Amasya'da mahalleler çoğunlukla bir tepenin, bir kalenin ya da bir türbenin adını taşır; nüfusça Merkez ilçenin en büyüklerinden olan Hacılarmeydanı ise adını bir meydandan alır. Halkın ve tabelaların "Hacılar Meydanı" dediği bu yer, şehrin taş köprülerinin, kaya mezarlarının ve Yeşilırmak boyunca dizilen konakların bulunduğu çekirdeğin batısında, Tokat yolunun şehre girdiği tarafta yer alır. Bugün apartman bloklarıyla dolu olan bu düzlük, Osmanlı kayıtlarında bağların, bir mezarlığın ve konaklama alanının adıdır. Mahallenin yakın tarihi nüfus rakamlarından, uzak geçmişi ise Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'ndeki dağınık kayıtlardan okunabilir.
Adın Kökeni
Hüsâmeddîn, Amasya'nın bağlarını anlatırken Yeşilırmak'ın iki yakasındaki bağların arkasında iki büyük meydan bulunduğunu yazar. Kuzeydeki meydana "Ok Meydânı", güneydeki meydana "Hacılar Meydânı" denir. Yazara göre Ok Meydanı'nda eskiden ok atma talimi yapılırdı; Hacılar Meydanı'nda ise Hicaz'a giden ve oradan dönen hacılar için dua edilirdi ve iki ad bu geleneklerden doğmuştur. Böylece adın kökeni için en eski ve en doğrudan kayıt, mahalleye adını veren alanın hac kafilelerinin uğurlandığı ve karşılandığı bir meydan olduğunu söyler (Hüsameddin, Amasya Tarihi, 1-4. ciltler, e-kitap s. 103). Bu açıklamanın hangi yüzyıla kadar geri gittiği anlatılmaz; Hüsâmeddîn bir tarih vermez, geleneği kendi zamanının bilinen bir olgusu olarak aktarır.
Aynı eserde, hac işlerinin şehir yönetimi içinde ayrı bir yeri olduğu da görülür. Hicrî 1133 (1720-21) yılının başında Rahtuvan Paşazâde Hacı İbrahim Bey baş ayan olunca, ayan meclisi ve büyük ağalar denetlenmek, bir de Hicaz'a gidenlerin işlerine bakmak üzere bir "hacılar meclisi" kurulmuş, hacıbaşılığa mevâlîden Kırmacıoğlu Hacı Hüseyin Efendi seçilmiştir (e-kitap s. 636). Meclisin toplandığı yer belirtilmez ve bu kaydı doğrudan meydana bağlamak doğru olmaz; yine de kentte hacıların işlerine bakan bir düzenin bulunduğunu, meydanın da bu düzenin bir parçası olabileceğini düşündürür.
Adın hac geleneğine bağlanmasından ayrı olarak, yakın dönemden gelen bir aile anlatısı da vardır. Yozgatlı yazar A. Kadir Çapanoğlu, Amasya'daki çocukluk ve gençlik yıllarını anlattığı 2020 tarihli bir yazının sonuna eklediği notta, çocukluğunda "Hacılar Meydanı" denilen ve sonradan şehrin içinde kalan büyük arazinin 1800'lü yıllarda Çapanoğulları'nın arpalığı olduğunu belirtir. Bu bilgi arşiv belgesine dayanmaz, bir bellek notudur. Meydanın geniş ve açık bir arazi olduğu yönündeki öteki kayıtlarla çelişmez; yalnız hac dualarının yapıldığı yer ile bir ailenin arpalığı olarak anılan yerin aynı alan olup olmadığını belgeler göstermez.
Konumu ve Şehirdeki Yeri
Hüsâmeddîn'in bağ sıralamasına göre ırmağın güney kıyısında, Sultan Bayezid Camii'nden batıya doğru yürüyen biri önce Hacı İlyas Mahallesi'nin önündeki İnehan Bağları'na, sonra Yörgüç Paşa Bağları'na, ardından Hacılar Meydanı Bağları'na rastlar. Daha batıda Ferhad Arası ve Çalan Köprü bağları sıralanır. Hacılar Meydanı bugünkü mahallenin bulunduğu bu şeritte, şehrin batı ucunda yer almıştır ve karşı yakadaki Ok Meydanı ile birbirine bakan bir çift oluşturur (e-kitap s. 103).
