Amasya'nın Türk tarihinde İlhanlı hâkimiyetinden Osmanlı idaresine uzanan yarım yüzyıldan uzun dönem, kentin hem en çalkantılı hem de sonraki kaderini belirleyen evresidir. 1243 Kösedağ Savaşı'nın ardından Anadolu'yu elinde tutan Moğollar şehri zaptetti ve Amasya Moğol valileri eliyle yönetilmeye başlandı. Bundan sonra kent, bir yandan bölgede ortaya çıkan beyliklerin, bir yandan da Sivas ve Tokat çevresinde güç toplayan emirlerin arasında el değiştirdi. Selçuklu çağında "Dârü'l-izz" unvanıyla anılan şehir, küçük hanedanların rekabet sahası haline geldi ve ancak Yıldırım Bayezid zamanında Osmanlı topraklarına katıldığında yeniden uzun soluklu bir düzene kavuştu.
İlhanlı Yönetiminde Amasya
Amasya, Danişmendlilerin başkentliğinden ve Anadolu Selçuklularının önemli şehirlerinden biri olmaktan sonra, 1240'taki Babaî isyanının sarsıntısını yaşamıştı. Baba İlyas'ın halifesi durumundaki Baba İshak'ın başlattığı hareketin ardından Baba İlyas yakalanmış ve Amasya Kalesi burçlarında idam edilmişti. Üç yıl sonra Kösedağ'da Selçuklu ordusunun bozulması şehri Moğol nüfuz alanına soktu. Bu dönemde Anadolu'da İlhanlı hükümdarı adına çalışan valiler ve noyanlar söz sahibiydi; Amasya'yı yöneten emirler de bu zincirin halkalarıydı. Bir ara şehir, son Selçuklu sultanı II. Gıyâseddin Mesud'un oğlu Tâceddin Altınbaş'ın hâkimiyetine girdi, ancak bu durum kalıcı olmadı.
Moğol hâkimiyeti şehrin imarını durdurmadı. Bugün ayakta olan Gümüşlü Camii (1326) ile Dârüşşifâ (1308) bu çağın yapılarıdır ve Amasya'nın İlhanlı döneminde de ibadet ve sağlık hizmetleriyle öne çıkan bir merkez olarak kaldığını gösterir. Anadolu'daki siyasi yapı ise giderek zayıflıyordu. Merkezden gönderilen valilerin kötü idaresi, Türkmen ve Moğol oymaklarının akınları, ülkeyi yarı bağımsız emirlerin eline bırakmıştı. Bu boşluktan önce Eretnaoğulları, sonra onların emirleri yararlandı.
Eretna Beyliği ve Amasya
Eretnaoğulları Beyliği'nin kurucusu Alâeddin Eretna, aslen Uygur Türklerinden olup İlhanlı ordusuyla Anadolu'ya gelen noyanlardandı. Anadolu valisi Timurtaş, babası Emîr Çoban'ın 1327'de öldürülmesi üzerine Mısır'a kaçarken yerine kayınbiraderi Eretna'yı bırakmış, Eretna da sonraki valilerin vekili olarak Sivas, Kayseri, Aksaray ve Niğde'yi yönetmişti. İlhanlı hükümdarı Ebû Said Bahadır Han'ın 1335'te ölmesi ve ülkenin parçalanması, Eretna'nın vekilliğini bağımsız bir yönetime çevirmesine imkân verdi. Bir süre Memlük sultanının adına hutbe okutan Eretna, sonunda Memlüklerle bağını kesti, bağımsızlığını ilan etti ve önce Sivas, sonra Kayseri merkez olmak üzere kendi adına sikke kestirdi. Amasya'nın bu beyliğin hâkimiyetine girişi 1341 olarak verilir; yerel bir tarih özeti aynı olayı 1342'ye yerleştirir ve şehrin Sivas naibi Eretna'nın eline geçtiğini, ardından emir Hacı Şadgeldi'nin şehre egemen olduğunu yazar. Eretna, İlhanlı komutan ve valilerinin kötü idaresiyle uzun süredir sürüp giden anarşiyi kısa sürede bastırarak otoritesini kurdu ve Anadolu Selçuklu topraklarının büyük bölümünü ele geçirdi.
