Amasya'da mahalle adlarının çoğu bir yapıdan, bir meslekten ya da bir coğrafi unsurdan gelir; Şeyhcui ise adını doğrudan bir kişiden almıştır. Bu kişi, Amasya Mevlevihanesi'nde şeyhlik yaptıktan sonra kendi köyüne çekilen Mehmed Cui Dede'dir. Şehrin batı yamacında, Harşena Kalesi'nin sol tarafında uzanan bağlık bölge, bu şeyhten önce "Kelkis" adıyla anılırdı; Cui Dede orada köy, tekke, mektep ve türbe yaptırdıktan sonra eski ad unutulmuş, yerini şeyhin adı almıştır. Bugün aynı ad, Merkez ilçenin en kalabalık mahallesini taşır.
Adın Kökeni ve Eski Adı
Amasya tarihçisi Hüseyin Hüsameddin'e göre Şeyhcui, Kal'a-i Bâlâ'nın, yani yüksek kalenin sol tarafında, batıda yer alan bağların adıdır. Halk arasında bu yere "Cığcığı" da denirmiş. Bağların üst yanında Mevlevi şeyhi Cemaleddin Mehmed Cui Çelebi'nin türbesi, onun yaptırdığı Mevlevihane ve adını taşıyan köy bulunuyordu; bağları sulayan su köyden geliyor, suyun, köyün ve mezranın tamamı vakfa bağlıydı. Hüsameddin, bölgenin Cui Dede'nin zamanına kadar "Kelkis" olarak bilindiğini, bunun şeyhin vakfiyesinde yazılı olduğunu belirtir.
Aynı yazar, Amasya'nın batı ve kuzey dağlarının yay biçiminde bir daire oluşturduğunu, bu dairenin tamamına eskiden Kelkis, tam ortasına ise sonradan Şeyhcui dendiğini yazar. Arap tarihlerinde bölgenin "Kalis", bağların "Batn-ı Kalis" diye geçtiğini de ekler. Emevi komutanı Mesleme'nin hicri 92 (yaklaşık 710-711) yılında Karaman Dağı'ndan Amasya'ya inmeye çalışırken Bizans kuvvetlerinin sert direnişiyle karşılaştığı çarpışma, Hüsameddin'e göre bu bağların bulunduğu yerde geçmiştir. Gerekçesi somuttur: bağlarda toprak kazıldıkça küme küme insan kemiği çıkmakta, hicri 1313'te (1895-96) de uzun boylu, ak sakallı bir erkek cesedi bulunmuştur. Amasya'nın erken dönem fetih anlatısında da Süli Gazi'nin müfrezesinin Kelkis Dağı'nın arkasından Şeyhcui bağları üzerine inmekle görevlendirildiği aynı kitapta aktarılır. Bu kayıtlar, Cui Dede'den çok önce bu yerin başka bir adla ve savaşlarla anıldığını gösterir.
Akbilek ve İltekin denen komşu semtler aynı yamaçın devamıdır. Karaman Dağı'nın doğu eteğinden başlayıp Şeyhcui mevkiinin güneyine inen yerlere Akbilek, onun üst yanındaki bağlara ve bayırlara ise İltekin denir. Hüsameddin İltekin adını Danişmendli komutan İltekin Gazi'ye bağlar ve eski Kelkis Kalesi'nin yıkıntılarının bu semtin gerisinde gösterildiğini kaydeder.
İltekin semtinin üst yanında, Hüsameddin'in anlattığına göre dört taş sütun üzerinde eski bir kubbeden oluşan İltekin Gazi Türbesi durur; yanında Kadem Paşa Hatun'un gömülü olduğu söylenir. Türbenin gerisinde taş yığınları ve eski duvar kalıntıları, Kelkis Kalesi'nin harabesi olarak gösterilir. Ferhat Kayası'nın kuzeyindeki derenin yukarısında, yaklaşık on metre çapında bir taş oyuk vardır. İçi tek parça kayadan oyulmuş bir yol gibi aşağı iner; rivayete göre bu yol Ferhat Arası'ndaki ırmağın altından geçerek Kelkis Kalesi'ne çıkar. Hüsameddin'in bildirdiğine göre mum ışığında birkaç kişi bu yolu izlemiş, yaklaşık otuz metre ilerledikten sonra güherçilenin etkisi artınca geri dönmüştür. Tünelin ucuna kimsenin ulaşamadığı anlaşılıyor; bu yüzden anlatı rivayet düzeyinde kalır.