Mahalle bugün Amasya Merkez ilçesinde, posta kodu 05100 olan şehir merkezi sınırları içindedir. Mahalle sakinlerinin yerel basına yansıyan 2024 tarihli dilekçesine göre mahalle, son onlarca yılda Ferhat ile Şirin yönüne doğru genişlemiş ve Amasya'nın en büyük mahallesi olarak anılır hâle gelmiştir. Aynı metin, yeni yerleşim alanlarının neredeyse Dumlu Petrol'e kadar ilerlediğini söyler. Dilekçedeki "Ferhat ile Şirin" yönü, Hüsâmeddîn'in yüz yıl önce "Ferhâd Arası" diye andığı bağ kuşağıyla aynı yere düşer. Yeşilırmak kıyısındaki dar vadi taş ve ahşapla, Harşena'nın eteğinde şekillenmiştir; Hacılar Meydanı ise daha geniş, düz ve yeni bir yerleşim alanıdır.
Konaklama Alanı Olarak Meydan
Meydanın adı yalnız hacılarla anılmaz; Osmanlı kaynaklarında şehre gelen yüksek devlet adamlarının çadır kurduğu yer olarak da geçer. Tokat ve İnepazarı yönünden gelen yol, Çalan Köprü ve Ferhad Arası bağlarının yanından geçerek bu düzlüğe ulaşır, bu yüzden şehre girmeden önce konaklamak için doğal bir durak sayılmıştır. Hüsâmeddîn'in kaydettiği üç olay bunu gösterir.
Birincisi IV. Murad'ın Revan seferinden dönüşüyle ilgilidir. Hicrî 1045 yılının Cemâziyelâhir ayında (1635) sultanın Tokat'a geldiği anlaşılınca Amasya'da şenlikler hazırlanmış, mütesellim Ömer Bey, şehir kethüdası Bâlî Bey, kadı ve müftü hiçbir aksaklık çıkmaması için çalışmıştır. Padişah İnepazarı'nda durmayıp akşam üzeri yola çıkmış, yatsı ezanı okunurken Çalan Köprübaşı'na varmış, Hoca Ahmed Paşa'nın oradaki bahçesinde ve köşkünde gece saat sekize kadar dinlenmiştir. Otağ-ı hümâyun ile devlet erkânının çadırları o gece Hacılar Meydanı'na kurulmuştur. Murad ise çadırlara uğramamış, gece saat sekizde doğrudan şehre girerek İçerişehir'de Sultan Bayezid Camii'nin karşısında, ırmak üzerindeki Hoca Ahmed Paşa konağına inmiştir. Hüsâmeddîn, karşılama alayı için yapılan hazırlıkların bu yüzden suya düştüğünü yazar. Ertesi gün Amasyalılar sultana donanımlı bir at, otuz top Amasya kumaşı, otuz parça Amasya sahtiyanı ve dört kese kuruş sunmuştur (e-kitap s. 563).
İkincisi kentteki bir olayın ardından gelen soruşturmadır. Hicrî 1143 (1730-31) dolayında Mısır valisi ve Anadolu müfettişi Köprülüzâde Fâzıl Abdullah Paşa, büyük bir törenle Amasya'ya gelip Hacılar Meydanı'nda kurdurduğu çadırlarda kalmış ve tahkikata buradan başlamıştır. Şehrin ileri gelenlerini, ulemayı ve şeyhleri çağırmış, esnaf kethüdalarını, seyyidlerin nakiplerini ve halkın yiğitbaşılarını tek tek dinlemiştir. Sonunda Hacı İbrahim Bey ile Helvacı İsmail Ağa'yı ve taraftarlarından belli başlı kimseleri tutuklatmış, daha önce tutuklananların birçoğunu, olayın asıl çıkaranlarından olmadıkları için salıvermiştir. Soruşturma evrakını İstanbul'a göndermiştir (e-kitap s. 642).
