Amasya'nın Selçuklu ve Osmanlı yapıları üzerine yazılmış hemen her ciddi çalışmada, kaynakçanın bir yerinde aynı künye görülür: Albert Gabriel, Monuments turcs d'Anatolie, II. cilt. Fransız mimar ve sanat tarihçisi Albert-Louis Gabriel, 1928 baharında ve 1930 sonbaharında Amasya'ya gelerek şehrin camilerini, medreselerini ve türbelerini ölçtü, çizdi ve fotoğrafladı. Bu malzeme Amasya, Tokat ve Sivas'ı ele alan ikinci ciltte yayımlandı ve uzun süre Amasya anıtlarının bir Batı dilinde yayımlanmış en ayrıntılı kaydı olarak kaldı. Darüşşifa'nın bugün ansiklopedilerde yer alan restitüsyon çizimi de, Hilfet Gazi Türbesi'nin tarihi üzerine süren tartışmadaki erken tarihleme önerisi de onun çalışmasından gelir.
Gabriel'in Türkiye ile bağı bu iki kısa yolculuktan çok daha geniştir. 1926'da İstanbul Dârülfünunu'nda arkeoloji ve sanat tarihi okutmaya başladı, Maarif Vekâleti'nin görevlendirmesiyle on yılı aşkın bir süre Anadolu'yu dolaştı, 1930'da bugünkü Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü'nün (IFEA) çekirdeği olan İstanbul Fransız Arkeoloji Enstitüsü'nün kuruluşunda başrolü oynadı ve kurumun ilk müdürü oldu. Bursa ve İstanbul ona fahrî hemşehrilik verdi; Türk Tarih Kurumu onu şeref üyeliğine seçti. Ölümünde Belleten'de yayımlanan uzun nekroloji, Semavi Eyice'nin kaleminden çıkmıştır ve bu biyografinin başlıca dayanaklarından biridir.
Ailesi ve Eğitimi
Albert-Louis Gabriel, 2 Ağustos 1883'te Fransa'nın Haute-Marne ilindeki Cerisières kasabasında doğdu. Eyice'ye göre anne tarafından dedesinin evinde dünyaya geldi; babası tecrübeli bir mimardı. İlk öğrenimini Bar-sur-Aube'da yaptı. Fransız tarihçi Jacques Thobie'nin İstanbul enstitüsünün kuruluşu üzerine yazdığı incelemede doğum günü 3 Ağustos olarak geçer; Eyice'nin nekrolojisi ile TDV İslâm Ansiklopedisi maddesi 2 Ağustos'ta birleşir.
Kendisini başka bir yola yöneltmek isteyenlerin ısrarlarına rağmen babasının mesleğini seçti. Paris'te École nationale des beaux-arts'ın mimarlık bölümünde okurken bir yandan da Sorbonne'un edebiyat fakültesine devam etti ve her iki kurumdan, yüksek mimar ve edebiyat lisansiyeli olarak mezun oldu. Thobie, onun on yedi yaşında Güzel Sanatlar Okulu'na girdiğini yazar. Meslek hayatının ilk yıllarında başarısı fark edildi: 1903'te Güzel Sanatlar Akademisi'nin Jean Leclaire ödülünü aldı, 1910'da Fransız Sanatçıları Salonu'nda Almanya ve İspanya'da yaptığı suluboya resimler ve rölövelerle mansiyon kazandı.
Delos, Rodos ve Fustat
Gabriel'in arkeolojiyle tanışması Atina'daki Fransız Arkeoloji Okulu (École française d'Athènes) sayesinde oldu. Okulun Ege'deki Delos adasında sürdürdüğü kazılarda 1908-1911 yılları arasında mimar olarak çalıştı ve ortaya çıkarılan Helenistik evlerin planlarını, kesitlerini, mozaik döşemelerini, hatta eşyalarını çizdi. Bu levhalar 1911'de Paris'te sergilendi ve ona ikincilik madalyası kazandırdı. Eyice, Gabriel'in ömrü boyunca sürecek basit ev mimarisi merakının Delos'ta başladığına dikkat çeker. İstanbul'a ilk kez de bu yıllarda, 1908'de ayak bastı; ancak Eyice'nin belirttiğine göre II. Abdülhamid'in son yıllarındaki şehrin genç mimarda bıraktığı izlenimler bilinmez.