Cui Dede ve Köyü
Cui Dede'nin hayatı hakkında ayrıntılı belge yoktur. Hüsameddin, Amasya civarında "Şeyhcui" diye anılan köyde Mevlevihanesi bulunan Cemaleddin Mehmed Cui'yi Lâdikli olarak tanıtır. Amasya'daki ilk Mevlevihane, aynı yazara göre hicri 714'te (1314-15) Alaeddin Ali Pervane Bey tarafından Yeşilırmak kıyısında, Hükümet Köprüsü civarında yaptırılmıştı. Bu tekkede şeyhlik Şadgeldi Paşa devrinde Zileli Nusretzade Cemaleddin Ahmed Dede'den Cui Dede'ye geçmiş, Cui Dede kendi köyünde bir Mevlevihane yaptırıp oraya çekilince şehirdeki makama Mecdeddin Küpeli Dede, ardından hicri 840 (1436-37) yılında Müstencid Dede gelmiştir.
Köydeki yapılaşmanın tarihi kaynaklarda iki biçimde geçer. Yerel anlatılar ve derlemeler, Cui Dede'nin 1414'te köyünde Mevlevihane, tekke, mektep ve çeşme yaptırdığını, köyün bütün arazisini vakfettiğini söyler. Hüsameddin'in aktardığı belgeli kayıt ise, hicri 817 yılının Zilhicce ayında "Şeyh Cui" diye bilinen Cemaleddin Mehmed Dede'nin oturduğu köyde yaptırdığı cami ve Mevlevihane masrafları için mülkünü vakfettiğini bildirir. Hicri 817, Mart 1414'ün sonunda başlayıp Mart 1415'te biter; Zilhicce yılın son ayı olduğundan vakıf işlemi Şubat-Mart 1415'e denk gelir. Aradaki fark, anlatının "yaptırdı" dediği işle belgenin "vakfetti" dediği işi ayırarak açıklanabilir; yine de bunu kesinleştirecek bir belge ortada yoktur. Hüsameddin vakfiyeyi ve Cui Çelebi'nin hilâfetnamesini bizzat gördüğünü, her ikisinde de Amasyalı bir âlimin şahitler arasında yer aldığını ayrı bir biyografi maddesinde not eder.
Köyün yerine dair eski bir belirsizlik de giderilebilir. Yerel bir derleme, Cui Baba Türbesi'ni Merkez'e bağlı Yuvacık Köyü'nde, köy camisinin yanında gösterir; resmî adı Yuvacık olan köyün halk arasında hâlâ "Cıcui" ya da "Şeyhcui Köyü" diye anıldığını yazar. Hüsameddin de Şeyhcui köyünü bağların üstünde, tekkeyi ise bağların kuzeybatısında, köyün altında, göl civarında gösterir. İki tarif birbiriyle uyumludur: ad, yamaçtaki köyden aşağıya, bağlara, oradan da bugün şehrin içine kadar uzanan mahalleye yayılmıştır. Osman Fevzi Olcay da Amasya'yı anlatırken Şeyhcui'yi "köyü ve Gölbaşı denilen yeri" olan bir semt olarak sayar; Amasya'nın büyük mutasavvıflarını sıralarken "Pir Muhammed Cuî"nin yerini "Şeyh Cuî Köyü Büyük Suyunun havuz başında" diye belirtir. Ad ile bugünkü idarî mahalle sınırı arasındaki geçişi gösteren bir belge ise bulunmamaktadır.