Alâeddin Eretna Mart 1352'de Kayseri'de öldü ve Köşkmedrese avlusundaki kümbete gömüldü. Öldüğünde Sivas ve Kayseri'nin yanı sıra Amasya, Tokat, Çorum, Zile, Canik, Ankara, Niğde, Aksaray ve Erzincan da onun hâkimiyetindeydi; Amasya, beyliğin kuzey kesimindeki bu geniş coğrafyanın önemli şehirlerinden biriydi. Ölümünden sonra oğulları Cafer ile Mehmed arasında çıkan taht kavgası devleti hızla yıprattı. Mehmed Bey, 1355'te Yalnızgöz Savaşı'nda kardeşini yenerek beyliği yeniden eline aldı. Ne var ki Moğollarla mücadelesinde başarılı olamadığı gibi kendi emirlerinin güvenini de kaybetti ve Ekim 1365'te Hacı Şadgeldi, Hacı İbrâhim ve Kılıcarslan'ın düzenlediği bir suikastle Sivas'ta öldürüldü. Bu olayda veziri Kadı Burhâneddin'in de şüphe altında kaldığı belirtilir, ancak rolü kesin olarak ortaya konamamıştır. Yerine geçirilen on üç yaşındaki oğlu Alâeddin Ali Bey ise devletin dağılmasını durduramadı. Emirler artık kendi vilayetlerinde bağımsız hareket ediyordu: Hacı Şadgeldi Amasya'da, Mutahharten Erzincan'da, Tâceddin Niksar'da, Hacı İbrâhim Sivas'ta, Şeyh Necib Tokat'ta, Kılıcarslan Şarkîkarahisar'da. Yalnızca Kayseri'deki emirler Ali Bey'e şeklen bağlı kaldı. Aynı kaynağa göre bu rekabet yüzünden asayiş bozuldu, ilim ve kültür hayatı sönükleşti ve Anadolu halkının bir kısmı Halep'e, Antep'e, Batı Anadolu'ya ve Marmara bölgesine göç etti.
Hacı Şadgeldi ve Amasya Emirliği
Amasya'da ayrı bir emirliğin ortaya çıkışı kaynaklarda aynı biçimde anlatılmaz. Bir araştırmada Hacı Şadgeldi'nin Eretna Beyliği'ndeki karışıklıklardan yararlanarak 1360'ta ayrıldığı ve bölgede müstakil bir beylik haline geldiği belirtilir. Eretnaoğulları maddesi ise Şadgeldi'yi 1365'teki suikastın faillerinden biri olarak gösterir ve onun Amasya'daki bağımsız konumunu, Alâeddin Ali Bey döneminde devlet otoritesinin çöküşüyle birlikte anar. Birinci anlatım Şadgeldi'yi 1360 dolaylarında kendi hesabına hareket eden bir emir olarak, ikincisi ise Eretnalı otoritenin dağıldığı yıllarda Amasya'ya yerleşmiş bir güç olarak sunar. Kesin tarih belirlenememiştir.
Amasya maddesine göre Şadgeldi, Eretnaoğlu Ali Bey'i yenerek şehri ele geçirdi. Ölümünden sonra yerine oğlu Ahmed geçti. Şehirde bugün Şadgeldi Paşa Türbesi adıyla anılan yapı bu hanedanın hatırasını taşır. Amasya emirleri bölgenin güç dengeleri içinde komşularıyla ittifak yaptı ve kimi zaman Osmanlıların desteğini aradı. Şehir, iki tarafa karşı dengede kalmak zorundaydı: bir yanda Sivas'ta Kadı Burhâneddin, öte yanda batıdan ilerleyen Osmanlı ve Candaroğlu hâkimiyeti. Amasya'nın bu dönemdeki siyaseti, kendi gücü yetmediğinde güçlü bir hami arayan küçük bir emirliğin siyasetiydi.
