Ogier Ghiselin de Busbecq, Habsburg hanedanının Kanuni Sultan Süleyman nezdindeki elçisi ve on altıncı yüzyıl Osmanlı dünyasını Avrupa'ya en iyi tanıtan yazarlardan biridir. 1555 baharında padişahı Amasya'daki kışlağında ziyaret etmek için İstanbul'dan yola çıktı, 7 Nisan'da şehre vardı ve iki ay boyunca Kanuni'nin divanıyla pazarlık etti. Bu yolculuğu, arkadaşı Nicolas Michault'ya yazdığı Latince bir mektupta anlattı. Mektup yayımlandığında başlığında Amasya'nın adı vardı: Itinera Constantinopolitanum et Amasianum, yani İstanbul ve Amasya yolculukları. Kitabın ilk baskısı 1581'de Anvers'te çıktı.
Busbecq'in mektupları, yalnızca bir diplomatın raporu olarak okunmaz. Yazarı eski paraların, yazıtların, bitkilerin, hayvanların ve el yazmalarının peşinde koşan bir hümanistti. Ankara'daki Augustus Tapınağı'nın duvarından imparatorun vasiyetini kopyalattı, Avrupa bahçelerine lale ve leylak soğanlarının yolunu açanlar arasında anıldı, İstanbul'dan Viyana'daki imparatorluk kütüphanesine iki yüz kırka yakın Yunanca kitap gönderdi. Amasya'yı anlatırken de aynı merakla bakar: şehrin evlerini, damlarını, kalesini, padişahın divanındaki sessiz kalabalığı ve bir buçuk yıl önce öldürülen Şehzade Mustafa'nın gölgesini.
Comines'te Doğan Bir Flaman
Busbecq 1522'de, bugün Fransa-Belçika sınırında Lille yakınlarındaki Comines'te doğdu. Babası Bousbecque malikânesinin sahibi, eski bir Flaman soylu ailesinden George Ghiselin'di. Annesi Catharina Hespiel, büyük ihtimalle şatonun hizmetkârlarından biriydi ve evli değildi. Busbecq bu yüzden gayrimeşru bir çocuk olarak dünyaya geldi; ama babası onu öz oğullarından ayırmadı, şatosunda büyüttü ve iyi bir eğitim görmesini sağladı. Adı Türkçede genellikle Busbecq, TDV İslâm Ansiklopedisi'nde Flamanca biçimiyle Busbeke olarak geçer.
On üç yaşında Erasmus'un da bir zaman ders verdiği Louvain Üniversitesi'ne girdi ve burada beş yıl okudu. Öğrenimini bitirdiği yıl İmparator V. Karl'ın bir fermanıyla doğumundaki leke kaldırıldı ve Busbeke ailesinin soylu üyesi sayıldı. Bu meşrulaştırmanın tarihi kaynaklarda farklıdır: Allgemeine Deutsche Biographie Nisan 1540'ı verir, Forster ve Daniell'in yayımladığı belgenin tarihi ise 24 Kasım 1540'tır. Louvain'den sonra çağın âdetine uyarak Avrupa'nın büyük üniversitelerini dolaştı; Paris'te, Bologna'da ve Padova'da okudu, Venedik'te uzun süre kaldı. Padova'da Erasmus'un dostu Baptista Egnatius'un öğrencisi oldu. Çağdaşı Lodovico Guicciardini, onun ana dili Flamanca dışında Latince, İtalyanca, Fransızca, İspanyolca, Almanca ve bir Slav dilini aynı rahatlıkla konuştuğunu yazar.
İngiltere'den Viyana'ya
Busbecq'in kamu hayatına girişi 1554'te oldu. Kral I. Ferdinand, yeğeni İspanya veliahtı Philip ile İngiltere Kraliçesi Mary Tudor'un düğününde kendisini temsil etmek üzere Don Pedro Lasso de Castilla'yı Londra'ya gönderdi; Busbecq bu heyette yer aldı ve 25 Temmuz 1554'te Winchester Katedrali'ndeki törende bulundu. Heyet Ekim'de İngiltere'den ayrıldı. Busbecq daha Lille'de halasının evindeyken, 3 Kasım 1554'te Ferdinand'dan acele bir çağrı aldı: İstanbul'a elçi olarak gidecekti.
Bu kimsenin istemediği bir görevdi. Önceki elçi Giovanni Maria Malvezzi, Ferdinand 1551'de Osmanlı himayesindeki Erdel'i (Transilvanya) işgal edince Rumelihisarı'nda zindana atılmış, iki yıl sonra hasta olarak çıkabilmiş, İstanbul'a dönmek üzere yola çıkmışsa da Komárom'da yığılıp kalmıştı. Busbecq hiç vakit kaybetmedi. Babasını son bir kez görmek için Bousbecque'e uğradı, Brüksel'de eski amiri Lasso ile görüştü ve 18 Kasım'da Viyana'ya vardı. Türk işleri hakkında gerekli bilgileri sarayda ve hasta Malvezzi'den toplamak için yalnızca birkaç günü oldu; Allgemeine Deutsche Biographie'ye göre 23 Kasım'da Macaristan üzerinden yola çıktı. Yanında Flaman uşakları ve sonradan çok seveceği Kortrijkli hekim Willem Quacquelben vardı.