Üçüncüsü hicrî 1171 (1757-58) yılının Şevval ayına aittir. Ağır şikâyetleri araştırmak üzere fermanla gönderilen eski Gence valisi vezir Mehmed Paşa, Amasya'ya gelince Hacılar Meydanı'na inmiştir. Yanında asker vardı ve birkaç gün sonra anlaşıldığına göre kendisi Amasyalı Hindî Ahmed Paşazâde idi. Yeğeni Hacı Ahmed Bey'i yanına alarak soruşturmaya başlamıştır, ancak valinin himayesindeki Fazlıoğulları ile yandaşları paşayı yanıltmış, olayların sorumlusunun ulema olduğuna inandırmıştır. Eski müftü Hacı Mehmed, imaret şeyhi Hacı Mehmed ve şeyhülkurra Hacı İbrahim Efendi geceleyin evlerinden alınıp Kıbrıs'taki Magosa Kalesi'ne sürülmüş, halktan birkaç kişi kaleye hapsedilmiş, iki kişi idam edilmiştir (e-kitap s. 657). Hüsâmeddîn, paşanın yanılmasında yeğeninin etkisini ve Amasya ayanının birbirine karşı tutumunu iki neden olarak sayar.
Venk Sırtı ve Hristiyan Mezarlıkları
Hüsâmeddîn'in Hacılar Meydanı'nın üstünde andığı bir yer, bugünkü mahalleyle ilgili en renkli kayıtlardan biridir. "Venk" (ya da "Veng"), Tokat şosesinin sol tarafında, Memi Dede Önü Mezarlığı'nın sonunda, Hacılar Meydanı'nın üstünde uzanan bir sırttır ve Ferhad Kayası'nın kuzey eteğine denk gelir; güney eteğinde Helvacı Pınarı vardır. Sırtın iki yanı da Rum ve Ermeni Hristiyanlarının mezarlığıdır. Orada, aralarında açık bir yol bulunan iki çatı ve bir ağdırma yer alır; yolun sonunda topraktan oluşmuş, kaya biçiminde bir kütleden sürekli su damlar. Damlaların altında siyah taştan küçük bir havuz vardır. Hüsâmeddîn suyun parlak ama tatsız ve ağır olduğunu, çevrenin çorak bulunduğunu, Hristiyanlar arasında burasının saygın sayıldığını yazar. Pazar günleri orada toplanıp eğlenir, dönerken çorak toprağı "cevher" diyerek yüzlerine ve alınlarına sürerlerdi (e-kitap s. 87-88).
Bu ziyaretin eski olmadığını da aynı yerde belirtir. Hicrî 1300 (1882-83) dolaylarına kadar Rumların ve Ermenilerin buraya ancak kabir ziyareti için nadiren geldiği görülmüş, yer bakımsız ve harap kalmıştır; bu tarihten sonra önce Ermenilerin, sonra Rumların pazar günü toplanma yeri olmuştur. İki cemaat de bunu bir hikâyeye bağlar. Rumlar, Havari Petrus'un öğrencisi Yovannis'in Amasya halkını dine çağırıp buraya gizlendiğini ve susayınca dayandığı taşa emredip suyu akıttığını söyler; Ermeniler ise Aşmiyazin'de oturan havari Ohannis'in Kayseri'ye giderken düşmanlarından kaçıp saklandığını anlatır. Hüsâmeddîn iki rivayetin tek kaynaktan çıktığını, "Veng" adının her ikisiyle de ses ve anlam bakımından ilgisi bulunmadığını belirtir. Amasya'da Hıristiyanlığın ancak milattan sonra dördüncü yüzyılın başında göründüğünü, bu yüzden birinci ya da ikinci yüzyılda iki keşişin burada din yaydığı fikrinin vehimden öteye gitmediğini yazar (e-kitap s. 88).