Kadı Burhâneddin'in Yükselişi
Kadı Burhâneddin Ahmed, 8 Ocak 1345'te Kayseri'de adı bilinen bütün atalarının kadılık yaptığı bir ailede doğdu. Genç yaşta Dımaşk ve Kahire'ye giderek fıkıh, hadis, tefsir ve riyaziyat okudu, 1364'te Kayseri'ye döndü. 1375'te Karamanoğlu Alâeddin Bey Kayseri'yi aldığında şehri geri kazanması onu Eretna devletinde öne çıkardı ve Mayıs 1378'de vezirlik makamına yükseltti. Alâeddin Ali Bey onun telkinleriyle devletin otoritesini toparlamak için Amasya, Niğde, Aksaray, Niksar ve Erzincan üzerine seferler düzenledi, ancak vezirin çizdiği politikaya uymadığı için başarılı olamadı. Ali Bey, ikinci Amasya seferi sırasında vebaya yakalanarak 1380'de öldü.
Ali Bey'in yedi yaşındaki oğlu II. Mehmed tahta çıkarılınca Selçuklu hanedanından Kılıcarslan nâib tayin edildi. Kadı Burhâneddin ile Kılıcarslan arasındaki iktidar mücadelesi, 9 Şubat 1381'de Kılıcarslan'ın öldürülmesiyle sonuçlandı. Kadı Burhâneddin bu kez kendisi nâib oldu ve ardından başlıca rakibi saydığı Amasya hâkimi Hacı Şadgeldi'yi ortadan kaldırdı. TDV'nin kayıtlarında Şadgeldi'nin ölümü 1381 sonbaharına yerleştirilir ve bunu, Sivas'ta Kadı Burhâneddin'in kendi adına hutbe okutup para bastırarak sultanlığını ilan etmesi izler. Böylece Eretnaoğulları hâkimiyeti sona erdi ve Sivas ile Kayseri merkezli Kadı Burhâneddin Devleti kuruldu.
Şadgeldi'nin ölümü Amasya'nın bağımsız varlığına son vermedi. Oğlu Ahmed Bey babasının intikamını almak için harekete geçti. Kadı Burhâneddin 1382'de Tokat'ı kuşattığında kale muhafızı Moğollarla anlaşarak onu zor duruma düşürmüş, Amasya emiri de sözünde durmayıp saldırıya geçince Kadı Burhâneddin'in ordusu bozulup dağılmıştı. Ahmed Bey, 1383'te Candaroğlu Kötürüm Bayezid'in desteğiyle yeniden harekete geçti, ama bu kez yenildi. Kadı Burhâneddin, kız kardeşini Tokat kalesi beyiyle evlendirerek aldığı destekle 1384'te Amasya üzerine yürüdü ve emiri üst üste bozguna uğrattı. Mücadele böylece birkaç yıl boyunca saldırı ve karşı saldırı biçiminde sürdü.
Osmanlıların Anadolu'daki İlerleyişi ve Amasya
Bu sırada Osmanlılar batıdan ilerliyordu. I. Murad döneminde Candaroğulları ve Germiyan topraklarında Osmanlı hâkimiyeti kuruldu. Bir araştırmada, I. Murad'ın Osmancık, Gümüş ve Amasya'nın Osmanlı egemenliğini kabul ettiklerini haber alması üzerine Şehzade Bayezid'i bölgeye gönderdiği ve Bayezid'in 1386'da Amasya'ya gelerek beyliği Osmanlı Devleti'ne bağladığı anlatılır; Bayezid bu görevle ilk Amasya sancakbeyi sayılır. TDV'nin Bayezid maddesi ise bu kanaatin, Amasya emiri Ahmed ile Çandarlı Süleyman Bey'in Kadı Burhâneddin'e karşı Osmanlı hâkimiyetini kabul ettikleri 1384-1388 yılları arasındaki ilişkilerden ve bazı bölgelerin Osmanlı idaresine girmesinden çıkarıldığını söyler. Başka bir deyişle Bayezid'in ilk valiliği bir kanaat olarak anılır, kesin bir belgeye dayanmaz.
