
Gazel 297 — Görünelden gözüme bu vech ile ey dil Memi
Münîrî bu gazelde sevgilinin benini Âdem'i yoldan çıkaran buğday tanesine, dikilmiş yaralarını yamalı derviş hırkasına, yüzdeki teri de güneşte saklanan çiye benzetir.

Münîrî bu gazelde sevgilinin benini Âdem'i yoldan çıkaran buğday tanesine, dikilmiş yaralarını yamalı derviş hırkasına, yüzdeki teri de güneşte saklanan çiye benzetir.

Münîrî bu gazelde gözyaşlarını sevgilinin mahallesinde hem dilenci hem yetim sayar ve Duhâ suresindeki yetimi ezmeme, isteyeni geri çevirmeme buyruğunu hatırlatır.

Münîrî bu gazelde murğ-zâr ile murğ-ı zâr arasında cinas kurar, zülfü güzellik ülkesinin perdecisine benzetir ve şehit âşığın mezarını kılıç yapraklı süsenlerle çevirir.

Münîrî bu gazelde servi boyun kıyamet gösteren kerametini anlatır, mumun yanışını bir suçun bedeli sayar ve mezarının üstünde gönül dumanını sancak olarak diker.

Münîrî bu gazelde gülü sevgilinin yanağıyla yarıştırır, "hezâr" kelimesinin bin ve bülbül anlamlarıyla oynar ve sararmış yüzünü gözyaşının yazı yazdığı altın bir levhaya benzetir.

Münîrî bu gazelde zülfün düğümüne zincirlenen gönlü, ölümsüzlük suyunu reddeden âşığı ve levh ile kalemden önce alnına yazılmış aşk kaderini anlatır.

Münîrî bu gazelde amberi kıran kâkülü Hoten miskine yeğler, zülfü sağlam bir ip sayar, servi ile karaağacı sevgilinin boyuna kul eder ve küle dönmeden mumu görmek ister.

Münîrî bu gazelde "gül zârı" ile "gül-zâr" arasında tam bir cinas kurar, zâhidi meyhanenin sırrıyla takılır ve kıl kadar ince bel uğruna canı ortaya koymayı önerir.

Münîrî bu gazelde sararmış yüzünü samanı çeken kehribara, sevgilinin küçücük ağzını güneşte görünen zerreye benzetir ve kafiyeyi baştan sona "-iyyet"li kelimelerle kurar.

Münîrî bu gazelde kötek, yürek, bezek, etek ve bebek gibi Türkçe kafiyelerle rakibin dayağını, ölümün soğuk nefesini ve sevgilinin süssüz güzelliğini anlatır.

Münîrî bu gazelde Muhammed ile Muhammedî, Muhammedî ile Ahmedî arasında söz oyunu kurar; zülfe bağlı kalanla dünya bağlarından soyunanı karşılaştırır.

Münîrî bu gazelde zülfün halkalarını gamzenin okundan korunan bir zırha benzetir, girih ile zırıh kafiyesini işler ve yanaktaki tüyleri Hızır'ın nefesiyle yeşerenlere bağlar.

Münîrî bu gazelde zülfün örttüğü yüzü gündüz tutulan aya, boğumları bağlı neyi kırıkları sarılmış bir yaralıya benzetir ve kısa, halk diline yakın kafiyeler kullanır.

Münîrî bu gazelde kendi gazel söyleyiciliğini Mevlânâ'nın Mesnevî'siyle kıyaslar, sevgilinin sözünü Pehlevî diline benzetir ve hilal kaşı yeni aya bağlar.

Münîrî bu gazelde güneşi sevgilinin güzelliği önünde toprak eder, ayı "müşteri" kelimesiyle hem alıcı hem yıldız yapar ve zülfün şah tüyünü cennet bahçelerine gölge saldırır.

Münîrî bu yedi beyitlik gazelde servi boyun gölgesini "üftâde" kelimesiyle âşık yapar, sevgiliyi külahı yan yol kesici bir Türk'e benzetir ve hüzün kulübesine çağırır.

Münîrî bu gazelde güzellik hazinesini bekleyen yılanı zülfe benzetir, aşkın adı bile duyulmamış belalarını sayar ve gökteki yıldızları âhının yaktığı kabarcıklar diye görür.

Münîrî "gibi" redifli bu gazelde âhıyla gökleri tutuşturur, gamzeleri gönlü delip yaran bir tarağa benzetir ve ölümünden sonra da mumun çevresinde dönen bir pervane olur.

Münîrî "gibi" redifli bu gazelde gözü gönül evinin kapısı yapar, nal izini mihraba, gözyaşını dolap testisine ve titreyen yaşı yanağın güneşinde kıpırdayan civaya benzetir.

Şehzade Bayezid'in Hâfız'a nazire sayılan Farsça gazeli: Tahmasb'ın başını kılıçla ayırmaktan, Semerkant ve Buhara'yı almaktan söz eden, Solakzâde'ye göre şahın eline geçen şiir.

Münîrî bu gazelde beni gönül kuşunu tuzağa düşüren yem tanesine benzetir, elif boyun âşığı dâl gibi büktüğünü anlatır ve "al" kelimesiyle hile ile kırmızı arasında cinas kurar.

Şehzade Bayezid'in "nîst" redifli Farsça gazeli: Hüsrev ile Şirin kıssası şairin kendi hasb-i hâli olur, kirpikler zülfe tarak, âşıkane gazel de âşıklığın şartı sayılır.

Münîrî bu gazelde "bitmek" fiilinin sona ermek ve çıkmak anlamlarıyla oynar, ayva tüyüne rağmen sevgiliden vazgeçmez ve mahallenin köpeğinin bile kendisini unuttuğunu söyler.

Şehzade Bayezid'in "nîst" redifli Farsça gazeli: dertli dermanı, âşık âb-ı hayatı, sevgilinin sokağındaki cenneti istemez; makta "ân" kelimesiyle bir söz oyunu kurar.

Münîrî bu gazelde zülfü lâm ile dâl, kaşı nûn yapıp "ledün" kelimesini yazar, gözyaşını selden Ceyhun'a büyütür ve sararan yüzün sevgiliye sunulunca altına döndüğünü söyler.

Şehzade Bayezid'in "şod" redifli Farsça gazeli: Mushaf'a ayak basan kâfir zülf, hilalken dolunaya dönen sevgili ve dikenlerle oturan güle bülbül gibi inleyen âşık.

Münîrî bu gazelde ciğer kanını gamzeye sofra yapar, zülfü lâm ve kaşı nûn yapıp "len terânî" sözünü yazar, felek değirmeninde kına gibi un olan âşığı anlatır.

Şehzade Bayezid'in "heme dânend" redifli Farsça gazeli: gülden yüzün, Hoten miskinden kokunun izi ve siyah saçın sevdası; gizli kalması gereken aşkı artık herkes bilir.

Münîrî sade bir Türkçeyle yazdığı bu gazelde kan bedelini ölmeden yiyen âşığı, cefa taşıyla kırılan gönül şişesini ve canın dudağa erememesini Hacı Bektaş'ın ilencine bağlar.

Şehzade Bayezid'in "üftâd" redifli Farsça gazeli: âhla karışan sümbül saç, Kâbe sokağına zemzem gibi dökülen gözyaşı ve Cem'in kadehine çarpan taşla biten bir öğüt.

Münîrî bu gazelde Hüseyn ile Hüseynî arasında cinas kurar, gözyaşını fıkıhtaki temiz su ölçüsü kulleteyne benzetir ve canı dudaktan alınmış faizsiz bir borç sayar.

Şehzade Bayezid'in "şod" redifli Farsça münâcât gazeli: haddi aşan günah, kahrıyla perişan olan dünya, günah kuyusundan tutan el ve tövbeyle isyandan çıkma umudu.

Münîrî bu gazelde iki kat zülfü Çin ve Hıtâ ülkesine bedel tutar, bülbülün "berg ü nevâ"sıyla yoksul âşığın geçimliği arasında tevriye kurar ve canı öpücüğe ucuz bir paha sayar.

Şehzade Bayezid'in Farsça Gazel 7'nin ikizi sayılabilecek münâcât gazeli: sayıya gelmeyen suç, gonca gibi sıkışan gönül, lale gibi kızaran yüz ve şükürle biten bir yakarış.

Münîrî bu gazelde gül mevsiminde saf şarap ister, zahide güneş gibi nurlu bir perde gösteren güzelliği, delik bağrıyla sazları inleten neyi ve gözyaşı denizini anlatır.

Şehzade Bayezid'in "henûz" redifli Farsça gazeli: Hüma talihli sevgilinin peşinde kanatsız kalan, malını yitiren ve başına atılan taşı bile lütuf sayan âşığın bitmeyen bekleyişi.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.