üstünde bir sırtın üzerindedir; orada yatan zat, İydîzâde Âkif Mustafa Efendi'nin çağdaşı olarak bilinir ve kendisine pek çok olağanüstü hâl atfedilir (1-4. ciltler, e-kitap s. 138). Osman Fevzi Olcay da Amasya'daki ermiş mezarlarını sayarken Havâce-i Tekirdağî'nin kabrini Köle Mezarı Bağları'nın karşısında gösterir. Köle Mezarı Bağları, Olcay'ın listesinde Göllü Bağları'ndan hemen önce gelen bağdır. İki kaydın aynı kişiyi anlattığı akla yakındır; bu da kuzey boğazındaki bağların birbirine komşu bir şerit oluşturduğunu gösterir. Türbenin bugünkü mahalle sınırlarına göre yeri ise belirlenememiştir.

Bağ Adları Arasında Göllü Bağları

Mahalle adının tarihe uzanan en sağlam izi, Amasya'nın bağ düzeninde yatar. Hüsameddin, Yeşilırmak'ın iki yakasındaki bağların uzun bir şerit hâlinde, ırmağın boyunca on sekiz saatlik bir mesafeye yayıldığını, şehrin bu şeridin tam ortasında durduğunu anlatır. Bağların adları konumlarına ve sahiplerine göre verilmiştir. Güney kıyıda Sultan Bayezid Camii'nden batıya doğru İnehan, Yörgüç Paşa, Hacılar Meydanı, Ferhad Arası ve Çalan Köprü bağları sıralanır; Bayezid Paşa Camii'nden doğuya Ahır Önü ve Ayavasıl bağları, onların güneyinde de Kirazlıdere bağları uzanır. Kuş Köprü başından itibaren kuzey kıyıda ise Bahçeler İçi, ardından Firingir ya da Firenkler ve Ziyare bağları meşhurdur (Hüsameddin, Amasya Tarihi, 1-4. ciltler, s. 88-89). Bu dökümde Göllü Bağları'nın adı geçmez.

Göllü Bağları adı, Osman Fevzi Olcay'ın Amasya Hâtıraları'nda anılır. Olcay'ın eserinin içindekiler bölümünde bağlar ayrı bir başlık altında toplanmıştır; Ayvasıl, Dirabut, Frenkiller, Yenice, Kuz Kilise, Bahçeleriçi Mevki, Ters Dolap, Boğaz, Gezirlik ve Köle Mezarı bağlarının ardından Göllü Bağları gelir, onu Değirmenaltı Mevkii, Ziğere (Ziyere) ve Aynalı Mağara Önü bağları izler. Amasya'nın bağ yerlerini bir mevki listesi olarak tutan bu başlıkta Göllü Bağları'nın bulunması, adın mahalleden önce bir bağ mevkii adı olduğunu gösterir. Listede Göllü Bağları'nın Boğaz, Köle Mezarı ve Ziğere bağlarıyla aynı kümede yer alması da onun kuzey boğazı ile Ziyare yolu arasındaki bağ şeridinin bir parçası olduğunu düşündürür. Mahalle adı, büyük olasılıkla bu eski bağ adının yerleşim alanına geçmesiyle doğmuştur; bunu açıkça söyleyen bir belge ise bulunamamıştır.

Olcay, mahalle büyüklerini tanıtırken bu bağların gündelik hayattaki yerine de değinir. Hamamcı Dubaracıoğlu Hacı Ali Hafız Ağa'nın, Selağzı'ndaki Sinan Hamamı ile Bimarhane önündeki Mustafa Bey Hamamı'nı işleten hayırsever bir adam olduğunu yazar. Hafız Ağa akşam yemeğinden sonra evinin önündeki oturma yerinde nargilesini içer, komşularını kahveyle ağırlarmış. Aynı zamanda iyi bir avcıdır: atına binip köpeğiyle kimi gün Göllü Bağları'na, kimi gün Köle Mezarı Bağları'na avlanmaya gider, terkisine keklik, çulluk ve tavşan bağlayarak neşeyle dönermiş. Küçük bir anı olan bu kayıt, Göllü Bağları'nın Olcay'ın çocukluk ve gençlik yıllarındaki Amasya'da şehrin dışında kalan, atla gidilip avlanılacak kadar açık ve bağlık bir yer olarak bilindiğini gösterir. Olcay, o yılların hamam, çarşı ve konak hayatını da anlatan bir hatırat yazarıdır; Göllü Bağları'na ayrı bir bölüm ayırmamıştır.