Kendi önerisi ise adın bir patriğin adından geldiği yönündedir. Torumtay Camii ve Türbesi ile Halifet Gazi Medresesi ve Türbesi'nin kimi taşlarında okunan Rumca yazılara bakarak, Venk denen yerin doğusunda eskiden bir kilise ve patrikhane bulunduğunu, harabelerin bunu gösterdiğini ileri sürer. Yapı fetihten sonra yıkılmış, enkazından bir medrese, cami ve türbe yapılmıştır. Danişmendnâme'ye dayanarak, Amasya patriği Kirillos kuşatma sırasında ölünce yerine geçen "Vengliyus"un, Melik Ahmed Danişmend Gazi şehre girdiğinde bu kilisede uzun süre kaldığını, 622 (1225) tarihli ve kadılkudat Takiyyeddin Osman bin Ali imzalı Halifet Gazi Vakfiyesi'nde yerin "Vengiyas" diye geçtiğini, adın baştaki "l" harfinin düşmesiyle kısalıp "Veng" olduğunu anlatır (e-kitap s. 88). Bu bir yorumdur ve Hüsâmeddîn de onu böyle sunar; fakat kaynaklardan çıkan sonuç açıktır: mahallenin üst yamacı, Osmanlı döneminde Amasya'nın Hristiyan cemaatleri için kutsal sayılan bir buluşma yeri olmuştur.
Memi Dede Mezarlığı ve Halvetî Çevresi
Hacılar Meydanı'na gidecek yolun batı kenarında, duvarla çevrili bir bahçe, Amasya'nın Halvetî şeyhlerinden Memi Dede'nin türbesidir. Hüsâmeddîn burada "Memi Dede" diye tanınan Şeyh Mehmed el-Halvetî'nin, oğlu Şeyh İbrahim Efendi'nin ve halifelerinden Şeyh Hüsâmeddîn Hüseyin Efendi'nin yattığını yazar (e-kitap s. 146). Şeyhlerin en çok anılanı olan Memi Dede, kentin dört yanındaki evliya yerlerini sayan başka bir bölümde de geçer: kuzey boğazında Tekirdağlı Baba'nın, güney boğazında Has Baba'nın, doğuda Abdurrahman Baba'nın, batıda ise Memi Dede'nin mekânı vardır (e-kitap s. 134). Memi Dede böylece şehrin batı yakasının evliya yeri olarak anılır.
Memi Dede'nin bağlı olduğu Hızır Paşa Tekkesi, Yörgüç Paşa soyundan beylerbeyi Hızır Paşa tarafından hicrî 971 (1564) yılında yaptırılmış ve vakıfları düzenlenmiştir. Hüsâmeddîn tekkenin yerini Şâmîce Mahallesi olarak gösterir; Kadir Özköse'nin Halvetî tekkeleri üzerine makalesi ise Gökmedrese Camii'nin batısına yerleştirir. İlk şeyh "Molla Şeyh" diye tanınan İlyas Efendi'dir. Ölümünden sonra Memi Dede Mehmed Efendi, ardından oğlu İbrahim Efendi, ardından Hüsâmeddîn Efendi şeyh olmuş, bunların arkasından Mustafa Efendi, vaiz Hasan Efendi ve onun oğlu Mehmed Efendi gelmiştir. Tekke hicrî 1143 (1730) yangınında tamamen yok olmuş, yeri bilinmemektedir (e-kitap s. 151). Kaynaklar adın kime ait olduğunda hafif ayrılır: Hüsâmeddîn ile Özköse'nin ana metni Memi Dede'yi Mehmed Efendi, oğlunu İbrahim Efendi olarak ayırır; Özköse'nin dipnotu ise "Memi Dede" olarak İbrahim Efendi'yi anar. Sonraki dönemlere ait bir şeyh listesinde Hızır Paşa Tekkesi şeyhi olarak "Memi Dedezâde İbrâhim Efendi" geçer, yani ad bir soy adına dönüşmüştür.
Bugün türbenin yeri değişmiştir. Özköse, Hacılar Meydanı Mahallesi'ndeki Memi Dede Mezarlığı'nda bulunan türbenin, yanından yol geçirilirken yıkıldığını ve kaybolduğunu, bugün Tokat yolunun altında adına yapılmış mermer bir mezar bulunduğunu yazar. Şehrin batısındaki mezarlık da bu şeyhin adıyla anılır. Mahalle adı ile mezarlığın adı aynı yola bağlıdır: yol, meydana ve Memi Dede'ye giden aynı güzergâhtır.