Tekkenin Şeyhleri ve Soyu
Hüsameddin, Şeyhcui Tekkesi'ni Amasya tekkeleri arasında ayrı bir madde olarak sayar. Mevlevihane olan bu tekkenin ilk şeyhi kurucusu Mehmed Cui Dede'dir. Onun halifesi, "Yoğurtçu Baba" diye bilinen Pîrî Ahmed Dede (Şemseddin Ahmed Dede, hicri 842 / 1438-39'da öldü), ardından Ömer Âhî Dede şeyh olmuştur. Sonraki şeyhler "mesnevîhan" adıyla kayda geçer; görevleri tekkede Mesnevi okutmaktı. Hüsameddin 18. ve 19. yüzyıl için ayrıntılı bir silsile verir: hicri 1154'te İsmail Dede, 1177'de İbrahim Dede, 1190'da İsmail Dedezade Feyzullah Dede, 1194'te Seyyid Hasan Dede, ardından Seyyid Mustafa Dede, 1204'te Ahmed Efendizade Feyzullah Efendi, 1208'de Abdullah Dede, sonra Hacızade Hüseyin Dede ile kardeşi Hafız Mustafa Dede ve hicri 1227'den başlayarak Seyyid Mehmed Kâmî Dedezade Mehmed Sabit Dede. Yazar, tekkeden kendi zamanında "eser kalmadığını" da not eder.
Şeyhlikle mütevelliliğin aynı ailede kaldığı dönemler de vardır. Hacızade Sa'dî Efendi'nin biyografisine göre babası Ebû Sa'îd Ahmed Dede ("Hacı Dede") 1114'te (1702-03) ölünce büyük oğlu Sa'îd İbrahim Dede Şeyhcui tekkesinin şeyhi ve mütevellisi olmuş, 1129'da (1717) kardeşi Sa'dî Efendi onun yerine geçmiştir. Sa'dî Efendi yirmi dört yıl kadar hem Amasya Mevlevihanesi'nde mesnevîhan hem Şeyhcui'de şeyh olarak çalışmış, 1153'ün Şevval ayında (1740-41) ölmüştür. Oğlu Nâyî Osman Dede mütevelli ve mesnevîhan olmuş, 1189'da (1775) ölünce yerine oğlu Mustafa Dede geçmiş, 1234'te (1818-19) Osman Efendi, 1274'te (1857-58) Ömer Çelebi mütevelli olarak devam etmiştir. Tekke kayıtlarında 1143'te ölen Hacı Mehmed Çelebizade Sa'îd Dede de Şeyhcui mütevellileri arasında anılır.
Cui Dede'nin soyundan gelenlere dair bilgiler ayrı bir çizgi çizer. Şeyhcuizade Âbid Çelebi, hicri 868 (1463-64) dolaylarında ölmüş, tekkede şeyhlik yapmış, köy halkını irşada çalışmıştır; Amasya valisi iken tekkeyi arada bir ziyaret eden Şehzade Bayezid'in iltifatını görmüştür. Soyundan Abdî Ahmed Çelebi (ö. 1086 / 1675-76) müderris ve Amasya naibi olmuştur; Hüsameddin ailenin Şeyh Cui vakfına mütevelli, zaviyesinde de mesnevîhan olduğunu yazar. Trablusşam valiliğine kadar yükselen Abdî Paşa'nın (ö. 1099 / 1688) dedesi de aynı Âbid Çelebi soyuna bağlanır. Bu aktarımlar, Şeyhcui'nin tek bir şeyhin adıyla yaşamadığını, vakıf ve şeyhlik üzerinden yüzyıllarca süren bir hane geleneği kurduğunu gösterir.
