
Gazel 53 — Cihānda her muvaḳḳi‘ ḫırḳa-pūş ehl-i yaḳīn olmaz
Sâhib'in Nâbî'yi usta saydığı hikemî gazel: her viranede hazine olmaması, sirkenin bal olmaması, zeytinin incire dönmemesi gibi örneklerle kanıtlanan hükümler.

Sâhib'in Nâbî'yi usta saydığı hikemî gazel: her viranede hazine olmaması, sirkenin bal olmaması, zeytinin incire dönmemesi gibi örneklerle kanıtlanan hükümler.

Sâhib'in "-erlik istemez" redifli gazeli: aşk meydanında gücü değil acizliği öne çıkarılan Ferhat, ayak ile mertebe oyunu ve zamanın tozuyla gelen ayva tüyü.

Âşık kendini sabırda badem, vahdet yolunda ihram, yazıda nokta, mecliste kadeh ve geçmiş bir yılın takvimindeki işe yaramaz günler olarak tanımlar.

Yalnız T. 738 nüshasındaki gazel: 54. gazelle aynı kalıbı paylaşıp iki mısraını tekrarlar; talihle kazanılan baht ve mahlas beytinde altınla alınan vuslat.

Sâhib'in en şakacı gazellerinden: Kays ile kayısı, şeftali ve mişmiş cinasları, "-miş" ekiyle anlatılan dedikodu, müziksiz kendinden geçen sofu ve satrançta kiş.

Sâhib'in "-eşden halâs" redifli gazeli: ok kuburuna benzeyen göz, yay gibi bükülmüş yaşlı âşık, ateşten geçen Siyavuş ve tavlada beşten ve altıdan kurtulma öğüdü.

Ayva tüyü Hızır gününde otağ kurup sefere çıkan, ordusu ve silahdarları olan bir hükümdardır; Uşşak'tan Pençgâh'a beş makam adı tek beyitte buluşur.

Sâhib'in medrese diliyle örülü gazeli: doğan güneş ile Şerh-i Metâli' kitabı, fıkhın az ile çok ilkesi, kulaktan âşık olmak ve beş parmağa benzeyen beş beyit.

Sâhib'in "-âsı yok" redifli gazeli: tevekkülü tarlasız ve köysüz bir malikâne olarak alan gönül, kanaat şehri ile hırs ülkesi ve Bûselik makamıyla öpücük oyunu.

Sâhib'in ikilemelerle kafiyelenen gazeli: Fetih suresini okuyan gonca, kitabını yaprak yaprak açan bülbül, Kefe lalesi ile Tatar akıncısı ve ocak ocak yoklanan kullar.

Sâhib'in "-andırıncaya dek" redifli on beyitlik gazeli: ettirgen fiillerle bir sabır şiiri, kandırmak fiilinin iki anlamı, iğneyle gül işlenen mendil ve sulanan divit.

Sâhib'in yemek ve tat diliyle kurulan gazeli: kalbura benzeyen felek, kıskançlık ateşiyle namlusu çatlayan tüfek ve hem şeker hem tuz olan sevgili dudağı.

Sâhib'in tıraş ve berber diliyle açılıp kapanan gazeli: makasla başı kesilen mum, aşk sırrını açıklayanın cezası, Hâtem'in acıması ve haftalıksız tıraş.

Sâhib'in eski hekimlik diliyle örülü gazeli: kırık saran ama kendi karalığından kurtulamayan mumya, göze sürülen tutya ve yaşlı âşığa değnek olan naz fidanı.

Sâhib'in Necîb'e nazire olarak yazdığı gazel: berber kelimesinin tekrarlanan harfleri ile Mısır'ın mükerrer şekeri, kuru su ile yaş ateş ve başını ayak eden kalem.

Sâhib'in "ne ... ne" kalıbıyla kurulan gazeli: âşığın yapamadıklarının dökümü, sürme ve tutyaya dönüşemeyen beden tozu ve ispat edilemeyen bir aşk davası.

Arapça ve Farsça kelimeler Türkçe "-cik" ekiyle kafiyelenir: firîbcik, rakîbcik, andelîbcik; çiy ile güneş ve külhanda yatan hasta garipçik. Yalnız T. 738'de.

Âşığa her beyitte başka bir şey olmasını buyuran "ol" redifi: servinin boynuna sarılan asma, ucu yarık misvak, yırtık kafes ve dünya malını kir gibi silkip döken tellak.

Mecnun'u avutan şey ceylanın gözünde gördüğü Leylâ bakışıdır; "degül" redifli gazelde âşığı yakan her şey, göründüğü yerin bir adım ötesinde aranır.

Ayva tüyü iftar vakti, yanak bayram sabahı: Ramazan takvimiyle, nûn harfinin noktasıyla ve remil levhasının çizgileriyle örülmüş bir hat ve hâl gazeli.

Ricâm câm, selâm lâm, enâm nâm: her mısraı önceki kelimenin son hecesiyle yankılanan gazelde elif gibi dik duran adam ve sonunda adı kazınan mezar taşı.

Söyleyeceklerini hazırlayıp sevgiliyi görünce hepsini unutan âşık kendini telaşa vakfeder; süveydâ ile ben aynı gönül gemisine biner, sevgili tüyünü tıraş eder.

Hokka mürekkeple dolu bir cahildir, kalem her gün içine dalıp sırrını öğrenemez; hayal çarşısı, rüyada dolu kadeh ve meyhanenin geniş meşrebi aynı gazelde.

Bütününü sevgilinin söylediği, Nâbî'ye nazire bir gazel: elmadan şeftali uman âşıkların "eyvâ"sı, ay ışığına yenilmeyen keten ve kıskançlıktan kana dönen misk.

Ayrılık yükü altında iki büklüm olan âşık namazının son oturuşuna varır; usul ile fürû, sarığı ağır zahit ve batıdan doğan güneş bu gazelin malzemesidir.

Kâbe'nin avlusunda mihrap aranmaz; Sâhib bu fıkıh bilgisini öpücüğe uygular ve "neylersin" redifiyle asıl dururken gölgesiyle uğraşanı tartar.

Kıl gibi ince bel kıyamet gününün Sırat köprüsüne benzer; ayrılığın şubatı, vuslatın nevruzu ve dudak sofrasının başındaki sevgili bu gazeldedir.

Rüzgâr ahı duymasın, şimşir boy övgüsünü işitmesin, zahit iyi şarabın tadını öğrenmesin: gazelin her beyti bir şeyin gizli kalmasını diler, yoksa felaket doğar.

Gönül tandırında ateş yakan sevgili bir kul oğludur, ocağı eksik olmasın; yaradaki pamuk, kadeh olan ayak ve Ramazan'da kapanan meyhaneler de gazeldedir.

Güzellik dudaktan tüye geçince deli gönül Halep'ten Şam'a, aklıktan karanlığa taşınır; her geceyi Kadir bilen âşık ve soy övüncünü açığa vuran şarap.

Ayrılığın etkisiyle Rüstem'den Zâl'e dönen âşık: Şâhnâme'nin soy ağacını tersine işleten gazel, hamamda bedenlerinden soyunan ruhları da anlatır.

Aşkın neredeyse hiç görünmediği bir hikmet gazeli: iğne ile iplik, güneşle beslenen pencere, kaderi miras memuru gibi bölüştüren kassâm ve kepeği ayıran elek.

Bitişse de ayrılsa da dik kalan elif harfi sevgilinin doğruluğuna örnek olur; nal iziyle mühürlenen yol toprağı ve vaktin oğlu olma öğüdü aynı gazelde.

Yeter çatlatma, su katma, yeleksiz atma: konuşma diline yakın emirlerle ilerleyen gazelin son beytinde Sâhib vaize "sana bin kez söyledim" diye çıkışır.

Matla, mısra, makta: kafiyesi şiirin kendi terimlerinden kurulan gazel, son beytinde başını maktada kestirmeden yazmayan kalemi şaire örnek gösterir.

Göğsü halka halka dağlanmış âşık, postu benekli bir pars gibi dağa düşer; isyancılarla baş kaldırıp ayağı bağlanan servi ve başında ateş yanan mumlar da burada.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.