Üçler Mahallesi, Amasya şehir merkezinde Yeşilırmak'a yakın, Sultan Bayezid Külliyesi'nin güneyinde ve Ziyapaşa Bulvarı'nın gerisinde kalan eski bir yerleşim alanıdır. Bugün tarihî Amasya dendiğinde akla önce Yalıboyu evleri ve kaya mezarları gelir; Üçler bu görüntünün gerisinde daha sessiz bir sokak dokusu olarak durur. Oysa Hüseyin Hüsameddin Yasar'ın Amasya Tarihi, bu mahalleyi şehrin en çok kayda geçmiş semtlerinden biri olarak gösterir. Adının doğuşu bir hikâyeye dayanır, camisinin yapım ve yenilenme tarihleri bellidir, türbeleri, mezarlığı, tekkesi ve mektepleri tek tek sayılır, çevresinden çıkan ulema, ayan ve yeniçeri ağaları adlarıyla anılır.

Bu zenginliğe rağmen mahalle hakkında yazılanlar azdır. Resmî tanıtım metinleri yalnızca yakınındaki köprüyü anar, nüfus derlemeleri rakam verir, cami için ise harita kayıtlarının verdiği adresten başka bilgi dolaşımda değildir. Bu metindeki hicrî tarihlerin yaklaşık miladî karşılıkları parantez içinde verilmiştir.

Adın Kökeni

"Üçler" adı Amasya'da iki ayrı kişi üçlüsüne takılmış bir lakaptan gelir ve Hüsameddin bu ikisini mahalle tarihinin başına koyar. Birinci üçlü, Çelebi Sultan Mehmed'in hocalığını yapmış Niğdelizâde Sofî Bayezid Çelebi ile amcaları Feyzullah ve Yakub Çelebilerdir. Halk dilinde bunlara "Üçler" denmiş, üçü de bu mahallede bir evin içine gömülmüş, mahalle de bu yüzden Üçler adını almıştır. Hüsameddin'e göre aile 815 (1412-13) yıllarına kadar mahallede oturmuştur. Sofî Bayezid 814 zilkadesinde (1412 başı), Feyzullah Çelebi 815 ramazanında ölmüştür.

İkinci üçlü çok sonraki bir döneme aittir. Şehzade Ahmed'in Amasya valiliği sırasında yanına sokulan Kutbeddin Ahmed, Kutbeddin İsa ve Kutbeddin Mahmud adlı üç İranlıya da "Kutublar" ve "Üçler" denmiş, Hüsameddin'in anlattığına göre bunlar 921'e (1515-16) kadar aynı mahallede oturmuştur. Üçüncü kişinin adı başka bir yerde tabip Kutb-ı Şirvânî olarak geçer. Hüsameddin, "Üçler" adının bütün şehirde tanınmasını bu ikinci kullanıma bağlar. Birinci Üçler, 850 (1446-47) tarihli Kadı Abdurrahman Muslihî vakfiyesinde, ikinci Üçler Feridun Bey'in Münşeâtında geçer; Hüsameddin tezini bu iki belgeye dayandırır. Vakfiyenin ve Münşeâtın ilgili metinleri burada ayrıca görülmemiştir, dolayısıyla açıklama Hüsameddin'in okumasına dayanır ve başka bir kaynakla sınanmış değildir.

Harita kayıtlarında mahalle sokaklarından bazılarının bugün de Feyzullah Çelebi ve Handan adlarını taşıdığı görülür. Handan Ağa, bir sonraki bölümde anlatılan cami vakfının ilk mütevellisidir; Feyzullah Çelebi ise adı geçen birinci üçlünün içindeki amcadır.

Konumu ve Sınırları

Hüsameddin mahallenin yerini şöyle tarif eder: Sultan Bayezid Camii'nin kıble yönünde, eskiden Alişir Mahallesi'nin bulunduğu yerde; doğuda Devehane, batıda Receb mahalleleri, güneyde kısmen mezarlık kısmen Küpceğiz Mahallesi, kuzeyde şose yolu ile sınırlıdır. Buradaki şose, Hüsameddin'in başka bir yerde anlattığı gibi, Amasya mutasarrıfı Ziya Paşa'nın 1281 (1864-65) yıllarında düzenlettiği yoldur ve bugünkü Ziyapaşa Bulvarı'yla örtüşüyor olmalıdır. Alişir adı, 638 (1240-41) dolaylarında Amasya valisi olarak anılan Alâeddin Alişir Bey'den kalmadır; Hüsameddin onun konağının Üçler'in bir bölümünde, bahçesinin de bugünkü Kağnı Pazarı'nın yerinde olduğunu yazar.