Türk mimarisiyle asıl teması, Osmanlı yönetiminden çıkmak üzere olan Rodos'ta kurdu. TDV maddesi bu görevi 1911'e, Thobie 1913'e yerleştirir. Gabriel burada Saint-Jean şövalyelerinin kalesini ve şehirdeki askerî, sivil ve dinî yapıları inceledi. Ada 4 Mayıs 1912'de İtalyanlarca işgal edilince, Jean Jaurès'in çıkardığı La Revue socialiste'de Türklerin tarafını tutan iki makale yayımladı. Birinci Dünya Savaşı'nda Fransız donanmasında tercüman yedek subay olarak görev aldı; TDV maddesine göre bir ara Meis açıklarından Anadolu kıyılarını topa tutan gemide bulundu. Savaştan sonra Rodos'taki şövalye hanlarından Fransız hanının (Auberge de France) onarımını yönetti ve Türk döneminde ev olarak kullanılırken bozulmuş yapıyı 1921'e kadar eski hâline getirdi. Bina İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarında bir bombayla zarar görünce, 1946-1950 yıllarında yine onun yönetiminde onarıldı.
1919-1920'de Kahire'deki Arap Müzesi'nin müdürü Ali Behçet Bey ile birlikte Fustat kazılarına katıldı. 1921'de Sorbonne'a Rodos surları üzerine asıl tezini, Fustat kazıları ve Mısır'da Arap evinin kökeni üzerine yardımcı tezini sundu ve edebiyat doktoru unvanını aldı. Rodos tezini genişleterek iki cilt hâlinde La Cité de Rhodes adıyla yayımladı; birinci ciltte şehrin topografyası ve askerî yapıları, ikinci ciltte sivil ve dinî mimarisi yer alıyordu. 1923'te Fransız sanatçıları sergisinde gösterilen Rodos rölöveleri ona birincilik madalyası ile Güzel Sanatlar Akademisi'nin Louis Fould ödülünü getirdi.
Akademik Hayata Giriş ve İstanbul
Hocalık hayatı 1923'te Caen Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde sanat tarihi doçentliğiyle başladı. 1925'te Strasbourg Üniversitesi'ne profesör olarak geçti; aynı yıl Fransız mandası altındaki Suriye'de inceleme gezileri yaptı ve Palmira'da çalıştı. Emevî halifesi Hişâm dönemine ait Kasr el-Hayr harabeleri üzerine yazdığı makale, Eyice'nin deyişiyle Anadolu dışındaki İslâm sanatına dair tek büyük makalesidir.
1926 Ocağında İstanbul Dârülfünunu onu arkeoloji kürsüsüne davet etti. Gabriel, Monuments turcs d'Anatolie'nin önsözünde bu davetin bir şartla geldiğini anlatır: derslerinde ülkenin millî eski eserlerine de yer vermesi isteniyordu. Edebiyat Fakültesi'nde 1930'a kadar okuttuğu dersleri, iyi Fransızca bilen kütüphaneci Fehmi Edhem Karatay Türkçeye çeviriyordu. Bu yıllarda İstanbul camileri üzerine ilk tipoloji denemesini (1926), Matrakçı Nasuh'un Beyân-ı Menâzil'indeki İstanbul ve Galata minyatürlerini topografya açısından inceleyen makalesini yazdı ve Hayat mecmuasında Türk sanat tarihi üzerine bir dizi yazı yayımladı.
İstanbul Fransız Arkeoloji Enstitüsü
Fransa, Atina ve Roma'daki okullarının bir benzerini İstanbul'da kurmayı uzun süredir tasarlıyordu. Ruslar 1895'ten beri böyle bir kuruma sahipti, Almanlar ise Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün İstanbul şubesini 1930 başında faaliyete geçirmişti. Thobie'nin aktardığına göre René Dussaud'nun 21 Mayıs 1929 tarihli raporu, eski Fransız elçiliğinin binalarında bir enstitü önermiş ve müdür adayı olarak Gabriel'i göstermişti. Proje, iki dost olan Jean Marx ile Gabriel'in elinde yürüdü. Gabriel 30 Temmuz 1930'da resmen atandı, 1 Ekim'de görevine başladı ve Ekim 1930'dan itibaren, Beyoğlu'ndaki eski Fransız sefareti bahçesinde bulunan tercümanlar dairesinin binasında oturmaya başladı. Türk hükümeti kurumu 1931 başında tanıdı; TDV maddesi resmî açılış tarihini 1 Şubat 1931 olarak verir. Hükümet enstitünün Türk tarihi, arkeolojisi, sanat tarihi, coğrafyası ve edebiyatı üzerine çalışmasını şart koşmuştu ve Gabriel bu programa bağlı kaldı.
Gabriel enstitüyü 1941'e kadar yönetti. İkinci Dünya Savaşı'nda Fransa'ya döndü, savaştan sonra görevine iade edildi ve 1946 Mayısında İstanbul'a geri geldi. Ne var ki bu ikinci dönemde her yıl yalnız mayısta gelip birkaç ay kalıyordu. Eyice'ye göre eski nüfuzlu dostları artık iş başında olmadığından enstitü yeterli ödenek alamıyor, kütüphanesi gelişemiyor, kış aylarında binası ısıtılamıyordu. Thobie ise Gabriel'in daha 1930'larda kışları İstanbul'dan ayrılmak istediğini, bunun kalıcı bir alışkanlığa dönüştüğünü ve büyükelçi Massigli'nin müdürün hiç değilse arada bir enstitüde görünmesini dilediğini kaydeder. 1956'da yerine epigrafist Louis Robert getirildi. Eyice, 1967'de Bar-sur-Aube'da kendisini ziyaret ettiğinde Gabriel'in yeni müdürün tutumundan acı acı yakındığını ve kendisinin 1951'de çıkarmaya başladığı Anadolu bibliyografyası yıllığının yeni yönetimce durdurulduğunu yazar.
Anadolu Gezileri ve Monuments Turcs d'Anatolie
Gabriel daha önce Bursa, İzmir, Aydın, Konya, Antalya ve Adana vilayetlerinin geniş bölümlerini dolaşmıştı; ancak Türkiye'deki İslâm dönemi eserlerinin bütününü sağlam bir temele oturtacak bir yayın olmadığını görünce araştırmayı Cumhuriyet'in bütün topraklarına yaymaya karar verdi. Ankara'daki Maarif Vekâleti projeyi benimsedi, yolculukların masrafını üstlendi ve her gezide yanına üst düzey bir Türk görevli verdi. Önsözde verilen sıra şöyledir: Ekim-Kasım 1927'de Fehmi Edhem Bey ile Kütahya, Afyonkarahisar, Akşehir, Konya, Karaman, Niğde, Aksaray, Nevşehir ve Kayseri; Nisan-Mayıs 1928'de Eski Eserler Umum Müfettişi Aziz (Ogan) Bey ile Kayseri, ardından Sivas, Tokat, Niksar ve Amasya; Ekim-Kasım 1928'de Kütüphaneler Umum Müfettişi Ahmed Tevhid Bey ile Niğde, Adana, Tarsus, Silifke, Mut, Karaman ve Konya; Ekim-Kasım 1929'da yeniden Kayseri ve Sivas; Ekim-Kasım 1930'da yine Tevhid Bey ile Sivas'tan denize kadar uzanan bölge, yani Tokat, Amasya ve Merzifon, ayrıca Divriği.
Eserin ilk cildi Kayseri ve Niğde'yi içine alarak 1931'de Paris'te yayımlandı. Gabriel önsözde kitabın amacını, İslâm sanatı tarihçilerine Anadolu'daki Türk anıtları hakkında mümkün olduğu kadar eksiksiz belge sunmak olarak tanımlar ve bütün rölöve ve fotoğrafların yayımlanmamış malzeme olduğunu, anıtların da birkaç istisna dışında hiç yayımlanmadığını belirtir. Yöntemi açıktı: her önemli şehir için kısa bir tarihçe ve yapıların bir listesi, mümkünse bir şehir planı; ardından yalnız arkeolojik bakımdan ilgi çekici bulduğu yapıların tarifi, özelliklerinin saptanması ve tarihlendirilmesi. Kitabelerin büyük kısmı daha önce Türk bilginlerince yayımlanmıştı. Gabriel, Halil Edhem Bey'in, İsmail Hakkı (Uzunçarşılı), Mehmed Behçet ve Mübarek Galib beylerin epigrafi derlemelerinden yararlandığını; yeni bulduğu kitabelerin kopyalarını Ahmed Tevhid Bey'in yerinde ya da fotoğraftan kontrol edip çevirdiğini yazar. Birinci cildin kaynakları arasında İsmail Hakkı'nın Tokat, Niksar, Turhal, Pazar ve Amasya kitabelerini toplayan 1345 (1927) tarihli eseri de vardır.
Eyice, bu ciltlerin değerini rölövelerin ötesinde görür. Gabriel'in gezdiği yıllarda anıtların çoğu harap ve bakımsızdı; yapıların özgün kimliğini bozan ekler, çevrelerinin durumu ve taşra şehirlerindeki zor yaşama şartları onu dar sürelerde çalışmaya, çizimlerin bir kısmını İstanbul'a dönünce tamamlamaya zorladı. Eyice, planlarda bu yüzden bazı eksik ve hataların bulunmasını doğal sayar, ama Gabriel'in kitaplarının en güzel tarafının, yapıların mamur hâllerini gösteren desenler olduğunu söyler. Nekrolojinin bir notunda, iki cildin içindeki eski eserlerden pek çoğunun sonraki yıllarda tümüyle yıkıldığını ve bunların artık yalnız Gabriel'in sayfalarındaki satırlar, planlar ve resimlerle bilinebildiğini ekler. Gabriel, Konya başta olmak üzere öteki sanat merkezlerini de aynı düzende yayımlamayı tasarlamıştı; bu plan gerçekleşmedi.
Amasya'da Gabriel
Gabriel Amasya'ya iki kez geldi. İlki, Nisan-Mayıs 1928'de Aziz Ogan ile yaptığı ve Sivas, Tokat ve Niksar'dan sonra Amasya'da biten yolculuktu. İkincisi Ekim-Kasım 1930'da, Ahmed Tevhid Bey'le birlikte Tokat, Amasya ve Merzifon'u kapsayan geziydi. Bu ikinci yolculukla, önsözün ifadesiyle, Sivas ile deniz arasındaki bölgenin incelemesi tamamlanmış oldu. Birinci cildin Aralık 1930 tarihli önsözünde, Amasya, Tokat ve Sivas vilayetlerini içine alan ikinci cildin baskıda olduğu bildirilir.
İkinci cildin yayın yılı kaynaklarda iki türlü geçer. TDV İslâm Ansiklopedisi ve kütüphane katalogları Paris 1934 tarihini verir; Eyice'nin Belleten'deki ayrıntılı bibliyografyası ise cildi "Paris 1932, 204 sayfa, 120 resim ve 79 levha" olarak kaydeder. Amasya'ya ayrılan bölüm, TDV'nin Amasya maddesinin bibliyografyasına göre cildin 3-74. sayfalarını kaplar. Kitabın fotoğrafları metin dışı levhalar hâlinde, heliogravür tekniğiyle basılmıştır. Eser 2022'de Nuri Fudayl Kıcıroğlu'nun çevirisiyle Anadolu'daki Türk Anıtları adıyla Türkçeye kazandırıldı.
Gabriel, gezdiği Türk "sanat şehirlerinde" Osmanlı dönemi yapılarına pek fazla yer vermemişti. Eyice'nin dikkat çektiği istisna Amasya'dır: Gabriel bu şehirde Osmanlı eserleri üzerinde de durur. Böylece Amasya bölümü, Selçuklu ve İlhanlı yapılarının yanında XV. yüzyılın şehzade sancağı dönemine ait cami, medrese ve tabhaneleri de kapsar. Eyice, Gabriel'in harap durumdaki bazı yapıları mamur hâlleriyle kâğıda geçirdiği desenler arasında Amasya Bîmarhanesi ile aynı şehirdeki Hüseyin Ağa Medresesi'ni özellikle anar. Kapıağası ya da Büyükağa Medresesi adlarıyla da bilinen bu yapı, II. Bayezid'in kapı ağası Hüseyin Ağa'nın yaptırdığı sekizgen planlı medresedir. Darüşşifa için çizdiği restitüsyon, TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Amasya Dârüşşifâsı" maddesinde, kitabın 32 numaralı şekli olarak yeniden basılmıştır.
Amasya yapıları üzerine sonraki yazında Gabriel'in görüşleri hâlâ tartışmanın içindedir. Hilfet Gazi Medresesi ve Türbesi'nde medresenin Dânişmendnâme'de anlatıldığı gibi bir kiliseden dönüştürüldüğü kanaatini paylaşır; Metin Sözen de aynı görüştedir. Türbenin tarihi konusunda yaygın kanaat onu XIII. yüzyılın ilk çeyreğine koyarken Doğan Kuban XII. yüzyılın ortalarını, Gabriel ile Oktay Aslanapa ise 540 (1145-46) yılını önerir. Gabriel'in bu yapıya ayırdığı sayfalar ikinci cildin 57-59. sayfaları ve XIV. levhadır. Gökmedrese Camii'ni 20-25. sayfalarda ve VIII-IX. levhalarda, Yörgüç Paşa Camii'ni 31-32. sayfalarda inceler.
1414 tarihli Bayezid Paşa Camii'nde ise Gabriel'in yorumu, yapıdaki sanatçı kitabelerinin okunmasına yön vermiştir. Caminin son cemaat yerindeki levhalarda hem "mimar" hem "muallim" unvanlı ustaların adları geçer. Semavi Eyice'nin TDV'deki madde metnine göre Gabriel, "mimar" unvanlıların bugünkü anlamda tasarımcı değil inşaata nezaret eden kişiler, "muallim"lerin ise kalfa ya da bugünkü deyişle şantiye şefi olabileceğini, hatta aynı unvanı taşıyanlardan birinin ötekinin yardımcısı sayılabileceğini düşünür. Eyice bu unvanların gerçek anlamının hâlâ tam olarak aydınlanmadığını da ekler. Gabriel'in caminin incelemesine ayırdığı bölüm 25-31. sayfalardadır.
Gabriel'in Amasya'da çektiği fotoğrafların bir kısmı bugün de saklanmaktadır. Boğaziçi Üniversitesi Arşiv ve Dokümantasyon Merkezi'ndeki Aziz Ogan Koleksiyonu'nda, kitabın ikinci cildine ait negatifler bulunur; bunlar arasında Sultan Bayezid Camii, Gökmedrese ve Darüşşifa görüntüleri de vardır. Aziz Ogan'ın 1928 gezisinde Gabriel'in yol arkadaşı olması, bu negatiflerin onun koleksiyonuna nasıl girdiğini açıklayan bir ihtimal olarak düşünülebilir; arşiv kaydı bu konuda bilgi vermez.
Doğu Anadolu, Bursa ve İstanbul Hisarları
Gabriel, 1932 Nisan-Mayıs ve Ekim-Kasım aylarında Mardin, Diyarbakır, Hasankeyf, Dara, Nusaybin, Harran, Urfa, Bitlis, Ahlat ve Harput'u dolaştı. Bu gezilerin sonucu olan iki ciltlik Voyages archéologiques dans la Turquie orientale 1940'ta yayımlandı; kitabelerin okunmasında bu kez Jean Sauvaget'den yardım aldı. Önsözde, bazı güçlükler yüzünden önceki ciltlerdeki programı bu bölgede aynen uygulayamadığını yazar. 1934'te İsfahan'da bir hafta geçirerek Mescid-i Cuma üzerine uzun bir makale hazırladı.
Osmanlı mimarisine en geniş emeğini Bursa'ya verdi. İkinci Dünya Savaşı'na kadar, A. Saim Ülgen başta olmak üzere bakanlığın görevlendirdiği genç mimarların yardımıyla şehrin kalesini, camilerini, bedestenini, hanlarını, türbelerini ve evlerini belgeledi. Une capitale turque: Brousse-Bursa iki cilt hâlinde yayımlandı; TDV maddesi baskıyı 1958'e, Eyice'nin nekrolojisi 1956'ya bağlar. Bursa 14 Kasım 1955'te, İstanbul 19 Ocak 1955'te onu fahrî hemşehri yaptı. Savaş yıllarında Fransa'da Anadoluhisarı, Rumelihisarı ve Yedikule'yi askerî ve teknik özellikleriyle tanıtan Châteaux turcs du Bosphore'u (1943) yayımladı. M. Fuad Köprülü ile birlikte Atatürk'ün isteğiyle tasarlanan iki ciltlik Mimar Sinan monografisi ise hiçbir zaman tamamlanmadı.
Son Yılları
1941'de Fransa'ya dönünce Collège de France'ta İslâm-Doğu sanatları tarihi profesörlüğüne getirildi ve 1953'te emekli olana kadar bu kürsüde ders verdi. Son yıllarında Eskişehir ile Afyonkarahisar arasındaki Yazılıkaya'da, Friglerin Midas şehri üzerine çalıştı ve Phrygie dizisinin iki cildini (1952, 1965) yazdı. Bu ciltlerde Yazılıkaya köylerinin evlerine de geniş yer verdi; Delos'ta başlayan ev merakı böylece son kitaplarına kadar sürdü.
İstanbul'daki enstitüden 1956'da emekli olduktan sonra hayatının son on altı yılını Aube ırmağı kıyısındaki Bar-sur-Aube'da, babasından kalan yirmiden fazla odalı evde geçirdi. Eyice, 1967 Haziranında üç gün konuk kaldığı bu evin Türkiye'den getirilmiş hatıralar, resimler, rölöveler ve zengin bir kütüphaneyle dolu olduğunu anlatır. Ölüm tarihi kaynaklarda iki günlük farkla geçer. Paris'teki Türk Büyükelçiliği'nin 26 Aralık 1972'de Ankara'ya çektiği telgraf ve buna dayanan Belleten haberi 25 Aralık'ı verir; Eyice'nin nekrolojisi ve TDV maddesi 23 Aralık 1972'yi kabul eder. Cenaze töreni 27 Aralık'ta Bar-sur-Aube'daki Saint-Pierre Kilisesi'nde yapıldı ve kasabanın mezarlığına gömüldü. Evlatlığına kalan resimlerinin, rölövelerinin ve kütüphanesinin bugünkü durumu bilinmemektedir; son günlerinde yazdığı Türkiye hatıraları da basılmadı.
Onurları
Gabriel 1932'de Alman Arkeoloji Enstitüsü asıl üyeliğine, 1933'te Académie des Inscriptions et Belles-Lettres muhabir üyeliğine, 1940'ta Türk Tarih Kurumu şeref üyeliğine, 1960'ta Belçika Kraliyet Akademisi şeref üyeliğine seçildi. Ankara Üniversitesi onu 1950'de şeref profesörü yaptı, İstanbul Üniversitesi 24 Ocak 1968'de şeref doktorluğu verdi. Légion d'honneur nişanının şövalye rütbesini taşıyordu. 1930-1956 arasında İstanbul Üniversitesi'nde konferanslar verdi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde sanat tarihi okuttu; Cenevre, Belgrad, Zagreb, Brüksel ve Amsterdam'da Türk sanatı üzerine konuştu.
Amasya Araştırmalarındaki Yeri
Gabriel'in Amasya'daki çalışması iki kısa gezinin ürünüdür ve kendisi de dar süreler içinde çalıştığını, ileride yapılacak monografilerin eksiklerini tamamlayacağını kabul etmiştir. Yine de Amasya anıtlarının sistemli rölöve ve fotoğraflarla ilk kez bir arada yayımlanması bu ciltte gerçekleşti. Bugün Bayezid Paşa Camii'nin sanatçı kitabeleri, Hilfet Gazi Türbesi'nin tarihi ya da Darüşşifa'nın özgün düzeni tartışılırken onun ölçüleri, planları ve önerileri hâlâ karşılaştırma noktası olarak kullanılır. Restorasyonlardan önceki durumu gösteren negatifleri de şehrin yapılarının yirminci yüzyıl başındaki hâline dair başvurulacak görsel belgeler arasındadır.
Kronoloji
2 Ağustos 1883: Haute-Marne'daki Cerisières'de doğdu (Thobie'ye göre 3 Ağustos).
1903: Güzel Sanatlar Akademisi'nin Jean Leclaire ödülünü aldı.
1908: İstanbul'a ilk kez geldi.
1908-1911: Atina Fransız Arkeoloji Okulu adına Delos kazılarında mimar olarak çalıştı.
1911-1914: Rodos'ta şövalye yapıları üzerine çalıştı (görevin başlangıcı Thobie'ye göre 1913).
1919-1920: Ali Behçet Bey ile Fustat kazılarına katıldı.
1921: Sorbonne'da Rodos surları üzerine teziyle doktor oldu.
1923: Caen Üniversitesi'nde sanat tarihi doçenti oldu.
1925: Strasbourg Üniversitesi'nde profesör oldu.
Ocak 1926: İstanbul Dârülfünunu'nda arkeoloji ve sanat tarihi dersleri vermeye başladı.
Nisan-Mayıs 1928: Aziz Ogan ile Sivas, Tokat, Niksar ve Amasya'yı inceledi.
Ekim-Kasım 1930: Ahmed Tevhid Bey ile Tokat, Amasya ve Merzifon'u inceledi.
30 Temmuz 1930: İstanbul Fransız Arkeoloji Enstitüsü müdürlüğüne atandı.
1931: Monuments turcs d'Anatolie'nin Kayseri ve Niğde'yi ele alan ilk cildi yayımlandı; enstitü Türk hükümetince tanındı.
1932-1934: Amasya, Tokat ve Sivas'ı ele alan ikinci cilt yayımlandı (Eyice 1932, TDV 1934).
1940: Voyages archéologiques dans la Turquie orientale yayımlandı; Türk Tarih Kurumu şeref üyeliğine seçildi.
1941-1953: Collège de France'ta İslâm-Doğu sanatları tarihi profesörü.
1955: İstanbul ve Bursa'nın fahrî hemşehrisi oldu.
1956: İstanbul'daki enstitünün müdürlüğünden emekli oldu.
24 Ocak 1968: İstanbul Üniversitesi şeref doktorluğu.
23 Aralık 1972: Bar-sur-Aube'da öldü (telgraf ve Belleten haberine göre 25 Aralık).
2022: Monuments turcs d'Anatolie Türkçeye çevrildi.
Kaynakça
Bu makalede şu kaynaklardan yararlanılmıştır:
- Albert Gabriel, Monuments turcs d'Anatolie, I: Kayseri-Niğde, Paris: E. de Boccard, 1931, önsöz, s. I-IV. https://omekas.mom.fr/files/original/a1bbaee72e6b0055b342eaf13b3ce7f25510789f.pdf
- Albert Gabriel, Monuments turcs d'Anatolie, II: Amasya-Tokat-Sivas, Paris: E. de Boccard, 1934 (Eyice'nin bibliyografyasında 1932); Türkçesi: Anadolu'daki Türk Anıtları, çev. Nuri Fudayl Kıcıroğlu, Gaziantep: Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü, 2022.
- Semavi Eyice, "Gabriel, Albert-Louis", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 13, İstanbul 1996, s. 275-278. https://islamansiklopedisi.org.tr/gabriel-albert-louis
- Semavi Eyice, "Prof. Albert-Louis Gabriel, 2.8.1883-23.12.1972", Belleten, XXXVII/147, 1973, s. 321-363. https://belleten.gov.tr/tam-metin/480/tur
- "Prof. Albert Gabriel'in Ölümü", Belleten, XXXVII/145, Ocak 1973. https://belleten.gov.tr/eng/abstarct/3428/tur
- Jacques Thobie, "La fondation de l'Institut français d'archéologie de Stamboul (1930-1932)", Güneş Işıksel - Emmanuel Szurek (ed.), Turcs et Français, Rennes: Presses universitaires de Rennes, 2014, s. 173-191. https://books.openedition.org/pur/51599
- Semavi Eyice, "Bayezid Paşa Camii", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, s. 243-244. https://islamansiklopedisi.org.tr/bayezid-pasa-camii
- Aynur Durukan, "Hilfet Gazi Medresesi ve Türbesi", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 18, İstanbul 1998, s. 30-31. https://islamansiklopedisi.org.tr/hilfet-gazi-medresesi-ve-turbesi
- Gönül Cantay, "Amasya Dârüşşifâsı", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 3, İstanbul 1991, s. 5-6. https://islamansiklopedisi.org.tr/amasya-darussifasi
- Selda Kalfazade, "Gökmedrese Camii", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 14, İstanbul 1996, s. 140-142. https://islamansiklopedisi.org.tr/gokmedrese-camii
- Emine Naza Dönmez, "Yörgüç Paşa Camii", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 43, İstanbul 2013. https://islamansiklopedisi.org.tr/yorguc-pasa-camii
- "Amasya", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 3, İstanbul 1991 (bibliyografya). https://islamansiklopedisi.org.tr/amasya
- Boğaziçi Üniversitesi Arşiv ve Dokümantasyon Merkezi, Aziz Ogan Koleksiyonu, "Albert Gabriel fotoğrafları ve negatifleri". https://digitalarchive.library.bogazici.edu.tr/items/08a2353f-8ce9-4735-810a-6de461e103b2
Çevrimiçi kaynaklar
- https://islamansiklopedisi.org.tr/gabriel-albert-louis
- https://belleten.gov.tr/tam-metin/480/tur
- https://omekas.mom.fr/files/original/a1bbaee72e6b0055b342eaf13b3ce7f25510789f.pdf
- https://books.openedition.org/pur/51599
- https://islamansiklopedisi.org.tr/hilfet-gazi-medresesi-ve-turbesi
- https://digitalarchive.library.bogazici.edu.tr/items/08a2353f-8ce9-4735-810a-6de461e103b2