Ferhad Su Yolu ve Çevredeki Yapılar
Meydanın batısındaki "Ferhâd Arası" bağları, Amasya'nın bilinen büyük su yolunun yakınındadır. Hüsâmeddîn bu yolun Şâhîn Kayası'ndan başladığını, Ferhad Arası'ndan ve Memi Dede'nin önünden geçip Gökmedrese, Şâmîce, Receb, Çeribaşı, Acem Ali, Uzun Mustafa, Gümüşlüzâde, Mehmed Paşa ve Sevadiye mahallelerini dolaştıktan sonra Bayezid Mahallesi'nde Kibrithane'nin güneyindeki bir kaya deliğinde sona erdiğini yazar. Uzunluğu yaklaşık on sekiz kilometredir; kayada dört beş yerde tünel biçiminde oyulmuştur, içinde on santimetre kalınlığında kireç tortuları görülür. Halk bu işi Şirin'e âşık Ferhad'a bağlar, Kara Müftüzâde Mustafa Vâzıh Efendi de bu görüşü aktarır. Hüsâmeddîn ise tek bir kişinin bu kadar işi otuz dokuz günde değil, otuz dokuz yılda bile bitiremeyeceğini, yapının iki bin yıl önce güçlü bir devlet tarafından kurulduğunu savunur. Ferhad adının Danişmendli beyi Ferhad Gazi'den, ya da bir Sasani valisi olan Ferhad bin Efruhte'den kaldığına dair iki başka rivayeti de aktarır, birincisine daha yakın durur (e-kitap s. 86-87).
Aynı kayanın güney eteğindeki Helvacı Pınarı'nı, hicrî 1064'te ölen eski Amasya mütesellimi Helvacı Mehmed Ağa'nın yaptırdığı çeşme adlandırmıştır. Amasya ayanından el-Hâc İbrahim Ağa 1210'da bu pınarı onarmış, mecrasını temizleyip suyunu yeniden akıtmış, birkaç dükkânı vakfetmiştir. Pınar ile Ferhad Arası arasında, 1164'te eski Mısır mirlivası el-Hâc Osman Bey'in yaptırdığı "Bey Pınarı" adlı ikinci bir çeşme vardı. Hüsâmeddîn kitabı yazdığında ikisi de harap durumdadır (e-kitap s. 87). Bu çeşmeler, meydanın çevresinin hem şehir içme suyu hattının hem de Tokat yolunun üzerinde olduğunu gösterir.
Mahallede Bilinen Yapılar
Bugünkü Hacılarmeydanı, anıtsal yapılarıyla anılan bir mahalle değildir. Yine de mahallenin kimliğini oluşturan bazı yapılar vardır.
- H. Hasan Çapkınoğlu Camii: Yerel rehber bilgilerine göre mahalle içinde, Orhun Sokak üzerindedir. Yapım tarihine dair kaynaklı bir bilgi bulunamamıştır.
- Hattat Hamdullah Efendi Camii: Sadık Ahmet Caddesi üzerinde, mahalle sınırları içinde gösterilir. Adını, 1436-1520 yılları arasında yaşamış ve Amasya ile özdeşleşen büyük hattat Şeyh Hamdullah'tan alır. Caminin yapım tarihi doğrulanamamıştır; adın hattatın şahsıyla ilişkisi dışında bir tarihî bağ iddia edilmemektedir.
- Okullar: Hattat Hamdullah İmam Hatip Ortaokulu adresini Çapkınoğlu Sokağı, Hacılar Meydanı olarak verir. Mahalle sakinlerinin dilekçesine göre bölgede ayrıca Yavuz Selim ve Serdar Zeren ortaokulları bulunur.
- Memi Dede Mezarlığı ve türbe yeri: Tokat yolunun kenarındaki bu alan, mahallenin en eski anıtsal belleğini taşır.