Mahalle eski kayıtlarda Simre adıyla anılan bölgenin içindedir. Hüsameddin, 857 (1453) yılına kadarki sultanî defterlerde Simre adının yalnızca Üçler, Hacı İlyas, Receb, Şamice, Küpceğiz ve Gök Medrese mahallelerine bağlı kaldığını yazar. Selçuklu döneminde "Zâhir Amasya" denen yerlerin tamamına verilen bu ad, Selçuklu nüfuzu çekilince altı mahalleye sıkışmıştır. Mahallenin ucunda, Narlı Bahçe adıyla bilinen mezarlığın güneyinde, I. Mesud'un taştan ve çok sağlam yapılmış türbesi durur. Hüsameddin aynı yapıdan bir yerde mahallenin kuzey ucu, başka bir yerde batı ucu diye söz ettiği için konum tarifi kendi içinde tam tutarlı değildir.

Köprü ile ilişkisi başka bir kaynaktan gelir. Resmî kayıtlardan biri Meydan ya da İstasyon Köprüsü'nü Ziyapaşa Bulvarı'nın bitiminde Üçler Mahallesi'ni İstasyon mevkiine bağlayan yapı olarak tanıtır. Bir başkası aynı köprüyü İstasyon ile Hacı İlyas mahalleleri arasına yerleştirir. İki tarif arasındaki fark, köprünün mahalle sınırında durduğunu ve idarî sınırların yıllar içinde değiştiğini düşündürür. Mahallenin camisi harita kayıtlarında Hisar Sokak üzerinde görünür; bu ad mahallenin kale çevresine yakınlığıyla ilgili olabilir, ancak bu bir çıkarımdır.

Üçler Camii ve Sa'dî Çelebi

Mahallenin ana yapısı, Hüsameddin'in iki adla andığı camidir: Üçler Camii ve Sa'dî Çelebi Camii. İlk cami, Üçler'den Feyzullah Çelebi'nin yaptırdığı ahşap bir yapıdır. 1011 (1602-03) yangınında yanınca 1018'de (1609-10) Şemseddin Sa'dî Çelebi, cami duvarlarını kârgir, üstünü ve minaresini ahşap olarak yeniden yaptırmış, yanına bir mektep, bir çeşme ve bir dershane eklemiştir. Cami ve hayratın bakımı için Üçler'de iki ev, İbadullah Çarşısı'nda beş, Aşağı Pazar'da iki, Bakkallar İçi'nde üç dükkân ve Kurşunlu Mahallesi'nde üç ev 1039'da (1630) vakfedilmiştir.

Sa'dî Çelebi, Hüsameddin'in tercümesine göre kudattan İzzeddin Hasan Çelebi'nin oğludur. Amasya'da öğrenim görmüş, İstanbul'da müderris olmuş, Yörgüç Paşa, Hüseyniye, Tokat Kameriyye ve Merzifon Sultaniye medreselerinde ders verdikten sonra Maraş, Erzurum ve Diyarbekir mevleviyetlerine yükselmiş, çok sayıda sancakta kadılık yapmıştır. Emekli olunca Amasya'ya dönüp Üçler'de oturmuştur. Camiden başka Şehreküstü Mahallesi'nde Sinaniye Tekkesi yanında bir mescit, İçerişehir'de Kurşunlu Mahallesi'nde bir mektep ve Sultan Bayezid Camii önünde ahşap bir köprü yaptırdığı da aynı tercümede yazılıdır. Biyografideki vakıf listesi cami vakfiyesinden biraz farklıdır: farklı mahallelerde beş ev, Meydan'da üç parça bağ, İbadullah Çarşısı'nda on iki dükkân ve Sevincer'de bir çiftlik. Tevliyeti azatlı kölesi ve damadı Handan Ağa ile onun erkek çocuklarına şart koşmuştur. Hüsameddin iki listeyi birbirine uydurmaya çalışmaz.

Hüsameddin onun servetini de kaydeder. Otuzdan fazla kölesi, yirmi kadar cariyesi ve dört eşi vardı, yine de geriye yalnız bir kızı kalmıştır. Köle ve cariyelerini azat ederken her birini evlendirir, mülkünden bir pay verirdi. Sadrazam Derviş Mehmed Paşa ile Muizzeddin Sencarî bu kölelerin arasından çıkmıştır. Sa'dî Çelebi 1039 zilkadesinin sonlarında ölmüş, caminin önündeki haziresine gömülmüştür. Hüsameddin, Naîma Tarihi'nde sözü edilen Anadolu kadısının bu kişi olduğunu da ekler.

Vakfın mütevelliliği yüzyıllar boyunca Handan Ağa soyunda kalmıştır. Hüsameddin'in biyografilerinde Handanzâdeler, Şirinzâdeler ve Handanoğulları adıyla geçen bu aileden kapıcıbaşılar, kâtipler ve bir mütesellim kâim-makamı çıkmıştır. Camiye bağlı vaiz, kürsü şeyhi ve imam kayıtları da aynı kitapta dağınık olarak durur. Müftüzâde Osman Efendi otuz yıldan fazla burada imamlık ve kürsü şeyhliği yapmış, 1201'de (1786-87) ölünce yerine oğlu Hâfız Mehmed Halis geçmiştir. Bugünkü yapının hangi bölümünün bu geçmişten kaldığı, açıkça yazan bir kayıtla doğrulanamamıştır.

Türbeler ve Mezarlık

Hüsameddin'in Amasya türbeleri listesinde Üçler çevresine düşen çok sayıda kayıt vardır. Sekizinci sırada yer alan Üçler Türbesi, Sa'dî Çelebi Camii'nin batısında, İsa Efendi Zaviyesi'nin karşısında, bir evin içindedir. Burada Sofî Bayezid Çelebi, amcası Feyzullah Çelebi, Yakub Çelebi ve Ali Bey'in kızı İran Hatun yatar. İskender Memi Çelebi Türbesi bunun karşısında, mezarlığın bir köşesindeki küçük kârgir yapıdır. İçinde Kutlu Beyzâde Memi Çelebi diye anılan Muhyiddin Mehmed Çelebi ile oğlu İskender Çelebi bulunur, türbeyi ve vakfiyesini oğul yaptırmıştır. Abdurrahman Muslihî'nin türbesi olarak anılan bahçe bunun doğusundadır, ancak Hüsameddin kendi araştırmasına göre Muslihî, babası Mehmed Şah ve oğlu Mahmud Çelebi'nin mezarlarının büyük çeşmenin doğusunda, yol üzerindeki taşlar olduğunu yazar. Baş ve ayak taşları kaybolduğu için kesin bir hüküm veremez. Bahçedekilerin müftü Muslihuddin Musa Efendi, oğlu ve torunu olduğunu ise Amasya ziyaretgâhlarını bilen kişilerden aktarır.

Sinan Efendi Türbesi, Üçler Türbesi'nin yakınında bir evin içindedir ve Tebyînü'l-Mehârim adlı tefsirin yazarı Şeyhülharem Sinaneddin Yusuf Halvetî burada yatar. Hüsameddin kabrin yıllarca Amasya ulemasının ziyaretgâhı olduğunu yazar ve kendisinin de hocasının tarif ettiği evde mezarı bulup ziyaret ettiğini ekler. Halvetîliğe dair bir makaledeki dipnot türbenin Üçler'de Amasya Müzesi'nin arkasında bulunduğunu, çevredeki evler yıkılınca görünür hâle geldiğini kaydeder. Yediler Türbesi ise Üçler'in güneyinde, Saka Sokağı'nın karşısında, mezarlık duvarının dibindeki bir mevkidir. Şehzade Ahmed devrinde anılan yedi emirden altısı buradadır. Hüsameddin Acem Gıyaseddin Şirazî, Küçük Emir Sinan-ı Niksarî, Kubalı Emir Şeref Hamza Çelebi ve Emir Akil Çelebi'nin burada yattığından emindir; Şehrî Emir Mehmed Çelebi ile Emir Mazlum Melik Çelebi konusunda tereddüt eder. Yedinci emir, müftü Koca Emir İbrahim Efendi, İstanbul'da Eyüp'te yatar.