İki yazarın anlattıkları birlikte okunduğunda, adın dayandığı zeminin yakın dönemde bir bağ mevkii olduğu anlaşılır. Selçuklu ve erken Osmanlı dönemlerine, tahrir defterlerine ya da şer'iyye sicillerine uzanan bir kayıt ise bu çalışmada bulunamamıştır; bu dönemler için mahalleye ilişkin hiçbir ayrıntı yazılmamıştır.

Tersakan'ın Tarihi ve Mahalle

Mahallenin kuzey kenarındaki asıl tarihî varlık, Tersakan Çayı'dır. Hüsameddin çayı Amasya'nın üç ırmağından biri olarak anar ve adını verişinde bugün yaygın olan açıklamadan ayrılır: ona göre ırmak kuzeyden güneye aktığı için Tersakan denmiştir. Günümüzdeki derlemeler ise adın Ladik Gölü'nden çıktıktan sonra batıya, güneye ve doğuya dönen akışından geldiğini belirtir. İki anlatı birbiriyle bağdaşmaz; ancak ikisi de adın akış yönünün alışılmışın tersine olmasından doğduğunda birleşir. Hüsameddin ayrıca Ahbâru'l-İbâd adlı eserde ırmağın en-Nehrü'l-Maklûb, yani ters akan ırmak adıyla geçtiğini, bu adın Türkler arasında fetihten beri bilindiğini söyler. Daha eski belgelerde ise Astifonos ve İstiyotos adlarıyla kayıtlıdır. Aynı yazar, Roma ile Pontus krallığı arasındaki savaşları anlatırken Likos Nehri'nin bugünkü Tersakan olması gerektiğini ileri sürer; bu eşleştirme onun yorumudur ve kesinleşmiş bir bilgi değildir (Hüsameddin, 1-4. ciltler, s. 95-96 ve 167-168).

Çayın ve onun kıyısındaki bağların hikâyesi mahalleden ayrı düşünülemez. Hüsameddin'in tarifi, mahallenin konumunu da belirler. Çay Ladik'in kuzeyinden çıkar, Havza'nın doğusundan ve Suluova'nın ortasından geçer, Amasya'nın kuzey boğazına girer ve Bahçeler İçi'nin üstünde Yeşilırmak'a karışır. Yazın suyu azalır, bahar aylarında çoğalır; taşıp çevreye zarar verdiği için Deliçay da denmiştir. Hüsameddin iki yakasında çok sayıda fabrika, değirmen, bağ ve bahçenin bu sudan yararlandığını yazar. Göllü Bağları'nın Tersakan'ın Yeşilırmak'a karıştığı yere yakın durduğu düşünüldüğünde, eski bağların sulanmasında bu çayın payı olması akla yatkındır; bunu belgeleyen bir kayıt ise yoktur. Olcay'ın bağ listesindeki Ters Dolap ve Değirmenaltı adları da çayın ve ırmağın kıyısındaki su dolaplarıyla değirmenlerin bu bağ şeridinde bir zamanlar ne kadar yaygın olduğunu hatırlatır; ancak bu adların hangi akarsuya ait tesislerden geldiği bilinmemektedir.

