Amasya Merkez ilçesine bağlı Hızırpaşa Mahallesi, adını on beşinci yüzyılda şehirde cami, medrese, mektep, imaret ve hamamdan oluşan bir yapı topluluğu kurduran Osmanlı devlet adamı Hayreddin Hızır Paşa'dan alır. Şehzadelerin yetiştiği, sancak merkezi olarak imparatorluğun doğu politikasında ağırlık taşıyan Amasya'da bir paşanın vakfettiği yapılar, çevresinde konakların, bağların ve bahçelerin kurulduğu yeni bir yerleşim doğurmuş, bu yerleşim zamanla mahalle adı olmuştur. Bugün şehrin kalabalık mahallelerinden biri olan Hızırpaşa'da bir yanda Hızır Paşa'nın camisi ile hamamı, bir yanda tren istasyonu ve gündelik hayatın sürekli akışı vardır; beş yüz yılı aşkın bir mimari miras, aynı yamaçta demiryolu çağının izleriyle yan yana durur.
Adın Kökeni ve Eski Adları
Mahalle adı, Hayreddin Hızır Paşa'nın camiyi 1466'da yaptırmasıyla ilişkilendirilir. Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtlarına göre Hızır Paşa, II. Murad'ın lalası Yörgüç Paşa'nın kardeşidir. Lala, Osmanlı'da şehzadenin eğitimini ve sancak idaresindeki işlerini yürüten tecrübeli devlet adamına verilen addır. Yörgüç Paşa, Amasya'ya gönderilen Şehzade Murad'ın lalası olmuştu; kardeşi Hızır Paşa ise yarım yüzyıl arayla Amasya'da yetişen şehzadelerin çevresinde görev almış bir devlet adamı olarak anılır.
Hüseyin Hüsameddin Yasar, Amasya Tarihi'nde bu adın oluşumunu daha açık anlatır. Ona göre Hızır Paşa, tekaüde çekildikten sonra Amasya'da kendi mahallesinde bir cami, medrese, imaret ve hamam yaptırmış, 870 (1465/66) tarihinde bütün mülkünü bu hayrata vakfetmiştir. Yapıların çevresine konaklar, haneler, bağlar ve bahçeler kurmuş, Amasya'dan ve dışarıdan getirdiği kişileri ve kendi kölelerini buralara yerleştirmiş; "buraya Hızır Paşa Mahallesi dendi." Hüsameddin'e göre paşa bu mahalledeki konağında yaşamış ve 889 (1484) yılının Muharrem ayında ölmüştür (Amasya Tarihi, 9-12. ciltler, s. 113-114). Aynı yazar mahalleye ait iki eski adı da kaydeder. Mahalle bir dönem "Kavak" ya da "Kavaklar" diye bilinen yüksekçe bir mevkideydi; daha öncesinde ise Bizans döneminde Pontus valiliği yapan Komnenos ailesinin sarayının burada bulunduğu anlatısı nedeniyle "Komnenos Sarayı" denmiştir (1-4. ciltler, s. 119 ve 308). Bu saray anlatısı yalnız Hüsameddin'in aktarımıyla bilinir; yapıya dair bir belge ya da kalıntı gösterilmemiştir.
Mahallenin resmen "Hızırpaşa" adıyla sabitlendiği tarihe dair açık erişimli kaynaklarda bir belge bulunamamıştır. Osman Fevzi Olcay ise Amasya Hâtıraları'nda mahalleyi "Yukarı Meydan Mahallesi (Hızır Paşa Mahallesi)" başlığı altında anlatır; yani yirminci yüzyılın başında ad iki biçimde birlikte dolaşıyordu ve eski kullanım, yüksek meydanın adı, mahalle adının yanında yaşıyordu.