Köyün ve vakfın şehirdeki ağırlığı başka kayıtlarda da görülür. Hüsameddin, Amasya'daki on bir ziyafethaneden birinin "Şeyh Cui Ziyafethanesi" olduğunu yazar. Hicri 807'de Mahmud Çelebi'nin yaptırdığı Dârü'l-kurrâ'nın şeyhü'l-kurrâsı "Şeyhcuili Şeyh İbrahim Efendi"dir; 18. yüzyılın ikinci yarısında Mekke'de ölen bir başka şeyhü'l-kurrâ da Şeyhcuili Hacı İbrahim Efendi bin Yahya'dır. Olcay, Darülfeyz Medresesi'ndeki odalar arasında "Şeyh Cui'li Şükrü ve Musa Mollalar"ın odasını hatırlar; Sinan Hamamı çevresindeki manavlar arasında da "Şeyh Cui'li Çayköy Ağası"nı sayar. Şeyhcui'nin adı böylece medrese koridorundan çarşı sıralarına kadar kişilerin önüne eklenen bir kimlik olmuştur.
Bağlar ve Mesire Hayatı
Hüsameddin, Amasya halkının ilkbaharda gittiği mesire yerleri arasında Şeyhcui bağlarını ilk sıraya koyar. Ona göre şehrin ileri gelenleri ve varlıklı kesimi Nisan'ın yirmisinden itibaren buraya göçer; havası hoştur, kirazı meşhurdur, köşkleri son derece zariftir. Ziyare, Kirazlıdere ve Derbent bağları bunu izler. Cuma günleri ve kadınlar için ayrılmış mesireler ise Şirvanlı, Saraydüzü, Çanaklar ve Kaşık Pınarı mevkileridir.
Olcay bu hayatı bir tanığın gözüyle anlatır. Ona göre mahalle, Amasya'nın en güzel üzüm ve kirazıyla ünlü mesiresidir. Halk mevsiminde buradaki köşklerine taşınır, komşular birbirini kiraz ağaçlarının altına çağırır, bir yanda saz çalınırken bülbüller ötermiş. Kiraz mevsimi bir ay sürer; sıcaklar bastıkça müdavimler yavaş yavaş şehre döner, çoğu ise üzüm zamanına kadar bağda kalırmış. Köyden her sabah mesire yerindeki köşklere süt ve yoğurt getirilirmiş. Olcay'ın kitabında bağlar için ayrı başlıklar da vardır; Meydan, Akbilek, Şeyhcui, Alp Tekin ve Helvacı bağları bunlar arasındadır. Tren istasyonunun batısında, Harşena Kalesi'nin eteğinde, bir yanda Şeyhcui bir yanda Akbilek bağlarına kadar uzanan saha ise bütünüyle "Karaağaç Meydanı" adını taşırmış.
Hüsameddin'in Hızır Paşa Mahallesi için çizdiği sınır da bu coğrafyaya ışık tutar. Eski adı "Komatus Sarayı", sonra "Kavak" olan yüksek mahalle doğuda Hekim Çelebi Mahallesi, batıda Şeyhcui bağları, güneyde Ok Meydanı ve kuzeyde Kırklar Dağı ile çevrilidir. Şeyhcui bağları böylece şehrin batı kenarında, Kırklar Dağı'nın güneyinde yer alır.
Akbilek ve Bahşi Halife Türbesi
Şeyhcui sınırları içinde kalan Akbilek mevkii adını bir âlimden alır. Hüsameddin, Hanefi âlimlerinden ve müfessirlerden Molla Bahşi Halife'nin bağların güneyinde gömülü olması nedeniyle bu yerlere hicri 931'den (1524-25) itibaren Akbilek denmeye başlandığını yazar. Yapı, Kültür Envanteri'nde "Ak Bilek Mezarı (Evliyası)" adıyla Şeyhcui Mahallesi'nde, caminin yanında kayıtlıdır. Moloz taştan istinat duvarı içindedir; duvarın boyu 6,80, genişliği 5,10 metredir. İçindeki mezar 2,50 metre uzunluğundadır ve baş taşındaki kitabe silinmiştir. Üzerine sonradan ahşap kırma çatılı bir betonarme yapı ile ahşap bir mescit eklenmiş, 1938'de Amasya Belediyesi çevre düzenlemesini ve istinat duvarlarını yeniden yaptırmıştır. Yapı üçüncü derece anıtsal koruma altındadır.
