Osmanlı şehzadelerinin bir kısmı hakkında ciltlerle eser yazılmıştır, bir kısmı ise kaynaklarda birkaç satırla anılır. II. Murad'ın büyük oğlu Ahmed Çelebi uzun süre ikinci gruba konmuştur. Amasya'da doğdu, ergenlik çağında Amasya sancakbeyliğine getirildi ve yine Amasya'da, on yedi on sekiz yaşlarında öldü. Kaynaklar ona "Büyük Ahmed" adını verir; bu ad, babasının sonradan doğan ve aynı adı taşıyan küçük oğlundan ayırmak için kullanılır. Genel Osmanlı tarihlerinde adı ancak geçer, fakat Amasya'nın kendi tarihçisi Hüseyin Hüsameddin Yasar'ın Amasya Tarihi'nde şehzadenin lalası, defterdarı, şehrin muhafızı, ölüm ayı ve kabri hakkında kayda değer bir ayrıntı bulunur. Bu kayıtlar, bir hanedan çocuğunun on beş yaşında doğu sınırının kilit şehrinin başına nasıl geçirildiğini ve kısa ömrünün hangi çekişmelerin ortasında geçtiğini gösterir. Kaynakların birbirini tutmadığı yerler aşağıda açıkça belirtilmiş, belgeli olan ile belgesiz olan ayrı tutulmuştur.

Kimdir, Kim Değildir

Amasya sancakbeyleri arasında iki Şehzade Ahmed bulunur ve kaynaklarda bunlar sık sık birbirine karışır. Biri, burada anlatılan Ahmed Çelebi'dir (1420-1438), II. Murad'ın büyük oğlu. Öteki, II. Bayezid'in oğlu Şehzade Ahmed'dir (1465-1513); 1481'den 1511'e kadar Amasya sancakbeyliği yapmış, Şehinşah ve Korkut'la birlikte anılan, Mihrî Hatun'un kasidelerinin çoğunu sunduğu şehzadedir. Amasya'daki Hatuniye Camii'ni yaptıran Bülbül Hatun bu ikinci Ahmed'in annesidir; eşi Gülçiçek Hatun'un türbesi ve Münîrî'nin derlediği mektuplar da onun otuz yılı aşan valiliğine aittir. "Şehzade Ahmed" diye geçen satırların çoğu, özellikle Bursa'daki Şehzade Ahmed Türbesi, ikinci Ahmed'e aittir. Aradaki fark yaklaşık yarım yüzyıldır ve buradaki bilgilerin hiçbiri II. Bayezid'in oğluna ait değildir.

Ahmed'in babası II. Murad, Osmanlı tahtına 1421'de, on yedi yaşına girmeden çıkan padişahtır. Murad da Amasya'da doğmuştu. Haziran 1404'te şehirde dünyaya gelen Murad, Çelebi Mehmed'in sancakbeyliği döneminin çocuğuydu ve annesi hakkında kaynaklar ayrışır. TDV İslâm Ansiklopedisi onun bir cariyeden olduğunu yazar; Hüsameddin'in Amasya Tarihi'nde ise annesinin Amasya ayanından Divitdar Ahmed Paşa'nın kızı Şehzade Hatun olduğu kaydedilir. Böylece Ahmed, aynı şehirde doğan iki kuşağın ikincisidir.

Amasya'da Doğum ve Şehzadeler Sarayı

Hüsameddin, Ahmed'in 823 yılında, yani 1420'de Amasya'da doğduğunu yazar ve onu "Sultan II. Murad Amasya valisi iken ilk doğan şehzadesi" diye tanıtır. Bu ifade doğum yerini olduğu kadar doğum zamanını da açıklar: Murad o sırada henüz babası Çelebi Mehmed adına Rum vilayetini yöneten genç bir şehzadeydi ve tahta çıkmasına bir yıl kadar vardı. Selim Özcan'ın Amasya'da sancakbeyliği yapan şehzadelere dair makalesi de Hüsameddin'e dayanarak 1420'yi verir. Bazı kaynaklar ise doğum ve ölüm yıllarını 1419-1437 olarak gösterir; Bursa'daki kabirle ilgili tanıtımlarda geçen tarih budur. Burada Amasya kaynağına dayanan 1420 esas alınmıştır.

Özcan'a göre Ahmed'in doğduğu yer, iç kalede bulunan ve Selçuklu döneminde Beyler Sarayı adıyla bilinen yapıdır. Osmanlılar buraya Şehzadeler Sarayı demişlerdir; halk arasında Saraydüzü Kışlası olarak da anılır. Danişmendlilerden beri sultanların ve komutanların oturduğu bu yer, asıl biçimini Çelebi Mehmed'in sancakbeyliği sırasında, 1396'da Gümüşlüzade köşkü diye bilinen yerin Gümüşlüzade Hoca Celaleddin Çelebi'den satın alınıp üzerine büyük bir saray yapılmasıyla almıştır. Aynı makale, Osmanlı döneminde 350 yıl boyunca saray olarak kullanılan bu yapıyı, II. Murad ile oğlu Ahmed Çelebi'nin, II. Bayezid'in oğlu Şehzade Ahmed'in ve I. Selim'in doğum yeri olarak anar. Hüsameddin de sarayın şehzadeler listesinde "Şehzade Sultan Ahmed ve Alaeddin" adlarını yan yana yazar; vaktiyle büyük bir harem dairesi ve selamlığı olduğunu, kendi zamanında ise yalnız harabesinin kaldığını ekler.

Ahmed'in bebekliği Amasya'da uzun sürmedi. Hüsameddin'e göre babası 1421'de tahta çıkınca şehzade Edirne sarayına götürüldü ve orada büyüdü. Böylece Amasya'ya on beş yaşında döndüğünde doğduğu şehri tanımayan, sarayda yetişmiş bir genç olarak geldiği düşünülebilir; bu, kaynakların söylediğinden çıkarılan bir yorumdur. Annesinin kim olduğunu başvurulan kaynaklarda açık biçimde bulamadık. Bu konuda bir isim yazmak tahmin olurdu; yazılmamıştır.

"Büyük" sıfatı ilk bakışta Ahmed'in Murad'ın ilk oğlu olduğunu düşündürür, ancak Hüsameddin bu konuda bir pürüz de kaydeder. Ona göre 828 yılı Receb ayında (1425) Amasya sarayında oturan "Sultan Murad'ın büyük oğlu Mehmed Çelebi" küçük yaşta ölmüş ve Şehzadegân Türbesi'ne gömülmüştür; ölüm tarihi mezar taşında kazılıdır. Bu kayıt doğruysa Murad'ın Ahmed'den önce ya da onunla aynı yıllarda doğmuş, çocukken ölen bir oğlu daha vardı ve Ahmed'e "büyük şehzade" denmesi, hayatta kalan oğulların en büyüğü olmasından ileri geliyor olabilir. Bu da bir çıkarımdır; Hüsameddin iki kaydı birbirine bağlamaz.

Babasının Amasya Yılları

Ahmed'in Amasya'daki görevini anlamak için babasının aynı şehirdeki tecrübesine bakmak gerekir. TDV maddesine göre Murad on iki yaşına girince Amasya, Tokat, Sivas, Çorum ve Osmancık bölgelerini içine alan Rum vilayeti beyliğiyle Amasya'ya gönderildi. Bir yıl sonra Amasya kuvvetleriyle Börklüce Mustafa isyanını bastırmak üzere Saruhan ve İzmir tarafına gitmesi emredildi; isyanı fiilen Bayezid Paşa Amasya ve Sivas kuvvetleriyle bastırdı. Murad Amasya'dan ayrılınca bölgedeki Kara Tatarlar kargaşalık çıkardı, şehzade de Bayezid Paşa'yla birlikte şehre döndü. Yanındaki lala Yörgüç Paşa'ydı. Yörgüç Paşa'nın TDV maddesi, o sırada Rum vilayetinde İlhanlılardan kalma kalabalık bir Moğol ve Türkmen nüfusun göçebe halde yaşadığını, bunları merkezi bir idare altına almanın güç olduğunu ve genç şehzadenin huzuru tedbirli lalasının yardımıyla sağlamaya çalıştığını anlatır.

1417-1421 arasında Amasya sınırında Osmanlılar lehine önemli gelişmeler yaşandı. Şehzade Murad ile yeni atabeyi Rum beylerbeyi Hamza Bey, Samsun'u İsfendiyaroğlu'nun elinden aldılar. Bu başarıdan bir süre sonra Murad, ölüm döşeğindeki babası tarafından Bursa'ya çağrıldı; vardığında Çelebi Mehmed Edirne'de vefat etmişti. Vezirler, Bizans'ın elindeki Düzme Mustafa harekete geçmesin diye padişahın ölümünü gizli tutmuştu. Murad Bursa'da erkan ve bir kısım yeniçeri tarafından biat edilerek 25 Haziran 1421'de tahta çıktı. Özcan'a göre Amasya'ya önce Hamza Bey, bir yıl sonra ikinci kez Yörgüç Paşa beylerbeyi olarak tayin edildi. Hüsameddin, Yörgüç Paşa'nın 825 Şabanında (1422) Ankara'dan Amasya beylerbeyi olarak geldiğini ve vilayetin o sırada Amasya, Sivas, Tokat, Karahisar-ı Şarki, Canik ve Çorum sancaklarından oluşan geniş bir "Rumiyye vilayeti" olduğunu yazar; TDV ise atamayı 826 (1423) yılına koyar.

Yörgüç Paşa'nın on iki yıllık idaresi, Ahmed'in devralacağı şehrin havasını belirledi. Paşa, Kızılkocaoğulları diye bilinen eşkıya topluluğunu Amasya'ya davet edip bir gecede yakalatmış, Kocakayası'ndaki Taşanoğlu Haydar Bey'i ve Canik hakimi Alpaslanoğlu Hüseyin Bey'i itaate getirmiş, 1430'larda Timurlu Şahruh'a yenilip Tokat'a sığınan Karakoyunlu İskender Mirza'nın adamları köyleri yağmalayınca onu da şehirden çıkarmıştı. Amasya'daki cami, medrese ve imaret 834 (1430-31) yılında tamamlanmıştı. Hüsameddin'e göre adına "Yörgüç Paşa akçesi" denen sikke bastırmasına izin verilmişti; TDV ise bu bilgiyi şüpheli bulur. Aynı yazar, uzun süren valiliğin ve bu ayrıcalıkların paşaya bir gurur verdiğini, adamlarına fazla güvenip halkı şikayete mecbur ettiğini, 837 (1433-34) yılında şikayetlerin birbirini izlediğini anlatır.

Amasya Sancakbeyliğine Atanması

Hüsameddin'in anlatımında Ahmed'in Amasya'ya gelişi, bu şikayetlerin doğrudan sonucudur. II. Murad, halkın şikayetleri üzerine 838 yılında Yörgüç Paşa'yı Edirne'ye çağırıp oraya muhafız atadı; büyük şehzadesi Sultan Ahmed'i Amasya valisi yaptı ve yanına Şeyhî Paşa'yı katarak Amasya'ya gönderdi. Hüsameddin'in şehzadeler maddesine göre Yörgüç Paşa'nın Edirne'ye davet edilişi 838 yılının Safer ayına, yani Eylül 1434'e rastlar. Özcan ise aynı değişikliği 1435 yılına koyar. Hicri 838 yılı Ağustos 1434'te başlayıp Temmuz 1435'te bittiği için iki tarih aynı yılın iki ucunu gösteriyor olabilir; Hüsameddin'in ay adı verdiği kayıt esas alınırsa atama 1434 sonbaharındadır. Ahmed bu sırada on beşine yeni girmiş, Hüsameddin'in deyişiyle "genç, gayet gürbüz bir zat" idi.

Aynı yazara göre Ahmed Amasya'ya 838 yılının başlarında, kardeşleri Alaeddin ve Mehmed Çelebilerle birlikte geldi. Bu kayıt sonraki tartışmalar bakımından önemlidir. Mehmed'in, yani sonradan Fatih olacak şehzadenin Amasya'da bulunup bulunmadığı tarihçiler arasında tartışmalıdır; Hüsameddin onu ağabeyiyle birlikte şehre getirir ve Mehmed'in doğumunu 833 Recebine koyar. TDV'nin Mehmed II maddesi ise doğum tarihini 27 Receb 835 (30 Mart 1432) olarak verir ve altı yaşında Amasya'ya vali tayin edildiği iddiasını şüpheli bulur. İkinci tarih doğruysa Mehmed 1434'te iki buçuk yaşında bir çocuktu ve Amasya'ya gelişi ancak ağabeyinin yanında, sarayın bir ferdi olarak düşünülebilir.

Şehzadenin Meclisi ve Çevresi

On beş yaşındaki bir şehzadenin sancağı fiilen kendisi yönetmezdi; işleri lalası, defterdarı ve şehrin ileri gelenleri yürütürdü. Hüsameddin, Ahmed'in Amasya'daki çevresini adlarıyla verir. Bu adlar, şehzade sancağının nasıl bir kadroyla işlediğini görmek bakımından değerlidir, ancak kayıtlar arasında küçük ama dikkate değer farklar da vardır.

Lala Şeyhî Mahmud Paşa

Ahmed'in lalası, "müdebbir-i umuru" yani işlerinin yürütücüsü ve Amasya muhafızı, vezirlerden Şeyhî Mahmud Paşa bin Şihabeddin Kırşehrî idi. Hüsameddin onu "defterdarlık ve nişancılık ederek faziletini göstermiş, alim vezirlerden" biri olarak tanıtır. Aynı eserde paşanın daha önceki kariyerine dair bir iz de vardır: 831 (1427-28) yılında divanda büyük bir değişiklik olmuş, vezaretle nişancılık yapan Kırşehirli Şeyhî Paşa görevinden alınmış, yerine Bergamalı Hatib Paşa diye bilinen Hibetullah Çelebi getirilmişti. Buna göre Şeyhî Paşa, Ahmed'in yanına verildiğinde merkezde nişancılık yapmış, sonra görevden uzaklaştırılmış, tecrübeli bir devlet adamıydı. Hüsameddin onu II. Murad devrinde Amasya'da ün kazanan adlar arasında, Nişaburlu Fettâhî ve kadı Belâî Çelebi ile birlikte de anar. Şeyhî Paşa'nın Amasya'daki görevi kısa sürdü; 839 (1435-36) yılında vefat etti.

Defterdar Sorunu

Şehzadenin defterdarı konusunda Hüsameddin'in kayıtları birbirini tam tutmaz. Üçüncü ciltteki anlatımda Amasya ayanından Dursun Çelebi bin Bahşayiş Bey'in şehzadeye "defterdar ve muharrir-i vilayet", yani hem hazine sorumlusu hem de vilayet kâtibi olduğu yazılıdır. Altıncı ciltteki şehzade maddesinde aynı kişi "Amasyalı Bahşayişoğlu Durmuş Çelebi" adıyla geçer. Yedinci ciltte ise başka bir ad çıkar: Kırşehirli Kâtip Edhem Çelebi. Hüsameddin'e göre Edhem Çelebi, lala Şeyhî Mahmud Paşa'nın kardeşi Ali Çelebi bin Şihab'ın oğluydu; Bursa'da amcasının yanında okumuş, hazine kâtibi olmuş, uzun süre görevsiz kalmış ve 838'de Şehzade Sultan Ahmed'in defterdarı olarak Amasya'ya gönderilmişti. 841'de şehzadenin ölümünden sonra darphane kâtibi olmuş, on yıl kadar bu görevde kalmış ve 852'den (1448) sonra ölmüştü.

İki kayıt aynı göreve iki ayrı kişiyi koyar. Bir Amasyalı ayan ile lalanın yeğeni olan bir Kırşehirli kâtibin birlikte görev yapmış olması, örneğin biri defterdar, öteki vilayet kâtibi olarak, mümkündür; ancak bu bir çıkarımdır ve Hüsameddin kayıtlar arasındaki farkı açıklamaz. Edhem Çelebi kaydı doğruysa Şeyhî Mahmud Paşa'nın şehzadenin yanına kendi ailesinden bir kâtip getirdiği düşünülebilir. Hüsameddin ayrıca şehzade ile çevresi arasındaki yazışmaları içeren mektupları Veliyyeddin Efendi Kütüphanesi'nde bir münşeat mecmuasında görüp not ettiğini, ancak notlarının yangında yandığını ve mecmuayı bir daha bulamadığını yazar. Ahmed'in Amasya yıllarına dair belki de en doğrudan belge böylece kaybolmuştur.