Taşköprülü Türbesi de mahalle yolunun üzerindedir. Kağnı Pazarı'nda, Üçler Mahallesi'ne giden yolda bir mescidin arkasındaki küçük hücrede Taşköprülü Hâfız Hacı Abdullah Efendi, yanındaki hücrede oğlu Şeyh Mehmed Arif Efendi yatar. Üçler Mezarlığı ise Hüsameddin'in biyografilerinde defalarca geçen bir gömü yeridir. Amasya'da adıyla mahalle bulunan Ahî Sâbıkuddîn Ebûbekir'in oğlu Abdülmuhsin Çelebi'nin mezar taşı burada görülmüştür. Niğdelioğlu adıyla anılan ulema ailesinin bazı üyeleri bu mezarlıkta yatar. Yeşillizâdeler'den Hacı Ahmed Ağa 1153'te (1740-41) yol üzerindeki taşlı bir kabre gömülmüştür. Muslihîzâdeler'in ayrı bir mezarlık bölümü vardır. 715 (1315-16) yılında ölen bir emirin kabir taşı da Üçler kabristanında görülmüştür. Receb ve Üçler mahallelerinin önünü kaplayan Narlı Bahçe Mezarlığı'nın batısındaki ahşap medrese ise Hüsameddin'e göre 1167'de (1753-54) şehir kethüdası Türedizâde Hâfız Süleyman Ağa tarafından yaptırılmış, 1281'de Ziya Paşa'nın şose çalışması sırasında yıkılmıştır.

Tekke ve Mektepler

Üçler Tekkesi, Hüsameddin'in tekkeler listesinde üçüncü sıradadır. Sa'dî Çelebi Camii'nin hemen batısındaki yapı, Nakşibendî halifelerinden Kırımlı Şeyh İsa Efendi'nin evidir ve İsa Efendi onu 1238'de (1822-23) zaviyeye çevirip vakfetmiştir. Evde oturma hakkı çocuklarına şart koşulmuştur. Hüsameddin, İsa Efendi'nin ölümünden sonra oğlunun zaviyedar olduğunu, ancak kazâ mesleğinde bulunduğunu yazar ve tekkenin sonraki işleyişine dair ayrıntı vermez. Şeyh İsa'nın türbesi de aynı kaynağa göre Üçler Camii'nin batısında, evinin bahçesindedir.

Eğitim kurumları da aynı ölçüde kayda geçmiştir. Sa'dî Çelebi'nin camiye eklettiği mektebin yanı sıra Şabanzâde Hacı Mehmed Ağa'nın kızı Râfia Hatun 1241'de (1825-26) Üçler'de yeni bir mektep yaptırmış ve öğretmenliğe Sa'dî Çelebi Camii imamı Hâfız Abdullah Efendi'yi atamıştır. Mahalle çocuklarını okutan Üçler Mektebi'nde Artvinli Tahir Mehmed Efendi bir süre muallimlik yapmış, 1318'de (1900-01) ölmüştür. Hüsameddin, 1912 başlarında Maarif Nezareti'nin İdadî Mektebi'ni birinci sınıfa yükselttiğini, üç ibtidaî mektebi altıya çıkardığını ve tek İnas Mektebi'nin yetmediği anlaşılınca Üçler Mahallesi'nde bir tane daha açtığını yazar.

Çeşmeler mahalle kaydının bir başka bölümüdür. Hüsameddin'in sayımına göre Üçler'de Şabanzâde Hacı Mehmed Ağa'nın ve Kâtibzâde Seyyid Hacı Osman Ağa'nın birer çeşmesi vardır; bunlara Sa'dî Çelebi'nin camiyle birlikte yaptırdığı çeşme eklenir. Mahallenin suyu Üçler Suyu adını taşır. Hüsameddin'e göre Çakallar semtindeki kaynaklardan gelen ve Kaya Paşa ve Acem Ali sularıyla birlikte anılan üç büyük sudan biridir. Acem Ali Suyu eskiden "Üçler'in tasarrufunda" iken el-Hâc Mahmud Çelebi'den satın alınarak Nişaburlu tüccar Acem Ali Ağa tarafından 873'te (1468-69) vakfedilmiştir. Hüsameddin, Üçler Suyu'nun da aynı Acem Ali Ağa'nın vakfı olduğunu, ancak civar mahalleleri gezen kolun Acem Ali Suyu diye anıldığını, Üçler Mahallesi'ne akan kolun ise eski adını koruduğunu ekler.

Üçler Vakası

Hüsameddin'in yıllık kayıtlarında "Üçler vakası" diye geçen olay, mahalle adının siyasî bir çağrışım kazandığı dönemdir. Şehzade Ahmed'in (II. Bayezid'in oğlu) Amasya valiliği sırasında yanındaki çevre iki gruba ayrılmıştır. Biri Türk bilginlerinden oluşan ve şairlerce "Güneşler" diye övülen "Şemsler", öteki İranlı hekim Kutb-ı Şirvânî, mûsikîşinas Hâce Kutbeddin Mahmud Çelebi ve müderris Kutbeddin İsa Çelebi'den oluşan "Kutublar"dır. Hüsameddin'in anlatısında Kutublar, aynı yılların en nüfuzlu İranlısı Mir Gıyaseddin Şirazî'nin çevresine toplanır. Mir Gıyaseddin Amasya'nın "Yediler"i, yani yedi emiri arasında da ilk sırada anılır.

Anlatıya göre 915'te (1509-10) Amasya'da Sünnîler ile Şiîler arasında kanlı bir arbede çıkmış, Şah Kulu'nun halifeleri 916'da çevrede ayaklanmış, 918'de (1512) Şehzade Ahmed kendi adına hutbe okutup Kutbeddin İsa'yı Amasya kadılığına, Mir Gıyaseddin'i nakîbüleşraflığa atamıştır. Hüsameddin'e göre şehzade aynı yıl kardeşi Selim'e yenilip öldürülmüştür. 920'de Çaldıran'dan dönen Selim Amasya'ya gelince zindandaki Mir Gıyaseddin, Kastamonulu Halimî Çelebi'nin şefaatiyle serbest kalmıştır. Asıl kopuş, Amasya'nın askerî gücünün Mısır seferinde bulunduğu 922'de (1516) yaşanır. Zünnun Baba ile Celal'in başındaki on bin kadar isyancı Amasya'ya yürür, Ferhat Boğazı'na kadar gelir, şevval sonunda şehre girer. Muhafız Hacı Ahmed Bey ile Keyvan Ağazâde Rüstem ve Hacı Beyzâde Mirza Bey'in direnişiyle püskürtülürler. Hüsameddin bu saldırıyı şehrin içinden "Üçler'den Kutub ve Gıyas"ın kışkırtmasına bağlar.

Soruşturmayı Şadî Paşa ile defterdar Kadızâde Mehmed Çelebi yürütür. Hüsameddin'e göre Kutub, Gıyas ve uşağı Genceli İbrahim'in Celâlîler'i çağırdığı anlaşılmıştır. Mir Gıyaseddin Şirazî 923 muharreminin onunda (1517 başı), İbrahim ve çok sayıda yandaşıyla birlikte idam edilmiştir. Gence'den gelip Üçler'de yerleşen, tüccar Hoca Acem İbrahim Ağa da aynı idamlar arasında anılır. Kutbeddin İsa ise Merzifon'da bir Kızılbaş'ın evinde saklanırken bulunmuş, Amasya'ya getirilmiş ve 924 rebiülahirinde (1518) halkın gözü önünde asılmıştır. Hüsameddin, sonraki biyografilerde de "Üçler vakası"nı tarih işareti olarak kullanır. Bir müderris vaka yüzünden Taşköprü'ye gönderilmiş, bir başkası 923 sonunda müderris ve müftü olarak Amasya'ya dönmüş, vakada hizmet gösteren bir zeamet sahibi 927'de kapıcılar kethüdalığına yükselmiştir. Anlatının Şiilik ve Safevî karşıtı tonu Hüsameddin'in kendi bakışını yansıtır. Olay ve tarihleri Bursa sicillerine ve eski defterlere dayandırılmışsa da kişilere yönelik "Türk düşmanı" ya da "hain" gibi nitelemelerin bir belgeye bağlandığı söylenemez.

Mahalleden Yetişenler

Hüsameddin'in biyografi bölümlerinde Üçler'de doğan ya da oturan kişilerin listesi uzundur. Şeyhülharem Sinaneddin Yusuf 913'te (1507-08) burada doğmuştur. Amasya'da Bahşizâde Şeyh Yakub'dan ve başka hocalardan okumuş, İstanbul'da Muhaşşî Sinan Efendi'nin halkasına girmiş, Amasya'da Hızır Paşa ve Mehmed Paşa medreselerinde ders verdikten sonra 984'te (1576-77) Hicaz'a gitmiştir. 988'de Mekke'de Şeyhülharem olmuş, 994'te bu görevi bırakıp Amasya'ya dönmüş, evinden dışarı çıkmadan ibadetle yaşamış ve 1000 rebiülahirinde (1592 başı) ölmüştür. Mekke'de geçirdiği yıllarda Kur'an'daki haram hükümlerini doksan dokuz bölüme ayırarak yazdığı Tebyînü'l-Mehârim, sonraki müellifler tarafından sık sık nakledilmiştir. Hüsameddin, hocasından duyduğu bir menkıbeyi de aktarır: Amasya'ya dönmüş olan Şeyh Sinan her cuma sabah namazı için Harem-i Şerif'e gelirmiş ve Mekke yakınında soyulan Zileli bir hacıyı bir anda Zile civarına indirmiştir.

Kadın şair Zeyneb Hatun da mahallenin tanınmış adlarındandır. Hüsameddin onu Amasya'da doğmuş, 889'da (1484) ölmüş, üç dilde şiir yazan bir kadın bilgin olarak tanıtır. Zeyneb Hatun'un eşi Kastamonu'da beş altı yıl kadılık yaptığı için Latifî Çelebi onu o yöreye bağlamıştır. Hüsameddin bu kanıyı, Âşık Çelebi ile Hasan Çelebi'nin tezkirelerinin açıkça Amasyalı dediğine ve kendisinin Üçler Mahallesi'nde babası ve dedesinin yanına gömüldüğünden kuşku bulunmadığına dayanarak düzeltir. Eski kayıtlardan Zeyneb Hatun'un Üçler'de bir mektebi olduğu da anlaşılmıştır. Kız kardeşi Selamet Hatun'un biyografisi aynı kitapta ayrıca yer alır.

Daha sonraki yüzyıllardan ayan ve yeniçeri kökenli kişiler öne çıkar. Boyacızâde ailesi bunların başındadır. Üçler'den Veli Bey'in oğlu Boyacızâde İbrahim Bey 1079'da (1668-69) ölmüş, oğulları Veli Paşa, Mahmud, Ömer ve Ahmed Beyler 1100'de (1688-89) idam edilmiştir. Bu ailenin kızından doğan Yeğen Osman Paşa da Üçler'de doğmuştur. Saka Sokağı adını, mahallenin doğu ucunda 1140'a (1727-28) kadar oturan yeniçeri serdarı Sakaoğlu İbrahim Ağa'dan alır. Altıncı bölükte kayıtlı olduğu için "Altıncı Ağa" diye anılan bu kişi 1144'te (1731-32) ölmüştür. Hacı Ahmed Ağa'nın soyundan gelen Yeşillizâdeler de aynı mahallede ve Üçler Mezarlığı'nda anılır. Daha geç dönemde Kemançecizâde Edhem İbrahim Efendi 1284'te (1867-68), Erzurumîzâde Emin Ali Mehmed Efendi 1286'da (1869-70) Üçler'de doğmuş, Emin Ali'nin kardeşi Hüsnî Yusuf Efendi ise 1283'te (1866-67) Saka Sokağı'nda dünyaya gelmiştir.

Meydan Köprüsü ve Köprübaşı

Üçler'in adıyla birlikte anılan tarihî yapı Meydan ya da İstasyon Köprüsü'dür. Bakanlık tanıtımına göre köprü ilk kez 1145'te Selçuklu Sultanı I. Mesud tarafından yaptırılmıştır. Deprem ve taşkınlara dayanamayan bu yapının yerine, kalıntıları üzerinde ve aynı yapı karakteriyle, 1370'li yıllarda Amasya Emiri Şadgeldi Paşa yeni bir köprü yapmıştır. Bir başka kayıt yıkılışı 1374 depremine bağlar ve ilk köprünün kesme taştan, beş gözlü, harpuşta tarzı kemerli olduğunu yazar. Bakanlık tanıtımındaki tarif ise bugünkü yapıya aittir ve kesme taştan üç geniş ayak arasında kemerlerden oluşan bir köprüden söz eder. 1824 taşkınında büyük hasar gören köprüyü 1828'de Amasya ayanı Özlü Yusuf Ağa onarmış, 1940'ta tablası genişletilip beton dökülmüş ve metal korkuluklar eklenmiştir. Kale'nin Meydan Kapısı'nın önüne denk geldiği için köprü Meydan Köprüsü adını da taşır.

Köprü başı, Hüsameddin'in kayıtlarında Üçler'den ayrı, ama aynı çevredeki bir yerleşim kümesidir. Burada Kürt Beyzâde Hacı Kutluşah'ın sarayı ile mescidi vardı. Hüsameddin'e göre saray muhafızı Ahî Sâbıkuddîn Ebûbekir sarayın yanına bir konak yaptırmış, Şadgeldi Paşa zamanında burada mescit, mektep ve zaviye kurulmuş, çevre bir mahalle hâline gelmiştir. Aynı bölgede Şadgeldi Paşa'nın torunu Ehli Hatun'un 871'de (1466-67) yaptırdığı türbe bulunur. Hüsameddin türbenin köprü başındaki medresenin arkasında, zaviyenin önünde olduğunu, türbeyi barındıran hücre yıkıldığı için kabrin açıkta kaldığını yazar. Olcay ise İçeri Şehir Mahallesi'nin hemen ardından Meydan Köprü (Kurşunlu) Mahallesi'nin başladığını anlatır. Köprünün baş tarafındaki mütevazı ahşap medreseyi, Balkan Savaşı dönüşünde Sivas vilayetinin emriyle ilim talebelerine ders verirken bir kez ziyaret etmiş ve içinde yalnız iki öğrenci görmüştür. Olcay'ın yazdığı sırada medreseden eser kalmamıştır, banisini de bilmediğini belirtir. Hüsameddin ise bu ahşap medresenin Ehli Hatun Türbesi'nin bahçesinde, Canikli Tayyar Mahmud Paşa tarafından yaptırıldığını söyler. Paşa 1223'te (1808) idam edilmiştir ve Hüsameddin onun Amasya'ya bıraktığı tek eserin bu olduğunu yazar.

Bu kayıtlardan mahalle sınırı için kesin bir sonuç çıkmaz. Kurşunlu ve Köprübaşı 19. yüzyıl sayımlarında ayrı mahalle birimleridir. Sa'dî Çelebi'nin vakfında Kurşunlu'da üç ev ve bir mektep yer alır, bu da Üçler camii vakfı ile köprü başı arasında bir bağ kurar. Köprü başındaki yapıların bugünkü idarî sınırlarda Üçler'e mi, Hacı İlyas'a mı, yoksa İstasyon mevkiine mi düştüğü tapu ve imar kayıtlarına bakılmadan söylenemez.

Sayımlarda ve Günümüzde Üçler

Selim Özcan'ın 1840 nüfus defteri ile 1844-45 temettuat defterlerini karşılaştıran çalışmasında Üçler Mahallesi, yalnızca Müslümanların oturduğu mahalleler arasında görünür. 1840 sayımında 94, temettuat sayımında 106 hane kaydedilmiştir. İki sayım arasındaki on iki hanelik artış, çalışmanın şehirdeki hareketliliğe örnek olarak andığı değişimlerdendir. Çalışma şehir genelinde 3.180 haneden 2.709 haneye bir düşüş kaydeder; farkın bir bölümü nüfus defterinde yedi mahallenin daha bulunmasından kaynaklanır. Köprü başındaki iki birim aynı çalışmada ayrı mahalle olarak geçer. Kurşunlu 45'ten 50 haneye çıkmış, Köprübaşı ise nüfus sayımında 10 Müslüman ve 7 gayrimüslim hane gösterirken temettuat kayıtlarında yer almamıştır.

Daha yakın dönem nüfus verileri TÜİK adrese dayalı nüfus kayıt sisteminin derleme sitelerindeki aktarımına dayanır. Bunlara göre Üçler Mahallesi'nin nüfusu şöyledir:

  • 2012: 1.931
  • 2013: 1.777
  • 2014: 1.691
  • 2015: 1.625
  • 2016: 1.599
  • 2017: 1.486
  • 2018: 1.544
  • 2019: 1.458

Yedi yıl içinde nüfus kabaca dörtte bir oranında, yaklaşık yüzde 24 küçülmüştür; yalnız 2018'de küçük bir artış görülür. Küçülmenin nedenleri kaynaklarda açıklanmaz. Derleme sitelerin verilerin doğruluğunu garanti etmediği de unutulmamalıdır; kesin değer gerektiğinde doğrudan TÜİK kayıtlarına başvurulmalıdır.

Bugün Üçler, Amasya Merkez ilçesinin idarî mahallelerinden biridir. Haziran 2025'te yerel basına yansıyan bir habere göre mahalle muhtarı Coşan Aylak yaklaşık 400 haneyi her bayram öncesinde tek tek dolaşmakta, mahallenin yaşlılarına kendi elleriyle tıraş hizmeti vermektedir. Hüsameddin'in anlattığı mahalle ile bugünkü mahalle arasındaki bağ çoğunlukla sokak adlarında, camide ve türbelerin sürdüğü birkaç evde kalmıştır. Daha ayrıntılı bir mahalle tarihi için Amasya şer'iyye sicilleri, vakıf defterleri ve cami kitabeleri üzerinde ayrıca çalışmak gerekir.

Kronoloji

13. yüzyıl ortası: Hüsameddin'e göre Alâeddin Alişir Bey, Amasya valisi olarak 638 (1240-41) dolaylarında Üçler'in bir bölümünde konak sahibidir.

1145: Selçuklu Sultanı I. Mesud'un buraya ilk köprüyü yaptırdığı aktarılır.

1370'li yıllar: Amasya Emiri Şadgeldi Paşa köprüyü ilkinin kalıntıları üzerinde yeniden yaptırır.

1412-13: Niğdelizâde Sofî Bayezid Çelebi ile amcası Feyzullah Çelebi ölür; ikisi de Üçler'de bir evin içine gömülür.

1446-47: Kadı Abdurrahman Muslihî vakfiyesi düzenlenir; Hüsameddin'e göre ilk "Üçler" adı bu belgede geçer.

1466-67: Ehli Hatun köprü başındaki türbeyi yaptırır.

1484: Şair Zeyneb Hatun ölür ve Üçler'de gömülür.

1507-08: Şeyhülharem Sinaneddin Yusuf Üçler'de doğar.

1516-18: "Üçler vakası": Celâlîler Amasya'ya girer, Mir Gıyaseddin Şirazî 1517 başında idam edilir, Kutbeddin İsa 1518'de asılır.

1592 başı: Sinaneddin Yusuf ölür ve Üçler'de kendi evine gömülür.

1602-03: Feyzullah Çelebi'nin ahşap camii yangında yanar.

1609-10: Sa'dî Çelebi camiyi kârgir olarak yeniden yaptırır.

1630: Sa'dî Çelebi ölür; cami ve hayratı için mülklerini vakfetmiştir (vakıf tarihi 1039).

1787: Müftüzâde Osman Efendi otuz yılı aşkın imamlıktan sonra ölür, yerine oğlu geçer.

1808: Köprü başındaki ahşap medreseyi yaptıran Canikli Tayyar Mahmud Paşa idam edilir.

1822-23: Kırımlı Şeyh İsa Efendi evini Üçler Tekkesi'ne çevirir.

1824: Yeşilırmak taşkınında köprü büyük zarar görür.

1828: Köprü onarılır (onarım Özlü Yusuf Ağa'ya bağlanır).

1840: Nüfus sayımında Üçler 94 hane olarak kayıtlıdır.

1844-45: Temettuat kayıtlarında mahalle 106 hanedir.

1864-65: Ziya Paşa şose yolunu açarken Narlı Bahçe yanındaki Süleymaniye Medresesi yıkılır.

1912: Üçler Mahallesi'nde ikinci bir İnas Mektebi açılır.

1940: Köprünün tablası genişletilir, beton dökülür, metal korkuluk eklenir.

2012-2019: Mahalle nüfusu 1.931'den 1.458'e geriler.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar