Taşanzâdeler ya da Taşanoğulları, XIV. yüzyılın ortasında Kedağra, yani bugünkü Vezirköprü merkez olmak üzere Havza, Merzifon ve Zeytun yörelerine hükmeden Emîr Celâleddîn Taşan Bey'in soyudur. Aile adını bu beyden alır; Köprü ile Merzifon arasında uzanan ve bugün Tavşan Dağı denen dağa da onun adı verilmiştir. Hüsameddin'e göre Taşan Bey, son Selçuklu şehzadesi Tâceddîn Altunbaş'ı 739 [1339] yılında Amasya tahtına çıkaran iki emirden biri ve onun atabeyiydi. Oğulları ve torunları Kedağra emirliği için amca çocuklarıyla, Merzifon için birbirleriyle çekişti; bir kolu Koca Kaya Kalesi'nde Osmanlı'ya karşı direndi, öteki kolu erkenden Osmanlı hizmetine girip Canik sancakbeyliğine, Varna ve İstanbul fethinde emirliğe yükseldi. Hüsameddin, Taşanzâde Hasan Bey'in kızı Emîne Hâtun'un II. Murad'la evlendiğini de yazar.
Aile beylik devrinden sonra da dağılmadı. XVII. yüzyılda Girit savaşlarında sancakbeyi olan Seydî Ali Bey, Köprü'deki ata vakfının mütevellisiydi ve Taşan Dağı'nda oturuyordu; vakıf tevliyeti onun torunları arasında XIX. yüzyılın ortasına kadar el değiştirerek sürdü. Hüsameddin'in Amasya Tarihi'nde Taşan Bey'e ve onun soyundan gelen on sekiz kişiye ayrı madde ayrılmıştır; başlığında "Taşanzâde", "Taşanoğlu" ya da "Tâşânzâde" adı geçen on altı madde bunların çoğunu oluşturur. Taşan Bey'in babasına, kardeşlerine ve Taşanoğullarıyla aynı topraklar için yarışan amca çocuklarına ait maddeler de eklenince sayı yirmi yediyi bulur. Maddeler kısadır ve aynı kişinin soyunu çoğu kez birbirini tutmayan biçimlerde verir. Bu yüzden aşağıdaki soy kurgusunun birçok yeri kesin değildir; çelişkiler yerinde ayrıca gösterilmiştir.
Adı ve Kökeni
Hüsameddin'e göre "Taşan" adı bazı Arapça tarihlerde "Taşam", "Taşnam" ya da "Tâşan" diye yazılır ve hepsi aynı Celâleddîn Taşan Bey'i gösterir. Kitabın birinci cildinde aile, Köprü kazasından çıkan üç önemli sülalenin ilki olarak tanıtılır ve "Âl-i Selçuk'tan Husrev Şâh evlâdından olmak üzere meşhur" denir. Aynı yerde sülalenin nüfuzunun Kedeğra, Merzifon, Gümüş, Havza ve Zeytun kazalarından Canik ve Sinop sancaklarına kadar uzandığı, Köprü'deki Koca Kayası emirliğinin de bu sülalenin bir şubesi sayıldığı yazılır. Bir dipnotta Husrev Şâh, Taşan Bey'in dedesi Mahmûd Şâh'ın babası olarak gösterilir; başka bir yerde Mahmûd Şâh bin Husrev Şâh'ın 670'ten [1271-72] itibaren Koca Kaya'ya yerleşip burada emirlik ettiği anlatılır. Bu rivayete göre aile Selçuklu hanedanının bir yan koludur. Hüsameddin, Lâdik'teki Kubadoğullarından Cüneyd Bey'in "amca çocukları olan Taşanoğulları" ile çekişmesinden söz ederken de bu soy birliğini varsayar; Kubadoğulları gerçekten Sultan Altunbaş'ın torunlarıydı.
Biyografi ciltleri ise başka bir soy verir. Bu maddelerde Taşan Bey'in babası Emîr Sa'deddîn Umur Bey, dedesi Emîr Gıyâseddîn ya da Şemseddîn Mahmûd Şâh, onun babası da "Beylerbeyi Mübârizeddîn Tutuş" ya da "Tûtâş Bey"dir; aileye bu yüzden "Tutuşoğlu" da denir. Hüsameddin bu Tutaş'ı, Candaroğulları'nın atası Arslan bin Tutaş'ın babasıyla bir tutar ve Taşan Bey'in Candaroğlu Temir Bey'in amcasının soyundan geldiğini yazar. Husrev Şâh ile Tutuş iki ayrı ata olarak kalır; kitap iki rivayeti uzlaştırmaz. İkisinde de değişmeyen, ailenin Kedağra'dan çıktığı ve Taşan Bey'in dedesinin Mahmûd Şâh adını taşıdığıdır.
Dağın adı da aileye bağlanır. Hüsameddin'e göre Merzifon'un kuzeyini kaplayan, Tersakan Çayı'ndan Osmancık'ta Kızılırmak'a kadar kırk beş kilometre uzanan ve sancakta Akdağ'dan sonra en büyük dağ olan bu kütle, Taşan Bey'in özel çiftliğiydi. Taşan Bey, Rum valisi Timurtaş'ın 727 [1327] yılında ortadan kalkmasından sonraki karışıklıktan yararlanarak burada güçlenmiş, sonra Eretna Bey'e bağlanıp küçük bir emirlik kurmuş, ölümünde de dağı merkez edinmişti. Dağa "Taşan Dağı" denmesi bundandır; kitabın yazıldığı yıllarda halk ona "Tavşan Dağı" diyordu. Bâlî, Ahmed, Ali, Hasan ve Şâhin Beyler gibi torunları bu dağda oturmuş, bir kısmını vakfederek adlarını yaşatmışlardı. Hüsameddin, ailenin çoğunlukla Merzifon'da oturduğunu, akranlarından önce Osmanlı himayesine girdiğini ve bu yüzden Merzifon'un Bezm ü Rezm gibi bazı tarihlerde Taşanzâdelere nispetle "Vilâyet-i Hâs" diye anıldığını da ekler. 1485 tarihli Osmanlı tahririnde Gedegra kazasının en büyük alt nahiyesinin "Simre-i Taşan" adını taşıması, ailenin yöredeki izinin XV. yüzyıl sonunda da silinmediğini gösterir.
Taşanoğullarıyla aynı kökten gelen bir akraba kol, Taşan Bey'in kardeşlerinin soyudur. Hüsameddin bunları "Emîr Çelebizâde" ya da "Tutuşoğlu" diye kaydeder ve Kedağra emirliğinin onlarla Taşanoğulları arasında defalarca el değiştirdiğini anlatır. Bu kol aşağıda ayrıca anlatılmıştır. İdris Bey'in oğlu Abdâl Bey'in soyuna "Abdâllu" ya da "Abdaloğulları" denmiştir.