Aynı dilekçede, son yirmi yılda mahalledeki cami sayısının birden altıya çıktığı, buna karşılık okul sayısının yaklaşık yirmi beş yıldır ikide kaldığı ve sınıf mevcutlarının kimi zaman 40-60'a ulaştığı dile getirilir. Dilekçe sahibi ayrıca bazı yeşil alanların ve okul için ayrılmış arsaların belediye encümen kararlarıyla ibadethaneye çevrildiğini ileri sürer. Bu rakamlar ve iddialar mahalle sakinlerinin beyanıdır; resmî bir istatistik olarak değil, hızlı büyümenin hissedilen yükünün bir göstergesi olarak okunmalıdır.
Yakın Çevredeki Yapılarla Karıştırılmaması Gerekenler
Amasya'nın bilinen bazı anıtları adlarındaki benzerlik yüzünden Hacılarmeydanı ile ilişkilendirilebilir, oysa başka mahallelere aittir. İstasyon (Meydan) Köprüsü, İstasyon ile Hacı İlyas mahallelerini birbirine bağlar. İlk köprüyü 1145'te Selçuklu Sultanı I. Mesud'un yaptırdığı, bunun deprem ve taşkınlara dayanamayıp yıkıldığı, bugünkü köprünün ise ilkinin kalıntıları üzerinde 1370'li yıllarda dönemin Amasya Emiri Şadgeldi Paşa tarafından yapıldığı bilinir. Köprü 1824'teki su taşkınında büyük zarar görmüş, 1828'de onarılmış, 1940'ta tablası genişletilerek betonlanmıştır. Adını, Amasya Kalesi'nin Meydan Kapısı denen büyük kapısının önüne rastlamasından alır. Hüsâmeddîn'in andığı "Meydân Köprü" ise Ok Meydanı'nın kuzey yakada başladığı köprüdür ve Hacılar Meydanı'yla bir bağı kurulmamıştır; iki "meydan" birbirine karıştırılmamalıdır. Kaya mezarları, Harşena Kalesi ve Yeşilırmak kıyısı konakları da bu mahallenin değil, komşu tarihî çekirdeğin mirasıdır.
Nüfus ve Değişim
Hacılarmeydanı'nın yakın dönem hikâyesi nüfus rakamlarında yazılıdır. TÜİK/ADNKS verilerinden derlenen bir seriye göre mahalle nüfusu şöyle değişmiştir:
- 2012: 10.097
- 2013: 10.908
- 2014: 12.003
- 2015: 12.863
- 2016: 13.474
- 2017: 14.324
- 2018: 14.390
- 2019: 14.837
Benzer bir derlemede 2023 için 14.988, 2024 için 15.426 (7.540 erkek, 7.886 kadın) değerleri verilmektedir. Bu son iki rakam TÜİK tablosundan bağımsız olarak doğrulanmamıştır. Eldeki serinin bütününe bakıldığında yedi yılda yaklaşık yüzde kırk yedi, yani yarım kata yakın bir artış görülür; 2018'den sonra büyüme yavaşlamış, mahalle yaklaşık on beş bin kişilik bir düzeye oturmuştur. Böyle bir artış okul sırasına, cami safına, pazar yerine ve yol kenarındaki park yerine dönüşür; yukarıda aktarılan şikâyetler bu baskının sonucudur.
Günümüzde Hacılarmeydanı
Bugün Hacılarmeydanı, Amasya'nın günlük hayatının en yoğun yaşandığı yerlerden biridir. Mahalle muhtarlığı, okullar, camiler, apartman blokları ve mahalle esnafı bu hayatın çerçevesini çizer. Amasya Belediyesi'nin Hacılar Meydanı'na bir kafe kazandırdığına dair yerel bir haber başlığı da alanın kamusal bir buluşma yeri olarak kullanıldığını gösterir; haberin ayrıntılarına erişilemediği için daha fazlası yazılmamıştır.
Mahallenin hâlâ cevap bekleyen soruları vardır. Adın ilk kez hangi tarihte kullanıldığı, Çapanoğulları arpalığı ile hac meydanının aynı alan olup olmadığı, Venk sırtındaki yapı kalıntılarının akıbeti ve mahallenin idarî birim olarak ne zaman kurulduğu belgelerle henüz yazılabilmiş değildir. Şer'iyye sicilleri, tahrir defterleri ve belediye arşivleri bu soruların bir kısmına ışık tutabilir.