İstanbul Yolunda
Busbecq, Ostrogon'da (Esztergom) Osmanlı topraklarına girdi, Budin, Belgrad, Niş, Sofya ve Filibe üzerinden Rumeli'yi boydan boya geçti. Edirne'den İstanbul'a giden son konaklarda, kış ortası olmasına rağmen kendisine nergis, sümbül ve Türklerin "tulipan" dediği çiçeklerden demetler sunulduğunu yazar. Lalenin hemen hiç kokmadığını, değerinin renklerinin çeşitliliğinde ve güzelliğinde olduğunu, Türklerin başka şeylerde tutumlu olsalar da güzel bir çiçek için birkaç akçe vermekten çekinmediklerini ekler.
20 Ocak 1555'te İstanbul'a vardı ve kendisinden önce gönderilmiş olan Ferdinand'ın iki elçisi, Antal Verancsics ve Ferenc Zay'ı orada buldu. Padişah ordusuyla Anadolu'daydı. Şehirde yalnızca İstanbul muhafızı hadım İbrahim Paşa ile Şehzade Mustafa'nın ölümünden sonra azledilmiş olan Rüstem Paşa vardı. Elçiler, eski nüfuzunu ve yeniden sadarete dönme ihtimalini hesaba katarak Rüstem Paşa'yı ziyaret edip hediyeler verdiler. Busbecq, Elçi Hanı'na yerleşti. Aynı handa, Verancsics ve Zay'ın heyetiyle 1553'ten beri bekleyen biri daha kalıyordu: kendi hesabına yola çıkmış Bohemyalı Hans Dernschwam. İki adamın Amasya'ya kadar birlikte yürüyecekleri yolculuk, birinin mektuplarında, öbürünün günlüğünde ayrı ayrı anlatılacaktı.
Amasya Yolculuğu
Padişah elçinin geldiğini haber alınca İstanbul muhafızına heyeti Asya yakasına geçirip Amasya'ya göndermesini emretti. Busbecq ve arkadaşları 9 Mart 1555'te Üsküdar'a geçtiler. Busbecq bundan sonra konakların adlarını tek tek verir; gerekçesi de açıktır: İstanbul yolunu pek çok kişi görmüştü, ama bildiği kadarıyla Amasya yolunu kendilerinden önce hiçbir Avrupalı katetmemişti. Kartal, Gebze ve İzmit'ten geçtiler. Gebze'de Hannibal'in gömüldüğü söylenen eski Libyssa'yı, İzmit körfezinin manzarasını ve olağanüstü boyda selvileri anar.
Yolculuğun en ünlü durağı Ankara'dır. Busbecq burada, harap ve çatısız bir binanın mermer duvarlarına kazınmış, Augustus'un kendi icraatını anlattığı yazıtı gördü ve okunabildiği kadarını adamlarına kopyalattı. Yazının üst satırlarının neredeyse eksiksiz olduğunu, ortada boşlukların başladığını, alt satırların ise sopa ve balta darbeleriyle okunmaz hâle geldiğini yazar. Monumentum Ancyranum adıyla anılacak bu metnin Batı'ya ulaşması onun adıyla birlikte hatırlanır; Allgemeine Deutsche Biographie, yazıtı Busbecq'in bulduğunu ve metnin Andreas Schott tarafından yayımlandığını belirtir. Aynı heyetteki Dernschwam da yazıtı günlüğüne geçirmişti ve Neue Deutsche Biographie ilk kopyayı onun günlüğüne bağlar. Busbecq, Ankara'da tiftikten dokunan dalgalı sofun nasıl boyandığını ve preslendiğini de izledi ve Kanuni'nin tören günlerinde en çok yeşil sof giydiğini kaydetti.
Yol boyunca konakladığı her yerde eski para, yazıt ya da nadir bitki sormak onun eğlencesiydi. Türk mezarlıklarında Yunanca ve Latince yazıtlı eski sütunlara, mermer bloklara rastladığını, köylerde son dönem Roma imparatorlarının paralarının bolca bulunduğunu, Türklerin bunları "gâvur mangırı" diyerek dirhem ağırlığı yerine kullandığını yazar. Bulduğu paralar arasında Samsun (Amisos), Sinop, Komana ve Amasra'nın yanında, gitmekte oldukları Amasya'nın paraları da vardı. Bir bakırcının, birkaç gün önce bir çömlek dolusu eski parayı değersiz sanıp eriterek kazan yaptığını anlatması onu öfkelendirdi; bakırcıya, paraları saklasaydı yüz altın vereceğini söyleyerek öcünü aldığını ekler.