Ziyare Köprüsü ve Hundî Sultan Hatun

Çayın ağzına yakın bir yerde, Ziyare yolu üzerinde Hüsameddin'in anlattığı bir köprü vardır. Yazar, Amasya Tarihi'nin coğrafya bölümünde bu köprünün Selçuklu Sultanı Mesud tarafından yaptırıldığını, eski adının Mesud Köprüsü olmasının ve mimarisinin bunu gösterdiğini, yapının çok sağlam olduğunu ve her yanıyla Selçuklu eseri olduğunu belli ettiğini, kemer açıklığı bakımından Kuş Köprü'ye benzediğini ancak ondan daha zarif ve özenli olduğunu yazar (1-4. ciltler, s. 96). Hangi Selçuklu sultanı Mesud'un kastedildiğini burada belirtmez. Tersakan üzerindeki ikinci eski köprü olarak da Suluova'nın bitiminde, Amasya yolu ile Merzifon yolunun ayrıldığı noktadaki tek gözlü Çeltek Köprüsü'nü anar.

Aynı yazarın biyografilere ayrılan ciltlerinde ise köprünün yapımı başka birine bağlanır. Hüsameddin'e göre Hundî Sultan Hatun, Selçuklu Sultanı İzzeddin Keykâvus'un kızıdır; Amasya valisi Seyfeddin Torumtay'ın soyundan Nasıreddin Mehmed Bey'in eşi olduğu için Amasya'da oturmuş, kardeşi Sultan Gıyaseddin Mesud'un hükümdarlığı sırasında büyük saygı görmüştür. Hundî Sultan Hatun, şehirde Kuşköprü diye bilinen köprüyü ve Ziyare yolunda ters akan ırmak üzerindeki bir başka köprüyü yaptırmış; kendisine temlik edilen ve Simre-i Havza denilen büyük çiftliklerin gelirinden Çeltik Köprüsü'nü de inşa ettirmiştir. Kayseri'de 704 (1304-1305) yılında ölen kardeşi Sultan Mesud'un cenazesini Amasya'ya getirtip aynı simrenin içine gömdürmüş ve üzerine türbe yaptırmıştır (Hüsameddin, Amasya Tarihi, 9-12. ciltler, e-kitap s. 146).

İki kayıt ilk bakışta çelişir: coğrafya bölümünde köprünün banisi Sultan Mesud'dur, biyografi bölümünde ise kız kardeşi Hundî Sultan Hatun. Mesud Köprüsü adının, yapının Gıyaseddin Mesud'un saltanatı döneminde kurulmuş olmasından kaldığını düşünmek iki anlatıyı uzlaştırabilir; ne var ki bu bir yorumdur ve Hüsameddin'in kendisi böyle bir açıklama yapmaz. Ayrıca coğrafya bölümünde Çeltek Köprüsü'nün banisinin bilinmediği yazılırken biyografi bölümünde bu köprü de Hundî Sultan Hatun'a mal edilir. Kaynaklar arasındaki bu fark çözülmüş değildir. Amasya'daki köprüleri anlatan bugünkü tanıtımlarda Selçuklu Sultanı I. Mesud'a bağlanan köprü, Yeşilırmak üzerindeki İstasyon Köprüsü'dür ve bu yapı Ziyare yolundaki köprüyle karıştırılmamalıdır. Ziyare Köprüsü'nün ayakta olup olmadığı ve bugünkü mahalle sınırlarına göre tam konumu belirlenememiştir.