Kitapta adı aileyle birlikte geçen bazı kişiler ise bu soydan değildir. Ahmed Bey bin Hasan Bey'in maddesinin sonunda aynı yüzyılın emirlerinden "Kaya Paşazâde Ahmed Bey bin Durmuş Bey" de anılır; bu kişi Amasya'nın başka bir ailesindendir. Köprü'deki Şirvânîzâde ailesinden Hacı Bey diye bilinen Gâzi Mehmed Bey, Hüsameddin'in deyişiyle Taşanzâdeleri Köprü'den çıkarmaya ve Koca Kayası'nı Haydar Bey'in elinden almaya çok yardım eden emirdir; ama torunu İne Bey'in annesi onun kızıdır. Merzifonlu Çoban Bey'in maddesi başlıkta "Taşanzâde" adını taşır, fakat metin yalnız babasının Hacı Bâlî Bey olduğunu söyler. Taşan Dağı'nda oturan torunlar arasında bir Bâlî Bey'in sayılması ve ailenin Merzifon'la bağı, onun bu soydan olduğunu destekler; yine de bu bir çıkarımdır.
Kuşaklar Boyunca Aile
Emîr Çelebi Umur Bey ve Oğulları
Ailenin bilinen ilk büyüğü Taşan Bey'in babası Emîr Sa'deddîn Umur Bey'dir. Kendisine "Emîr-i Dâd" dendiği için halk arasında "Emîr Çelebi" adıyla anıldı; bir maddede adı "Emîr Sâdeddîn Ömer Bey" diye geçer, Taşan Bey'in maddesinde ise "Umur Çelebi" ve "Emîr Çelebi" adlarının aynı kişiye ait olduğunun sonradan anlaşıldığı belirtilir. Kedağra'nın Ortaklar nahiyesi onun çiftliği olduğundan bu yörelere "Emîrdâd nahiyesi" dendi. Sultan Altunbaş'ın atabeyiydi. Ömrünün sonunda inzivaya çekilerek Havza yakınında, kitabın yazıldığı yıllarda "Şeyh Sa'dî" diye bilinen köyde oturdu ve 740 [1339-40] yılından önce öldü. Hüsameddin oğullarını bir maddede Taşan, Zekeriyyâ ve Savcı, başka bir maddede Taşan, Zekeriyyâ ve İdris diye sayar. Altunbaş'ın Havza'daki çiftliğine "Simre-i Havza" dendiğini ve 756 [1355] yılından sonra yörenin "Umur Bey Köyü" ve "Şeyh Savcı" adlarıyla anıldığını da yazar.
Umur Bey ölünce elindeki Kedağra ve Zeytun oğulları arasında bölüştürüldü. Zekeriyyâ Bey ile Taşan Bey arasında uzun bir çekişme çıktı; sonunda Kedağra Taşan Bey'de, Zeytun Zekeriyyâ Bey'de kaldı. Zekeriyyâ Bey Amasya emirliğine bağlı kalarak 757 [1356] yılından sonra öldü, oğlu Mehmed Bey'dir. İdris Bey ise İdris Bey'in kendi maddesine göre Zeytun ile Göl nahiyelerini aldı, büyük kardeşinin gücüne dayanamayınca ona boyun eğdi ve 761 [1360] dolaylarında öldü. Zeytun'un iki kardeşe ayrı ayrı verilmesi kitabın kendi içindeki çelişkilerdendir. Üçüncü kardeş Savcı Bey, Şeyh Şücâeddîn lakabıyla anılır; kardeşleriyle birlikte Altunbaş'ın hizmetinde bulundu, sonra Simre-i Havza emiri oldu ve Taşan Bey'in başarısı için çalıştı. Amasya'nın büyük emiri Hacı Kutlu Şâh'a bağlanıp emirliğini korudu ve 758 [1357] yılından sonra öldü; Altunbaş'ın şehzadeleri onun korumasında kalmıştı.
Celâleddîn Taşan Bey
Emîr Celâleddîn Taşan Bey, Hüsameddin'in kendi deyişiyle "pek yiğit ve dündâr", yani tedbirli bir adamdı. Kedağra, Havza ve Merzifon kazalarına hükmediyor, Köprü ile Merzifon arasındaki yüksek dağlarda ve yaylalarda oturuyordu. Amasya'nın kuzeyi onun, güneyi Emîr Bahâeddîn Kürt Bey'in elindeydi. Adı kitapta ilk kez Sultan Altunbaş'ın maddesinde geçer: 718 [1318] yılında Rum valisi Timurtaş'ın Selçuklu soyunu sindirmesi üzerine saklanan Altunbaş, önce Taşan Dağı'nda Taşan Bey'in yanında kalmış, sonra Kürt Bey'in çiftliğine sığınmıştır. Vekayi kısmı, Timurtaş'ın Mısır'a kaçışının ardından Amasya'ya giren Karamanzâde Yahşi Bey'in Timurtaş'ın adamlarıyla birlikte "Emîr Çelebizâde Taşan"ı da Mısır'a gönderdiğini yazar; Taşan Bey'in ne zaman döndüğü belirtilmez.
Sivas'ta güçlenen Eretna Bey, Amasya'yı elinde tutan Hacı Ya'kûb Şâh'ın nüfuzunu kırmak için Kürt ve Taşan Beyleri kendi tarafına çekmeye çalışıyordu. Ya'kûb Şâh bunu sezince iki emiri izletti ve Sivas'a kaçırdı. Ya'kûb Şâh Tebriz'e gidince Kürt ve Taşan Beyler geri döndüler, Amasya çevresindeki Türkmen beyleriyle anlaşıp Sultan Altunbaş'ı çiftliğinden alarak 739 yılının sonunda [1339] Amasya'da tahta oturttular. Yeni düzende Taşan Bey atabey, Kürt Bey beylerbeyi, Pervâne Beyzâde Alemüddîn Süleyman Bey vezir, Gümüşlüzâde Celâleddîn Abdullah Çelebi müstevfi oldu. Hüsameddin, yirmi iki yıldır çiftliklerde yaşayan yaşlı sultanın bütün işleri Taşan ve Kürt Beylere bıraktığını, saltanatının kuru bir unvandan ibaret kaldığını yazar. Ancak emirler arasında kısa sürede kıskançlık başladı. Niksar emiri Tâceddîn Togan Şâh, 741 yılının başlarında [1340] Taşova'da Kürt ve Taşan Beyleri yenerek Amasya'ya girdi, Altunbaş'ı Simre çiftliğine geri gönderdi.
Bu yenilgiden sonra Taşan Bey'in nüfuzu daraldı. Kendi maddesine göre Kürt Bey'e karşı çıktığı için gücü Kedağra ve çevresine sıkıştı, kardeşi İdris Bey de onu tanımadığından yalnız kaldı. 744 [1343-44] yılından sonra öldü. Hüsameddin oğullarını Umur, Haydar ve Ali Beyler diye sayar ve torunlarından Haydar Bey ile onun oğlu Kâsım Bey'in tanındığını ekler. Başka maddelerde Esen ve Savcı adlı iki oğlu daha görünür.