Ankara'dan sonra Kızılırmak'ı geçtiler. Busbecq, Lidya kralı Kroisos'un bu ırmağı geçerse büyük bir krallığı yıkacağı yolundaki eski kehaneti hatırlar; kıyıda meyan kökü çiğneyip suyunu emdiklerini, arkadaşı Zay'ın ağlarıyla balık tuttuklarını anlatır. Çorum'dan sonra uğradıkları, Elvan Çelebi zaviyesinin bulunduğu Tekke köyünde dervişlerden, adını Chederle diye yazdığı, Aziz George ile özdeşleştirilen, bir kızı ejderhadan kurtardığına ve ölümsüzlük veren bir ırmaktan içtiğine inanılan bir kahramanın hikâyelerini dinledi. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin Elvan Çelebi maddesi, Busbecq ile Dernschwam'ın bu zaviyede misafir kaldıklarını ve gördüklerini kaydettiklerini yazar. Son konak Bağlıca'ydı. 7 Nisan 1555'te, İstanbul'dan çıkışlarının otuzuncu gününde Amasya'ya vardılar; şehre yaklaşırken karşılarına çıkan bir grup Türk onları kutlayıp şehre kadar eşlik etti.
Amasya'da İki Ay
Şehrin Tarifi
Busbecq, Amasya'yı Kapadokya'nın baş şehri olarak tanıtır. Eyaletin valisinin divanını burada kurduğunu ve askerinin büyük kısmını burada tuttuğunu söyler, Strabon'un bu şehirde doğduğunu hatırlatır. Ardından bir tespit ekler: Bayezid'in zamanından beri şehir esrarlı bir biçimde talihsizlikle anılır olmuştu ve Mustafa'nın acıklı sonu bu inancın boş olmadığını göstermişti. Cümle hangi olayları kastettiğini açıklamaz; akla ilk gelen, II. Bayezid'in Amasya'da sancakbeyliği yapmış oğullarının taht kavgasıdır.
Şehrin görünüşünü bir tiyatro benzetmesiyle anlatır. Amasya iki sıra tepenin arasında uzanır, Iris (Yeşilırmak) tam ortasından geçer, iki yakadaki evler tepelerin yamaçlarına bir tiyatronun basamakları gibi yükselir. Bu yüzden şehrin her yerinden ırmak görünür ve bir yakada oturanlar öbür yakadakilerin gözü önündedir. Tepeler şehri öyle sarmıştır ki araba ve yük hayvanlarının girip çıkabileceği tek bir yol vardır. Şehre hâkim tepedeki kalede sürekli bir Türk garnizonu bulunur; Busbecq bunun Asya aşiretlerini sindirmek ya da İranlıları durdurmak için olduğunu, İranlıların akınlarının zaman zaman Amasya'ya kadar ulaştığını yazar. Aynı tepede belki Kapadokya krallarına ait eski anıtların izlerini görür. Bunlar büyük ihtimalle bugün Harşena Kalesi'nin eteğinde Kral Kaya Mezarları olarak bilinen yapılardır.
Evleri ve sokakları güzel bulmaz. Evler beyaz kilden, neredeyse İspanya'daki gibi yapılmıştır; çatılar da aynı malzemeden, düz ve kırmasızdır. Yağmur ya da rüzgâr damı bozduğunda, eski bir sütun parçasını silindir gibi kullanıp ileri geri yuvarlayarak damı yeniden düzlerler. Yazın halk bu damlarda açık havada uyur. Yağmur pek sık yağmaz, ama yağdığında damlardan süzülen çamur sokaktan geçenlerin elbisesini berbat eder. Busbecq, kaldıkları evin yakınındaki bir damda genç bir sancakbeyinin eskilerin âdetince bir sedire uzanıp akşam yemeğini yediğini gördüğünü de not eder. Dernschwam'ın aynı damlar için çizdiği yuvak taşı ile Busbecq'in sütun parçası, aynı âletin iki gözlemcinin kaleminde aldığı iki ayrı biçimdir.
Geldikleri gece şehirde büyük bir yangın çıktı ve yeniçeriler kendi usulleriyle, komşu evleri yıkarak yangını söndürdüler. Busbecq yangının nasıl çıktığını bilmediğini söyler, ama askerlerin yangın istemek için sebepleri olduğunu, söndürme bahanesiyle hem yanan evleri hem komşularınkini yağmaladıklarını, bu yüzden kimi zaman yangını kendilerinin çıkardığını ileri sürer. Dernschwam ise 14 Nisan'da çıkan büyük bir yangını kaydeder; iki kaydın aynı olayı mı anlattığı belli değildir.