Konumu ve Sınırları
Hızırpaşa, Amasya şehir merkezinde yer alır; derleme sitelerde verilen yüz ölçümü yaklaşık 0,68 kilometrekaredir. Hızır Paşa Camii'nin adresi "Hızırpaşa, Kumru Sokak No:12" olarak geçer ve cami, tren istasyonunun yukarısında bulunan yapı diye tarif edilir. Amasya Tren İstasyonu da İstasyon Caddesi üzerinde, Hızırpaşa Mahallesi sınırlarında gösterilir. Mahalle böylece istasyonun bulunduğu alçak kesimden caminin yer aldığı yüksek kesime doğru yükselen bir arazi üzerinde uzanır.
Hüsameddin mahalleyi şehrin kuzeybatısında, Ok Meydanı'nın üstünde, yüksek bir mevkide gösterir. Sınırlarını da sayar: doğuda Hekim Çelebi Mahallesi, batıda Şeyh Cui Bağları, güneyde Ok Meydanı, kuzeyde Kırklar Dağı. Doğudaki komşu Hekim Çelebi Mahallesi'nin adı 890 (1485) dolaylarında ünlü olan hekim Bedreddin Mahmud Çelebi'den gelir. Hüsameddin'in döneminde bu mahalle konaklarının yıkılmasından sonra bir mevkiden ibaretti; yazar, 1212'de Millizade Hacı Süleyman Bey'in bağışladığı geniş arsada Eser-i Cedid Konağı'nın yapıldığını, ancak 1293 hicrî yılındaki harpte mahallenin bütünüyle harap olduğunu yazar ve konak yıkıntısından başka bir iz kalmadığını belirtir (1-4. ciltler, s. 119). Harşena Kalesi'nin iki kapısından biri de kaynağa göre bu mahalleye, yani batıya bakar (s. 96).
Eğimin yapıyı nasıl biçimlendirdiği Hızır Paşa Camii'nde görülür. Amasya'daki Bayezid Paşa ve Yörgüç Paşa camilerinde giriş kuzey cephesindedir; Hızır Paşa Camii'nde ise bulunduğu yerin yüksek eğimi nedeniyle giriş doğudan verilmiş, şadırvan da bu cepheye yerleştirilmiştir. Aynı plan ailesine giren camilerde girişin yön değiştirmesi, arazi koşullarının külliyenin düzenini doğrudan etkilediğini gösterir.
Hızır Paşa'nın Hayatı ve Soyu
Hüsameddin, paşanın kökenini ve kariyerini birbirinden ayrı yerlerde, kısmen birbirini tutmayan ayrıntılarla anlatır. Amasya'da sekbanbaşılık yapmış Hasan Ağa'nın oğlu olduğunu, genç yaşta II. Murad'ın sarayına girip yeniçeri ağası olduğunu ve 848 (1444/45) yılında Amasya beylerbeyi olarak Edirne'den geldiğini yazar. Çorum'daki hamam vakfiyesinde paşadan "atîku's-sultân Murâd", yani Sultan Murad'ın azatlısı olarak söz edildiğini de kaydeder. Aynı yıllarda Dulkadiroğlu'nun şehzade Mehmed'e verilen kızını Manisa'ya götürmekle görevlendirildiği, Yörgüç Paşa'nın kardeşi olarak anıldığı ve Varna Savaşı'nda gösterdiği gayretle tanındığı da aynı ciltlerde geçer. Savaş sırasında padişahı geri dönmeye teşebbüs ederken atının dizginini tutarak vazgeçirdiği rivayeti, Hüsameddin'in aktardığı kadarıyla bu kariyerin dönüm noktasıdır. 851'de dördüncü vezir olarak Divan'a çağrılmış, ardından dört yıl kadar vezirlik yapmış, 855'te II. Mehmed'in ikinci cülusu üzerine Amasya'ya dönmüştür. 857'de Haremeyn'e gönderilecek surreyi götürmek üzere Hicaz'a gitmiş, dönüşünde Amasya'da emekliliğini yaşamış ve vakıf yapılarına yönelmiştir (9-12. ciltler, s. 113-114).