Bahşi Halife'nin yaşamına dair derlemeler, onun Taşova'nın Uluköy'ünde doğduğunu, Amasya'da öğrenim gördükten sonra Mısır'a gidip Celaleddin es-Suyûtî, Zekeriyyâ el-Ensârî ve Sehâvî gibi dönemin ünlü âlimlerinden ders aldığını, fıkıh ve tefsirde söz sahibi olduğunu ve 1523-24'te Amasya'da öldüğünü aktarır. Bu tarih, Hüsameddin'in verdiği hicri 931 yılıyla yaklaşık olarak örtüşür. Medrese öğrencilerinin ilk derslerini onun türbesinde yaptıkları, çözemedikleri meseleleri cuma günü türbeyi ziyaretle çözmeye çalıştıkları anlatılır. Türbe bugün de ziyaret edilir; akıl hastalığı olanlar iki rekât namaz kılıp sandukanın başında kurban adar, iyileşince adaklarını yerine getirirmiş. Adın kaynağı için yerel bir menkıbe de dolaşır: Bahşi Halife bir vaazında abdestin faziletini anlatırken kollarını açmış, abdest aldığı yerler nur gibi parlamış, "Akbilek" adı bu olaydan doğmuştur. Hüsameddin ise adı mezarın yerine bağlar.
Olcay'ın Amasya'nın büyük mutasavvıfları arasında saydığı "Pir Akbilek Bahşî Halife" de "Akbilek bağlarının yol üzerinde" gösterilir. Aynı listede Şeyhcui'nin iki pîri yer alır: biri köyün suyunun başında, öteki bağların yolunda.
Yuvacık'ta Yağmur Duası
Şeyhcui adının köyünde yaşayan bir gelenek de vardır. Yuvacık köyünde her yıl yağmur duası yapılır, kurban kesilir, bulgur pilavı ve kurban eti misafirlere ikram edilir. Köy halkı bu geleneği Şeyh Mehmed Cui Dede'nin altı yüzyıl önce başlattığına inanır. 2019'daki törene haberlere göre altı yüze yakın kişi katılmış, kesilen kurbanların sakatatları açık artırmayla satılmıştır. Köylülerden biri, bölgenin kırsal olduğunu, yağmurun az yağdığını, şeyhin köy halkıyla birlikte yağmur duasına çıktığını anlatır. Ad, köyün yıllık takviminde de yaşamaya devam etmektedir.
Nüfus ve Değişim
Nüfus kayıt sistemi verilerine dayanan bir derlemeye göre Şeyhcui, Amasya'nın en kalabalık mahallesidir. 2023 itibarıyla 27.428 olan nüfusu, ikinci sıradaki Hacılar Mahallesi'nin (14.998) yaklaşık iki katıdır. TÜİK adrese dayalı nüfus verilerinden derlenen seri şöyledir:
- 2007: 11.798
- 2010: 15.416
- 2015: 18.172
- 2020: 22.931
- 2022: 25.391
- 2023: 27.428
- 2024: 27.609
- 2025: 26.670 (11.907 erkek, 14.763 kadın)
Mahalle on sekiz yılda iki buçuk kattan fazla büyümüş, yalnızca son yılda 939 kişilik bir azalma göstermiştir. Olcay'ın mevsimlik köşkler ve bağlarla tanımladığı semt, bugün apartmanlarla dolu bir yerleşime dönüşmüştür. Rakamlar bir derleme verisidir ve resmî kullanım için TÜİK'ten teyit edilmelidir. Artışın nedenleri konusunda kaynaklarda açık bir değerlendirme yoktur.
Günümüzde Şeyhcui
Mahallede Türkistan Caddesi üzerindeki Şeyhcui Camii ile Kırklar Camii bulunur. Yıldızhan Sokağı'ndaki Akşemsettin İlkokulu mahallenin eğitim kurumlarından biridir. Sağlık tarafında, Eylül 2026'da mahalleye yapılacak dört hekimlik bir aile sağlığı merkezi için zemin etüt çalışmalarına başlandığı duyurulmuştur.
Yoğun nüfus gündelik ihtiyaçları da belirler. Şubat 2024'te Belediye Başkanı Bayram Çelik, mahallede iki katlı, iklimlendirmeli ve otoparklı bir kapalı pazar yeri yapımına başlandığını duyurmuş, ihtiyacın uzun süredir var olduğunu belirtmiştir. Haftada üç gün kurulan mevcut pazarlar o sırada İstasyon Caddesi'nde ve Bahçeleriçi Mahallesi'ndeydi.
Kronoloji
710-711: Hüsameddin'e göre Emevi komutanı Mesleme'nin Karaman Dağı'ndan indiği çarpışma Kelkis bağlarında geçer.
1314: Alaeddin Ali Pervane Bey Amasya'nın ilk Mevlevihanesi'ni yaptırır.
1414: Anlatıya göre Cui Dede köyünde Mevlevihane, tekke, mektep ve çeşme yaptırır, köy arazilerini vakfeder.
1415: Hüsameddin'in aktardığı kayda göre (hicri 817 Zilhicce) Cui Dede mülkünü köydeki cami ve Mevlevihane masraflarına vakfeder.
1438-39: Pir Yoğurtçu Ahmed Dede ölür.
1463-64: Şeyhcuizade Âbid Çelebi bu yıllarda ölür.
1523-24: Bahşi Halife ölür; bölgeye Akbilek denmeye başlanır.
1740-41: Şeyhcui şeyhi Hacızade Sa'dî Efendi ölür.
1938: Amasya Belediyesi Akbilek türbesinin çevre düzenlemesini ve istinat duvarlarını yeniler.
2007: Nüfus serisinin başlangıcı, nüfus 11.798.
2024: Nüfus 27.609 ile seride en yüksek değere ulaşır; kapalı pazar yerinin yapımına başlanır.
2025: Nüfus 26.670.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi, 2022: 1-4. ciltler (Şeyhcui bağları s. 82-85; Şeyhcui Tekkesi s. 233-234; Mevlevihane ve şeyhler s. 247-250; hicri 817 vakfı s. 192-193; ziyafethane ve dârü'l-kurrâ maddeleri); 9-12. ciltler (Sa'dî Efendi, Âbid Çelebi, Abdî Ahmed Çelebi, Abdî Paşa maddeleri) amasya.bel.tr
- Osman Fevzi Olcay, Amasya Hâtıraları, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları (Şeyhcûi Mahallesi, bağlar ve mutasavvıflar bölümleri) amasya.bel.tr
- "Ak Bilek Mezarı (Evliyası)", Kültür Envanteri
Diğer kaynaklar
- Abdulhalim Durma, "Amasya'da Mevlevilik"
- "Şeyh Cui Baba Türbesi / Amasya - Merkez - Yuvacık Köyü", Sosyo Denemeler, 2013
- "Bahşi Halife Türbesi / Amasya - Merkez - Şeyhcui Mahallesi", Sosyo Denemeler, 2013
- "Amasya'da 6 Asırlık Gelenek Sürüyor", DHA, 30 Nisan 2019
- "Şeyhcui Mahallesi Nüfusu (Merkez, Amasya)", nufusune.com (TÜİK ADNKS verilerinden derleme, 2007-2025)
- "Amasya'nın en Kalabalık 5 Mahallesi", 05.com.tr, 14 Şubat 2024
- "Başkan Sözünü Tuttu: Şeyhcui Mahallesi'ne Pazar Yeri Yapılıyor", Objektif Amasya, 22 Şubat 2024
- "Amasya'ya Yeni Sağlık Yatırımı: Şeyhcui Mahallesi'nde İlk Adım Atıldı", Merzifon Bilgi Gazetesi, 18 Eylül 2026
Çevrimiçi kaynaklar
- http://sosyodenemeler.blogspot.com/2013/08/seyh-cui-baba-turbesi-amasya-merkez.html
- https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/amasya/kulturenvanteri/ak-bilek-mezari-evliyasi
- https://www.nufusune.com/1321-amasya-merkez-seyhcui-mahallesi-nufusu
- https://www.semazen.net/amasyada-mevlevilik-abdulhalim-durma/