Paşalar ve Padişahın Huzuru
Padişah elçiler geldiğinde şehirde değildi. Busbecq ve arkadaşları önce sadrazam Kara Ahmed Paşa ile diğer paşaları ziyaret ettiler ve Ferdinand'ın kendilerine verdiği işler üzerine görüşmelere başladılar. Paşalar önyargılı görünmek istemedikleri için elçilerin görüşlerine pek itiraz etmediler ve her şeyin padişahın arzusuna bağlı olduğunu söylediler. Allgemeine Deutsche Biographie'ye göre padişah, Ferdinand'ın Erdel'i Zápolya'nın dul eşine bırakması karşılığında elinde tutmak istediği Kassa (Košice) ile Varad'ın (Oradea) teslimini şart koşuyordu; aynı kaynak, karşılamanın soğukluğunu Amasya'daki Fransız elçilerinin etkisine bağlar.
Kanuni döndükten sonra elçiler huzura kabul edildi. Busbecq padişahı yerden bir ayak kadar yüksek, değerli halılar ve ince işçilikli yastıklarla örtülü alçak bir sedirde, yanında yayı ve okları dururken anlatır. Yüzü asık ama vakurdur. Elçiler, Sırp despotunun intikamını almak isteyen bir adamın Sultan Murad'ı huzurda öldürmesinden beri süren âdete uygun olarak kollarından tutulup huzura götürüldüler, el öper gibi yaptılar ve sırtlarını padişaha dönmeden geri geri karşı duvara kadar yürütüldüler. Busbecq'in sözleri padişahın hoşuna gitmedi; bağımsızlık ve vakar kokan talepler, isteğini kanun sayan bir hükümdara ağır geldi. Kanuni yalnızca huysuz bir sesle "Güzel, güzel" dedi ve elçiler konaklarına gönderildi.
Busbecq'i huzurdaki kalabalık padişahtan daha çok etkiledi. Salonda yüksek rütbeli subaylar, padişahın hassa süvarileri, sipahiler, gureba ve ulufeciler, binlerce yeniçeri vardı. Bu büyük toplulukta kimsenin yerini doğumuna değil, cesaretine ve liyakatine borçlu olmadığını, makamların yalnızca yeteneğe göre dağıtıldığını, en yüksek mevkilerdekilerin çoğunun çoban ya da sığırtmaç çocuğu olduğunu ve bundan utanmak yerine övündüklerini uzun uzun anlatır; ardından kendi ülkesinde her şeyin doğuma bağlı olduğunu acı bir dille ekler. Beyaz ipek sarıklardan oluşan denizi, altın, gümüş, ipek ve kadifeyle parıldayan kaftanları gördüğü en güzel manzara olarak anar. Kalabalığın sessizliği ve düzeni onu şaşırtır. Ayrı bir sırada dizilmiş birkaç bin yeniçeri öyle kıpırtısızdır ki uzaktan bakınca bunların insan mı heykel mi olduğunu bir süre kestiremez; selam vermesi işaret edilince hepsinin başı aynı anda eğilir.
İran Elçisi ve Altı Aylık Ateşkes
Şah Tahmasb'ın elçisi 10 Mayıs'ta geldi. Busbecq, getirilen hediyeleri sayar: ünlü tezgâhlardan halılar, içleri renkli dokumalarla kaplı "Babil" çadırları, işlemeli at takımları, mücevherli Şam kılıçları, zarif kalkanlar ve hepsinin üstünde tutulan bir Kur'ân nüshası. İranlılara barış hemen verildi; Busbecq'e göre bunun bir amacı da daha zorlu muhatap sayılan Habsburg elçilerine baskıyı artırmaktı. Barışın gerçekliğini göstermek için Şah'ın temsilcisine olağanüstü saygı gösterildi. İkinci vezir Ali Paşa, İran elçisine ırmağın öbür yakasındaki bahçesinde bir ziyafet verdi; Busbecq bu sofrayı kendi konağından seyretti. Yüz uşağın yemekleri mutfaktan sofraya elden ele geçirerek hiçbir karışıklık olmadan yüzü aşkın tabağı taşıması, ona Türklerin küçük işlerde bile düzene gösterdiği özeni düşündürür. Dalmaçyalı Ali Paşa'yı da kibar ve yufka yürekli bir adam olarak över.
İranlılarla barış yapılınca Habsburg heyetinin doğru dürüst bir şart koparması imkânsızlaştı. Elde edilebilen tek şey, padişahın mektubunun Viyana'ya ulaşması ve cevabın gelmesi için altı aylık bir ateşkes oldu. Busbecq daimî elçi olarak gelmişti, ama barış henüz yapılmadığı için paşalar onun padişahın mektubuyla efendisine dönmesine karar verdiler. Veda kabulünde omuzlarına ayak bileklerine kadar inen iki ağır işlemeli kaftan giydirildi, maiyetine de ipek elbiseler verildi. Busbecq bu alayla yürürken kendini eski bir tragedyada Agamemnon'u oynayan bir aktöre benzetir. Sırma kumaşa sarılı mektubu aldı, maiyetindeki beyler de padişaha selam vermek için huzura alındı. Dost devletlerin elçilerine divanda verilen veda yemeği bu kez verilmedi, çünkü barış henüz yapılmamıştı.
