
Deyiş 1 — Hak seni kullara yardımcı kıldı
Fedâî Baba'nın kışın dağ başında yolu kesilen yolcuların ağzından Hızır'a yakarışı: Şubat boranı, tipi ve "Yetiş imdadıma Hızır elâman" nakaratlı koşma.

Fedâî Baba'nın kışın dağ başında yolu kesilen yolcuların ağzından Hızır'a yakarışı: Şubat boranı, tipi ve "Yetiş imdadıma Hızır elâman" nakaratlı koşma.

Selîmî'nin fetihlerini sıraladığı Farsça gazeli: İstanbul'dan İran'a, Mısır'dan Hindistan'a uzanan zafer haritası, satranç ve sikke imgeleriyle sultan-şair portresi.

Abdurrahman Kâmil Efendi'nin Divançe'sini açan mesnevi: besmele, hamd, Peygamber'e salât, dört halifeye övgü ve ehl-i sünnet yoluna bağlılık üzerine on dokuz beyit.

Kadı Burhaneddin'in Amasya'yı yağma örneği olarak andığı gazel beyti: sevgilinin gece gelen hayali, âşığın canında Amasya gibi bir yağma olarak dilenir.

Latîfî'nin Hızrî'nin en seçkin sözü saydığı matla: gözyaşları içindeki sararmış yüzün suya düşmüş bir güz yaprağına benzetilmesi ve gül ile hazan karşıtlığı.

Köprülü'nün Gevherî'nin adını Mustafa saymasına dayanak olan mahlas dörtlüğü: bir damladan yaratılış, Levh-i Mahfuz'a yazılan kader ve Gümüş geleneğiyle ilişkisi.

Mecdî'nin Ahmedî'nin İskendernâme'sinden naklettiği beyit: insanın nereden gelip nereye döneceği ve bu dünyaya gelişinin amacı üzerine öğüt veren bir soru.

Muhlisî mahlaslı Şehzade Mustafa'nın Kınalızâde tezkiresindeki "gibi" redifli gazeli: güneş ve su gibi alçalarak yücelme öğüdü, İsa'nın iğnesi ve damla ile deniz.

Zârî'nin Latîfî'de kalan matlaı: saf şarap olmadıkça eli ayağı tutmayan, sarhoş olmadıkça aklı başına gelmeyen rindin tersine çevrilmiş mantığı ve ayak-kadeh tevriyesi.

Cenânî'nin tezkirelerde kalan matlaı: fırsat elverirken bu devri hoş geçirmeye, bugünü yarına bırakmamaya çağıran ve "devrânı" ile "devr ânı" cinasına dayanan beyit.

Gelibolulu Sürûrî'nin, Şehzade Mustafa'ya hoca olduğu için kendisini kınayan Gubârî'ye yazdığı manzum cevap: Amasya'daki şehzade hocalığının şairin kendi ağzından savunması.

Müeyyedzâde Abdurrahman Çelebi'nin (Hâtemî) Amasya sancakbeyi Şehzade Ahmed'den gelen bir mektuba cevap olarak yazdığı, mektubu harf harf öven altı beyitlik gazeli.

Kara Fazlî'nin divanını açan, aklın Allah'ın zatını kavramaktan aciz oluşunu serçe, binici ve kervan benzetmeleriyle anlatan on yedi beyitlik tevhid kasidesi.

Basîrî'nin Türkçe şiirlerinin başındaki gazel: Mecnun gibi ceylanlarla dost olan âşık, onun feryadıyla inleyen dağlar ve yüzü örten zülfün getirdiği kara gün.

Cezerî Kasım Paşa'nın (Sâfî) divanını açan, Hz. Hüseyin'e yazılmış otuz bir beyitlik kaside: övgü, bütün tabiatın Kerbelâ için tuttuğu yas ve şefaat dileği.

Âfitâbî'nin Âşık Çelebi'nin Çerâğ adlı gence tutkusuyla andığı sekiz beyitlik gazeli: perişan ile peri-tarak cinası, kıl bel ve güneşin ay yüzlüyü araması.

Hubbî Hatun'un kayıp Cemşîd ü Hurşîd mesnevisinin girişinden Âşık Çelebi'nin sakladığı on beyit: ölüm, kalıcı eser isteği ve kendini dişil sıfatlarla anan bir kadın şair.

Tâcîzâde Sa'dî Çelebi'nin dört tezkirede tekrarlanan matlaı: dünyada gönül olmasaydı, olsa bile her güzele meyletmeseydi diyen sade ve ustalıklı bir beyit.

Edip Tâcî'nin tezkirelerde en çok anılan matlaı ve Latîfî'nin sakladığı ikinci beyit: karanlık gece, yılan gibi zülüfler ve âşığı yakan gül ile lale.

Zeyneb Hatun'un tezkirelerin hepsinde yer alan "it" redifli gazeli: Şeyhî'ye nazire, münâcât beyti, Hızır ve İskender telmihi ve tartışılan "merdâne" maktaı.

Münîrî'nin divanını açan, Türkçe ve Farsça karışık kırk dokuz beyitlik tevhid ve münâcât mesnevisi; dört unsur, on iki imam ve bağışlanma dileği.

Adlî mahlaslı II. Bayezid'in divanını açan, "yaraşur" redifli on bir beyitlik münâcâtı; kulluk, havf u recâ ve mahlasla kurulan adalet nüktesi.

Amasyalı Divan kâtibi Hızrî'nin manzum öğüt risalesi Âb-ı Hayat'tan, eserin Amasya'da kurulduğunu söyleyip şehrin halkına dua eden dört beyit.

Mihrî Hatun'un divanını açan, "lâ ilâhe illallâh" redifli yirmi beyitlik tevhid; günümüz Türkçesiyle aktarımı, söz sanatları ve nüsha bilgisi.

Niyâzî'nin matla beyti: dün âşıkların gönlünü alan ay yüzlü sevgili ve onu anmadığı için gücenen şair; "hâtır" kelimesinin iki deyimdeki oyunu.

Sâhib'in şarap meclisiyle açılan na‘tı: zühd aklının azarı, şefaat ihtiyacı, gölgesiz beden ve sineksiz elbise rivayetleri, âyet parçalarıyla örülmüş bir övgü.

Derdini sevgiliye duyurmanın yolunu arayan âşık: Süleyman'a sesini ulaştıramayan karınca, meclisteki ağlayan mum ve ayrılık yarasını gösteren yırtık yaka.

Yalnız Sehî Beg'in kaydettiği, II. Murad'ın sohbet sırasında irticalen söylediği matla: çengin çalındığı, raksçının oynadığı ve çardağın sarsıldığı bir meclis anı.

Manzum bir ilmihal: Allah'ın zâtı ve sıfatları, kader karşısında teslimiyet ve ahirette rü'yetullah üzerine otuz iki beyitlik öğretici bir mesnevî.

Latîfî'nin "kendi hayalinin ürünü" diye övdüğü matla: meclisi şeker tarlasına, kırmızı şarabı papağana, kadehi yuvaya, kabarcığı yumurtaya benzeten Remzî beyti.

Sebâtî'nin şeyhi Mîr Hamza Nigârî'nin 1303'teki ölümüne yazdığı, onu "evliya burcunun güneşi" diye anan ve yılı son mısraına gizleyen yedi beyitlik tarih manzumesi.

Kınalızâde'nin Türâbî'ye verdiği, Latîfî'nin ise kendi mahlasıyla bitirdiği dünyadan el çekme gazeli: iki beyit, metin farkları ve bir aidiyet karışıklığının izi.

Osman Gazi'nin beyliğe seçilişinin ardından gelen, onu din kılıcını kuşanan ve İslam kapısının kilidine anahtar olan gazi olarak öven "'Osmân" redifli manzume.

Yüzde beliren ilk tüyleri hat sanatının diliyle anlatan bu kıtada Sülûkî, gubâr kelimesini hem toz hem ince yazı anlamında kullanır.

Rûhî Fâzıl Çelebi aşk ateşinin ölümden sonra da sürdüğünü, göğüs yarığı dikilmezse mezar toprağını yakacağını söyler; Hüsameddin'de beyit farklı okunur.

Sevgili rakiple gezmeye çıkınca âşığın canı yerinde durmaz; Refîkî'nin bu matlaını Hüsameddin yanlışlıkla ünlü tercî'-bendin tekrar beyti sanmıştır.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.