Kronoloji
622 (1225): Halifet Gazi Vakfiyesi'nde Venk sırtı "Vengiyas" adıyla geçer (Hüsameddin, Amasya Tarihi).
971 (1564): Beylerbeyi Hızır Paşa, Memi Dede'nin de şeyhlik yaptığı Hızır Paşa Tekkesi'ni yaptırır (Hüsameddin; Özköse).
1045 (1635): IV. Murad'ın otağı ve devlet erkânının çadırları Hacılar Meydanı'na kurulur, sultan ise doğrudan şehre girer (Hüsameddin).
1133 (1720-21): Amasya'da Hicaz'a gidenlerin işlerine bakacak bir hacılar meclisi kurulur; hacıbaşı Kırmacıoğlu Hacı Hüseyin Efendi'dir (Hüsameddin).
1143 (1730-31): Köprülüzâde Fâzıl Abdullah Paşa Hacılar Meydanı'nda çadır kurup Amasya olaylarını soruşturur; Hızır Paşa Tekkesi yangında yok olur (Hüsameddin; Özköse).
1171 (1757-58): Vezir Mehmed Paşa soruşturma için Hacılar Meydanı'na iner; ulemadan üç kişi Magosa'ya sürülür (Hüsameddin).
1300 (1882-83) dolayı: Venk sırtı Ermeniler, sonra Rumlar için pazar günü toplanma yeri olur (Hüsameddin).
1800'lü yıllar: Hacılar Meydanı olarak anılan geniş alan, bir aile anlatısına göre Çapanoğulları'nın arpalığıdır (A. Kadir Çapanoğlu, 2020).
2012-2019: Mahalle nüfusu 10.097'den 14.837'ye yükselir (TÜİK/ADNKS derlemesi).
2024: Mahalle sakinleri, okul sayısının artan nüfusa yetmediğini yerel basın aracılığıyla dile getirir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 1-4. ciltler (Amasya Belediyesi, 2022), bağlar ve meydanlar bölümü, e-kitap s. 103.
- Hüsâmeddîn, Amasya Tarihi, 1-4. ciltler, Ferhad Kayası, Helvacı Pınarı ve Venk, e-kitap s. 86-88.
- Hüsâmeddîn, Amasya Tarihi, 1-4. ciltler, IV. Murad'ın Amasya'ya gelişi, e-kitap s. 563.
- Hüsâmeddîn, Amasya Tarihi, 1-4. ciltler, Fâzıl Abdullah Paşa'nın soruşturması, e-kitap s. 642; Mehmed Paşa soruşturması s. 657; hacılar meclisi s. 636; Memi Dede Türbesi s. 146; dört yandaki evliya yerleri s. 134; Hızır Paşa Tekkesi s. 151.
- A. Kadir Çapanoğlu, "Şehr-i Amasya'da Halkalı Evliya ve Çakallar Tepesi", Yozgat Gazetesi, 11.07.2020.
Resmî kaynaklar
- T.C. Millî Eğitim Bakanlığı, Hattat Hamdullah İmam Hatip Ortaokulu internet sitesi.
- Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Portalı, "İstasyon Köprüsü" (Amasya).
Diğer kaynaklar
- Kadir Özköse, "Amasya'da Bulunan Halvetiyye Tekkeleri", Akademiar, sayı 5 (Aralık 2018), s. 91-118.
- "Amasya Hacılar Meydanı Mahalle Sakinlerinin Yetkililerden Bir İsteği Var", 05.com.tr Amasya Haber, 29.05.2024.
- nufusu.com, "Merkez Mahalleleri Nüfusu Amasya" (TÜİK/ADNKS derlemesi, 2012-2019).
- nufusune.com, "Hacılar Meydanı Mahallesi Nüfusu, Merkez Amasya" (2023-2024 değerleri). amasya.bel.tr
Çevrimiçi kaynaklar
- https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page87.html
- https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page563.html
- https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page642.html
- https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/606666
- https://www.yozgatgazetesi.com/a-kadir-capanoglu/sehr-i-amasya-da-halkali-evliya-ve-cakallar-tepesi-139110.html