Kanuni'nin Portresi
Amasya bölümünün sonunda Busbecq, Michault'nun merak edeceğini düşünerek Kanuni'yi anlatır. Padişahın yılları kendini göstermeye başlamıştır, ama duruşu bu kadar büyük bir imparatorluğun efendisine yakışır. Gençliğinden beri ölçülü ve perhizkârdır; şarap içmemiş, ahlâkına leke düşürmemiştir. Ona karşı en kötü niyetliler bile karısına aşırı bağlılığından ve onun etkisiyle Mustafa'yı aceleyle öldürtmesinden başka bir kusur bulamaz. Dinine sıkı sıkıya bağlıdır, dinini yaymaya imparatorluğunu genişletmek kadar heveslidir. Altmışına yaklaşmıştır ve sağlığı yerinde görünür, ama yüzünün rengi gizli bir hastalığı düşündürür; uyluğunda iyileşmeyen bir yara olduğu söylenir. Busbecq, yabancı elçilere sağlıklı görünmek için padişahın yüzüne allık sürdüğünü, bunun işaretlerini veda kabulünde ilk görüşmeye göre değişmiş yüzünde bizzat fark ettiğini yazar.
Heyet 2 Haziran'da Amasya'dan ayrıldı. İran elçisi de aynı gün yola çıktı, çünkü şehre girip çıkmanın tek bir yolu vardı; yol kısa süre sonra ikiye ayrılıyor, İranlılar doğuya, Habsburg heyeti batıya dönüyordu. Şehirden çıkarken geniş ovaların her yanında çadırlarla dolu Türk ordugâhlarını gördüler. Haziran sıcağı Busbecq'e ağır geldi; baş ağrısı ve nezleyle gelen, gidip gelen bir ateşe yakalandı ve İstanbul'a, 24 Haziran'a kadar bundan kurtulamadı. Hekimi Quacquelben'in önerdiği sıcak banyolar ve banyodan sonra döktüğü soğuk sularla iyileşti.
Mektuplarda Amasya'nın Şehzadeleri
Busbecq'in Amasya ile bağı bu iki aydan ibaret kalmaz. Mektuplarında şehrin son iki şehzade sancakbeyinin, Mustafa ile Bayezid'in hikâyesi de geniş yer tutar. Birinci mektupta Mustafa'nın, babasının çağrısı üzerine "hükümet merkezi Amasya'dan" kalkıp ordugâha gittiğini ve orada boğdurulduğunu anlatır. Forster ve Daniell, olayın Amasya'da değil, Konya Ereğlisi yakınlarındaki ordugâhta geçtiğini not eder ve Busbecq'in metninde olayı Amasya'ya yerleştiren bir ifade bulunmadığını belirtir.
Üçüncü mektupta Kanuni'nin, Selim ile Bayezid'i birbirinden uzaklaştırmak için Bayezid'i Kütahya'dan Amasya'ya, Selim'i Manisa'dan Konya'ya gönderdiğini yazar. Bayezid'in itirazını da aktarır: kendisine "kardeşinin kanı hâlâ tüten", uğursuz bir şehir olan Amasya verilmişti ve akrabalarının acıklı sonunu her gün gözünün önünde görmek istemiyordu. Busbecq, Türklerin önemli işleri küçük işaretlerden yorumlamaya alışkın olduğunu söyleyerek bu yakınmayı anlaşılır bulur, ama padişahın asıl sebebi Amasya'nın başkente fazla uzak olmasında gördüğünü ekler. Aynı mektupta Bayezid'in Konya yenilgisinden sonra Amasya'ya çekildiğini, bayram günü törenler biter bitmez buradan İran'a doğru kaçtığını, silah taşıyabilecek herkesi yanına aldığını, yeni doğmuş oğlunu annesiyle birlikte Amasya'da bıraktığını, padişahın bu çocuğu Bursa'ya aldırdığını anlatır.
İstanbul'daki Yedi Yıl
Busbecq Temmuz 1555'te Viyana'ya döndü ve Augsburg'daki Ferdinand'ı bekledi. Birinci mektubunun tarihi konusunda Forster ve Daniell, Latince baskılarda 1 Eylül 1554 olarak basılan tarihin, metnin içindeki bilgilere göre 1 Eylül 1555 olması gerektiğini gösterir. 14 Kasım 1555'te yeniden yola çıktı ve 1556 başında İstanbul'a vardı. Bu kez daimî elçi olarak yaklaşık yedi yıl kaldı. Bu yılların büyük bölümü Elçi Hanı'nda, fiilen gözetim altında geçti. Arkadaşları Verancsics ve Zay bir süre sonra ayrıldı ve Busbecq müzakereleri yalnız sürdürdü. Bir veba salgınında Büyükada'ya çekildi, hekimi Quacquelben bu salgında öldü. Rüstem Paşa'nın yeniden sadarete gelişini, saray çevresindeki entrikaları, Bayezid ile Selim arasındaki savaşı ve Bayezid'in İran'da öldürülüşünü mektuplarında izledi.