Taşan Bey'in Oğulları
Taşan Bey'in ölümünden sonra oğulları arasında açılan bölünme, Kedağra'yı yarım yüzyıl boyunca çekişme alanına çevirdi. Haydar Bey Hacı Kutlu Şâh döneminde emirler arasındaydı; Merzifon, Kedağra ve Havza'yı ele geçirip Taşan Dağı'nda emirlik etti. Kutlu Şâh öldürülünce Halifetoğlu Alâeddîn Ali Bey'in Amasya'yı almasını destekleyen beyler arasında "Köprü emiri Taşanzâde Haydar Bey" de vardı. Şâdgeldi Paşa'nın "Kaynar Vak'ası" denen savaşı kazanmasıyla Ali Bey'in taraftarları dağıldı ve Haydar Bey Elbistan'a kaçtı; ertesi yıl Maraş taraflarına geçti. Kendi maddesi olayı biraz farklı anlatır: 763 [1361-62] yılında Hacı Şâdgeldi Paşa Merzifon emirliğini kardeşi Âdil Bey'e verince arası açılmış, savaşta yenilip 768'de [1366-67] Dulkadırlı Halîl Bey'e sığınmış ve onun emirlerinden olmuştur. 781'de [1379-80] Halîl Bey'in yanında Memlüklerle savaşıp yenildi ve aman dileyerek kurtuldu. Şâdgeldi Paşa'nın 783'te [1381] ölümünden sonra yaşlanmış olarak döndü, yeni Amasya emirine sığındı ve Köprü kazasında bir nahiyeye emir olup çocuklarıyla Koca Kaya'ya yerleşti. Orada öldü; oğlu Kâmil Bey'dir.
Haydar Bey kaçınca Köprü ve Merzifon emirliğine kardeşi Umur Bey geçti. Hüsameddin onun önce Zeytun emiri Araboğlu Zeynel Bey'le, sonra Sultan Altunbaş'ın torunu Kılıç Arslan Bey'le çekiştiğini anlatır. Havza kazasını kendi çiftliği sayan Kılıç Arslan, Umur Bey'i kazanın işlerine karışmaktan men etmiş, iki bey de Havza ve Köprü'de asayişi bozacak kadar ileri gitmişlerdi. Zerrin Günal Öden, Kılıç Arslan üzerine yazdığı makalede bu bilgiyi Hüsameddin'den aktarır. Umur Bey'in Merzifon için kardeşi Savcı Bey'le de savaştığı anlaşılır. Savcı Bey birkaç kez Merzifon emiri oldu, sonunda yenilip Hacı Kutlu Şâh'a sığındı ve 760 [1359] yılından sonra öldü. Bu tarih Kutlu Şâh'ın ölümünden ve Haydar Bey'in kaçışından öncesine düşer; bu da kardeşler arasındaki Merzifon çekişmesinin babalarının ölümünden kısa süre sonra başladığını düşündürür.
Esen Bey, Hüsameddin'e göre Kedağra emiri Celâleddîn Taşan Bey'in oğluydu, Amasya hükümdarı Hacı Şâdgeldi'nin emirlerinden olarak yıllarca Kedağra emirliğinde bulundu ve 773'te [1371-72] öldü. Oğlu Ali Bey'in "pek meşhur" olduğunu yazar. Öte yandan Hasan Bey'in maddesi, Kedağra emiri Alâeddîn Ali Bey'i doğrudan Taşan Bey'in oğlu sayar. Esen Bey'in oğlu Ali ile Taşan Bey'in oğlu Ali'nin aynı kişi olup olmadığı kitaptan çıkarılamaz.
Torun kuşağında da aynı ad tekrarlanır. Haydar Bey'in oğlu Tâşân Bey, amcası Umur Bey'in ölümünde Kedağra emirliğini ele geçirdi, Hacı Şâdgeldi Paşa'ya bağlanarak yerini korudu ve 783 [1381] yılından sonra öldü; oğlu Ahmed Bey'dir. Öte yandan Kocakaya'ya çekilen Ahmed Bey'in maddesi onun babasını Taşan Bey'in oğlu Haydar Bey olarak verir: babasının ölümünde bir süre Kedağra emiri olmuş, sonra amcasının oğlu Hasan Bey bin Ali Bey'le çekişip Kocakaya'ya çekilmiş ve 804'te [1402] Timur savaşında ölmüştür. Oğlu Haydar Bey'dir. Bu Ahmed Bey'in babası iki maddede iki ayrı kuşaktan gösterilir; Haydar ile oğlu Tâşân arasında bir kuşak kaymış olabilir, ancak hangisinin doğru olduğu belli değildir.
Amca Çocuklarıyla Kedağra Çekişmesi
Taşanoğullarının iç bölünmesinden en çok amca çocukları yararlandı. İdris Bey'in oğlu İlyâs Bey, Taşanoğullarıyla uzun süre emirlik kavgasına girişip arada bir Kedağra emiri oldu, sonra Hacı Şâdgeldi Paşa'ya sığınarak onun emirlerinden sayıldı ve 783'te [1381] öldü. Kardeşi Abdâl Bey, Şâdgeldi Paşa'nın adamlarındandı; Taşanoğlu Haydar Bey'i yerinden uzaklaştırarak Kedağra beyi oldu ve 775 [1373-74] yılından sonra öldü. Zekeriyyâ Bey'in oğlu İdris Bey ise Taşan Bey'in ölümünden sonra oğulları arasına düşen ayrılıktan yararlanıp bir süre Kedağra emiri oldu. Sonra Taşanzâde Haydar Bey'le savaşıp Göl nahiyesine çekildi. 788'de [1386] Haydar Bey'den önce davranıp Sultan Murad'a bağlılığını bildirdiği için yeniden Kedağra emiri yapıldı, Yıldırım Bayezid'in emirleri arasına girdi ve 796 [1393-94] dolaylarında öldü. Oğlu Evren Bey'dir. Böylece Kedağra emirliği kitapta, Taşan Bey'den sonra kırk yıl içinde en az altı ayrı kişinin elinde görünür.
Bu kolun sonraki kuşağı daha az belgelidir. Abdâl Bey'in maddesi, Abdaloğullarından Hasan Bey'in tanınmış bir Kedağra beyi olduğunu söyler. Kitapta "Emîr Çelebizâde Hasan Bey'in oğlu" diye kaydedilen Abdünnebî Bey, Çelebi Mehmed ve II. Murad'ın savaşlarında yararlık göstererek emir olmuş, 841 [1437-38] yılından sonra ölmüştür. Oğlu Ca'fer Çelebi, Kedağra'daki Taşanzâde Medresesi'nde müderrislik yapmış ve 864'te [1459-60] Kedağra kadısı olmuştur. Abdünnebî Bey'in babası Hasan Bey'in Abdâllu Hasan Bey olması akla yakındır, ancak bu bir çıkarımdır.