Asıl dönüm noktası 1389 Kosova Savaşı'ndan sonra geldi. Babası Murad'ın ölümü üzerine tahta çıkan Bayezid Anadolu'ya geçerek Batı Anadolu beyliklerini Osmanlı idaresine kattı. Kadı Burhâneddin ise bu tarihe kadar Osmanlılarla iyi geçinirken artık karşı tarafa geçmiş ve Kırşehir'i almıştı. Karamanoğlu ve Candaroğlu ile ittifak kuran Kadı Burhâneddin, 1391'deki Osmanlı seferini boşa çıkardı. 1392'de Bayezid yeniden Candaroğlu Süleyman Bey üzerine yürüdü ve Osmancık'ı aldı, ama Çorumlu mevkiinde Kadı Burhâneddin'e yenilip geri çekildi. Bu galibiyetle cesaretlenen Kadı Burhâneddin Sivrihisar ve Ankara'ya kadar akın etti, Amasya'yı da kuşatma altına aldı.
Kuşatma altındaki Amasya emiri 1392'de şehri Osmanlılara teslim etti; yerel bir tarih özeti bu teslimi Ahmed Bey'in Kadı Burhâneddin'in baskısı karşısında yaptığı bir adım olarak anar ve 1393 tarihini verir. Ertesi yıl bölgeye gelen Bayezid Amasya'ya girerek şehri teslim aldı; Çarşamba vadisindeki Tâceddinoğulları, Merzifon yöresindeki Taşanoğulları ve Bafra hâkimi gibi mahallî beyler de onun hâkimiyetini tanıdı. Amasya'nın Osmanlı idaresine geçişi için kaynaklarda 1392 ile 1398 arasında değişen yılların anılmasının nedeni budur. Şehrin emir tarafından teslim edilmesi, Bayezid'in şehre girişi ve Kadı Burhâneddin Devleti'nin tasfiyesiyle bölgenin tamamen Osmanlı eline geçmesi aynı sürecin ayrı aşamalarıdır. TDV'nin Amasya maddesi son aşamayı esas alarak şehrin 1398'de Osmanlı topraklarına katıldığını ve idaresinin oğlu Çelebi Mehmed'e bırakıldığını belirtir.
Kadı Burhâneddin Devleti'nin Sonu
Kadı Burhâneddin'in sonu Osmanlılara değil, Türkmen rakiplerinden Akkoyunlu beyi Karayülük Osman'a yenilmesiyle geldi. Kadı Burhâneddin'in, Karayülük Osman'ın ricasına rağmen yeğeni ve Kayseri valisi Şeyh Müeyyed'i öldürtmesi (1396) ikisinin arasını açmıştı. Karayülük'ün sürüleri için yaylak istemesi ve Kadı Burhâneddin'in ancak sonbahara kadar yaylak verebileceğini söylemesi bu gerginliği büyüttü. Karayülük, takibe çıkan Kadı Burhâneddin'i 1398'de ani bir baskınla yenip esir aldı ve öldürttü. Sivas eşrafı onun yerine oğlu Alâeddin Ali Çelebi'yi getirdi, ancak Timur ve Türkmen tehdidi karşısında Bayezid'den yardım istedi. Bayezid, oğlu Süleyman Çelebi'yi Sivas'a gönderdi; Karayülük Osman yenildi, Sivas, Tokat, Niksar ve Kayseri Osmanlı hâkimiyetine geçti. Alâeddin Ali Çelebi daha sonra Osmanlıların hizmetine girdi, II. Murad döneminde Karamanoğulları üzerine yapılan bir sefere katıldı ve 1442'de öldü.
