
Gazel 72 — Cennet dir isem kūyuña cānā ‘aceb olmaz
Cennette gece olmaz, sevgilinin mahallesinde de; gazel bu akıl yürütmeden eteği ıslak bahar bulutuna, aksini baş aşağı suya atan selviye ve sıtma muskası olan ayva tüyüne geçer.

Cennette gece olmaz, sevgilinin mahallesinde de; gazel bu akıl yürütmeden eteği ıslak bahar bulutuna, aksini baş aşağı suya atan selviye ve sıtma muskası olan ayva tüyüne geçer.

Güllerin yansımasıyla gül renkli görünen elbise üzerine bir ışık oyunu: ateş renkli kumaş, yalnız değeni yakan ateş ve bir yanı atlas bir yanı palas olan giysi.

Gümüş kandile takılmış misk zincir gibi zülüf: hasta gözü kucağına alan kaş, zülüften tüy takılmış boy oku, ağız birliği eden iki güzel ve ayı ele geçiren cadı zülüf.

Renkli bir eve sevinen çocuk gibi âşığın kanına sevinen sevgili: "hoş" kelimesiyle kurulan göz kafiyesi, ciğerden sadak, sırmalı mum ve Kâsım Paşa'nın zeminine bir nazire.

Redifteki "varmış" her beyte bir keşfin şaşkınlığını katar; yaşlı âşık bahtının genç olduğunu anlar, kıl ucu kadar ağzı bulur ve uzun zülfü uzun bir ömre yorar.

Bu gazelde kafiyeleri neredeyse hep Türkçe kelimeler taşır: diş, kiriş, kamış, kış. Gonca çiyden dişlerle diş biler, şeker hırsızının parmağına da kamış sokulur.

Câfer Çelebi Arapça "kıssacı kıssacıyı sevmez" atasözünü vaiz ile meclis şarkıcısına uygular; sevgilinin beni mercimeğe yazılmış bir İhlâs sûresine benzer.

Bütün kafiyeler Arapça ḍād harfiyle biter ve şair kelimelerini bu dar listeden seçer; gül mevsiminin kısalığı bir uyarıya, var denen ağız ile yok denen bel bir tartışmaya döner.

Noktaları yazıdan önce konmuş bir sayfaya benzeyen yanak: hat ve nokta oyunu, "hayır ortadadır" sözü, hattat Yâkut tevriyesi, ırmak ile ırak ve Ahmed Paşa'ya nazire.

Her beytin ikinci mısraı herkesin bildiği bir hükmü söyler. Sarraf cevhere düşkündür, hırsız mehtaptan kaçar; kanı galip gelen göze de sevgilinin hünnap dudağı gerekir.

Fitilde gül açan mum eve misafir geleceğini haber verir; Câfer Çelebi bu ev inancını bahara bağlar ve "olsa şem‘" redifiyle çiçekleri mumların yerine yakar.

Bir bahar sabahı gül, sabah içkisi meclisi için çiçeklerden kandil yakar; gazelde eski Türkçe "-dığınlayın" eki iki kez geçer, ilkbahar da lâleye dağ üstüne bağ verir.

Sözünden dönecek sevgili korkusu, matlaın sonunda Arapça bir duaya dönüşür. Muhibbî aynı mısraı kullanmıştır; gül ise sırrı çözmek için goncanın içinde halvete girer.

Âşık ayva tüyünü yanakta boğulacak bir orduya benzetir, sevgili "Burada Musa yok" diye cevap verir; "yok" redifi ayı hilalsiz, bahçeyi tavussuz bırakır.

Ayrılık bu gazelde her beyitte bir iş görür: boyu yaya çevirir, bedeni mektuba sarılacak sarı bir ipe döndürür ve "sensiz ölürüm" sözünü yalana çıkarır.

Gazel "gözünün yaşına bakmamak" deyimiyle açılır ve "yok" redifiyle sürer. İkinci mısraını Zâtî neredeyse aynen almıştır; sevgilinin Tûbâ boyu kıyamet koparır.

Divanın en sade dilli gazellerinden biri: vaize "senüñle kārum yoḳ" diyen âşık, kadeh anlamındaki ayak ile ayık oyunu, kara topraktan aşağı düşen âşık ve gamı dağıtan gam.

Âşık sevgiliyi gölgesinden bile kıskanır ve mehtaplı gecelerde kapısına gitmez. "Olıcaḳ" redifi her beyitte bir şart kurar; kadeh geceyi aydınlatan aya benzer.

On bir beytin hepsi "‘ışḳ" kelimesiyle biter ve aşk sırayla sultan, sofra, deniz, terazi ve dükkân olur; mahlas beyti bu tekrarı bir mektubun başlığı sayar.

Kafiyelerin hepsi Türkçe ikilemedir: varaḳ varaḳ, ṭabaḳ ṭabaḳ, ḳabaḳ ḳabaḳ. Güzellik mecmuası yaprak yaprak açılır, âşığın sarı yüzü de safranlı zerdeye döner.

Perilerin ıssız yerlerde bulunduğuna inanılırdı; âşık bu inancın doğruluğunu kendi gönlünde görür. Tek mısrada üç atasözü dizilir: yılansız hazine, dikensiz gül olmaz.

Kalem, âşığın şevkini yazmaktan yorulup başını eğmiş ve gözüne kara su inmiştir. Câfer Çelebi, Ahmed Paşa ile Necâtî'deki kalem imgesini bu gündelik deyimle yeniden söyler.

Âşıklar sevgilinin kapısına o kadar yüz sürmüştür ki sarı benizleri duvarlara siner ve eyvan yaldızlı görünür; mahlas beytinde şairin divanı gül defterini yarım bırakır.

"Revān" kelimesiyle tam cinas kuran bir matla: canları su gibi ayağına akıtan yürüyen selvi, kanla dolu gonca, kaş yayına kurban olan canlar ve Şeyhî'nin zemini.

Yusuf'a dinarla bile müşteri çıkmayan pazarda âşık, sevgiliye sarı yüzüyle alıcı olur. "Senüñ" redifli bu gazelde saba rüzgârı da hevādār, yani âşık kesilir.

Her beytin ilk mısraı Türkçe, ikincisi Arapçadır. Arapça mısralar gündelik dua ve ünlem kalıplarından kurulur; gazel "yattığın yer hoş olsun" diyen bir mezar duasıyla kapanır.

Sevgili kalender dervişlerinin keçe kepeneğini giymiştir, âşık da aşk yüzünden ona uyar. Demir yürekli ayna bile keçe kılıfına girip bir derviş olur.

Matlada yüze gölge salan zülüf, mahlas beytinde güneşin "hem-sāye"si, yani komşusu olur ve baş eğmez; arada gözyaşı denizinde yüzen bir timsaha dönüşür.

Nişancılık yapmış bir şair, ayva tüyünü güzellik beratına çekilmiş tuğra olarak görür. Kara zülfün altındaki yeşil tüy bir Hindistan papağanı, dişler zerreye gizlenmiş Ülker'dir.

Hekimi geri çeviren âşığın gazeli: beden yerine can hekimi, şerbet yerine şarap ya da dudak, ciğer kanından içki takımı, kazaya kurban olan can ve derdi taşımaya yetmeyen kısa ömür.

Gonca açılmamıştır, bülbülün iniltisinden gül dalının ödü patlamıştır: gazel "sanma" kalıbıyla görünen olayları reddedip yerlerine şiirsel sebepler koyar.

Âşık gamın şeşderine düşmüştür ve her atışta zar bela gelir; tavla terimleriyle kurulan bu beytin yanında gazel, "yüz" ile "vech" üzerine bir pazar şakası da yapar.

Kıl gibi bele iştahla saldıran kemerin gazeli: derisi yüzülen goncalar, düğüm düğüm şeker kamışı, dövülüp deriye sarılan misk ve Yay burcuna giren ay gibi kucağa girecek sevgili.

Çivit mavisi bir elbise üzerine kurulmuş renk gazeli: sevinçten dönen felek, sürme sanılan yansıma, kızıl yaydaki lacivert ok ve pas yeşili kaftanı kıskanıp pas tutan can aynası.

Her beyit "Pîrî'nin" diye biter: redif bir özel addır ve gazelin gerçek bir genç için yazıldığını düşündürür. Sevgilinin beni batıda ayna tutan bir Hindu'dur.

Âşığın kanlı gözü eski göz hekimliğinin diliyle tedavi edilir: tutya, kırmızı göz tozu, sürme mili. Yolun tozu gözyaşıyla kızarır ve kendiliğinden ilaca döner.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.