Bu anlatı, paşa hakkında yaygın biçimde dolaşan daha kısa dökümle her noktada örtüşmez. O dökümde paşa 1456'da II. Mehmed tarafından Amasya'nın yönetimine getirilmiş, 1461'de de Trabzon'un fethinden sonra ilk Trabzon sancakbeyi olmuştur. Hüsameddin ise 874 (1469/70) kayıtlarında Trabzon'a atanan Şehzade Abdullah'ın yanında "Gelgiraslı Hayreddin Hızır Paşa bin Hasan Çelebi" adlı bir kişiyi anar; Merzifon'un Gelgiras nahiyesinden çıkan, oğlu Hasan Paşa'yla birlikte orada cami, medrese ve mektep yaptıran aynı adlı bir paşadan da ayrıca söz eder (1-4. ciltler, s. 208 ve 478). Amasya'daki Hızır Paşa'nın bu adaşla aynı kişi olup olmadığı eldeki kaynaklardan kesin biçimde çıkarılamamaktadır; mahalle adının sahibi olarak burada Hüsameddin'in "Ata Beyzade Hayreddin Hızır Paşa" dediği, Yörgüç Paşa'nın kardeşi olan kişi esas alınmıştır.
Soy konusunda da kaynaklar ayrılır. Sivas Evkaf kayıtlarına dayanan bir aktarım, Yörgüç ile Hızır Paşa'nın Köse Mihal soyundan geldiğini yazar. Hüsameddin bu rivayeti açıkça reddeder: her iki paşanın vakfiyelerinden ve kayıtlardan anlaşıldığı üzere bunlar Amasya'da medresesi bulunan Atabeg (Ata Bey) soyundandır; "Türk oğlu Türk" olan bu kişileri Mihaloğlu saymak bir efsanedir. Olcay ise Mehmed Paşa Medresesi'ni anlatırken banisini "Kösemihaloğullarından Hızır Paşa'nın biraderi Mehmet Paşa" diye tanıtır; Hüsameddin ve vakıf belgelerini inceleyen yeni çalışmalar ise Mehmed Paşa'yı Hızır Paşa'nın oğlu sayar; Olcay'ın bir kardeşlik ilişkisi kurması, hatırasına dayanan bir yanlışlık olabilir.
Hızır Paşa Vakıfları
Muhammet Okudan'ın İtkan Akademik Araştırmalar Dergisi'nde 2025'te yayımlanan "Hızır Paşa Vakıfları ve Amasya Hızır Paşa Medresesi" başlıklı makalesi, bu vakıfları bağımsız bir araştırmanın konusu yapar. Makaleye göre Hızır Paşa, 870/1465 yılında Amasya'da üç vakıf kurmuştur. Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi, Osmanlı Arşivi ve şer'iyye sicillerindeki belgeler birlikte okunduğunda Hızır Paşa'nın bir medrese ve cami yaptırdığı, bunların ihtiyaçlarını karşılamak için müderris ve muid gibi çeşitli kadrolar ihdas ettiği anlaşılır. Vakfiyede, kardeşi Yörgüç Paşa'nın yaptırdığı medresede görev alan müderris, muid ve öğrencilere ek ödeme yapılması da şartlar arasında yer alır. Aynı medrese külliyesinde defnedilen torununun mezarı başında Kur'an okunması da vakfiyenin hükümlerindendir.
870/1465 tarihli vakfiyeye göre Hızır Paşa, Suluova, Doğantepe, Ladik ve Amasya merkezde çeşitli büyüklüklerde tarım arazileri, bağlar ve bahçelerle birlikte iki han ve bir hamam vakfetmiştir. Doğantepe bugün Amasya'ya, Ladik ise Samsun'a bağlıdır; vakfın gelir kaynakları böylece şehrin sınırlarını aşan bir coğrafyaya yayılmıştı. Vakfın kuruluşundan kısa bir süre sonra, 1493'te Hızır Paşa'nın oğlu Mehmed Paşa babasının vakfına ek gelir sağlamak üzere on üç köy, iki mezra, yedi değirmen, bir tarımsal arazi ve bir dükkân bağışlamıştır.