Kadı Burhâneddin yalnızca bir devlet adamı değil, divan sahibi bir şairdi. Ekim 1393'te Tikrit'i alan Timur Anadolu beylerinden itaat istediğinde bu isteği reddetmiş, mektubun birer suretini Memlük Sultanı Berkuk'a ve Bayezid'e göndermişti. Bayezid, Berkuk, Altın Orda Hanı Toktamış ve Kadı Burhâneddin Timur'a karşı bir ittifak kurdu. Kadı Burhâneddin'in bu tehditleri umursamadığı kendi şiirinden anlaşılır. Timur tehlikesi geçici olarak uzaklaşınca, kendi topraklarına saldıran Amasya emiri Ahmed Bey'in üzerine yürüdü ve 1394'te her yanı yakıp yıktı. Osmanlıların bölgeye yerleşmesi bu mücadelenin ardından gerçekleşti.
Çelebi Mehmed ve Rum Vilayeti
Bayezid, Amasya, Tokat, Sivas ve Ankara'yı içine alan, daha önce Eretna hanedanının toprakları olan Rum vilayetini düzenlemek üzere Haziran 1399'da oğlu Çelebi Mehmed'i vali olarak gönderdi. Mehmed 1386 ya da 1387'de doğmuştu ve Bayezid'in Devlet Hatun adlı cariyesinden dördüncü oğluydu. Bir araştırmada Mehmed'in Amasya sancakbeyliği sırasında, 1396'da Gümüşlüzâde Hoca Celâleddin Çelebi'den satın aldığı yerde bir saray yaptırdığı ve bu yapının sonradan Şehzadeler Sarayı olarak anıldığı anlatılır. Mehmed'in bölgeye 1399'da gönderildiği kaydıyla bu tarih bağdaşmaz; dolayısıyla sarayın yapım yılı için kesin bir hüküm verilemez.
1402 Ankara Savaşı'nda Bayezid Timur'a yenildi ve esir düştü. Savaşa katılan Çelebi Mehmed kuvvetleriyle Amasya'ya çekildi. Osmanlı Devleti kardeşler arasında bir iç savaşa, Fetret Devri'ne sürüklendi. Süleyman ve Mûsâ Edirne'den Rumeli'yi yönetirken Mehmed, 1402-1413 yılları arasında Anadolu'da Tokat, Amasya ve Bursa'ya hâkim oldu. Amasya onun için bir hareket üssüydü ve kardeşleri Îsâ ile Süleyman'a karşı giriştiği mücadelelerin merkezi oldu. Mehmed Bursa'yı aldı, Îsâ'yı yendi; ancak Süleyman Çelebi ile yaptığı mücadele sonunda Bursa ve Ankara'yı kaybedince Tokat-Amasya üssüne çekilmek zorunda kaldı. Bu sırada Mûsâ'yı Rumeli'ye gitmeye teşvik etti ve Mûsâ 1406'da Eflak'a geçti.
Mehmed'in bölgedeki konumu yalnızca askerî üstünlüğe dayanmıyordu. Ankara Savaşı'ndan sonra Kara Devletşah, Kubadoğlu, Mezid Bey ve Taşan ailesi gibi yerel hanedanlar Timur'un hükümranlığını kabul etmiş ve Osmanlı hâkimiyetine meydan okumuştu. Mehmed de Timur'un hükümdarlığını tanıyarak Tokat ve Amasya çevresindeki otoritesini meşrulaştırdı. Rakiplerine karşı mücadelesinde ulemanın ve şehir eşrafının desteğini aldığı, yerel beylerin ise bir Osmanlı şehzadesinin sahip olduğu meşruiyete sahip bulunmadıkları belirtilir. Hükümranlığını kabul eden beylerin topraklarındaki mülkiyeti de onaylamıştı. Bu miras, Osmanlı merkeziyetçiliği yeniden kurulduğunda mülk ve timar konusunda önemli bir sorun haline gelecekti. Bu beylerin Türkmen ve Tatar birlikleri Mehmed'in ordusunun önemli bir gücünü oluşturdu ve 1413'te Mûsâ'ya karşı yapılan savaşta da onun yanında yer aldı.