Taşkınlar ve Deliçay

Hüsameddin'in kaydettiği Deliçay adı, Tersakan'ın kuzey girişteki bağlar ve evler için her zaman sakin bir komşu olmadığını gösterir. Yazarın Amasya vakayinamesinde, kentin akarsularının hep birlikte taştığı bir felaket ayrıntılı biçimde anlatılır. 1088 yılının Şevval ayının on ikinci günü (1677 sonu) Amasya ve çevresinde şiddetli bir yağmur başlamış ve üç gün sürmüştür. Derelerden inen seller kıyıdaki evleri yıkmış, enkazla birlikte birkaç kişiyi de sürükleyip götürmüş, bağlarda ve tarlalarda ekin ve ürün yok olmuştur. Ardından Yeşilırmak taşmış, meydanları ve şehrin orta yerlerini bir deniz hâline getirmiştir; Sultan Bayezid Camii'ni su basmış, Hacı İlyas, Eski Kethüdâ, Devehâne ve Köprübaşı mahalleleriyle İçerişehir'in kıyıları harap olmuştur. Çekerek ve Deliçay ırmaklarının da aynı anda coşması her tarafa bir tufan dehşeti vermiştir. Zarar gören yoksulların o yılki vergilerden muaf tutulması için Amasya naibi Mahmud Efendi'nin hazırladığı ayrıntılı bir şer'î ilam üzerine padişah iradesi çıkmıştır (Hüsameddin, 1-4. ciltler, e-kitap s. 598). Buradaki Deliçay'ın Tersakan mı, yoksa Amasya'da aynı adla bilinen ayrı bir çay mı olduğu kesin değildir; Hüsameddin Tersakan'a Deliçay da dendiğini yazar, ama Cumhuriyet dönemi kayıtları Tersakan ile Deliçay'ı ayrı akarsular olarak sayar. Metin, Göllü Bağları çevresindeki hasarı da ayrıca anmaz.

Taşkınlar Cumhuriyet döneminde de sürmüştür. Mehmet Dümen'in arşiv belgelerine ve ulusal gazete haberlerine dayanan çalışmasına göre 1930 ile 1960 arasında Amasya ve çevresi defalarca sel ve su taşkınına uğramış; Yeşilırmak ile birlikte Tersakan, Çekerek, Deliçay ve Kelkit çayları zaman zaman yataklarına sığmamış, kimi zaman aynı anda tahribat yapmıştır. Neredeyse her ilkbaharda kar suları ve yağmurlarla taşan sular meyve ve sebze bahçelerini, tarlaları bataklığa çevirmiş, uzun süre su altında kalan arazilerde sıtma yayılmıştır. Taşkınlarda şehrin karayolu bağlantıları kopma noktasına gelmiş, tren istasyonu sular altında kalmış, Samsun-Amasya-Sivas demiryolu ulaşımı kesintiye uğramıştır. Çalışmanın özeti mahalle mahalle ayrıntı vermez; ancak Samsun yolu, demiryolu ve Tersakan'ın ağzı aynı kuzey girişte buluştuğundan, bu yılların taşkınlarının bugünkü Göllübağları'nın bulunduğu kesimi de doğrudan ilgilendirdiği açıktır.

Nüfus ve Değişim

Adrese dayalı nüfus kayıt sistemi verilerini derleyen bir nüfus sitesine göre mahallenin nüfusu 2012 ile 2019 arasında şöyle seyretmiştir:

  • 2012: 740
  • 2013: 795
  • 2014: 817
  • 2015: 795
  • 2016: 850
  • 2017: 907
  • 2018: 1.095
  • 2019: 1.117

Küçük bir semtin sekiz yıllık seyri, kentin kuzeye doğru yavaş yavaş genişlediği izlenimini verir. Rakamlar sekiz yılda yaklaşık yüzde elli bir artışı gösterir. İlk yıllarda artış ılımlıdır, hatta 2015'te küçük bir gerileme görülür. Belirgin sıçrama 2017'den 2018'e olur: nüfus 907'den 1.095'e, yani bir yılda yaklaşık 190 kişi artar. Bu sıçramanın nedenini açıklayan bir kayıt bulunamamıştır; yeni konut yapımı, mahalle sınırlarında bir değişiklik ya da kayıt düzeni gibi açıklamalar akla gelse de bunlar doğrulanmış bilgi değildir. Derleme sitelerdeki rakamlar resmî yayın niteliği taşımaz, yalnızca bilgi amaçlıdır.

Daha yakın tarihli bir emlak piyasası derlemesi, Amasya Merkez mahallelerini nüfusa göre sıralarken Göllü Bağları için 2.027 kişi verir; aynı tabloda mahallede 30-44 yaş grubunun ve lisans mezunlarının öne çıktığı, hane başına ortalama 2,92 kişi düştüğü görülür. Derlemenin hangi yılın verisine dayandığı belirtilmemiştir ve resmî bir istatistik değildir. Rakam doğruysa, 2019'dan sonra mahalle nüfusu neredeyse iki katına çıkmış demektir; bu ölçüde bir artışı resmî kaynakla doğrulamak mümkün olmamıştır.

