
Kıt'a 2 — Lâ tatma'inne bi-dârin ente sâkinuhâ
Emrullah Efendi'ye nispet edilen dört beyitlik Arapça parça: dünyaya güvenmeme öğüdü, sabır gemisi, Nûh'un gemisini anan ayet ve Bânet Suâd'dan alınmış son beyit.

Emrullah Efendi'ye nispet edilen dört beyitlik Arapça parça: dünyaya güvenmeme öğüdü, sabır gemisi, Nûh'un gemisini anan ayet ve Bânet Suâd'dan alınmış son beyit.

Sıdkı Mustafa Paşa'nın sevgilinin dudağını Cem'in kadehine, yanağını İskender'in aynasına benzettiği ve rakibin bu gösteren nesnelere bakmaması için dua ettiği beyit.

Şeyhî'nin bir kasidesinden kalan beyit: memduhun cömertliğinin damlayı deryaya, gazabının deryayı damlaya çevirdiği, katre ile derya üzerine kurulmuş ters çevirme.

Mum ile pervane mazmunu tasavvufa bağlanır: Bahâeddîn Mehmed Efendi'nin beytinde gönül yangınının kurtuluş için sermaye sayılması ve tut kelimesinin iki okunuşu.

Cevherî'nin üç kaynakta geçen matlaı: âşıklarına gizleme ilmini öğreten küçük ağız ve ihfâ ile ahfâ okuyuşları arasında aşk nüktesinden sufi beytine geçiş.

Kanlı gözyaşını hileye, eriyen bedeni hayale yoran bir sevgili: Ehlî'nin matlaında âl ile hayâl kelimelerinin iki anlamı ve metindeki okuma güçlüğü.

Sevgilinin kapısında insan sanılan bir it ve güneş yüzlüyle güzellik davasına girip susturulan bir mum: Emîrî'nin Sehî'nin tezkiresinde kalan iki beyti.

Rahîmî'nin kırık ayna nüktesi: sevgiliden kalbinin aynasını kırmamasını isteyen, çünkü kırık aynada suretin çoğalıp bakışın başkalarına kayacağını söyleyen beyit.

Latîfî'nin şaka yollu hezliyattan saydığı Zekâî beyti: gümüş tenli güzel, altın ve filori arasında kurulan para nüktesi ve beytin iki türlü anlaşılan imâsı.

Ca'fer Efendi'nin mahlaslı beyti: sınırsız cefa ile kısa ömür arasında bir hesaplaşma ve bu derdi çekmek için sonsuz bir ömür dileyen âşığın şikâyeti.

Terzi şair Siyâbî'nin terzi bir güzele tutulan âşığı anlattığı beyit: iki yakası bir araya gelmeyen yoksul âşık, eski kelimesinin çağrışımları ve Hüsameddin'deki Dürzî okuması.

Sânî'nin Latîfî'nin övdüğü matlaı: üç ağaç ve dört çiçekle sevgilinin boyunu ve yüzünü sayan, yüklemsiz bir hitap ve tezkirecinin çâr-ender-çâr dediği sanat.

Pîrî Mehmed Paşa'nın Latîfî'de kalan iki beyti: sevgilinin yüzündeki hat yerine elinden çıkmış bir mektubun hattını dileyen âşık ve tersinden okunan uyanık baht.

Dervîş Mehmed Çelebi'nin Molla Câmî'nin Nûşirevân kıt'asına Farsça cevabı: Peygamber adaleti bir Mecusi'den alamaz, Kisrâ'yı arındıran onun devrinde doğan Mustafa'dır.

Esrarî'nin Cemalettin Çelebi'nin 1331 (1915) yılında cepheye gidişini anlatan "Gidiyor" deyişi: Zülfikar, tevhid sancağı ve Kerbela imgeleriyle bir savaş destanı.

Derviş Edna'nın "kuzusunu yitiren" bir dervişin yolculuğunu anlattığı nefesi: mizan terazisi, on iki kapı ve "aktan okur kara bilmez" diyen bir âşığın vasiyeti.

Kul Hüseyin'in on beş heceli münacatı: seher vakti yâr yolunu gözleyen bir derviş, günah korkusu ve "Al elim ya Muhammed divanda ağlatma bizi" yakarışı.

Merzifonlu Ümîdî'nin sevgiliye sitem eden üç beyti: gelmeyen güneş ve zerre, yarayı dikmeye söz verip ok gibi geçen sevgili ve açılmayan gonca ağız.

Merzifon müftüsü Eşref'in üç beyitlik gazel parçası: kaleme gelmeyen dert, sabır hapıyla tedavi edilen gam sıtması ve müteşabih bir ayete benzeyen kaşlar.

Lâdikli Edîb'in seher duası ile şarap sohbetini yan yana koyan matlaı: aynı harflerle yazılan "sihir" ve "seher" arasında gidip gelen bir okuyuş.

Âşık Çelebi'nin Hayâtî'ye verdiği gazelden iki beyit: aşkı ezel üstadından öğrenip Şirin için canını veren Ferhad ve her gün bin kan döken cellat bakış.

Fethî'nin Merzifonlu güzel Gülfadik'e seslenen koşmasının ilk dörtlüğü: bülbül gibi artan feryat, aşk denizi ve kıyamete dek sönmeyecek ateş.

Gedâyî'nin Merzifon Cönkü'ndeki şakacı koşması: dünya gül bahçesinin gülü sayılan sevgilinin yüzündeki çıtır pıtır sivilceler, kan ağlayan lâleler.

Merzifon Cönkü'nde Bezmî adıyla basılan koşmanın ilk dörtlüğü: yay kaşlar, ceylan gözler, Mecnun gibi divane olan âşık ve Cezbî ile aidiyet sorunu.

Kul Hasan'ın bir örenle söyleşmesi: Nuh zamanından beri ıssız kalan harabenin mihrabını, dört lüleli pınarlarını, hanlarını ve gelin ettiği kızlarını anlattığı deyiş.

Sıdkî Baba'nın "eriştik şükür" redifli deyişi: yedi harften bir noktaya, elif ve be'ye, hakikat kitabının açılmasına ve Feyzullah adının iki anlamına uzanan bir şükür şiiri.

Dervişoğlu'nun üç dörtlüklük cem deyişi: niyaz eden canları birlik makamına çağıran, kırık gönüllere merhem arayan ve sevdiğinin izinden ayrılmayan bir zakir sesi.

Bâkî'nin Merzifon Cönkü'ne giren gazelinin matlaı: sevgilinin dudağını Cem'in kadehine, yüzünü İskender'in aynasına üstün tutan beyit; metin ve yorum.

Habib-i Karamânî'ye nispet edilen Etvâr-ı Seb'a'dan altı beyitlik na't: Peygamber'in Âdem'den önce âleme rahmet olduğunu anlatan nûr-ı Muhammedî düşüncesi.

Âşık Ömer'in Merzifon Cönkü'nde kalan divanının ilk dörtlüğü: güzellerin şahının yüzü Kadr ve Rahmân surelerine benzetilir, âşık o yüzde âyet okur.

Dertli'nin Merzifon Cönkü'nde kalan koşmasının ilk dörtlüğü: bir yerde toplanıp birbirine meydan açan âşıklar, elest sarhoşu sadık kalpler ve gizli muhabbet sırrı.

Yesârî'nin Merzifon Cönkü'nde kayıtlı semâ‘îsinin ilk beyti: dedim-dedi biçiminde âşık ile sevgili konuşması; özgün metin, günümüz Türkçesi ve yorum.

Ârif'in Merzifon Cönkü'nde kayıtlı güftesinin ilk beyti: bayram tebriği olabilecek iyi dilek beyti; özgün metin, günümüz Türkçesiyle aktarım ve edebî yorum.

Himmetî'nin Merzifon Cönkü'nde kayıtlı dîvânının ilk beyti: peri suretli güzel, bârekallah ve aferin; özgün metin, günümüz Türkçesi ve yorum.

Nazîf'in Merzifon Cönkü'nde kayıtlı gazelinin ilk beyti: bir akçeye bile alınmayacak dünya ve eskiyen atlas; özgün metin, günümüz Türkçesi ve yorum.

Tokatlı Nûrî'nin Merzifon Cönkü'nde kayıtlı koşmasının ilk dörtlüğü: seher yellerinden istenen haber ve misk kokulu kâküller; özgün metin, günümüz Türkçesi ve yorum.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.