Vakıf gelirleri genellikle vakfedilen köylerden toplanan buğday ve arpa gibi ürünler üzerinden hesaplanmıştır. Han ve dükkânlar kısmen de olsa gelir getirmeyi sürdürmüş, giderlerin neredeyse tamamı yapıların bakım ve onarımına ve çalışanların maaşlarına harcanmıştır. Yönetimde zaman zaman sorunlar yaşanmış; vakfiyede belirtilmeyen görevlere atama yapıldığı, mütevellilik şartlarını taşımayan kişilerin görevlendirildiği kayıtlıdır. Muhasebe kayıtlarına göre vakıf, Cumhuriyet dönemine kadar varlığını sürdürmüştür.
Hüsameddin, vakfın mütevelli geçmişine dair bir zincir de verir. Hızır Paşa'nın soyu, ona göre Mehmed Paşa'dan sonra ancak 1036 (1626/27) dolaylarına kadar sürebilmiştir. Bundan sonra kız torunlardan türeyen iki kol, Kurdzadeler ve Hayreddinzadeler, bir de paşanın azatlılarından Keyvan Ağa'nın soyundan gelen Keyvanzadeler vakfın tevliyeti için birbirleriyle çekişmişlerdir. Önce Keyvanzadeler tevliyeti üstlenmiş, ardından Seydibeyzadeler dava açıp tevliyeti almış, onlara karşı da Hayreddinzadeler mahkeme hükmü çıkarmıştır. Nihayet 1124 (1712) yılında Amasya mutasarrıfı Köprülü Ali Paşa'nın nüfuzuna dayanan Kurdzade Ali Bey, mütevelli Hayreddinzade Ali Bey'i görevden aldırıp sürdürmüş, tevliyet bundan sonra Kurdzadelerde kalmıştır (9-12. ciltler, s. 114). Sivas Evkaf Müdürlüğü kayıtlarına dayanan aktarıma göre bugün Amasya ve Samsun'da yaşayan Kurtoğlu ve Kurt sülaleleri, Hızır Paşa'nın oğlu Mehmed Paşa'nın soyundan gelir.
Kardeş Yapı Kümesi: Yörgüç Paşa
Hızır Paşa'nın vakfı, kardeşi Yörgüç Paşa'nın Amasya'da bıraktığı yapılardan ayrı düşünülemez. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi'ne göre Çelebi Mehmed, 1414'te on iki yaşındaki oğlu Şehzade Murad'ı Rum vilâyeti beyliğiyle Amasya'ya gönderince Yörgüç Paşa'yı da lala sıfatıyla yanına vermiştir. Murad'ın II. Murad adıyla tahta çıkmasından sonra Yörgüç Paşa 1423'te Rum beylerbeyiliğine tayin edilmiş, Amasya ve Tokat çevresinde yol kesen beyleri itaat altına almış, Orta Anadolu'da düzeni sağlayınca vezirlik rütbesi almıştır. Zilhicce 845'te (Nisan-Mayıs 1442) vefat etmiş ve Amasya'da yaptırdığı camisinin türbesine defnedilmiştir. Ansiklopedi, paşanın şeceresine dair farklı iddialar bulunduğunu, ancak kitabesinde, mezar taşında ve vakfiyesinde babasının adının Abdullah olarak geçmesi nedeniyle bu şecerelerin doğruluğunun şüpheli sayıldığını da kaydeder. Okudan'a göre Hızır Paşa'nın vakfı kardeşinin kurduğu medrese için de ek ödeme öngörmüştür; bu da iki yapı grubunun hem akrabalık hem de mali açıdan birbirine bağlı olduğunu gösterir.
Tarihî Yapılar
Hızır Paşa Camii
Cami, 1466'da Hayreddin Hızır Paşa tarafından yaptırılmıştır ve erken Osmanlı mimarisinde görülen zaviyeli, yani ters T planlı camilerden biridir. Bu plan, Amasya'daki Bayezid Paşa ve Yörgüç Paşa camilerinde de karşımıza çıkar. Yapı, yapıldığı günden bu yana pek çok kez hasar görmüş ve onarılmıştır; bu yüzden asıl örtü sistemi konusunda net bir bilgi yoktur. Ortadaki iki bölümün iki kubbeyle, yan mekânların ise muhtemelen tonozla örtülü olduğu düşünülmektedir.
Hüsameddin camiyi, hayratın tamamı gibi kârgir (taş) olarak tarif eder: küçük ölçülü, biçimi zarif ve minaresi ince bir yapı; medresesi doğu tarafında, önünde bir şadırvanı var, bütün topluluk bir duvarla çevrili. Cami 1214 (1799/1800) yılında Cârîloğlu Hacı Hüseyin Ağa'yı vaiz olarak görmüş, vaiz 1219 Şaban'ında ölmüştür (9-12. ciltler, s. 51). Külliye, cami, hamam, medrese ve şadırvandan oluşmaktaydı; Hüsameddin'in verdiği listeye mektep ve imaret de girer. Bugüne yalnızca cami ile hamam ulaşmıştır.
Hamam
Hüsameddin, caminin batısındaki hamamı "çifte hamam" diye tarif eder ve çok zarif bulur. Kadınlar sümbül mevsiminde burayı ziyaret edip gezinti yeri olarak kullandıkları için halk arasında "Sümbül Hamamı" adıyla anıldığını yazar (1-4. ciltler, s. 119). Hamam, vakfiyede yer alan bir kalemdir; gelir getiren vakıf mülkleri arasında sayılır ve külliyenin geçimine katkıda bulunmuştur.
Medrese ve Mektep
Hızır Paşa Medresesi, Hüsameddin'e göre caminin doğu ve kuzey tarafını kuşatan ayrı bir daire içindeydi, taştan yapılmış, odaları küçük, avlusu hoştu; her odanın önünde yaz günleri için bir çıkma bulunurdu. Kuruluş tarihi 870'tir. Yazar müderrislerin hepsini saymanın külfetli olacağını söyleyerek yalnızca değişimlerin görüldüğü yıllara değinir. Müderrislik kadim usulle yüksek ulemaya sırayla verilirken, 1098'de bu silsile bozulmuş, Ma'kûlzâde Hacı İbrahim Efendi, ardından Abdullah Efendi, 1115'te Hâfız Hasan Efendi müderris olmuştur. Sonraki yıllarda görev sık sık el değiştirmiş, kimi yıllarda hisse ikiye bölünerek iki kişiye verilmiş, 1169'da Köprülü Mehmed Efendi, 1183'ten sonra Ürgüplü Hacı Ahmed Efendi görev almıştır. Ürgüplü ailesinde müderrislik ve müftülük babadan oğula geçmiş, Hacı Ahmed Efendi'nin torunu soyundan gelenlerin hisseleri 1318'de de sürmüştür (1-4. ciltler, s. 168). Dokuzuncu ciltte medreseyle bağlantılı başka adlar da geçer: Pîrîzâde Hacı Hüseyin Efendi 1098'de ölürken bu medreseyle ilgisini sürdürüyordu; Ladikli Seyyid Hüseyin Efendi 1154'te müderris olmuştur (9-12. ciltler, s. 32 ve 41-42). Olcay da yirminci yüzyılın başında, mahallenin "en eski âlim ve müderrislerinden" biri olarak Ürgüplü Mustafa Efendi'yi anar.
Hüsameddin, Hızır Paşa Mektebi'ni de caminin yanında gösterir ve 870'te paşa tarafından yaptırıldığını yazar. Vakfı düzenli, öğretmen kadrosu güçlü bir okuldu; Amasya'nın tanınmış hattatlarından Hâfız Mustafa ve Mehmed Hüsnî Efendiler burada muallimlik yapmıştır. Yazarın döneminde mektep terk edilmiş durumdaydı (1-4. ciltler, s. 162). Medrese ise Olcay'ın anlatımında yıkık bir yapı olarak geçer: yirminci yüzyılın başında Yukarı Meydan'da cami ve hamam ayaktadır, medrese kalmamıştır. Okudan'ın makalesi, vakfiyenin medreseye ilişkin hükümlerini yeniden gün ışığına çıkarmıştır.
Hızır Paşa Camii Hazîresi
Tescil kayıtlarına göre hazire, caminin güneybatısında yer alır. İçinde içi oyularak yapılmış, dikdörtgen prizma biçimli iki mermer lahit mezar bulunur. Birinci lahdin sol yanında ve ortasında lale çiçeği, iki yanında rozet motifleri vardır; ikinci lahit birincisine benzer, üst tarafında zikzaklı saçaklar, baş tarafında lale motifi, yan taşlarında ise ortada lale, yanlarda selvi ağacı ve iki rozet işlenmiştir. Hazire, anıtsal koruma statüsündedir ve bakımından sorumlu kuruluş Vakıflar Genel Müdürlüğü'dür. Envanter mezarların kime ait olduğunu belirtmez.
Hüsameddin bu boşluğu kısmen doldurur. Ona göre hazirede paşanın torunu Oruç Bey'in türbesi vardır. Oruç Bey, paşanın damadı Kâsım Bey'in oğludur; kendisinden önce vefat ettiği için dedesi 870'te onun adına bir türbe yaptırmış ve Kur'an cüzleri vakfetmiştir (1-4. ciltler, s. 136). Okudan'ın vakfiyeden aktardığı, torunun mezarı başında Kur'an okunması şartı bu kayıtla örtüşür; iki kaynağın aynı kişiden söz ettiği çok olasıdır, ancak hiçbiri bunu açıkça birleştirmez. Hüsameddin'in başka bir yerdeki anlatısında ise Kâsım ve Ahmed Bey paşanın oğulları olarak anılır, "Kâsım Beyzâde Ahmed Bey ile Ahmed Beyzâde Abdullah Bey"in de paşadan önce ölüp cami hazîresine gömüldüğü belirtilir (9-12. ciltler, s. 114). Kâsım Bey'in damat mı oğul mu olduğu, iki ayrı pasajda farklı yazıldığı için belirsiz kalır. Hızır Paşa'nın kendisi ise Hüsameddin'e göre oğlu Mehmed Paşa'nın türbe bahçesinde yatar; Mehmed Paşa'nın türbesinin kapısı önünde, taş merdivenin kuzeyinde, baş tarafta babasının mezarı bulunduğunu, taşında kitabe olduğunu ama Mehmed Paşa'nınkinde olmadığını yazar (1-4. ciltler, s. 145).
Aile ve Çevre
Paşanın çocukları Hızırpaşa Mahallesi'nden çıkıp devlet kademelerinde yükselmiştir. Hüsameddin'in kayıtlarına göre oğullarından Mehmed Paşa, 887'de (1482/83) vezir-i salis, yani Divan'ın üçüncü veziri olmuş, Zilhicce 888'de bu görevden alınarak Şehzade Ahmed'in lalası yapılmıştır. 900'de (1494/95) Amasya'da kendi adıyla anılan cami, medrese, imaret, zaviye ve türbeyi yaptırmıştır; Olcay bu tarihi 902 (1496) olarak verdiği için iki yazar arasında yıl farkı bulunur. Olcay'ın Mehmed Paşa Medresesi'ne dair aktardığı bir ayrıntı dikkat çeker: medresede bir ekmekhane ve fırın bulunur, banisi Ramazan boyunca burada pide yaptırıp mahalle halkına ve yoksullara dağıtırdı.
Diğer oğul Mahmud Paşa ise Şehzade Bayezid'in Amasya'daki idaresinin vezirlerindendi. Fatih Sultan Mehmed'in, Bayezid'in erkânı hakkında yürüttüğü soruşturma sonunda Amasya'da bazı kişiler idam edilmiş, Mahmud Paşa da bunların arasında olmuştur. Hüsameddin, bu idamın yaşlı paşayı çok müteessir ettiğini yazar (1-4. ciltler, s. 479; 9-12. ciltler, s. 114). Paşanın kethüdası Hüsameddin Ağa da mahalle çevresinin yapı hayatında yer alır: 878'de Temenna Mahallesi'nde bir mektep yaptırmış, Meşkgâh'ın güneyindeki su gözesinin kuyusunu yine aynı yıl düzenlemiştir (1-4. ciltler, s. 89 ve 162).
Mahallenin sonraki yüzyıllardaki sakinleri arasında "meydan ağası" lakabıyla anılan Hacı Hızır Ağa öne çıkar. Hüsameddin onu Hızır Paşa Mahallesi'nden Hacı Ahmed Ağa'nın oğlu, sipahi, Ok Meydanı çevresinde asayişi sağlamasıyla halkın ve ayanın güvenini kazanmış bir kişi olarak tanıtır; 1065 dolaylarında Amasya sancağı mütesellimliğine kadar yükselmiştir. Aynı Hızır Ağa 1061'de mahalleye bir mektep, bir zaviye ve bir çeşme, 1064'te de Ok Meydanı'nda Halvetîlere ait bir tekke yaptırmıştır. Bu tekkede Habilzade Şeyh Ehlullah Efendi 1110'a kadar şeyhlik ettiği için yapı "Ehlullah Tekkesi" diye anılmıştır (1-4. ciltler, s. 119, 150; 9-12. ciltler, s. 117). Aynı adı taşıyan bir başka Hızır Paşa'nın 971'de Şamice Mahallesi'nde yaptırdığı tekke ise bu mahalleyle karıştırılmamalıdır; bu tekke 1143 yangınında yanmış, yeri kaybolmuştur (s. 151).
Yukarı Meydan ve İstasyon Çevresi
Olcay'ın anlatımında Hızır Paşa Mahallesi, bugünkü tren istasyonunun bulunduğu geniş sahanın batısında, Harşena Kalesi'nin eteğindedir. Şeyh Cui ile Akbilek bağlarına kadar uzanan bu sahanın bütününe "Karaağaç Meydanı" denir; batıdaki kesimi Yukarı Meydan ya da Hızır Paşa Mahallesi, ortadaki kesimi ise "Elekçiler Meydanı" adını taşır. Olcay, bu adın, orada oturan ve elek, kalbur yapan Kıpti topluluğundan geldiğini yazar. Sonraki yıllarda sahanın sosyal durumu düşük kimselerin toplanma ve eğlence yeri haline geldiğini, bu yüzden emniyetin gözetimine bırakıldığını da kaydeder. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bu durumun ortadan kalktığını, devlet demiryolunun yapılıp saha istasyon olunca çevrenin bütünüyle değiştiğini, burasının Amasya'nın şehre en yakın ve en değerli mesiresine dönüştüğünü anlatır. Olcay'a göre mahallede o sırada bir cami, bir hamam ve yıkılmış bir medrese vardı; eski sakinlerinden neredeyse kimse kalmamıştı, yeniden bir mahalle oluşuyordu ama halkın çoğu çevre köylerden gelen muhacirlerdi.
Nüfus ve Değişim
Hızırpaşa, Amasya Merkez'in kalabalık mahallelerindendir. TÜİK adrese dayalı nüfus kayıt sistemi verilerine göre mahallenin nüfusu şöyledir:
- 2012: 5.928
- 2013: 5.733
- 2014: 5.774
- 2015: 5.802
- 2016: 5.896
- 2017: 5.815
- 2018: 5.846
- 2019: 5.972
Sekiz yıllık seri oldukça durağan bir seyir izler. En düşük değer 2013'teki 5.733, en yüksek değer 2019'daki 5.972'dir ve aradaki fark 239 kişidir. Yıllık ortalama yaklaşık 5.846 kişidir; 2012 ile 2019 arasındaki net artış ise yalnızca 44 kişidir. Bu rakamlar, mahallenin bu yıllarda hızla büyüyen bir yeni yerleşim alanından çok, nüfusunu koruyan bir şehir içi semt görünümünde olduğunu düşündürür. Olcay'ın anlattığı muhacir yerleşiminden bugünkü kalabalık mahalleye giden süreci rakamla izleyecek bir kaynak bulunamamıştır.
Günümüzde Hızırpaşa
Hızırpaşa'yı bugün gezen biri, külliyenin ayakta kalan iki parçasına, camiye ve hamama bakarak başlayabilir. Caminin doğuya açılan girişi ve yamaca yaslanan konumu, planın arazi koşullarına göre nasıl değiştirildiğini yerinde gösterir. Hemen aşağıda tren istasyonu bulunur ve mahalle, on beşinci yüzyıl vakıf mimarisi ile demiryolu çağının ürettiği şehir dokusunu aynı sınırlar içinde barındırır. Mahallenin esnafına ve gündelik yaşamına dair kaynaklı ayrıntı bulunamadığı için bu konuda bilgi verilmemiştir.
Kronoloji
1414: Şehzade Murad, lalası Yörgüç Paşa ile birlikte Rum vilâyeti beyliğiyle Amasya'ya gönderilir.
1423: Yörgüç Paşa Rum beylerbeyiliğine tayin edilir.
1442: Yörgüç Paşa vefat eder ve Amasya'daki camisinin türbesine defnedilir.
1444/45 (848 H.): Hüsameddin'e göre Hızır Paşa Amasya beylerbeyi olarak Edirne'den gelir.
1456: Hızır Paşa, Fatih Sultan Mehmed tarafından Amasya'nın yönetimine getirilir.
1461: Trabzon'un fethi sonrası Hızır Paşa ilk Trabzon sancakbeyi olur.
1465 (870 H.): Hızır Paşa Amasya'da üç vakıf kurar; Hüsameddin'e göre cami, medrese, mektep, imaret ve hamam bu yıl tamamlanmış, Oruç Bey'in türbesi yaptırılmıştır.
1466: Hızır Paşa Camii yaptırılır.
1473/74 (878 H.): Hızır Paşa'nın kethüdası Hüsameddin Ağa Temenna'da mektep yaptırır.
1484 (889 H.): Hüsameddin'e göre Hızır Paşa ölür; oğlu Mehmed Paşa'nın türbe bahçesine defnedilir.
1493: Oğlu Mehmed Paşa vakfa on üç köy, iki mezra, yedi değirmen, bir tarımsal arazi ve bir dükkân bağışlar.
1651 (1061 H.): Hacı Hızır Ağa mahalleye bir mektep, zaviye ve çeşme yaptırır.
1712 (1124 H.): Vakfın tevliyeti Kurdzadelere geçer.
1799/1800 (1214 H.): Cârîloğlu Hacı Hüseyin Ağa Hızır Paşa Camii vaizi olur.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 1-4. ciltler (Amasya Belediyesi, 2022), özellikle s. 89, 96, 119, 136, 145, 150-151, 162, 168, 208, 308, 478-481
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 9-12. ciltler, s. 32, 41-42, 51, 113-114
- Osman Fevzi Olcay, Amasya Hâtıraları, "Yukarı Meydan Mahallesi (Hızır Paşa Mahallesi)" ve "Mehmet Paşa Medresesi" maddeleri amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Resmî kaynaklar
Diğer kaynaklar
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Yörgüç Paşa"
- Nufusu.com, "Merkez Amasya Mahalleleri Nüfusu" (TÜİK/ADNKS derlemesi, 2012-2019)
- Vikipedi, "Hayreddin Hızır Paşa"
Çevrimiçi kaynaklar
- https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page114.html
- https://dergipark.org.tr/tr/pub/itkan/issue/91336/1652232
- https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/amasya/kulturenvanteri/hizir-pasa-camii-haziresi
- https://islamansiklopedisi.org.tr/yorguc-pasa
- https://www.nufusu.com/merkez-amasya-mahalleleri-nufusu