Osmanlı'ya Bağlanış ve Ali Bey'in Soyu
Taşanoğullarını Osmanlı'ya bağlayan kol, Alâeddîn Ali Bey'in oğlu Hasan Bey'in soyudur. Hasan Bey Hacı Şâdgeldi Paşa'nın tanınmış emirlerindendi; 788'de [1386] Sultan Murad'a bağlılığını bildirdi ve Kosova savaşında bulundu. Köprü'de bir medresesi vardı. Oğulları Ahmed ve Ali Beylerdir. Hüsameddin, Amasya emirliği Sultan Murad'a bağlandığı sırada Taşanzâdeleri Osmanlı'ya bağlayan kişinin Havza, Merzifon ve Kedağra kadısı Mevlânâ Receb Çelebi olduğunu yazar. Amasya'ya ait vekayide Esterâbâdî'nin Bezm ü Rezm'inden aktarılan bir yerde de "Taşanoğlu"nun bizzat gelip Osmanoğlu'na bağlandığı anlatılır. Taşanoğullarıyla savaşarak Merzifon emiri olan Kutlu Beyzâde Abdülazîz Bey'in, Taşanoğulları Yıldırım Bayezid'e bağlanınca emekliye ayrılması da bu bağlılığın sonuçlarından biridir.
Çelebi Mehmed 1402'den sonra Amasya'ya geldiğinde Köprü emiri Taşanoğlu Ali Bey'di; Taşanzâde Ahmed Bey de şehzadenin maiyetindeki emirler arasında sayılır. Timur'un adamı Kara Devletşâh'a karşı Amasya'nın kurduğu ittifaka Köprü emiri Taşanzâde Ali, Ahmed ve Kâsım Beyler de katıldılar. Hüsameddin, Ali Bey'in öteki kaza beylerine göre biraz dik başlı davrandığını, Amasya'yı pek tanımadığını da yazar. Yine de Taşanoğullarından Ali ile Ahmed, Köprü, Havza ve Zeytun'u ellerinde tutuyor ve Çelebi Sultan'a bağlı kalıyorlardı.
Hasan Bey'in oğlu Ahmed Bey, Yıldırım Bayezid'e bağlanarak emirler arasına girmiş, babasının ölümünde Kedağra emirliğine atanmıştı. 804'teki Ankara savaşında gösterdiği sadakat ve yiğitlik ona Çelebi Mehmed'in yakınlığını kazandırdı. 812'de [1409-10] Canik sancakbeyi Kubadoğlu Ali Bey isyan edince üzerine gönderildi, Ali Bey'i savaşta öldürdü ve Canik sancakbeyi oldu. Vekayi kısmında aynı olay, Kubadoğlu'nun Niksar'ı kuşatması, Amasya'dan giden bir kuvvetin onu dağıtması ve Taşanzâde Ahmed Bey'e Samsun emirliğinin verilmesi biçiminde anlatılır. Ali Bey'in oğlu Cüneyd Bey babasının öcünü almak için fırsat kolladı ve Ahmed Bey'i ansızın baskınla öldürdü. Ahmed Bey'in maddesi bu ölümü 814 [1411-12] yılına koyar; Cüneyd Bey'in maddesi Canik'in 817'de [1414-15] ele geçirildiğini söyler. Vekayiye göre Cüneyd Bey sonra suçunu itiraf edip padişaha sığındı ve Ahmed Bey'in mirasçılarını hoşnut etmek şartıyla bağışlanarak yerinde bırakıldı.
Canik Beyi Hasan Bey ve Şâhin Paşa
Ahmed Bey'in oğlu Hasan Bey, babası öldürülünce 814'te Kedağra emiri oldu ve katil Kubadoğlu Cüneyd Bey'le uzun süre uğraştı. 821'de [1418] Alparslanzâde Hüseyin Bey'le birleşip Cüneyd Bey'i öldürdü ve Hüseyin Bey'in Canik emirliğine yardım etti. Lâdikli Hüdâverdi Bey'in maddesi de 821'de Samsun'un Taşanoğlu eline geçtiğini kaydeder. Fakat Hüseyin Bey de II. Murad'ı tanımayıp bağımsızlığını ilan edince Hasan Bey, Amasya valisi Yörgüç Paşazâde Hızır Bey'le birlikte onu bastırmakla görevlendirildi. 831'de [1427-28] Kedağra'dan yürüyüp Canik'i kuşattı, Hüseyin Bey'i teslim olmaya zorladı ve Amasya'ya gönderdi. Ödül olarak Canik sancakbeyi oldu, on yıl kadar orayı korudu ve 841 [1437-38] dolaylarında öldü. Yörgüç Paşa'nın TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddesi de Canik hâkimi Alparslanoğlunun yakalanıp Bursa'ya gönderildiğini yazar, ancak onun adını Hüsâmeddin Hasan Bey olarak verir. Hüsameddin, Hasan Bey'in Kedağra'da bazı hayırları olduğunu söyler; oğlu Şâhin Paşa, kardeşi Ali Bey'dir.
Şâhin Paşa, babası hayattayken Amasya valisi olan Şehzade Murad'ın hizmetine girdi, önce zeamet aldı, Murad'ın 824'te [1421] tahta çıkışıyla emir oldu. Varna savaşında ve İstanbul'un fethinde fedakârca hizmet ettiği için beylerbeyiliğe yükseldi ve 873 [1468-69] dolaylarında öldüğü sanılır. Köprü'de hayratı ve evkafı vardı; soyundan Seydî Bey bu vakıfların mütevellisiydi. Hasan Bey'in öteki oğlu olduğu anlaşılan Ahmed Bey, Köprü emiri Hasan Bey bin Ahmed Bey'in oğlu olarak kaydedilir; önce zeamet sahibi, sonra emir oldu ve İstanbul'un fethinden sonra öldü.
Hüsameddin'e göre Kedağralı Emîne Hâtun Sultân, "Taşan Beyzâde Hasan Bey"in kızı ve II. Murad'ın eşiydi. Padişah onunla ikinci kez tahta çıkışında evlenmişti; bu, Murad'ın 850'de [1446] yeniden tahta geçtiği yıllara düşer. Bu evlilikten Şehzade Hasan doğdu. Hüsameddin'e göre 855 Muharreminde [Şubat 1451] Fatih Sultan Mehmed tahta çıkınca Şehzade Hasan boğduruldu, annesi de Kedağra'ya gönderildi. Emîne Hâtun'un Kedağra Kalesi'nde türbesi ve hayratı vardı. Mülklerini vakfedip Kur'an cüzü okuyanlara görev ayırmıştı. Hüsameddin bu bilgiyi, Kedağra kadısı Enverîzâde Mehmed Said Efendi'nin zamanında 7 Rebiülâhir 1251'de [Temmuz 1835] görülen bir vakıf muhasebesinden çıkardığını yazar. Bu evlilik başka kaynaklarda doğrulanamadı. Hangi Hasan Bey'in kızı olduğu da açık değildir; yaşları bakımından 841'de ölen Canik beyi Hasan Bey'in kızı olması daha akla yakındır, ancak bu bir çıkarımdır.
