
Gazel 109 — Nīk-ḫvāhī ḫoş ṭutup terk-i bed-endīş itmedüñ
Âşık sevgilinin yapmadıklarını tek tek sayar ve listeyi "itmedüñ" redifi taşır. Bal iğneye döner; mahlas beytindeki "teftiş" kelimesi sitemi bir dilekçeye benzetir.

Âşık sevgilinin yapmadıklarını tek tek sayar ve listeyi "itmedüñ" redifi taşır. Bal iğneye döner; mahlas beytindeki "teftiş" kelimesi sitemi bir dilekçeye benzetir.

Türkçe "-lik" eki Farsça ve Arapça köklere eklenerek bütün kafiyeyi kurar. Saç ve boy İrem'in bitkilerine ders verir; gam potasında eriyen Ca'fer "bu mudur erlik" diye sorar.

Kemalpaşazâde ile Necâtî'nin nazire yazdığı bir zemin gazel: ayva tüyünü sahte yazı sayan matla, çelik gönül, Leylâ ile Mecnun gibi bir sayfaya çizilmek ve tedbir ile takdir.

Âşık ağlarsa gözündeki toz sürmesi yıkanacaktır, bu yüzden ağlamaz. Kafiyeler kulağa Türkçe geçmiş zaman fiilleri gibi gelir; "gerd" kelimesi de iki anlamla döner.

Alacaklılardan saklanan borçlu bir ağızla kurulan gazel: başka güzellerin ağzına üşüşen sinekler, diken kesilen yaban gülü, sevgiliyi içine çeken gömlek ve Nizâmî'nin zemini.

Âşık sevgilinin ayağının toprağı üzerine yemin eder ve yeminin konusu da o topraktır. "Senüñ" redifli dördüncü gazelde gece akan yıldızlar ahın ateşli oklarıdır.

"Ölicek" redifli bir cenaze vasiyeti: yasını tutacak kimse kalmayan âşık, gül suyuyla yıkanıp lâleden kefen isteyen ölü, rakibin "kıyamet mi kopar" alayı ve şükürle anılacak aşk şehidi.

Matla Arapça "cins cinse meyleder" sözüyle biter: selvi, kendine benzeyen boya eğilir. Halk da Nil taşkınını seyreder gibi âşığın gözünden akan yaşı seyre gelir.

Redifi "la‘l" olan ve matlaı Mesîhî'nin bir matlaıyla neredeyse aynı gazel: utançtan kızaran yakut, dikende biten yakut gözyaşı, rengini güneşten alan taş ve taşa çarpıp kırılan gönül.

"Arife bir işaret yeter" sözünü "arife bir gül yeter"e çeviren bahar gazeli: kıya bakan güzel gözler, delikanlı şarap ile ham kadeh ve saçını çözüp kara giyen yaslı sümbül.

Her beyit bir yokluğu sayar ve redif Türkçe "-suz" ekiyle kurulur: imansız, ölçüsüz, dermansız. Sultansız kalan yer gibi, aşkın konmadığı gönül de harap olur.

Sevgiliyi yaylaya göçer gibi gönülden göze çağıran gazel: kül olsa da ayrılmayan âşık, göz kulak kesilen bahçe ve baht gülü açılsın diye sevgiliden bir gülüş isteyen mahlas.

Gözdeki yansımayı pınarda su içen iki ceylana benzeten gazel: nalına gümüş çivi olan Ülker, kızıl Mecnun diye bağlanan gül demeti ve hayranlıktan ağzını açan zülüf ucu.

"Şekil" redifi her şeyi başka bir biçime sokar: âşık ağlayan buluta, çiy dişe, kaş berat başlığına döner. Cennetten kovulan tavus da yeniden kapıya kapıcı olur.

"Görmemek müşkil seni görmek daḫi āsān degül" mısraını taşıyan gazel: can ile canan, suya dönmüş kanlı temrenler, ayrılık ateşinden küçük cehennem ve feleğin ağzındaki hilal parmak.

Her beyit birine "gel" der: gönül Ferhat'ın hizmetine, zahit mürşide, padişah gönül tahtına çağrılır. Son beyitte çağıran ses, kendisine "gel" denmesini bekleyen âşığa dönüşür.

Bir cinayet soruşturmasıyla açılan gazel: saçta öldürülen gönüllerin şüphelisi olarak ortadan kaybolan ağız, ateş böceği gönül, aksin bile kıskanılması ve gözyaşından çamur denizi.

El öpmeye yetişemeyip ayak öpmek için izin isteyen âşığın gazeli: kargayla kafese konmuş bülbül, ayva tüyünden hüküm, kesilen zülfe karşı uzun emel ve Necâtî'ye ilk nazire.

"Beyciğim" redifli, kısa vezinli ve şarkıya yakın bir gazel: kul senindir bana ne diyen âşık, al giyip al etmenin üçlü oyunu, zaman böyle kalmaz öğüdü ve bahane olan şiir.

"Ayrıldım" redifli bir kayıp listesi: bal dudaktan ve gül yanaktan ayrılan âşık, "bakın nelerden ayrıldım" ünlemi, Ülker gibi akan gözyaşı ve melek huylu bir insandan ayrılan deli gönül.

Şair gül ile bülbülün sevgili ve âşıktan kinaye olduğunu gazelin içinde açıkça söyler. Kafiyeler Arapça tefa‘‘ul kalıbındandır: taḫayyül, tefe’’ül, tevekkül, teġāfül.

Padişah kapısında seherde çalınan nöbet, sevgilinin kapısında âşığın sabah feryadı olur. Âşığın ahı yıldızları üzerlik gibi yakar; zemin Sultan Cem'in gazelidir.

"Kimdür dimezem" redifli bir sır saklama gazeli: tarak gibi yarılan beden, mum gibi yakılan âşık, sopa yarasından kana boyanan gömlek ve kulağı küpeli sevgilinin adını vermeyen Ca'fer.

Kızıp gidiveren bir sevgiliyle açılan gazel: kâh sitem kâh naz eden ruh halleri, bir kıl etmeyen bin söz, paralel kurulmuş eşsizlik beyti ve bir kez görmekle her şeyini yitiren âşık.

Âşık bir ay yüzlüye rastlamış ve sabahı akşam olmuştur. Tek bir bakış başına kaza getirir, rakibin soluğu da kötü hava gibi onu sıtmaya düşürür.

Saba rüzgârı âşığı bir toz zerresi gibi yerden kaldırıp sevgilinin kapısına götürür; minneti de bu yüzden "yerden göğe"dir. Başka bir beyitte sivrisinek ağıyla Anka avlanır.

Canını kurtarırsa kendini pehlivan sayan güçsüz âşığın kısa gazeli: zengin kafiye, kuru güz yaprağı, ay sonunda kaybolan umut ayı ve sevgilinin ayağını incitecek kemikler.

Gazel Miraç gecesine bağlanır ve sevgiliyi "ay yüzlü bir Mustafa" diye anar. Felek kıskanıp şafaktan ay gösterir; âşık ise cennet yerine sevgilinin yüzünü görmeyi seçer.

Farsça ve Türkçe beyitleri nöbetleşe dizen mülemma gazel: su kabarcığından çadır, akşamla şafaktan muska, kapanan meyhane kapıları ve Câfer Çelebi'nin Farsçası.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.