1411'de Mûsâ'ya karşı giriştiği iki teşebbüs başarısız olan Mehmed, uç beylerinin ve vasal devletlerin ittifakıyla 5 Temmuz 1413'te rakibini yendi ve Edirne'de tek hükümdar olarak tahta çıktı. Amasya'ya lalası Yörgüç Paşa'yı beylerbeyi olarak atadı. Bölgedeki Kara Tatarlar, Kastamonu, Canik ve Erzincan beyleri karışıklık çıkarınca, babasının sancakbeyliği sırasında Amasya'da doğan Şehzade Murad, on iki yaşında, lalası Yörgüç Paşa ile birlikte sancakbeyi olarak şehre gönderildi. Murad 1421'de babasının ölümüne kadar bu görevde kaldı ve aynı yıl Osmanlı tahtına geçti.
Beylikler Çağından Kalan Eserler
Siyasi çalkantıya rağmen şehrin yapılaşması bu yüzyıllarda da sürdü. Bugüne ulaşan eserler arasında Burmalı Minare Camii (1237-1247), Gökmedrese Camii (1266-1267), Gümüşlü Camii (1326), Hızır Paşa Camii (14. yüzyıl) ve Saraçhane Camii (1372) sayılabilir; Şadgeldi Paşa Türbesi de bu çağdan kalan anıtlardandır. Bu yapılar, yönetimin sık sık değiştiği yıllarda bile Amasya'da ibadet ve ilim hayatının sürdüğünü gösterir. Osmanlı egemenliği kurulduktan sonra şehirde Beyazıt Paşa Camii (1414-1419) ve Yörgüç Paşa Camii (1430) gibi yeni eserler yükseldi; 1486'da ise II. Bayezid Camii ve Külliyesi yapıldı.
Şehzadeler Geleneğinin Başlangıcı
Amasya Osmanlı idaresine girdiğinde aynı adla bir sancağın merkezi oldu. Bu sancak, Tokat ve Sivas'ı da içine alan Rum eyaletinin önemli bir idarî birimiydi ve ilk dönemlerde eyaletin merkezi durumundaydı. Çelebi Mehmed'in şehri üs edinmesi, Amasya'nın hanedan açısından taşıdığı değeri artırdı. Doğu sınırına yakınlığı, Timur tehlikesine karşı şehrin bir şehzadenin idaresine verilmesini uygun kılmıştı ve şehzadeler için sınır boylarındaki başarıların taht yolunda büyük avantaj sağlayacağı düşüncesi de bu tercihte rol oynadı. Çelebi Mehmed'den sonra II. Murad, II. Bayezid ve başka şehzadeler sırayla bu sancakta idari tecrübe kazandılar. Şehir, şehzade sancağı olma özelliğini 16. yüzyıl ortalarında yitirdi; TDV bunu Şehzade Mustafa'nın katlinden sonra başkente daha yakın şehzade sancaklarının önem kazanmasına bağlar, Amasya Valiliği ise bu tarihi Şehzade Bayezid'in 1559'da İran'a kaçışından sonra gösterir.
Fatih Sultan Mehmed'in Amasya'daki sancakbeyliği ise kesin değildir. Bir anlatı, II. Murad'ın sekiz yaşındaki dördüncü oğlu Mehmed'in, Büyük Ahmed'in 1438'de Amasya'da ölümünden sonra sancağa atandığını nakleder. Halil İnalcık bu iddianın şüpheli olduğunu belirtir. TDV'nin Amasya maddesi ise Fatih'i Amasya'da sancakbeyi olmuş şehzadeler arasında sayar.
Yıldırım Bayezid ve Çelebi Mehmed döneminde başlayan bu bağ, kısa sürede kalıcı bir uygulamaya dönüştü. Fetret Devri'nin en güç yıllarında Mehmed'e barınak ve harekât merkezi olan şehir, hanedanın gözünde güvenilir bir ocak haline geldi. Valilik kayıtları da Çelebi Mehmed, II. Murad, Fatih ve II. Bayezid gibi sonradan padişah olan şehzadelerin Amasya'da görev yaptığını, ayrıca burada ölmüş şehzadeler bulunduğunu belirtir. Beylikler çağı bu sürecin hazırlık safhasıdır; sonraki yüzyılda Amasya sıradan bir sancak merkezi olmaktan çıkıp Şehzadeler Şehri unvanını kazanacaktı.
Kronoloji
1240: Babaî isyanı; Baba İlyas Amasya Kalesi burçlarında idam edildi.
1243: Kösedağ Savaşı'nın ardından Moğollar Amasya'yı zaptetti.
1308: Dârüşşifâ'nın yapım tarihi.
1327: Anadolu valisi Timurtaş'ın Mısır'a kaçması üzerine Alâeddin Eretna vekil olarak bölgede söz sahibi oldu.
1335: İlhanlı hükümdarı Ebû Said Bahadır Han öldü.
1341: Alâeddin Eretna bağımsızlığını ilan etti; Amasya Eretna hâkimiyetine girdi.
1352: Alâeddin Eretna Kayseri'de öldü.
1360 dolayı: Hacı Şadgeldi, bir kaynağa göre Eretna Beyliği'nden ayrılarak Amasya'da müstakil emirlik kurdu (tarih kaynaklarda tartışmalıdır).
1365: Eretnaoğlu Mehmed Bey, Hacı Şadgeldi ve diğer emirlerce Sivas'ta öldürüldü.
1378: Kadı Burhâneddin vezirliğe yükseldi.
1380: Alâeddin Ali Bey, ikinci Amasya seferi sırasında öldü.
1381: Kadı Burhâneddin Hacı Şadgeldi'yi ortadan kaldırdı ve Sivas'ta sultanlığını ilan etti.
1384: Kadı Burhâneddin Amasya emirini bozguna uğrattı.
1389: Kosova Savaşı; Bayezid tahta çıktı.
1392: Kuşatma altındaki Amasya emiri şehri Osmanlılara teslim etti.
1393: Bayezid Amasya'ya girdi.
1398: Kadı Burhâneddin öldürüldü, devleti sona erdi; TDV bu tarihi Amasya'nın Osmanlı topraklarına katılışı olarak verir.
1399: Çelebi Mehmed Rum vilayetine vali olarak gönderildi.
1402: Ankara Savaşı; Çelebi Mehmed Amasya'ya çekildi, Fetret Devri başladı.
1413: Çelebi Mehmed Mûsâ'yı yenerek tek hükümdar oldu.
1421: Şehzade Murad'ın Amasya sancakbeyliği, babasının ölümüyle sona erdi.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Amasya Ticaret ve Sanayi Odası, Amasya Tarihi: https://amasyatso.org.tr/amasya-tarihi/
Akademik çalışmalar
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Amasya" maddesi: https://islamansiklopedisi.org.tr/amasya
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Bayezid I" maddesi: https://islamansiklopedisi.org.tr/bayezid-i
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kadı Burhâneddin" maddesi: https://islamansiklopedisi.org.tr/kadi-burhaneddin
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Eretnaoğulları" maddesi: https://islamansiklopedisi.org.tr/eretnaogullari
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Mehmed I" maddesi: https://islamansiklopedisi.org.tr/mehmed-i
- Selim Özcan, "Amasya'da Sancak Beyliği Yapan Şehzadeler Döneminde Amasya Şehri", Amasya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı 5: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/19685
Resmî kaynaklar
- T.C. Amasya Valiliği, Osmanlı Dönemi: https://www.amasya.gov.tr/osmanli-donemi
Çevrimiçi kaynaklar