Amasya Muhafızı Devatdar Paşazade Ahmed Bey

Hüsameddin'in altıncı cildinde, şehzadenin yanında görülen bir başka kişi daha vardır: Devatdar Paşazade Ahmed Bey. Amasya'nın köklü Hacı Şadgeldi Paşa ailesinden gelen, sadrazam Bayezid Paşa'nın kızından torunu olan Ahmed Bey, II. Murad Amasya valisi iken onun maiyetinde bulunmuş, Murad'ın tahta çıkışından sonra bir süre Selanik muhafızlığı yapmış, ardından "Sultan Ahmed'in Amasya valiliğinde Amasya muhafızı olarak" şehre gelmişti. Üçüncü ciltte muhafızlık önce Şeyhî Paşa'ya, sonra Yörgüç Paşa'ya verildiğinden bu kayıt da ötekilerle tam örtüşmez; Ahmed Bey'in görevi kale ya da şehir muhafızlığı gibi daha dar bir iş olabilir. Bu kayıt, şehzadenin ölümünden sonraki bir olay bakımından da önemlidir ve aşağıda yeniden ele alınmıştır.

Şehrin Ulemâsı ve Kadıları

Ahmed'in valiliği sırasında Amasya'nın dinî ve hukukî hayatını yürütenler de Hüsameddin'de adlarıyla geçer. Şehrin kadısı, 830 (1427) yılında babası Muslihzade Şemseddin Mehmed Şah Çelebi'nin ölümü üzerine on altı yaşında kadı olan Nizameddin Abdurrahman Çelebi'ydi; ona da "Şah Çelebi" denirdi. Müftülük, Tokatlı Taceddin Çelebi'nin ölümünden sonra Amasyalı Pir Sun'ullah Çelebi'ye geçmişti. Şehrin manevi merkezlerinden Pir İlyas Halvetî Zaviyesi'nin başında Pir İlyas'ın oğlu Gümüşlüzade Pir Celaleddin Abdurrahman Çelebi bulunuyordu. 836 (1432-33) yılında Pervane Bey Mahallesi'nde darphane emini "Ahi Darphaneci" Bedreddin Mahmud Çelebi'nin zaviyesi tamamlanmış, şeyhliği Horasanî Baba diye anılan Seyyid Sadreddin Mehmed'e verilmişti. Ahmed'in bu kişilerle ilişkisine dair doğrudan bir kayıt, aşağıda anlatılan zaviye ziyareti dışında yoktur.

Yörgüç Paşa'nın Dönüşü ve Doğu Sınırı

Şeyhî Paşa'nın 839'da ölümü, Amasya'da yeni bir düzen getirdi. Hüsameddin'e göre o sırada divanda yine değişiklikler olmuş, Yörgüç Paşa vezir-i sani, İshak Paşa vezir-i salis olmuştu. Şeyhî Paşa ölünce yerine vezir-i sani Yörgüç Paşa atandı ve Amasya'ya geri geldi. Yörgüç Paşa 840 yılı Rebiülevvelinde (Eylül-Ekim 1436), Amasya'da yaptırdığı hayırların masrafları için bütün mülk ve akarlarını kalabalık bir topluluk önünde vakfetti; vakfiyeyi Amasya kadısı Muslihzade Abdurrahman Çelebi tescil etti. Böylece Ahmed'in valiliğinin ikinci yarısında lalası ve muhafızı, babasının da lalası olmuş olan yaşlı paşa idi.

Bu kayıt, eski kaynaklar arasındaki bir gerilimi de çözer. Özcan, Yörgüç Paşa'nın 1435'te Edirne muhafızlığına gönderildiğini yazar; TDV'nin Murad II maddesine göre ise Aralık 1436'da (Cemaziyelahir 840) Karaman kuvvetleri Amasya beylerbeyi olarak anılan Yörgüç Paşa'yı sıkıştırmıştır. Hüsameddin'in anlatımı, paşanın Edirne'ye gidip Şeyhî Paşa'nın ölümünden sonra Amasya'ya döndüğünü gösterdiği için iki bilgi birbiriyle çelişmez. Yörgüç Paşa 845 Zilhiccesinde (Nisan-Mayıs 1442) ölünceye kadar Amasya'da kaldı ve kendi camisinin önündeki türbeye gömüldü.

O yıllarda doğu hattı gergindi. TDV'ye göre Şahruh 1435'te Anadolu hükümdarlarına hilat göndererek hepsini kendi himayesinde göstermek istemiş, Karakoyunlu İskender'i izleyen Timurlu kuvvetleri Osmanlı sınırında durmuş, İskender de bir süre Tokat'a sığınmıştı. Şahruh tehlikesi geçince Osmanlılar Kayseri'yi ele geçirmiş olan Karamanoğlu'na karşı Dulkadırlıları desteklediler. Aralık 1436'da Karaman kuvvetleri Amasya tarafında baskı kurunca II. Murad Dulkadırlılarla birlikte Karaman ülkesine doğudan ve batıdan saldırdı; Tokat'tan hareket eden bir Osmanlı ordusu Kayseri'yi kuşattı. Amasya, Ahmed'in sancakbeyliği boyunca bu hareketli sınırın hemen arkasında duruyordu. Şehzadenin bu olaylardaki rolüne gelince, ulaşılan kaynaklarda bu görevde yapılan işler, kendi adına verilmiş bir hüküm ya da yaptırdığı bir eser hakkında kesin belge bulunamamıştır; askerî hareketlerde öne çıkan ad Yörgüç Paşa'dır.