Aynı kuşaktan İne Bey, Kedağralı Hâmid Bey bin Hasan Bey'in oğluydu. Annesi İsmet Hâtun, Şeyh Alâeddîn Şirvânî'nin torunu Hacı Mehmed Gâzi Bey'in kızıydı. Ziraat ve ticaretle uğraştığından "İne Bey Hâce" dendi; sonra emirler arasına girdi ve 870 [1465-66] yılından sonra öldü. Oğlu Ruhşâd Bey ileri gelenlerdendi, onun oğlu da Ferruhşâh Bey'dir. Babası Hâmid Bey'in Canik beyi Hasan Bey'in bir oğlu olduğu, maddenin başlığındaki "Tâşânzâde" adına dayanan bir çıkarımdır. Bu evlilik, Koca Kaya'nın düşüşünde Yörgüç Paşa'nın yanında yer alan Hacı Bey ailesiyle Taşanoğulları arasında bir yakınlaşma olduğunu da gösterir.
Koca Kaya'nın Düşüşü: Haydar Bey ve Bedr-i Melek Hâtun
Taşanoğullarının öteki kolu, Köprü'nün güneybatısında yüksek bir kayanın üzerine kurulmuş Koca Kaya Kalesi'nde yaşıyordu. Kitapta bu kolun son beyi Haydar Bey'in soyu dört ayrı biçimde verilir. Kızı Bedr-i Melek Hâtun'un maddesine göre o, Haydar Bey bin Ali Bey bin Haydar Bey bin Taşan Bey'dir. Vekayi kısmı onu Haydar Bey bin Kâsım Bey bin Haydar Bey diye anar. Kendi maddesi ise onu Zeytun emiri Kâmil Bey bin Haydar Bey bin Umur Bey bin Taşan Bey'in oğlu yapar. Ahmed Bey bin Haydar Bey'in maddesi de Kocakaya'ya çekilen Ahmed Bey'in oğlunun Haydar olduğunu söyler. Dört kaydın birleştiği nokta, Koca Kaya beyinin Taşan Bey'in oğlu Haydar Bey'in soyundan geldiği ve Kâsım adlı bir oğlu olduğudur.
Haydar Bey'in kendi maddesine göre babası Kâmil Bey'in ölümünde Zeytun kazası emiri olarak Koca Kaya'da oturdu, Çelebi Mehmed'e ve sonra Şehzade Murad'a bağlı yaşadı. Ancak Amasya valisi Yörgüç Paşa'nın baskılarına karşı geldiği için âsi sayıldı. Vekayi kısmı onu kalenin sağlamlığına, erzak ve zahiresinin bolluğuna güvenip Yörgüç Paşa'nın tekrarlanan çağrılarına kulak asmayan bir bey olarak anlatır. Yörgüç Paşa, Haydar Bey'in oğlu Kâsım Bey'i ve işlerini yöneten Tayfur Bey'i kendi tarafına çekti ve onların yardımıyla kaleyi aldı. Haydar Bey'in maddesine göre bey Rumeli'ye gönderildi ve geçimi bir zeametle sağlandı. Olayın tarihi kitapta 828 [1424-25], 831 [1427-28] ve 833 [1429-30] olarak üç ayrı biçimde geçer. Yörgüç Paşa'nın TDV maddesi de Paşa'nın Rum beylerbeyiliği sırasında Kocakayası hâkimi Haydar Bey'in itaatini sağladığını kaydeder. Köprü'de Şirvânîzâde ailesinden Gâzi Mehmed Bey, Haydar Bey'in teslimi için Paşa'ya yaptığı yardımlar karşılığında Kedeğra kazası emiri oldu. Hüsameddin, Yörgüç Paşa'nın Haydar Bey'i Amasya'ya kaldırdığı sırada Köprü köyü ile Kedeğra kasabası arasında bir cami yaptırıp çevresine Türkmen aşiretleri yerleştirdiğini, Köprü'nün bundan sonra büyümeye başladığını da anlatır.
Haydar Bey'in kızı Bedr-i Melek Hâtun, babasının işlerini yöneten Tayfur Bey'in eşiydi. Kale teslim edildikten sonra kardeşi Kâsım Bey, kendisi ve kocası Amasya'ya getirildi. Bedr-i Melek Hâtun'a İçerişehir'de Meydan Kapısı'nın bitişiğinde bir ev mülk olarak verildi ve kocasıyla orada oturdu. 838'de [1434-35] Tayfur Bey sancakbeyi olunca ev Yörgüç Paşa'ya satıldı; Paşa da 840'ta [1436-37] onu vakfetti. Hüsameddin vakfiyedeki sınırları aktarır: güneyde sur, kuzeyde yol, batıda sur, doğuda Hâce Mehmed Paşazâde Mahmûd Paşa'nın evi; ev tam kale kapısının bitişiğinde, ırmak tarafındaydı. Bedr-i Melek Hâtun 848 [1444-45] dolaylarında öldü. Tayfur Bey Varna savaşında şehit düştü; oğulları Haydar ve Ali Beylerdir, Ali Bey'in oğlu Tayfur Bey 916 [1510-11] yılından sonra öldü. Bedr-i Melek Hâtun'un amcası Tuğrul Bey'di.
Merzifon Kolu: Mevlânâ Hasan Çelebi ve Çoban Bey
Ailenin Merzifon'daki varlığı iki maddeden izlenebilir. Savcı Bey'in oğlu Mevlânâ İzzeddîn Hasan Çelebi, Amasya'da okuyup Merzifon'da ders-i âm oldu. Hüsameddin'e göre Taşanzâdelerin Merzifon emirliği için birbirine düşmelerinden bıkıp Niksar'a gitti. Orada ders-i âm, Yağıbasanîye Medresesi müderrisi ve müftü olarak büyük ün kazandı ve 800 [1397-98] yılından sonra öldü. Hüsameddin, öğrencisi Mevlânâ Sa'd bin Halîl bin Süleyman el-Merzifonî'nin elinden çıkan bir Hülâsatü'l-Fetâvâ nüshasını gördüğünü, kitabın 793'te [1391] hocayla karşılaştırıldığını gösteren kaydın Hasan Çelebi'nin kendi yazısıyla olduğunu belirtir. Ailenin beylik kavgalarından uzaklaşıp ilim yoluna giren ilk üyesidir.
Merzifonlu Çoban Bey, Hacı Bâlî Bey'in oğluydu. Tanınmış zeamet sahiplerinden olarak uzun süre Merzifon beyi oldu. Kendi maddesine göre 847'deki [1443-44] Varna savaşında yararlık göstererek sancakbeyi oldu ve İstanbul'un fethinde bulundu. 860'ta [1455-56] Amasya valisi olan Şehzade Bayezid'in maiyetinde muhafız olarak Amasya'ya geldi, 867'de [1462-63] Tokat sancakbeyi oldu ve 873'te [1468-69] öldü. Oğulları Pîr Mehmed ve Yûsuf Beylerdir.
Zeamet ve Tevliyet Yüzyılları
XV. yüzyıldan sonra Taşanzâdeler artık birer zeamet sahibi ve vakıf mütevellisidir. 918 [1512] yılında Şah İsmail taraftarı Zünnûn Şâh Amasya'yı yağmaladığında, ona karşı toplanan beyler arasında "Köprü beylerinden Taşanzâde Şâhin Bey" de maiyet askeriyle geldi. Bu Şâhin Bey, 873 dolaylarında ölen Şâhin Paşa'dan sonraki bir kuşağa aittir. Ailenin XVII. yüzyıldaki tanınmış üyesi, Ahmed Bey'in oğlu Seydî Ali Bey'dir. Zeamet sahibi olan Seydî Ali Bey, atası Taşanzâde Hasan Bey'in cami vakfının mütevellisiydi ve Taşan Dağı'nda oturuyordu. Girit savaşlarında yararlık gösterip alaybeyi, sonra sancakbeyi oldu ve 1061 [1650-51] dolaylarında öldü. Havza'daki Beytekin ve Yavıcak köylerinin yarısını vakfetti. Hüsameddin onların "gayet itibarlı, sözü geçer, servet sahibi bir hanedan" olduğunu yazar.
Seydî Ali Bey'in oğulları Ahmed ve Halîl Beyler iki vakfın mütevellisi oldular. Onlardan sonra tevliyet önce Halîl Bey'in oğlu Ahmed Bey'e, onun 1116'da [1704-05] ölümüyle kardeşi Dervîş Bey'e, 1122'de [1710-11] Dervîş Bey ölünce oğlu Halîl Bey'e geçti. 1159'da [1746] Halîl Bey ölünce vakıflar ayrıldı: oğulları Hâfız Mehmed ve Molla Hasan Efendiler Köprü'deki Taşanzâde Hasan Bey vakfının, öteki oğlu Hızır Ağa ise Havza'daki Seydî Bey vakfının mütevellisi oldu. Hâfız Mehmed Efendi 1173'te [1759-60] ölünce tevliyet payının yarısı kızı Ayşe Hâtun'a, Molla Hasan Ağa 1183'te [1769-70] ölünce öteki yarısı oğlu Hüseyin Ağa ile kızı Hânîfe Hâtun'a kaldı. Havza vakfında Hızır Ağa'nın yerine oğlu Ca'fer Ağa, onun 1218'de [1803-04] ölümüyle oğlu Hüseyin Ağa geçti. Molla Hasan Ağa'nın oğlu Hüseyin Ağa 1224'te [1809-10] ölünce oğulları Mehmed ve Hasan Ağalar mütevelli oldu. Kaydın sonunda es-Seyyid Abdülkâdir bin Hüseyin bin Mehmed bin Hüseyin Ağa'nın 1277'de [1860-61] ölümüyle oğlu es-Seyyid Mehmed Ağa'nın vakfa tek başına mütevelli olduğu yazılıdır.
Aynı yüzyıllarda Taşan Dağı'nın aileye ait bir mülk olarak kaldığı da anlaşılır. Köprülü Arslan Bey, Taşanoğullarından Seydî Ahmed Beyzâde Ali Bey'in oğluydu. Babasının ölümünde Taşan Dağı malikânesi ona "ocaklık" yoluyla verildi; Hüsameddin onun çok sıkı, tedbirli ve nüfuzlu bir adam olduğunu, Taşan Dağı'nda tek bir eşkıyaya barınma fırsatı vermediğini yazar. 1128 [1716] yılından sonra öldü. Dedesi Seydî Ahmed Bey'in, Seydî Ali Bey'in oğlu Ahmed Bey olması akla yakındır; bu bir çıkarımdır.
Yapılar, Vakıflar ve Mahalle
Ailenin en uzun ömürlü eseri, Köprü'deki Taşanzâde Hasan Bey Camii ve vakfıdır. Hüsameddin'in birinci cildindeki Simre anlatısına göre Koca Kaya beyi Haydar Bey Yörgüç Paşa'ya boyun eğince, amca çocuğu Taşanzâde Hasan Bey "bu kalede" bir cami, medrese, zaviye ve türbe yaptırıp vakıflarını düzenlemiş, oğlu Şâhin Bey de bunları genişletmiştir. Biyografi maddeleri ise caminin Köprü'de olduğunu söyler. Hasan Bey'in kendisi de 841'de ölmüş Canik beyidir; Koca Kaya'nın düşüşünden sonra buralarda yapı yaptırması zaman bakımından mümkündür. Caminin XVIII. yüzyıldaki görevlileri kitapta bellidir: Köprü müftüsü el-Hâc Hasan Efendi 1112'de [1700-01], Nakîb Efendi diye tanınan es-Seyyid el-Hâc Hasan Efendi 1114'ten [1702-03] sonra, Hâfız Zekeriyyâ Efendi 1204'te [1789-90] caminin kürsü şeyhi oldular. Müftüzâde es-Seyyid Sa'îd Mehmed Efendi de 1181'de [1767-68] babasının ölümüyle caminin hatibi olmuştu. Seydî Ali Bey'in torunları bu vakfın tevliyetini XIX. yüzyılın ortasına kadar ellerinde tuttular.
Ailenin bir de medresesi vardı. Hasan Bey bin Ali Bey'in Köprü'de bir medresesi olduğu kendi maddesinde yazılıdır. Kitap bu medreseyi kimi yerde "Taşanzâde Medresesi", bir yerde "Taşanzâde Ahmed Bey'in medresesi" diye anar. Müderrisleri arasında Abdünnebî Bey'in oğlu Ca'fer Çelebi (Kedağra kadısı 864 [1459-60]), 1027'de [1618] müderris olan Osmancıklı Bilâl Efendi ve 1031 Şevvalinde [Ağustos 1622] buraya atanan, sonra Köprü müftüsü olan İdris Efendi vardır. İdris Efendi'nin bu göreve İstanbul'daki 1031 Receb olaylarından sonra gönderildiği belirtilir. Bu adlandırmaların aynı medreseyi mi, yoksa ailenin iki ayrı medresesini mi gösterdiği kitaptan anlaşılmaz.
Ailenin öteki hayratı daha dağınıktır. Canik beyi Hasan Bey'in Kedağra'da hayratı, Şâhin Paşa'nın Köprü'de hayratı ve evkafı vardı. Emîne Hâtun Sultân'ın Kedağra Kalesi'nde türbesi ve hayratı bulunuyordu. Seydî Ali Bey'in Havza'da Beytekin ve Yavıcak köylerinin yarısından oluşan vakfı, kitapta "Seydî Bey vakfı" adıyla anılır. Ailenin Amasya şehrindeki tek izi Bedr-i Melek Hâtun'un İçerişehir'de Meydan Kapısı yanındaki evidir; bu ev 840'ta Yörgüç Paşa'nın vakıfları arasına girdi.
Ailenin yerleşim alanı bugünkü Vezirköprü ilçesine denk gelir. Mehmet Öz'ün 1485-1576 tarihli tahrir defterlerine dayanan çalışmasına göre yöre XV. ve XVI. yüzyıllarda Gedegra ve Kocakayası adlı iki ayrı nahiye ya da kaza olarak örgütlenmişti. Gedegra bugünkü ilçenin merkez ve doğu kesimini, Kocakayası batı kesimini kapsıyordu. Öz, Kocakayası adının bugün Eğrikale denen ve eski adı Kocakaya olan yere ait olduğunu düşünür ve burasının Osmanlı fethinden önce Kocakayası kalesi hâkimi Haydar Bey'in elinde bulunduğunu belirtir. 1485'te Gedegra'ya bağlı en büyük alt nahiye olan Simre-i Taşan, Öz'ün varsayımına göre bugünkü Vezirköprü'nün merkez bucağına karşılık gelir; Havza tarafı ise Kubadoğullarının denetimindeki Simre-i Lâdik'e kalmıştı. Hüsameddin'in Taşanoğullarının Göl ve Zeytun nahiyelerinde emirlik ettiğini anlatması da defterlerdeki "Göl tâbi-i Kocakayası" ve "Zeytun tâbi-i Kocakayası" nahiyeleriyle örtüşür.
Soy Ağacı
Aşağıdaki ağaç Hüsameddin'in maddelerinden kurulmuştur. Kitap aynı kişilerin soyunu farklı biçimlerde verdiği için en çok maddenin desteklediği sıra esas alınmış, ayrılıklar parantez içinde belirtilmiştir.
- Mahmûd Şâh (babası bir rivayette Husrev Şâh-ı Selçûkî, başka rivayette Beylerbeyi Tutuş Bey)
- Emîr Sa'deddîn Umur Bey, "Emîr Çelebi" (ö. 740'tan önce [1339-40])
- Emîr Celâleddîn Taşan Bey (ö. 744'ten sonra [1343-44])
- Haydar Bey, Köprü emiri
- Tâşân Bey (ö. 783'ten sonra [1381]) (Ahmed Bey'in maddesinde Ahmed Bey doğrudan Haydar Bey'in oğludur)
- Ahmed Bey (ö. 804 [1402]), Kocakaya'ya çekilen
- Haydar Bey (Koca Kaya beyi olması muhtemel)
- Ahmed Bey (ö. 804 [1402]), Kocakaya'ya çekilen
- Kâmil Bey, Zeytun emiri (kendi maddesinde Haydar Bey, Umur Bey'in oğludur)
- Haydar Bey, Koca Kaya beyi (teslimi 828-833 [1424-30])
- Kâsım Bey
- Bedr-i Melek Hâtun (ö. 848 [1444-45]), Tayfur Bey'in eşi
- Haydar Bey
- Ali Bey
- Tayfur Bey (ö. 916'dan sonra [1510-11])
- Haydar Bey, Koca Kaya beyi (teslimi 828-833 [1424-30])
- Tâşân Bey (ö. 783'ten sonra [1381]) (Ahmed Bey'in maddesinde Ahmed Bey doğrudan Haydar Bey'in oğludur)
- Umur Bey, Köprü ve Merzifon emiri
- Alâeddîn Ali Bey, Kedağra emiri
- Hasan Bey, Kosova savaşında bulunan
- Ahmed Bey, Canik sancakbeyi (ö. 814 [1411-12])
- Hasan Bey, Canik sancakbeyi (ö. 841 [1437-38])
- Şâhin Paşa, beylerbeyi (ö. 873 dolayı [1468-69])
- Ahmed Bey (ö. 857'den sonra [1453])
- Emîne Hâtun Sultân, II. Murad'ın eşi (hangi Hasan Bey'in kızı olduğu kesin değil)
- Hâmid Bey (çıkarım)
- İne Bey (ö. 870'ten sonra [1465-66])
- Ruhşâd Bey
- Ferruhşâh Bey
- Ruhşâd Bey
- İne Bey (ö. 870'ten sonra [1465-66])
- Ali Bey
- Hasan Bey, Canik sancakbeyi (ö. 841 [1437-38])
- Ali Bey
- Ahmed Bey, Canik sancakbeyi (ö. 814 [1411-12])
- Hasan Bey, Kosova savaşında bulunan
- Esen Bey (ö. 773 [1371-72])
- Ali Bey
- Savcı Bey, Merzifon emiri (ö. 760'tan sonra [1359])
- Mevlânâ İzzeddîn Hasan Çelebi (ö. 800'den sonra [1397-98])
- Haydar Bey, Köprü emiri
- Zekeriyyâ Bey, Zeytun emiri (ö. 757'den sonra [1356])
- İdris Bey, Kedağra emiri (ö. 796 dolayı [1393-94])
- Evren Bey
- Mehmed Bey
- İdris Bey, Kedağra emiri (ö. 796 dolayı [1393-94])
- İdris Bey, Zeytun ve Göl emiri (ö. 761 dolayı [1360])
- İlyâs Bey (ö. 783 [1381])
- Abdâl Bey (ö. 775'ten sonra [1373-74]); soyu Abdâllu
- Hasan Bey, Kedağra beyi
- Abdünnebî Bey (çıkarım)
- Ca'fer Çelebi, Kedağra kadısı
- Abdünnebî Bey (çıkarım)
- Hasan Bey, Kedağra beyi
- Savcı Bey, Şeyh Şücâeddîn, Simre-i Havza emiri (ö. 758'den sonra [1357])
- Emîr Celâleddîn Taşan Bey (ö. 744'ten sonra [1343-44])
- Emîr Sa'deddîn Umur Bey, "Emîr Çelebi" (ö. 740'tan önce [1339-40])
- Bağı kurulamayan geç kuşaklar: Ahmed Bey
- Seydî Ali Bey, sancakbeyi (ö. 1061 dolayı [1650-51])
- Ahmed Bey (Arslan Bey'in dedesi Seydî Ahmed Bey olması muhtemel)
- Ali Bey
- Arslan Bey (ö. 1128'den sonra [1716])
- Ali Bey
- Halîl Bey
- Ahmed Bey (ö. 1116 [1704-05])
- Dervîş Bey (ö. 1122 [1710-11])
- Halîl Bey (ö. 1159 [1746])
- Hâfız Mehmed Efendi (ö. 1173 [1759-60])
- Ayşe Hâtun
- Molla Hasan Ağa (ö. 1183 [1769-70])
- Hüseyin Ağa (ö. 1224 [1809-10])
- Mehmed ve Hasan Ağalar
- Hânîfe Hâtun
- Hüseyin Ağa (ö. 1224 [1809-10])
- Hızır Ağa
- Ca'fer Ağa (ö. 1218 [1803-04])
- Hüseyin Ağa
- Ca'fer Ağa (ö. 1218 [1803-04])
- Hâfız Mehmed Efendi (ö. 1173 [1759-60])
- Halîl Bey (ö. 1159 [1746])
- Ahmed Bey (Arslan Bey'in dedesi Seydî Ahmed Bey olması muhtemel)
- Seydî Ali Bey, sancakbeyi (ö. 1061 dolayı [1650-51])
Hüsameddin'de Aile Üyeleri
- Emîr Çelebi-Tutuşoğlu (c. 7): Taşan Bey'in babası Umur Bey'in "Emîr Çelebi" lakabını açıklayan kısa göndermeli madde.
- Umûr Bey-Emîr Şeyh Saâdeddîn (c. 7): Taşan Bey'in babası, Sultan Altunbaş'ın atabeyi, 740'tan önce Havza yakınında öldü.
- Tâşân Bey-Emîr Celâleddîn (c. 11): Ailenin adını veren bey, Kedağra, Havza ve Merzifon hâkimi, Altunbaş'ın atabeyi, 744'ten sonra öldü.
- Zekeriyyâ Bey-Emîr Bahâeddîn (c. 10): Taşan Bey'in kardeşi, Zeytun emiri, 757'den sonra öldü.
- İdris Bey-Emîr Cemâleddîn (c. 7): Taşan Bey'in kardeşi, Zeytun ve Göl emiri, 761 dolaylarında öldü.
- Savcı Bey-Emîr, Şeyh Şücâ'eddîn (c. 10): Taşan Bey'in kardeşi, Simre-i Havza emiri, 758'den sonra öldü.
- Esen Bey-Taşanzâde (c. 7): Taşan Bey'in oğlu, Şâdgeldi döneminde Kedağra emiri, 773'te öldü.
- Savcı Bey-Taşanoğlu (c. 10): Taşan Bey'in oğlu, kardeşi Umur Bey'le Merzifon emirliği için çekişen bey, 760'tan sonra öldü.
- Haydar Bey-Taşanzâde (c. 9): Taşan Bey'in torunu olarak kaydedilen Köprü emiri, Dulkadırlılara sığınıp dönen ve Koca Kaya'ya yerleşen bey.
- Hasan Bey-Taşanzâde (c. 8): Alâeddîn Ali Bey'in oğlu, 788'de Osmanlı'ya bağlanan ve Kosova'da bulunan Kedağra emiri.
- Tâşân Bey-Tâşânoğlu (c. 11): Haydar Bey'in oğlu, amcası Umur Bey'den sonra Kedağra emiri, 783'ten sonra öldü.
- Ahmed Bey-Taşanzâde (c. 6): Haydar Bey'in oğlu, Kocakaya'ya çekilen ve 804'te Timur savaşında ölen bey.
- Ahmed Bey-Taşanzâde (c. 6): Hasan Bey'in oğlu, Kubadoğlu Ali Bey'i öldürüp Canik sancakbeyi olan ve 814'te öldürülen bey.
- Hasan Bey-Taşanzâde (c. 8): Ahmed Bey'in oğlu, Cüneyd Bey'i ve Alparslanoğlunu bastıran Canik sancakbeyi, 841 dolaylarında öldü.
- Şâhin Paşa-Taşanoğlu (c. 11): Hasan Bey'in oğlu, Varna ve İstanbul fethinde bulunan beylerbeyi, 873 dolaylarında öldü.
- Ahmed Bey-Taşanzâde (c. 6): Hasan Bey bin Ahmed Bey'in oğlu, İstanbul'un fethinden sonra ölen emir.
- Emîne Hâtun Sultân (c. 7): Taşanzâde Hasan Bey'in kızı ve Hüsameddin'e göre II. Murad'ın eşi, Kedağra Kalesi'nde türbesi olan hanım.
- İne Bey-Tâşânzâde (c. 7): Hâmid Bey bin Hasan Bey'in oğlu, ticaretle uğraşıp sonra emir olan, 870'ten sonra öldü.
- Haydar Bey-Taşan Beyzâde (c. 9): Koca Kaya beyi, kalesi Yörgüç Paşa'ya teslim edilip Rumeli'ye gönderilen bey.
- Bedr-i Melek Hâtun-Taşanzâde (c. 7): Koca Kaya beyi Haydar Bey'in kızı, Tayfur Bey'in eşi, Amasya'daki evi Yörgüç Paşa vakfına geçen hanım.
- Hasan Çelebi-Mevlânâ İzzeddîn (c. 8): Savcı Bey'in oğlu, Niksar'da müderris ve müftü, 800'den sonra öldü.
- Çoban Bey-Taşanzâde (c. 8): Hacı Bâlî Bey'in oğlu, Merzifon beyi, Tokat sancakbeyi, 873'te öldü.
- Seydî Ali Bey-Taşanzâde (c. 10): Girit savaşlarında sancakbeyi olan Hasan Bey vakfı mütevellisi, 1061 dolaylarında öldü; tevliyeti 1277'ye kadar torunlarında kaldı.
- Arslan Bey-Seydîzâde (c. 6): Taşanoğullarından, Taşan Dağı malikânesine ocaklık yoluyla sahip olan bey, 1128'den sonra öldü.
- İlyâs Bey-Emîr Çelebizâde (c. 7): İdris Bey'in oğlu, Taşanoğullarıyla çekişip arada Kedağra emiri olan, 783'te öldü.
- Abdâl Bey-Emîr Çelebizâde (c. 6): İdris Bey'in oğlu, Haydar Bey'i çıkarıp Kedağra beyi olan, Abdâllu soyunun atası.
- İdris Bey-Tutuşoğlu (c. 7): Zekeriyyâ Bey'in oğlu, 788'de Osmanlı'ya bağlanarak Kedağra emiri olan, 796 dolaylarında öldü.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları: c. 1 ve c. 3, Köprü ve Merzifon kazaları, Simreler ve vekayi (e-kitap 1-4, sayfa 198-199, 209, 212, 362, 380, 386, 397, 400, 402-404, 418-421, 424, 442, 446, 453, 455, 457, 459, 465, 468, 493); c. 6, s. 12, 16, 23-24, 117, 121; c. 7, s. 273-274, 334, 342, 353, 367, 374, 384, 414; c. 8, s. 480, 503, 533, 548, 582, 584, 618-619; c. 9, s. 98, 108, 126; c. 10, s. 200, 233-234, 250, 269, 343; c. 11, s. 379, 454, 517; c. 12, s. 586. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page209.html, https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page583.html, https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page455.html
Akademik çalışmalar
- Mehmet Öz, "Tahrir Defterlerine Göre Vezirköprü Yöresinde İskan ve Nüfus (1485-1576)", Belleten, c. 57, sy. 219 (1993). https://belleten.gov.tr/tam-metin/2265/tur
- Zerrin Günal Öden, "Kadı Burhaneddin Karşısında Bir Selçuklu Şehzadesi Kılıç Arslan", Belleten, c. 64, sy. 241 (2000). https://belleten.gov.tr/tam-metin/2577/tur
- Fahameddin Başar, "Yörgüç Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 43. https://islamansiklopedisi.org.tr/yorguc-pasa
- Halil İnalcık, "Murad II", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/murad-ii
Çevrimiçi kaynaklar
- https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page209.html
- https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page583.html
- https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page455.html
- https://belleten.gov.tr/tam-metin/2265/tur
- https://belleten.gov.tr/tam-metin/2577/tur
- https://islamansiklopedisi.org.tr/yorguc-pasa