Sonunda 1562'de, Allgemeine Deutsche Biographie'nin deyişiyle "yarı yarıya kabul edilebilir" sekiz yıllık bir barışın ön şartlarını sağladı. Ağustos 1562 sonunda, Osmanlı elçisi İbrahim Bey ile birlikte İstanbul'dan ayrıldı ve Kasım'da onu Frankfurt'a, Ferdinand'ın oğlu Maximilian'ı halef ilan ettirdiği toplantıya götürdü. Antlaşma orada onaylandı. Busbecq'e ödül olarak gizli danışmanlık unvanı verildi.
Türk Mektupları
Busbecq'in Osmanlı dünyasına dair dört uzun Latince mektubu, Venedik'te tanıştığı ve İtalya'da birlikte okudukları dostu Nicolas Michault'ya yazılmıştı. Forster ve Daniell'e göre Busbecq bunları yayımlamak niyetiyle yazmadı; yayımlanmalarına da kendisi karar vermedi. Forster ve Daniell'e göre ilk baskıda yalnız birinci mektup vardı; TDV İslâm Ansiklopedisi bu baskıda iki mektup bulunduğunu yazar. Kitap, Türklere karşı nasıl savaşılması gerektiğine dair bir tasarıyla birlikte 1581'de Anvers'te Christophe Plantin'in matbaasında Itinera Constantinopolitanum et Amasianum adıyla basıldı. Dört mektubun tamamı 1589'da Paris'te yayımlandı ve kısa sürede Avrupa'nın birçok şehrinde yeniden basıldı. Latince yirmiden fazla baskısı yapıldı; Almanca (1664), İngilizce (1694 ve 1744), Fransızca (1748) çevirileri çıktı. Charles Thornton Forster ile F. H. Blackburne Daniell'in notlu İngilizce çevirisi 1881'de Londra'da yayımlandı.
Türkçeye ilk çeviriyi Hüseyin Cahit Yalçın İngilizceden yaptı; önce Fikir Hareketleri dergisinde kısmen, sonra 1939'da Türk Mektupları adıyla kitap olarak basıldı. Bunu Osman Yüksel Serdengeçti'nin Kanunî Devrinde Bir Sefirin Hâtıratı (1953) ve Aysel Kurutluoğlu'nun Türkiye'yi Böyle Gördüm çevirileri izledi. Zeki Arıkan, mektuplardaki ölçülü ve hümanist sesin, aynı yazarın Türklere karşı savaş tasarısında yerini açık bir savaş çağrısına bıraktığına dikkat çeker. Mektuplarında Türk askerinin disiplinini ve sade yaşayışını, liyakate dayanan düzeni öven Busbecq, tasarısında Avrupa'nın bu güce karşı nasıl birleşmesi gerektiğini tartışır.
Arıkan, Busbecq'in elçiliğinin kültürel ilişkiler bakımından bir dönüm noktası olduğunu da vurgular. Elçinin maiyetinde Kanuni'nin iki portresini ve büyük bir İstanbul panoraması çizen ressam Melchior Lorck ile seyahatnamesi Amasya'nın on altıncı yüzyıldaki görünüşünü saklayan Dernschwam bulunuyordu.
Lale, Leylak ve Yazmalar
Busbecq'in Avrupa'daki ünü yalnız mektuplarından gelmez. Allgemeine Deutsche Biographie, Avrupa bahçeciliğinin leylağın ve lalenin buraya getirilişini ona borçlu olduğunu yazar, ama at kestanesinin ve zambağın da onunla Avrupa'ya geldiği yolundaki yaygın inancı yanlış bulur; at kestanesinin ilk tohumlarını 1576'da Viyana'daki botanikçi Clusius'a halefi David Ungnad göndermişti. TDV İslâm Ansiklopedisi, lale soğanlarının Hollanda'ya götürülüp orada yetiştirilmesini Busbecq'in sağladığını belirtir. Forster ve Daniell ise Busbecq'in Viyana'ya döndükten sonra İstanbul'dan lale soğanları ve başka nadir bitkiler aldığını, hemşehrisi Clusius'un bunlardan yararlandığını, Fransız yazar Bernardin de Saint-Pierre'in leylağa "Busbequia" adını vermeyi önerdiğini aktarır.