Tersakan'daki Kirlilik

Mahallenin adının yakın yıllarda en çok anıldığı konu Tersakan Çayı'ndaki kirliliktir. Sorun yeni değildir. Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde Gonca Baş Pelit'in Haziran 2007 ile Mayıs 2008 arasında aylık örneklerle yürüttüğü alg araştırması, çayda seksen iki takson belirlemiş ve Tersakan'ın hem fizikokimyasal özellikleri hem de fitoplankton türleri bakımından evsel atıklar ve boşaltımlar yüzünden ötrofiden hipertrofiye doğru giden bir organik kirlenmenin etkisinde olduğunu tespit etmiştir. Tez özetinde örnekleme istasyonlarının yerleri verilmez; bu yüzden ölçümlerin mahalleye komşu ağız kesimini kapsayıp kapsamadığı bilinmemektedir.

Ocak 2022'de kurak geçen mevsimler yüzünden su seviyesi dibe inince çayda beyaz köpükler oluşmuş, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ekipleri sudan numune almıştır. Köpürme özellikle Boğazköy'den geçen kesimde görülmüş, Boğazköy'de yaşayan yaşlı bir sakin fabrika yıkandığında suyun aylarca böyle aktığını, elli yıldır derenin bu hâlde olduğunu söylemiştir. Göllübağları Mahallesi Muhtarı Sezai Çınarcı, köpüklenmenin Tersakan'ın Yeşilırmak ile birleştiği alanda da görüldüğünü, aşırı koku ve köpüğün Suluova bölgesindeki fabrika ve hayvansal atıkların burada birikmesinden kaynaklandığını belirtmiş, Boğazköy mevkiinde bir arıtma tesisi kurulmasını istemiştir. Çınarcı'nın bir başka haberde aktarılan sözleri daha keskindir: uzun yıllardır Tersakan Irmağı diye bildikleri suyun artık hiçbir canlının yaşamadığı bir dereye dönüştüğünü, Suluova ve Çeltek bölgelerinden gelen atıkların burada buluştuğunu söyler. Aynı haberde Tersakan'ın Türkiye'nin tersine akan tek akarsuyu olarak tanıtılması yerel basının yerleşik ifadesidir; bilimsel bir sınıflama değildir.

Ağustos 2024'te bu kez Yeşilırmak'ın Tersakan ile birleştiği noktada toplu balık ölümleri görülmüş, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü görevlileri sudan ve balıklardan numune almıştır. Haberde görüş bildiren bir veteriner hekim, ölü ve baygın balıkların tüketilmemesi gerektiğini, Yeşilırmak'taki balıkların solungaçlarının koyu kahverengiye ve siyaha yakın bir renge döndüğünü, evsel ve endüstriyel atıklara o mevsimde bilinçsiz gübreleme uygulamalarının da eklendiğini, düşük debi yüzünden kirliliğin çok yoğunlaştığını söylemiştir. İnceleme sonuçlarına ilişkin bir açıklamaya ulaşılamamıştır.

Kasım 2024'te yerel basına yansıyan bir başka haberde, yağışların azalması nedeniyle çayın su seviyesinin tükenme noktasına geldiği, Suluova bölgesinde çayı besleyen derelere aktarılan hayvansal atıklar, kanalizasyon ve fabrika atıklarının birikmesinin de kötü kokuya yol açtığı anlatılır. Mahalle sakinleri kirliliği köprü üzerinde burunlarını kapatarak protesto etmiş, çay yatağının Havza kesiminin temiz, Suluova'dan Amasya il merkezine kadarki bölümünün ise kirli olduğunu söylemiştir. Muhtar Sezai Çınarcı, su yüzeyindeki kirliliğin Suluova'dan Yeşilırmak ile birleşme noktasına kadar görüldüğünü, on yılı aşkın süredir yaşanan kötü kokunun komşu Bahçeleriçi ve 55 Evler mahallelerini de etkilediğini belirtmiştir. Çınarcı kirliliğin başlıca nedeni olarak Suluova'daki fabrika ve hayvancılık atıklarını göstermiş, çözüm olarak yine Boğazköy mevkisinde bir arıtma tesisi kurulmasını istediklerini söylemiştir. Mahalleliler çayın eskiden yüzülen, suyu içilen ve balık tutulan bir yer olduğunu, bugün kıyısında durmanın bile güç olduğunu, evlerinin balkonlarına çıkamadıklarını anlatmıştır. Bu ifadeler kişisel tanıklıklardır; kirliliğin ölçülmüş düzeyine ilişkin bir laboratuvar verisi haberlerde yer almaz.

Günümüzde Göllübağları

Bugün mahalle, kentin girişindeki konumuyla hem konut alanı hem de ulaşım hattı üzerinde bir yerleşimdir. Eski bağ yerlerinin çoğu artık yazlık bahçe ve konut dokusuna karışmış görünür; yine de çayın kıyısı ve ova ile vadinin birleştiği genişlik, adın çağrıştırdığı açık ve yeşil görünümün izini taşır. Kentin kuzeye doğru büyümesiyle birlikte mahalle bazı il kurumlarına da ev sahipliği yapar. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün adresi Göllübağları Mahallesi Defne Sokak'tır; Tersakan'dan numune alan ekiplerin bağlı olduğu müdürlük de böylece çayın ağzına komşu mahallede bulunur. İl Jandarma Komutanlığı da adresini Göllübağları Mahallesi, Alparslan Türkeş Bulvarı olarak verir.

Mahalle, yerleşimin bittiği yerde ağaçlık yamaçlara dayanır. Ocak 2026'da yerel basına yansıyan bir görüntüde, kış aylarında yiyecek bulmakta zorlandığı düşünülen bir tilkinin akşam saatlerinde ormandan inerek Göllübağları sokaklarında dolaştığı görülmüştür. Küçük bir olay olsa da Olcay'ın anlattığı, Hafız Ağa'nın keklik ve tavşan avına çıktığı açık bağlık arazinin bir bölümünün hâlâ mahallenin kıyısında durduğunu hatırlatır. Tersakan'ın Yeşilırmak'a karıştığı ağza komşu olduğundan, çaydaki kirliliğin görüntüsü ve kokusu da en çok bu kıyıda duyulur.

Kronoloji

MÖ 71 civarı: Hüsameddin'e göre Roma komutanı Lucullus, Amasya'ya kuzey boğazından girerek Gülüs çayırlığına konaklar.

704 (1304-1305): Kuşköprü'yü ve Ziyare yolundaki köprüyü yaptırdığı kaydedilen Hundî Sultan Hatun'un kardeşi Sultan Gıyaseddin Mesud Kayseri'de ölür ve Amasya'ya getirilerek gömülür.

1088 (1677): Üç gün süren yağmurla Yeşilırmak, Çekerek ve Deliçay taşar; Amasya'da evler, bağlar ve tarlalar zarar görür.

1930: Samsun-Amasya demiryolu hattı hizmete girer.

1930-1960: Tersakan dahil Amasya'daki akarsular defalarca taşar; bahçe ve tarlalar bataklığa döner.

2007-2008: Tersakan Çayı'nda yapılan alg araştırması, çayın evsel atıklar yüzünden organik kirlenme etkisinde olduğunu saptar.

2012-2019: Mahalle nüfusu 740 kişiden 1.117 kişiye yükselir.

Ocak 2022: Tersakan Çayı'nda köpürme görülür; mahalle muhtarı Boğazköy'de arıtma tesisi ister.

Ağustos 2024: Yeşilırmak'ın Tersakan ile birleştiği noktada toplu balık ölümleri görülür.

Kasım 2024: Tersakan Çayı'ndaki kirlilik ve koku, mahalle sakinlerinin tepkisiyle yerel basına yansır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar