Bugün Budapeşte'de, Macar Bilimler Akademisi Kütüphanesi'nin Şark koleksiyonunda Török F. 59 numarayla korunan Arapça bir defter, Osmanlı saray kütüphanesinin XVI. yüzyıl başındaki bütün kitaplarını sayar. Defteri II. Bayezid'in emriyle 908 (1502-03) yılında hazırlayan, ertesi yıl temize çekilmesini sağlayan kişi sarayın kütüphanecisi Atûfî'dir. Kaynaklarda Molla Atûfî, Hayreddin Hızır Efendi ya da Hızır b. Mahmud el-Atûfî diye anılan bu âlim, Merzifonludur, ilmini Amasya'da okumuş, ömrünün büyük kısmını İstanbul'da vaaz, ders ve telifle geçirmiş, tefsir, hadis ve tıp alanlarında on beşi aşkın eser bırakmıştır.

Atûfî'nin hayatına dair bilgiler Taşköprizâde'nin eş-Şekāik'i, Mecdî Mehmed Efendi'nin bu eserin tercümesi ve kendi yazmalarındaki kayıtlarla sınırlıdır. Hüseyin Hüsâmeddin Amasya Tarihi'nde ona ayrı bir madde ayırmış, eser nüshalarından birinin sonundaki notu okuyarak nisbesi hakkındaki karışıklığı gidermeye çalışmıştır. Doğum tarihi bilinmez; ölüm yılı ise kaynakların birleştiği 948 (1541-42) yılıdır.

Adı ve Nisbesi

Atûfî'nin tam adı, kendi elinden çıkan bir yazmada Hızır b. Mahmud b. Ömer el-Merzifonî el-Atûfî olarak geçer. Lakabı Hayreddin'dir; Atûfî ise ilim çevrelerinde tanındığı addır. Kaynaklar onu iki farklı nisbeyle anar. Taşköprizâde'nin eserinde ve Mecdî'nin tercümesinde "Kastamonî" nisbesi kullanılır; Mecdî maddeyi "Mevlânâ Hayreddin Hızır b. Mahmud b. Ömer Kastamonî, Mevlânâ Atûfî demekle maruftur" diye açar. Atûfî ise bazı eserlerinde aslen Merzifonlu olduğunu bizzat belirtmiştir. TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddeyi yazan İsmail Lütfi Çakan, Kastamonî nisbesinin hangi sebeple kullanıldığı hakkında bilgi bulunamadığını kaydeder.

Hüsâmeddin bu soruyu bir yazma notuyla çözmeye çalışır. Üsküdar'daki Hacı Selim Ağa Kütüphanesi'nde 230 numarada kayıtlı Keşfü'l-meşârık nüshasının sonunda şu ferağ kaydını okumuştur: "Hızır b. Mahmud b. Ömer el-Merzifonî el-Atûfî, bu eserin telifini 946 yılı Rebîülevvel ayının ortasında, bir perşembe günü ikindi vaktinin sonunda bitirdi." Hüsâmeddin'e göre bu kayıt Atûfî'nin Merzifonlu olduğunu açıkça gösterir. Kastamonî nisbesiyle anılan Hoca Hayreddin Hızır Efendi ise Kanuni Sultan Süleyman'ın hocası olan başka bir zattır ve 953 (1546) yılında ölmüştür. Aynı adı ve lakabı taşıyan iki âlimin bulunması, biyografi yazarlarının iki kişiyi birbirine karıştırmasına yol açmış görünmektedir; ancak bu açıklama Hüsâmeddin'in yorumudur ve öteki kaynaklarda tartışılmaz. TDV maddesinin de belirttiği gibi hattı müellife ait bu nüsha 516 varaktır.

Amasya'da Tahsil

Atûfî'nin ilim hayatının ilk dönemi Amasya'da geçmiştir. Mecdî'nin tercümesine göre devrin tanınmış âlimlerinden Mevlânâ Bahşî Halîfe'den tefsir ve hadis, Amasyalı Mevlânâ Abdî'den ilm-i meânî okumuştur. Hüsâmeddin hocalarına Amasyalı Hatîb Kâsım Efendi'yi de ekler. Bu üç isim, XV. yüzyılın ikinci yarısında Amasya'nın ilim çevresinin önde gelen adlarıdır.