İstanbul'da topladığı el yazmaları onun en kalıcı bağışıdır. Dördüncü mektubunda, imparatorluk kütüphanesine gitmek üzere Venedik'e deniz yoluyla iki yüz kırka yakın Yunanca kitap gönderdiğini yazar. İstanbul'da bıraktığı tek nüsha, baştan sona büyük harflerle yazılmış, bitki resimleriyle süslü çok eski bir Dioscorides yazmasıydı; Kanuni'nin hekimi Hamon'un oğlu olan bir Yahudiye aitti ve istenen yüz duka, Busbecq'in deyişiyle imparatorun kesesine uygundu, kendisininkine değil. Forster ve Daniell, bu yazmanın sonradan imparator tarafından satın alındığını ve Viyana'da saklandığını not eder. Allgemeine Deutsche Biographie ise Dioscorides nüshasını Busbecq'in bağışladığı iki yüz kırk yazmanın arasında sayar. Bir zürafa görmek için İstanbul'da gömülmüş bir zürafanın kemiklerini çıkarttığını, ikinci yolculuğunda bitki ve hayvanları çizmek için yanında bir ressam götürdüğünü, hekimini Limni toprağını incelemek için adaya, bir eczacıyı da botanikçi dostu Mattioli için bitki toplamaya İzmit gölüne gönderdiğini Forster ve Daniell anlatır. İmparatorluk koleksiyonlarına bir aslan ve bir firavunfaresi getirdiği de kaydedilir. Ankara'da kopyalattığı yazıtın yanında başka yazıtları da Clusius, Justus Lipsius ve Jan Gruter'e gönderdi.
Viyana ve Fransa Yılları
İstanbul'dan döndükten sonra Busbecq sessiz bir kitap ve bahçe hayatı hayal ediyordu, ama Habsburg sarayı onu bırakmadı. Eylül 1563'te Maximilian'ın Pressburg'daki Macar krallığı taç giyme töreninde şövalyeliğe yükseltildi. Maximilian'ın oğullarının, Matthias, Maximilian, Albrecht ve Wenzel arşidüklerin eğitimi ve hane yönetimi ona verildi. Bundan sonraki yıllarda kaynaklar ayrılır. Allgemeine Deutsche Biographie, 1570'te arşidükleri ve II. Felipe ile evlenecek Arşidüşes Anna'yı Madrid'e götürdüğünü yazar. Forster ve Daniell ise aynı yıl Maximilian'ın kızı Elisabeth'in Fransa Kralı IX. Charles ile evlenmesi üzerine onun hanesinin başında Fransa'ya gittiğini, kısa süre sonra Viyana'ya döndüğünü anlatır. TDV İslâm Ansiklopedisi de Busbecq'in Elisabeth ile Fransa'ya gittiğini kaydeder.
IX. Charles 1574'te ölünce dul kraliçe Viyana'ya döndü ve Busbecq onun Fransa'daki çeyiz gelirlerini yönetmek üzere Paris'e gitti. Hayatının son on beş yılı kadarı Fransa'da geçti. İmparator II. Rudolf'a gönderdiği, 1582-1585 yıllarını kapsayan mektupları, Fransa'nın din savaşları arifesindeki durumunu anlatır. Bu görevin niteliği tartışmalıdır. Kimi biyografi yazarları onu Rudolf'un Paris elçisi sayar; Allgemeine Deutsche Biographie ise yalnızca dul kraliçenin işlerini yürüten bir vekil olduğunu, mektupların diplomatik bir nitelik taşımadığını savunur. Forster ve Daniell, bir Flaman olarak İspanya kralının tebaası olması yüzünden unvansız bir elçi gibi çalıştığını düşünür.
Ölümü
Kraliçe Elisabeth 1592 başında öldü ve Busbecq aynı yıl Fransa'dan ayrılma izni aldı. Yetmiş yaşındaydı ve yaklaşık kırk yıldır görmediği Bousbecque'e, yeğeninden ömür boyu kullanım hakkını satın aldığı şatoya dönmek istiyordu. Normandiya'dan geçerken Rouen'a yakın Cailly köyünde geceyi geçirdiği sırada, Katolik Birliği adına savaştıklarını söyleyen bir silahlı grup baskın yaptı, eşyalarına el koydu ve onu götürdü. Ertesi sabah geri bıraktılar, ama yaşadığı korku yaşlı adama ağır geldi ve ateşlendi. Rouen yakınlarındaki Maillot şatosuna götürüldü ve orada öldü. Ölüm tarihi Allgemeine Deutsche Biographie ile Forster ve Daniell'de 28 Ekim 1592, TDV İslâm Ansiklopedisi'nde 28 Kasım 1592 olarak geçer. Cesedi Saint-Germain kilisesine gömüldü; kalbi ise vasiyeti üzerine Bousbecque'teki aile mezarlığına konuldu. Dostu Justus Lipsius, onun için kaleme aldığı Latince mezar yazısında, Busbecq'i hem imparatorların sarayında hem de "Asya tiranının" sarayında sınanmış, her görevde dili ve aklıyla bir Nestor olmuş bir adam olarak anar.
Kronoloji
1522: Comines'te doğar.
1540: V. Karl'ın fermanıyla meşru sayılır (ADB'ye göre Nisan, Forster ve Daniell'e göre 24 Kasım).
1554: 25 Temmuz'da Philip ile Mary Tudor'un düğününde bulunur; 3 Kasım'da İstanbul elçiliğine çağrılır; 23 Kasım'da Viyana'dan yola çıkar.
1555: 20 Ocak'ta İstanbul'a varır; 9 Mart'ta Amasya'ya doğru yola çıkar; 7 Nisan'da Amasya'ya ulaşır; 10 Mayıs'ta İran elçisinin gelişine tanık olur; 2 Haziran'da altı aylık ateşkesle Amasya'dan ayrılır; 24 Haziran'da İstanbul'a döner; Temmuz'da Viyana'dadır; 1 Eylül'de birinci mektubunu yazar; 14 Kasım'da yeniden İstanbul'a doğru yola çıkar.
1556-1562: İstanbul'da daimî elçi olarak kalır.
1562: Sekiz yıllık barışın ön şartlarını sağlar; Ağustos sonunda İstanbul'dan ayrılır; Kasım'da Frankfurt'ta antlaşma onaylanır.
1563: Pressburg'da şövalyeliğe yükseltilir.
1570: Habsburg hanedanının evlilik yolculuklarında görev alır.
1574: IX. Charles'ın ölümünden sonra dul kraliçenin işlerini yürütmek üzere Fransa'ya gider.
1581: Birinci mektubu Anvers'te Itinera Constantinopolitanum et Amasianum adıyla basılır.
1589: Dört mektubun tamamı Paris'te yayımlanır.
1592: Rouen yakınlarındaki Maillot şatosunda ölür (28 Ekim; TDV'ye göre 28 Kasım).
1881: Forster ve Daniell'in notlu İngilizce çevirisi yayımlanır.
1939: Hüseyin Cahit Yalçın'ın çevirisi Türk Mektupları adıyla basılır.
Kaynakça
Bu makalede şu kaynaklardan yararlanılmıştır:
- Charles Thornton Forster, F. H. Blackburne Daniell, The Life and Letters of Ogier Ghiselin de Busbecq, c. 1, London: C. Kegan Paul, 1881, s. 1-71, 107-161, 267-270, 302-303, 415-416. https://archive.org/details/busbecq-the-life-and-letters-of-ogier-ghiselin-de-busbecq-v-1
- Ogier Ghiselin de Busbecq, Itinera Constantinopolitanum et Amasianum, Antverpiae: Ch. Plantin, 1581. https://archive.org/details/bub_gb_nv0QS19NhJEC
- O. G. de Busbecq, Türk Mektupları, çev. Hüseyin Cahit Yalçın, İstanbul: Remzi Kitabevi, 1939.
- Semavi Eyice, "Busbeke, Ootgeer Giselijn van", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 6, İstanbul 1992, s. 466-467. https://islamansiklopedisi.org.tr/busbeke-ootgeer-giselijn-van
- Victor von Kraus, "Busbeck, Angerius Ghislain von", Allgemeine Deutsche Biographie, c. 3, Leipzig 1876, s. 633-635. https://www.deutsche-biographie.de/sfz7587.html
- Zeki Arıkan, "Busbecq'in 'Türklere Karşı Savaş Tasarısı'", Belleten, c. LVII, 1993, s. 113 vd. https://belleten.gov.tr/tam-metin-pdf/2245/tur
- Feridun Emecen, "Süleyman I", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 38, İstanbul 2010, s. 62-74. https://islamansiklopedisi.org.tr/suleyman-i
- Ahmet Yaşar Ocak, "Elvan Çelebi", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 11, İstanbul 1995, s. 63-64. https://islamansiklopedisi.org.tr/elvan-celebi
- İlhan Şahin, Feridun Emecen, "Amasya", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 3, İstanbul 1991. https://islamansiklopedisi.org.tr/amasya
- Semavi Eyice, "Dernschwam de Hradiczin, Hans", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 9, İstanbul 1994, s. 182-183. https://islamansiklopedisi.org.tr/dernschwam-de-hradiczin-hans
- Kurt Oberdorffer, "Dernschwam von Hradiczin, Hans", Neue Deutsche Biographie, c. 3, 1957, s. 609. https://www.deutsche-biographie.de/sfz9695.html
- Amasya Belediyesi, Amasya Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları Alan Yönetim Planı (2022-2027), Amasya 2022.
Çevrimiçi kaynaklar
- https://islamansiklopedisi.org.tr/busbeke-ootgeer-giselijn-van
- https://www.deutsche-biographie.de/sfz7587.html
- https://archive.org/details/busbecq-the-life-and-letters-of-ogier-ghiselin-de-busbecq-v-1
- https://belleten.gov.tr/tam-metin-pdf/2245/tur
- https://islamansiklopedisi.org.tr/elvan-celebi
- https://islamansiklopedisi.org.tr/suleyman-i






