
Farsça Nazm 3 — Şod siyeh ez-cürm ü isyân nâme-i ikbâl-i men
Şehzade Bayezid'in mahlaslı tek Farsça nazmı: suç ve isyanla kararan ikbal defteri ve Allah'ın affı olmadan değer taşımayan tac, taht, şahlık şevketi ve hazine.

Şehzade Bayezid'in mahlaslı tek Farsça nazmı: suç ve isyanla kararan ikbal defteri ve Allah'ın affı olmadan değer taşımayan tac, taht, şahlık şevketi ve hazine.

Münîrî'nin hicretnâmesinin son kısmı: Sürâka'nın takibi, Ümm-i Ma‘bed'in çadırındaki mucizeler, Peygamber'in tarifi, Medine'ye varış ve mescidin yapımı.

Kara Fazlî'nin hacdan dönen bir devlet büyüğünü "Ḫayr-maḳdem" sözleriyle karşılayıp ayrılığı hastalığa, kavuşmayı hekime benzettiği hoş geldin kıtası.

Kara Fazlî'nin "kerem madeni" diye seslendiği bir şahtan ihsan dilediği, hak etmese de memduhun iyiliğe layık olduğunu söyleyen iki beyitlik eksik kıtası.

Kara Fazlî'nin periye benzettiği sevgiliyi şiirle ram ettiğini söylediği ve gözyaşını "damlaya damlaya göl olur" atasözüne bağladığı başı eksik kıtası.

Kara Fazlî'nin feleği satranççıya, kendini at ve piyonu kaybetmiş bir oyuncuya benzetip şahtan yardım dilediği, satranç terimleriyle örülü kıtası.

Kara Fazlî'nin eski duacısı olduğu bir büyüğün kapısında bekleyip "var mıdur" redifiyle huzura girmek için izin istediği iki beyitlik kıtası.

Kara Fazlî'nin esrarlı bir arkadaş meclisinde Rüstem ve Murad'la tatlı, şeker börek ve şerbet üzerine yapılan konuşmayı anlattığı şakacı kıtası.

Kara Fazlî'nin bir büyüğe ihsanı için teşekkür ettiği, "macun" ve "esrar" kelimelerinin çift anlamıyla meclis eğlencesini sezdiren iki beyitlik kıtası.

Kara Fazlî'nin İstanbullu kendisiyle Edirneli adaşı Fazlî-i Leng'i şiir meydanında yarışan iki binici gibi anlatıp topal rakibini "aksadur" sözüyle iğnelediği kıtası.

Kara Fazlî'nin Farsça kıtası: ilimden uzak şairi sermayesiz mağrur tüccara, mahlas takınan cahili askersiz ve tebaasız padişahlık iddiasına benzetir.

Kara Fazlî'nin Deccal ile Peygamber'in ikisi de Mesih diye anılsa da bir olmadığını söyleyerek şair ile şair geçineni ayırdığı, kasideden alınma kıtası.

Kara Fazlî'nin Farsça kıtası: kuluna iltifat etmeyi cömertlik sayan şair, ara sıra sorulacak bir hatırın kerem sahibinden hiçbir şey eksiltmeyeceğini söyler.

Kara Fazlî'nin ayrılıkta bir yıl kadar uzayan günün vuslatta sabah olmadan akşama döndüğünü söylediği, âşığın bahtsızlığını anlatan kısa kıtası.

Kara Fazlî'nin sevgilinin yerini bilmeyen, vuslat suyuna ulaşamayıp ayrılık ateşinde yanan âşığın çaresizliğini iki beyitte tek cümleyle anlattığı kıtası.

Kara Fazlî'nin şiirini ıkınıp sıkınarak çıkaran ve nazireye altın vaat eden Riyâzî adlı bir şairi açık saçık bir dille alaya aldığı hiciv kıtası.

Kara Fazlî'nin resme yapılan övgünün ressama döndüğünü söyleyerek kemal ehlini övdüğü, mesnevi tarzında kafiyelenmiş iki beyitlik manzumesi.

Kara Fazlî'nin sözü nisan yağmuruna benzetip sedefe düşünce inci, yılan ağzına düşünce zehir olduğunu söylediği iki beyitlik, söz ve şiir üzerine kısa kıtası.

Kara Fazlî'nin mana denizinin incilerini ve bilgi göğünün yıldızlarını sözünde topladığını söylediği, Gül ü Bülbül'ü hatırlatan mesnevi parçası.

Şehzade Bayezid'in tek beyitlik müfredi: bela köşesinde sevgilinin derdini hazine bulan ve kendini ancak aşk ülkesinin padişahı ilan eden bir şehzadenin övünmesi.

Kara Fazlî'nin Leylâ ile Mecnun hikâyesini Arapça "el-leyletü ḥublā", yani "Gece gebedir" sözüne bağladığı, aşk konulu tek beyitlik müfredi.

Şehzade Bayezid'in tek beyitlik müfredi: sevgilinin darmadağın kâkülünün her teli yılana döner; beyit "târ ü mâr" ile "târı mâr" arasındaki cinasa dayanır.

Kara Fazlî'nin gurbette sevinç yerine derdini taşıdığını söyleyip yurdu bırakmanın hiçbir safası olmadığı hükmüne vardığı tek beyitlik müfredi.

Şehzade Bayezid'in tek beyitlik müfredi: gönülden koptukça teni ateşlere yakan âh; Farsça "âteşîn" ile Türkçe "od" aynı ateşi iki dilden söyler, "dem" de nefesi anar.

Şehzade Bayezid'in tek beyti: sevgilinin gözü neden hep mahmurdur; çünkü önünde, dudağı gibi bir şarap durmaktadır. Hüsn-i talil üzerine kurulmuş bir müfred.

Şehzade Bayezid'in müfredi: yürüyemeyen servi sevgilinin boyuna, konuşamayan gonca ağzına benzeyemez. Mısraları kelime kelime karşılık veren bir beyit.

Şehzade Bayezid'in müfredi "başına gün doğmak" deyimini gerçek anlamıyla da işler: kâkül yanaktan çekilince güneş doğar, âşığın başına da gün doğar.

Şehzade Bayezid'in müfredi Farsça "mû" ile Türkçe "kıl" kelimelerini buluşturur: kıl belli sevgili ve kıl kadar değer görmeyen bir ömür. İki türlü okunan bir beyit.

Şehzade Bayezid'in müfredinde âşığın bedeni bir meclis sofrasıdır: göğsü tandır, gönlü kebap, iki gözü iki şişe şarap. Acıyı ziyafete çeviren bir beyit.

Şehzade Bayezid'in müfredinde sevgilinin sarhoş gözü, önüne çıkana hançer çeken bir kabadayıdır. Aynı imaj divanın on birinci gazelinde de geçer.

Şehzade Bayezid'in müfredi lal taşını sevgilinin dudağına benzetmeye razıdır, tek şartla: lalde bir zerre can olsaydı. Can bağışlayan dudak taştan üstündür.

Şehzade Bayezid'in müfredi hokka ağız ve inci dişlerden sonra "diş bilemek" deyimine geçer: inci dişlerini âşığın canına bileyen bir sevgili yakışık alır mı?

Şehzade Bayezid'in müfredi "gözlerüm" kelimesini iki anlamda kullanır: yol gözlemekten kana boyanan gözler ve can tende oldukça sevgiliyi bekleyen âşık.

Şehzade Bayezid'in müfredinde vaiz halka "güzel sevmeyin" der, sonra kendisi bir güzeli tuzağa çeker. Pend ile bend cinasına dayanan alaycı bir beyit.

Şehzade Bayezid'in müfredi "tolar" redifini iki anlamda kullanır: sevgili kâkülünü parmağına dolar, ufuklar misk kokusuyla dolar. Tam cinasa dayanan bir beyit.

Şehzade Bayezid'in müfredinde âşık dünyada derman bulamaz ve ayrılığa sabretmenin ne zor iş olduğunu yaşayarak öğrenir. Hekimlik diliyle kurulmuş bir hasret beyti.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.