Saraydaki Çekişmeler

Ahmed'in Amasya yılları, merkezde sert bir iktidar çekişmesinin sürdüğü bir döneme denk gelir. Hüsameddin bu çekişmeyi, devşirme kökenli devlet adamlarının yükselişine karşı Türk kökenli beylerin tepkisi olarak anlatır. 831 yılında devşirmelerin beylerbeyiliğe terfii meselesi bir buhran doğurmuş, sadrazam Hacı İvaz Paşa düşmüş, Çandarlızade İbrahim Paşa ölmüş, divan baştan aşağı değişmişti. 838'de "önceki olayın sebebi" olarak andığı İshak Paşa vezir-i salis, Yörgüç Paşa vezir-i sani olmuş, devlet adamları ve halk arasında yine dedikodular ve heyecanlar belirmişti. 841 başlarında sadrazam Koca Mehmed Paşa görevden alınıp Osmancık'a gönderildi, yerine İshak Paşa sadrazam oldu. Hüsameddin'e göre halk arasında asabiyetler artmış, Sultan Murad'ın mevkii oldukça sarsılmıştı.

Bu tablonun Ahmed'i doğrudan nasıl etkilediğine dair bir kayıt yoktur. Yine de hayatta kalan oğulların en büyüğü olarak Ahmed'in, tahtın geleceği üzerine yürüyen bu konuşmaların doğal bir parçası olduğu düşünülebilir; bu, kaynaklarda açıkça yazılı olmayan bir çıkarımdır. Hüsameddin'in kendisi de dikkat çekici bir eşzamanlılığa işaret eder: azledilen Koca Mehmed Paşa 841 Zilhiccesinde Osmancık'ta öldüğü sırada Amasya valisi Şehzade Sultan Ahmed de Amasya'da ölmüştü. Yazar bunu "pek şayan-ı dikkat" bulur ama bir yorum eklemez. Koca Mehmed Paşa Osmancık'ta yaptırdığı caminin doğusundaki bahçeye gömülmüş, ölüm tarihi mezar taşına kazınmıştır.

Ahmed Döneminde Amasya

Özcan'ın aktardığı unvanlar, bu dönemde Amasya'nın nasıl bir şehir olduğunu gösterir: Medinetü'l-Hükema, Bağdâdü'r-Rum, Rumiyye-i Suğra, Dârü'n-Nasr, Dârü'l-İzz, Kasrü's-Selâtin. Aynı makale, şehzadeler dönemini Yıldırım Bayezid'in sancakbeyliğiyle başlatır ve Amasya'nın Osmanlı'nın yükseliş döneminde, sancakbeyi olarak atanan şehzadelerin gücünün katkısıyla en parlak çağına ulaştığını söyler. Ahmed'in görevi, bu dizinin ilk yarısına, yani şehzade sancağı geleneğinin henüz oturmakta olduğu XV. yüzyılın ilk yarısına rastlar.

Şehrin camileri ve mescitleri aynı çağın izini taşır. Özcan'ın dipnotunda Kaya Paşa Camii 1402, Çilhane Camii 1413, Bayezid Paşa Camii 1414, Paşa Hatun Mescidi 1418, Molla Yahşi Mescidi 1420, Yörgüç Paşa Camii 1428 olarak sıralanır. Ahmed'in valiliği yıllarına tarihlenen yapılar da vardır: Özcan'ın listesinde Mehmed Çelebi Mescidi 1432, Alaeddin Ali Mescidi 1436 ve Şah Bula Hatun Mescidi 1437 olarak yer alır. Bunların Ahmed'le doğrudan bir bağı kaynaklarda kurulmamıştır; Alaeddin Ali Mescidi'nin adındaki kişinin de kardeşi şehzade Alaeddin Ali olup olmadığı belirtilmediği için ikisi arasında bağlantı kurulmamıştır. Ahmed'in ölümünün ardından Şemseddin Ahmed Şamice Mescidi 1443'te, Eslem Hatun Mescidi 1444'te yapılmıştır. Şehzade sancağının asıl büyük imar hamlesi ise sonraki yıllarda, II. Bayezid Külliyesi'yle gelecektir.

Zaviye Ziyareti ve Ölümü

Hüsameddin, Ahmed'in ölümünden birkaç ay önceye ait bir yerel rivayet aktarır. 841 yılının Ramazan Bayramı'nda, yani 1438 Mart sonunda, üç şehzade Pir İlyas Halvetî Zaviyesi'nin şeyhi Pir Celaleddin Abdurrahman Çelebi'yi ziyarete gider. Halk arasında keramet sahibi sayılan şeyh, üç şehzadenin en küçüğü olan Mehmed Çelebi'ye iltifat ederek ridasını omuzlarına koyar, öteki şehzadelere de "yol gösterir". Halk bu işaretten Mehmed'in padişah, diğerlerinin ise ahiret yolcusu olacağını anlamış, iki buçuk ay sonra Şehzade Sultan Ahmed'in ölümüne hayret etmiştir. Hüsameddin bu rivayeti, Amasya mutasarrıflığı sırasında duyup şeyhin biyografisinde Künhü'l-Ahbâr'a kaydeden Gelibolulu Âlî'ye dayandırır.

Aynı ziyaretin bir başka biçimi Özcan'ın makalesinde, Hammer'e dayanılarak anlatılır. Bu anlatıda II. Murad'ın Amasya'daki üç oğlu, Pir İlyas'ın damadı Şeyh Abdurrahman'ı ziyaret eder; şeyh şehzadelerden ikisinin elini öpmelerine izin verir, Mehmed'in önünde ise diz çöküp kardeşlerinin huzurunda ilahi takdirin ona vereceği devletin şanı için bütün gücünü kullanmasını ister. İki anlatı şeyhin kim olduğu konusunda ayrılır, Hüsameddin onu Pir İlyas'ın oğlu, Hammer damadı olarak verir; ama ikisi de olayı Amasya'ya ve üç şehzadeye bağlar. Rivayet sonradan Fatih'in saltanatına ve kardeşlerin erken ölümlerine göre biçimlenmiş bir menkıbe görünümündedir. Değeri, olayın kendisini kanıtlamasından çok Amasya'nın bu şehzadeleri nasıl hatırladığını göstermesindedir.

Ahmed'in ölüm tarihi bu rivayetle de uyumludur. Hüsameddin, şehzadenin 841 yılı Zilhiccesinde Amasya'da öldüğünü iki ayrı yerde açıkça yazar. Hicri takvimde bu ay, 1438 yılının Mayıs sonu ile Haziran sonu arasına düşer. Özcan da üç yıl kadar süren sancakbeyliğinden sonra 1438'de Amasya'da vefat ettiğini bildirir; Hüsameddin'in şehzade maddesi ise valiliğin "dört yıl kadar" sürdüğünü söyler. 838 Saferinden 841 Zilhiccesine kadar geçen süre dört yıla yakın olduğundan bu ifade hesapla uyuşur. Bazı kaynaklar ise ölümü 1437'ye koyar; Bursa'daki kabirle ilgili tanıtımlarda geçen tarih budur. Hüsameddin, Bursa'daki levhada ölüm yılının 845 (1441-42) olarak yazıldığını da belirtir. Bu üç tarihten Amasya kaynağının ay adıyla verdiği 1438 burada esas alınmıştır.

Ölüm sebebi hakkında kaynaklarda bilgi yoktur. Hüsameddin'in altıncı cildindeki bir ifade ise ölümün beklenmedik olduğunu gösterir: Amasya muhafızı Devatdar Paşazade Ahmed Bey'e "şehzadenin füc'eten irtihalinde", yani ansızın ölümünde bazı kusurlar yüklenmiş, Ahmed Bey gözden düşmüş ve 842'den (1438-39) sonra ölmüştür. Bu kusurların ne olduğu yazılmamıştır. Kayıt, ölümün devlet katında soruşturulacak kadar şüpheli bulunduğunu düşündürebilir, ancak bu bir çıkarımdır; hastalık, kaza ya da başka bir açıklama kaynaklarda geçmediği için burada da yazılmamıştır. Yaşı on yedi ile on sekiz arasındaydı.

Babası II. Murad bu sıralarda Balkanlar'daki işlerle meşguldü. TDV'ye göre Macar Kralı Sigismund'un 9 Aralık 1437'de ölümü, Eflak Beyi Drakul'un oğullarını Edirne'ye rehin getirip Osmanlı tabiiyetini kabul etmesine yol açtı. Ertesi yıl Murad büyük bir orduyla Erdel'e sefere çıktı, Sibiu önlerine kadar geldi, Eflak'tan geçerek Edirne'ye döndü ve Mart 1439'da Sırbistan'ı ele geçirdi. Büyük oğlunun ölümü bu yoğun takvimin içine düşer.

Ardından: Mehmed ve Alaeddin

Hüsameddin'e göre Ahmed'in ölümüyle boşalan Amasya valiliğine Şehzade Mehmed atandı. Yazar, Kemalpaşazade'nin tarihine dayanarak bu atamayı 841 Zilhiccesine koyar ve Kemalpaşazade'nin "Sultan Mehmed dahi bir zaman ol makam-ı mübarekte aram etti" sözünü aktarır. Lalası, muhafızı ve işlerinin yürütücüsü olarak II. Murad'ın azatlı kölelerinden Hayreddin Hızır Paşa, hocası olarak da Amasyalı İlyas Fakih oğlu Hayreddin Hızır Çelebi gelmişti. Özcan da Mehmed'in 1438'de, sekiz yaşında atandığını yazar. Halil İnalcık ise Mehmed'in Amasya'da sancakbeyi olduğu iddiasını şüpheli bulur ve onun 1443 baharında iki lalasıyla birlikte Edirne'den Manisa'ya gönderildiğini belirtir. Hüsameddin'e göre bu sırada Mehmed'den büyük olan Alaeddin Manisa'ya gönderilmişti; birkaç yıl sonra şehzadelerin yerleri değiştirildi.

Amasya'da Ahmed'in izinden giden şehzade, kardeşi Alaeddin Ali Çelebi'dir. Alaeddin, bir biyografi maddesine göre, 1425'te doğmuş, Yörgüç Paşa'nın lalalığında yetişmiş, 1440'ta on beş yaşında Amasya valisi olmuş, hocası Hatipzade Tâceddin İbrahim Efendi olmuştur; 1441'de Yörgüç Paşa'nın ölümüyle yeni lalası Paşazade Mehmed Efendi'dir. Hüsameddin bu bilgilerin çoğunu doğrular, yalnız Alaeddin'in doğumunu 828 sularına, Edirne'ye koyar ve Yörgüç Paşa'nın ölümünü 845'e, ardından lalalığa Lala Şahin Paşazade Mehmed Paşa'nın geldiğini yazar. TDV'ye göre 1443'te Karamanoğlu İbrahim Bey Akşehir ve Beyşehir üzerine yürüyünce II. Murad kapıkulu askeriyle harekete geçti, Amasya kuvvetleriyle de şehzade Alaeddin yürüdü.

Alaeddin'in ölümü konusunda kaynaklar ayrışır. Biyografi maddeleri onun 1443'te Karaman seferi dönüşünde, Bursa civarında attan düşerek öldüğünü yazar; TDV'nin Murad II maddesi ise ölüm haberinin Amasya'dan geldiğini söyler ve padişahın bu haberden çok sarsıldığını ekler. Hüsameddin üçüncü bir anlatı verir: Alaeddin seferden sonra babasının izniyle Bursa'dan Amasya'ya dönmüş, arkasından gönderilen Kara Hızır Paşa geceleyin şehre girip onu yatağında boğmuş, bir yaşındaki ve altı aylık iki oğlu da boğularak Torumtay Türbesi'ne gömülmüştür. Aynı yazar, şehzadenin boğulacağını haber alıp Hindistan'a kaçtığı ve yerine benzeyen bir kölenin öldürüldüğü yolunda bir rivayeti de kaydeder ve bunu destekleyen tarihçileri sayar. Böylece Murad'ın iki büyük oğlu, Ahmed ve Alaeddin, genç yaşta ölmüş, ikisi de Amasya sancakbeyliğiyle anılmış ve ikisinin ölümü de Amasya kaynaklarında karanlık noktalar bırakmıştır.

Kabri: Amasya mı, Bursa mı

Ahmed'in nereye gömüldüğü konusunda kaynaklar iki ayrı yer gösterir. Bursa'daki Muradiye Külliyesi'nde, II. Murad Türbesi'nin doğu kenarında, pencereden bozma bir kapıyla girilen Sultan Alaeddin Türbesi'nde TDV'ye göre II. Murad'ın Alaeddin, Ahmed ve Orhan adındaki üç oğlu ile Şehzade Hatun adlı bir kızı yatmaktadır. Maddede bu Ahmed'in hangi Ahmed olduğu ayrıca açıklanmaz; Murad'ın oğulları arasında sayılması ve kabrin Muradiye'deki konumu, onun Büyük Ahmed olduğunu düşündürür. Külliyeyi tanıtan başka kaynaklar da bu ek bölümde Alaeddin Ali, Şehzade Ahmed, Orhan ve Şehzade Hatun'un kabirlerinin bulunduğunu yazar ve Ahmed'in tarihlerini 1419-1437 olarak verir. TDV'ye göre Murad'ın vasiyeti gereği türbesinin üstü açık bırakılmış, oğlu Alaeddin'e ait sanduka da türbenin içinden geçilerek ulaşılan odaya konmuştur.

Hüsameddin ise şehzadenin Amasya'da gömülü olduğunu ileri sürer ve bunu bir çağdaşın tanıklığına dayandırır. Ona göre "Türkiye müverrihleri" Ahmed'in Bursa'da gömülü olduğunu ve levhasına 845'te öldüğünü sonradan yazmışlardır; oysa 841 yılında hayatta olan Amasyalı tarihçi Şükrullah Çelebi, Behcetü't-Tevârîh'inde bu şehzadenin Amasya'da gömülü olduğunu ve ölüm tarihini kaydetmiştir. Şükrullah gerçekten olayların çağdaşıdır. TDV'ye göre 1388'de doğmuş, 1409'da Osmanlı hizmetine girmiş, II. Murad zamanında ilmiye mesleğine geçerek Bursa kadılığı yapmış ve padişah tarafından elçi olarak Türk hükümdarlarına gönderilmiştir. Farsça yazdığı Behcetü't-Tevârîh'i 1456-1459 arasında Bursa'da kaleme almıştır ve eserin en özgün bölümleri müellifin bizzat yaşadığı Çelebi Mehmed, II. Murad ve Fatih dönemleridir. Buradaki kayıt Hüsameddin'in aktarımından alınmıştır; Behcetü't-Tevârîh'in ilgili satırı ayrıca görülememiştir.

Hüsameddin kabrin yerini de gösterir. Narlı Bahçe Mezarlığı'nın kuzeybatısında, dört taş direk üzerine oturtulmuş taştan bir kubbe vardır ve halk buna "Şehzade Türbesi" der. Yazara göre Behcetü't-Tevârîh'te Amasya'da gömülü olduğu yazılan II. Murad'ın birinci şehzadesi Sultan Ahmed'in burada yattığı bu addan anlaşılır. Türbenin hiçbir yerinde kitabe yoktur; güneyinde, dışarıda beylerden Yahya Bey'in gömülü olduğu görülür. Narlı Bahçe Mezarlığı, Hüsameddin'in tarifine göre Yukarı Pazar'ın batısında, Receb ve Üçler mahallelerinin önündeki mezarlıktır ve Sultan Mesud Türbesi olarak bilinen yapı bu mezarlığın güney yanındadır. Yazar şehzadeler maddesinde aynı bilgiyi daha temkinli bir dille, "medfun olduğu rivayeti vardır" diyerek tekrarlar.

İki kayıt arasında bir karar vermek bugün mümkün değildir. Bursa'daki kabir yaygın kabul gören bilgidir, fakat Hüsameddin'in dayandığı tanık, ölüm yılında hayatta olan ve sonradan Bursa'da yaşayan bir tarihçidir. Şehzadenin önce Amasya'ya gömülüp sonradan Bursa'ya nakledilmiş olması, ya da Amasya'daki kubbenin bir makam türbesi olarak yapılmış olması da düşünülebilir; ancak bunlar çıkarımdır ve her iki ihtimale dair bir kayda ulaşılamamıştır. Amasya'daki Şehzade Türbesi'nin bugün ayakta olup olmadığına dair bir bilgi de başvurulan kaynaklarda bulunamamıştır.

Bursa'da ayrıca Şehzade Ahmed Türbesi adlı, Muradiye Camii ile II. Murad Türbesi arasında yer alan sekizgen planlı bir yapı bulunur. Bu yapı Yavuz Sultan Selim'in 1513 tarihli fermanıyla inşa edilmiştir ve içinde II. Bayezid'in oğlu Ahmed, kardeşleri Şehinşah ile Korkut, Şehinşah'ın oğlu Mehmed yatar. Büyük Ahmed'le ilgisi yoktur.

Amasya Hafızasındaki Yeri

Amasya'da Ahmed Çelebi'nin yaptırdığı bir eser başvurulan kaynaklarda bulunamamıştır. Şehrin hafızasındaki yeri iki iz üzerinden yaşar. Birincisi, Narlı Bahçe'deki kitabesiz kubbeye halkın verdiği "Şehzade Türbesi" adıdır; Hüsameddin bu adı şehzadenin Amasya'da gömülü olduğunun yerel bir hatırası sayar. İkincisi, Pir İlyas Zaviyesi'ndeki ziyaret rivayetidir; şehir, Ahmed'i kardeşi Mehmed'in yükselişini haber veren bir menkıbenin içinde, erken ölecek ağabey olarak hatırlamıştır. Özcan'a göre Amasya, Yıldırım Bayezid'den III. Murad'a kadar yaklaşık 182 yıl boyunca şehzadelere ev sahipliği yapmıştır. Bu uzun dizi içinde Ahmed, doğduğu şehirde görev yapan ve doğduğu şehirde ölen şehzadelerden biridir; babası da aynı şehirde doğup aynı şehirde sancakbeyliği yapmış, sonra tahta çıkmıştı. Ahmed'in görevi ise erken ölümüyle kardeşlerine kaldı.

Kronoloji

1404: Babası Murad Amasya'da doğar (TDV).

1420 (823): Babası Amasya valisiyken Amasya'da doğar (Hüsameddin; Özcan; bazı kaynaklar 1419 verir).

1421: Babası Murad, Çelebi Mehmed'in ölümüyle 25 Haziran'da Osmanlı tahtına geçer; Ahmed Edirne sarayına götürülür (Hüsameddin).

1425 (828 Receb): Hüsameddin'e göre Murad'ın "büyük oğlu" Mehmed Çelebi Amasya'da küçük yaşta ölür.

1427-28 (831): Kırşehirli Şeyhî Paşa nişancılıktan alınır (Hüsameddin).

Eylül 1434 (838 Safer): Yörgüç Paşa Edirne'ye çağrılır; Ahmed Amasya valisi olur, lalası Şeyhî Mahmud Paşa'dır (Hüsameddin; Özcan bu değişikliği 1435'e koyar).

1435-36 (839): Şeyhî Paşa ölür; yerine Yörgüç Paşa Amasya'ya döner (Hüsameddin).

Eylül-Ekim 1436 (840 Rebiülevvel): Yörgüç Paşa Amasya'daki hayratı için vakfiyesini tescil ettirir (Hüsameddin).

Aralık 1436: Karaman kuvvetleri Amasya beylerbeyi Yörgüç Paşa'yı sıkıştırır (TDV).

Mart 1438 (841 Ramazan Bayramı): Rivayete göre üç şehzade Pir İlyas Zaviyesi'nin şeyhini ziyaret eder (Hüsameddin, Âlî'ye dayanarak).

Mayıs-Haziran 1438 (841 Zilhicce): Amasya'da ansızın vefat (Hüsameddin; Özcan 1438; bazı kaynaklar 1437, Bursa'daki levha 845).

1438 (841 Zilhicce): Amasya valiliğine kardeşi Mehmed atanır (Hüsameddin, Kemalpaşazade'ye dayanarak; Özcan; İnalcık bu atamayı şüpheli bulur).

1440: Kardeşi Alaeddin 15 yaşında Amasya valisi olur (biyografi maddesine göre).

Nisan-Mayıs 1442 (845 Zilhicce): Yörgüç Paşa Amasya'da ölür (TDV).

1443: Alaeddin Karaman seferinden sonra ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

  • Selim Özcan, "Amasya'da Sancak Beyliği Yapan Şehzadeler Döneminde Amasya Şehri", Amasya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı 5 (DergiPark); Hüseyin Hüsameddin Yasar, Amasya Tarihi, III. cilt, s. 121-131'e atıflarla.
  • Halil İnalcık, "Murad II", TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr). islamansiklopedisi.org.tr
  • Halil İnalcık, "Mehmed II", TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr). islamansiklopedisi.org.tr
  • "Yörgüç Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr). islamansiklopedisi.org.tr
  • "Şükrullah", TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr). islamansiklopedisi.org.tr
  • "Behcetü't-tevârîh", TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr).
  • "Muradiye Külliyesi", TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr).

Diğer kaynaklar

  • "Muradiye Complex", Wikipedia (İngilizce). en.wikipedia.org
  • "Murad II", Wikipedia (İngilizce), aile bölümü.
  • "Muradiye Külliyesi", Vikipedi.
  • "Şehzade Alâaddin", Vikipedi.

Çevrimiçi kaynaklar