Bahşî Halîfe, Amasya'da "Akbilek" lakabıyla tanınırdı. Hüsâmeddin'in kayıtlarına göre Hanefî âlimlerinin ileri gelenlerinden ve büyük müfessirlerdendi, Atabey Medresesi'nde müderrislik yapmış, halk arasında saygı görmüş bir hocaydı. Şehrin batısındaki Karaman Dağı'nın doğu eteğinde, Şeyh Cû'î bağlarının güneyindeki bağlarda gömülüdür ve bu semt 931 (1524-25) yılından beri onun lakabıyla Akbilek diye anılır. Hatîb Kâsım Efendi ise Halfet Gazi soyundan gelen bir aileye mensuptu; II. Bayezid'in ve oğlu Şehzade Ahmed'in hocalığını yapmış, 894 (1489) yılı Ramazanında ölmüştü. Atûfî'nin Amasya'da Bayezid'in hocasından ders alması, daha sonra saraya çağrılmasını anlamayı da kolaylaştırır.

Osman Kara, Atûfî üzerine yayımladığı incelemede onu Amasya medreselerinde yetişip pek çok ilimde eser veren âlimlerin örneklerinden biri olarak görür: Merzifon'da doğmuş, Amasya medreselerinde ders veren hocalardan dinî ve aklî ilimleri okumuştur. Hüsâmeddin de Atûfî'nin önce Amasya'da Hatîb Kâsım, Abdî ve Bahşî Efendilerden okumasını, sonra Amasyalı Hatîb Kâsımzâde Muhyiddin Mehmed Efendi'nin kabri yanına gömülmesini onun Amasya'ya tam bir aidiyetle bağlı olduğunun göstergesi sayar.

İstanbul'da Tahsil ve Saray Hocalığı

Amasya'daki öğreniminden sonra İstanbul'a giden Atûfî, burada da devrin en tanınmış hocalarından okumuştur. Bursalı Mevlânâ Hocazâde Muslihuddin Mustafa Efendi'den fıkıh usulünü, Efdalzâde Hamîdüddin Efendi'den fıkıh ve şer'î ilimleri, Kadızâde-i Rûmî'nin torunu, meşhur matematikçi Kutbüddin Muhammed'den de riyaziye ve aklî ilimleri tahsil etmiş, icazet almıştır.

İlmî şöhreti üzerine II. Bayezid onu saray hizmetlilerine, yani Saray-ı Hümayun gılmânına hoca tayin etmiştir. Hüsâmeddin'in aktardığına göre bu görevde rikâb ağalarından gördüğü kırıcı bir muamele üzerine saraydaki derslerini bırakmış, İstanbul camilerinde tefsir okutmaya ve vaaz etmeye başlamıştır. Sultan Bayezid durumu öğrenince ona günlük elli akçe tahsis etmiştir. TDV maddesi bu değişikliği farklı bir gerekçeyle anlatır: Atûfî, camilerde vaaz edip tefsir okutmayı daha faydalı gördüğü için saraydan ayrılmıştır. Her iki kaynakta da yeni görevine günde elli akçeyle başladığı bilgisi ortaktır.

II. Bayezid'in Kütüphanecisi

Atûfî'yi bugün uluslararası ilim dünyasında tanınır kılan, saray kütüphanesi için hazırladığı envanterdir. Defter, II. Bayezid'in emriyle 908 (1502-03) yılında hazırlanmış, 909 (1503-04) yılında temize çekilmiştir. Tek bilinen nüshası Budapeşte'dedir. Arapça kaleme alınan defterde saray kütüphanesindeki ve padişahların özel koleksiyonundaki kitaplar ilim dallarına göre sıralanır; Atûfî esere biri Osmanlı Türkçesiyle, öteki Arapça iki mukaddime yazmıştır.

Defter, Osmanlı kitap ve kütüphane tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınan İsmail Erünsal'ın 1988'den itibaren yayımladığı yazılarla ilim dünyasının dikkatini çekmiştir. 2014'te Harvard Üniversitesi'nde düzenlenen bir çalıştayın ardından Gülru Necipoğlu, Cemal Kafadar ve Cornell H. Fleischer'in editörlüğünde iki ciltlik bir yayın olarak 2019'da Leiden'de basılmıştır. Birinci ciltte defterdeki kitapları ve ilim dallarını inceleyen yirmi sekiz makale yer alır; ikinci cilt, Himmet Taşkömür ile Hesna Ergun Taşkömür'ün hazırladığı çeviriyazı ile defterin tıpkıbasımını içerir.

Bu çalışmalarda Atûfî'nin tasnifine ayrı bir dikkat gösterilmiştir. Cemal Kafadar ile Ahmet Karamustafa, tasavvuf bölümünün defterdeki en büyük tek sınıf olduğunu belirtir. Nükhet Varlık ise tıp bölümünün en uzun bölümlerden biri olduğunu ve dinî ilimlerin hemen ardından geldiğini, bunun tıbbın Atûfî için özel bir ilgi alanı olabileceğini düşündürdüğünü yazar. Atûfî'nin tıbba dair kendi eserleri de bu ilgiye işaret eder. Kafadar'ın aynı yayındaki makalesi de II. Bayezid'in himayesini, çevresini ve onun yaklaşık otuz yıl sancakbeyi olarak bulunduğu Amasya'nın bu kültür ortamındaki yerini ele alır; makalenin başlığı "Amasya ile İstanbul Arasında: II. Bayezid, Kütüphanecisi ve XV. Yüzyıl Sonunda Metne Yöneliş" anlamına gelir.

Defterde anılan yazmaların bir kısmı bugün de Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'ndedir. Bunlardan biri, Timurlu hükümdarı Hüseyin Baykara'nın Herat'taki nakkaşhanesinde 890 (1485) yılında yazılıp tezhip edilmiş, II. Bayezid'in badem biçimli mührünü taşıyan küçük boyutlu bir Kur'an'dır (H.S. 4). Bu yazma, Atûfî'nin defterinde kaydettiği en seçkin eserler arasında sayılır ve tamamlanmasından en geç on beş yıl sonra Herat'tan Bayezid'e hediye olarak gönderilmiş olmalıdır.

Vaizlik Yılları ve Eyüp

Atûfî, ömrünün sonraki yıllarını İstanbul camilerinde ders ve vaazla geçirdi. Hüsâmeddin'e göre Kanuni Sultan Süleyman döneminde Eyüp Camii vaizi olmuş, günlük ücreti seksen akçeye yükselmiştir. Daha sonra bu görevi de bırakarak evine çekilmiş, ömrünün sonuna kadar kitap telifiyle uğraşmıştır. Eserlerinin baş tarafında II. Bayezid'e ve öteki Osmanlı padişahlarına övgü ve dua cümleleri yer alır.

Atûfî 948 yılında Eyüp'te vefat etti. TDV maddesi ölüm tarihini 948/1541, Osman Kara 948/1542 olarak verir; hicrî 948 yılı Nisan 1541'den Nisan 1542'ye kadar sürdüğü için iki miladi yıl da mümkündür. Mecdî'nin aktardığına göre Ebû Eyyûb el-Ensârî'de, kendi evinin yakınında, Hatîb Kâsım'ın oğlunun kabri civarına gömülmüştür. Hüsâmeddin bu kişinin Amasyalı Hatîb Kâsımzâde Mevlânâ Muhyiddin Mehmed Efendi olduğunu belirtir; Atûfî, böylece Amasya'daki hocasının oğlunun yanında toprağa verilmiştir.

Mecdî, tercümesinde Atûfî'yi edebî ilimlerde, meânî ve beyanda yetkin bir âlim, tefsirde Kur'an'ın inceliklerine vâkıf bir ârif olarak anar. Keşşâf'a hâşiyeler yazdığını ve Meşârık'a sağlam bir şerh hazırladığını, bunlardan başka tıbba dair bir kitap ve kelâm ilminde pek çok risâle kaleme aldığını söyler. Mecdî'nin yaptığı eklemeye göre rüya tabirine dair Mir'âtü'r-rü'yâ adlı bir risâlesi de vardır.

Eserleri

Atûfî'nin eserlerinin çoğu şerh ve hâşiye türündedir. TDV İslâm Ansiklopedisi on beş kadar eserinden yedisini sayar; Bursalı Mehmed Tâhir Osmanlı Müellifleri'nde on iki eserini, Ali Rıza Karabulut ise yazma katalogunda on sekiz eserini nüshalarıyla birlikte kaydeder.

Hadis alanındaki en önemli eseri Keşfü'l-meşârık'tır. Radıyyüddin es-Sâgānî'nin, Buhârî ve Müslim'in Sahîh'lerinde ortak olarak bulunan hadisleri bir araya getirdiği Meşârikü'l-envâri'n-nebeviyye adlı eserin şerhidir. Müellif hattıyla yazılmış 516 varaklık nüshası, Hüsâmeddin'in ferağ notunu okuduğu Hacı Selim Ağa Kütüphanesi'ndeki nüshadır. Atûfî bu şerhten kendi yaptığı seçmeleri el-Enzâr fî şerhi ba'zi'l-ehâdîs ve'l-âsâr adıyla ayrı bir kitap hâline getirmiştir. İman meselelerine dair el-Cevheretü'l-cinâniyye fî mesâili'l-îmâniyye Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'ndedir. Hz. Peygamber'in rüyada görülmesine dair hadisi şerh eden Mir'âtü'r-rü'yâ'nın ise TDV maddesinin yazıldığı 1991'de bir nüshasına rastlanmamıştı; Kara, rüya tabirine dair Mir'âtü'r-rü'yâ fi't-ta'bîr'in bir nüshasını Beyazıt Devlet Kütüphanesi'nde, Veliyyüddin Efendi koleksiyonunda (nr. 3546, vr. 181a-184b) gösterir.

Tıp alanındaki eserlerinin başında, tıpla ilgili hadislerin şerhine ayrılan Ravzü'l-insân fî tedâbîri'l-ebdân gelir (Süleymaniye Kütüphanesi, Fatih, nr. 3569). Kara bunlara Kitâbü'l-utâs, Hıfzü'l-ebdân, tıbb-ı nebevîye dair Zahru'l-atşân ve bir Akrabâdîn ekler. Bunların dışında Busîrî'nin Kasîde-i Bürde'sine, mantıkta Îsâgūcî'ye ve Tuhfetü'ş-Şâhidî'ye şerhler, Cürcânî'nin Şerhu'l-Mevâkıf'ının baş tarafına bir hâşiye yazmıştır. Hüsâmeddin'in "Akabât" adıyla andığı ahlâk ve öğüde dair risâlenin bir nüshası Amasya İl Halk Kütüphanesi'nde (nr. 1871), bir başkası Süleymaniye Kütüphanesi'nde Necâtü'l-akabât adıyla kayıtlıdır.

Tefsir Hâşiyeleri

Atûfî, Osmanlı medreselerinde ders kitabı olarak okutulan iki tefsire hâşiye yazmıştır. Zemahşerî'nin el-Keşşâf'ına yazdığı hâşiye, Nebe' suresinden sona kadar olan kısmı kapsar ve Süleymaniye Kütüphanesi'nde Şehid Ali Paşa koleksiyonunda bulunur. Beyzâvî'nin Envârü't-tenzîl'ine yazdığı Mir'âtü't-te'vîl ise üç nüshayla günümüze ulaşmıştır: Damad İbrahim Paşa (nr. 215, 118 varak), Topkapı Sarayı III. Ahmed (nr. 146, 161 varak) ve Hacı Beşir Ağa (nr. 25, 138 varak).

Atûfî eserin sonunda yazılış sebebini kendisi anlatır. Aklî ve naklî ilimlerle, özellikle Arapça sarf ve nahivle kırk yıl uğraştıktan sonra, vaaz ve derslerinde Beyzâvî'nin bazı âyetlere getirdiği yorumların daha kolay anlaşılması için açıklamalar yapmış; bu dersleri dinleyen talebeler onları yazıya geçirmesini istemiştir. Atûfî'ye göre Beyzâvî kimi zaman filozofların, kimi zaman astronomların terimlerini, kimi zaman da sûfîlerin remzî yorumlarını "kîle" (denildi ki) lafzıyla aktarmış, böylece bunların zayıf görüşler olduğunu ima etmiştir; kendisi bu risâlede o görüşlerin doğurduğu yanlış anlamaları gidermeye çalışmıştır.

Kara'nın tespitine göre Atûfî bu hâşiyede otuz bir sureden seçtiği doksan sekiz âyeti, altmış iki konu çerçevesinde ele alır. Konuların başında meleklerin mahiyeti, şehitlerin diriliği, rüya ile nübüvvet ilişkisi, vahyin iniş biçimi, ruhun mahiyeti ve ecel gibi itikadi meseleler gelir. Hz. Mûsâ ile Hızır'ın buluşması, Hz. Îsâ'nın mucizeleri gibi önceki peygamberlere ait kıssaların yanında, göklerin ve yerin yaratılışı, dağların yaratılmasındaki hikmet, şah damarı, kan dolaşımı ve üreme gibi konularda da Beyzâvî'den iki buçuk asır sonra yaşayan bir âlim olarak farklı yorumlar getirir. Kaynakları arasında Gazzâlî'nin Tehâfütü'l-felâsife'si, Zemahşerî, Ebû Hafs en-Nesefî, Ebü'l-Berekât en-Nesefî, Bâbertî ve Sâgānî vardır; kendi eserlerinden Ravzü'l-insân ile Keşfü'l-meşârık'a da atıf yapar.

Merzifon ve Amasya ile Bağı

Atûfî'nin Amasya ile bağı üç noktada belgelidir. Birincisi nisbesidir: kendi yazdığı ferağ kaydında kendini "el-Merzifonî" diye tanıtır ve Merzifon, Amasya'ya komşu, tarihi boyunca bu şehirle sıkı bağları olan bir kasabadır. İkincisi tahsilidir: ilk hocaları Bahşî Halîfe, Mevlânâ Abdî ve Hatîb Kâsım, Amasya medreselerinde ders veren âlimlerdir. Üçüncüsü de kabridir: Eyüp'te, Amasyalı hocasının oğlunun yanına gömülmüştür. Bu bağ, Atûfî'yi II. Bayezid'in Amasya'daki şehzadelik yıllarında oluşan ilim çevresine de yaklaştırır; Bayezid'in hocası Hatîb Kâsım'dan okuyan bir Merzifonlu âlimin yıllar sonra aynı padişahın kütüphanesini düzenlemesi, Amasya ile İstanbul arasındaki ilmî sürekliliğin örneklerinden biridir.

Kronoloji

1489 (894 Ramazan): Atûfî'nin Amasya'daki hocalarından Hatîb Kâsım Efendi ölür.

1502-03 (908): II. Bayezid'in emriyle saray kütüphanesinin envanterini hazırlar.

1503-04 (909): Envanter temize çekilir; tek bilinen nüshası bugün Budapeşte'dedir.

1539 (946 Rebîülevvel ortası): Keşfü'l-meşârık'ın telifini tamamlar (Hacı Selim Ağa Kütüphanesi nüshasındaki ferağ kaydı).

1541-42 (948): Eyüp'te vefat eder ve evinin yakınına gömülür.

2019: Saray kütüphanesi envanteri, çeviriyazısı ve tıpkıbasımıyla birlikte iki cilt hâlinde yayımlanır.

Kaynakça

Bu makalede şu kaynaklardan yararlanılmıştır:

  • İsmail Lütfi Çakan, "Atûfî, Hayreddin Hızır", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 4, İstanbul 1991, s. 99-100. https://islamansiklopedisi.org.tr/atufi-hayreddin-hizir
  • Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, s. 491-494 (e-kitap s. 149-150).
  • Osman Kara, "Osmanlıda Tefsir Haşiyesi Geleneği: Atûfî Örneği", Dergiabant, 5(9), 2017, s. 41-65. https://dergipark.org.tr/tr/pub/dergiabant/article/327174
  • Cailah Jackson, "Gülru Necipoğlu, Cemal Kafadar, and Cornell H. Fleischer (eds.), Treasures of Knowledge: An Inventory of the Ottoman Palace Library (1502/3-1503/4)" (kitap değerlendirmesi), Nazariyat, 6(2), s. 190-194. https://doi.org/10.12658/Nazariyat.6.2.D0077en
  • Gülru Necipoğlu, Cemal Kafadar ve Cornell H. Fleischer (ed.), Treasures of Knowledge: An Inventory of the Ottoman Palace Library (1502/3-1503/4), 2 cilt, Leiden-Boston: Brill, 2019.
  • Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, H.S. 4, Herat 890 (1485) tarihli Kur'an, vr. 1b-2a (Wikimedia Commons kaydı). https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Double_headpiece_(sarlauh)_from_the_Qur%E2%80%99an,_dated_to_Herat,_1485_(TSMK,_H.S._4).jpg

Çevrimiçi kaynaklar