
Gazel 62 — Açınca çeşmimi gördüm muḥīṭimi şaşdım
Cûdî'nin kendi varlığına şaşan "Taaccüb" gazeli: gözünü açıp "Ya ben neyim?" diyen şair, ezelden aşılan uçurumlar, Zeyd ile Amr nüktesi, kutsal nefha ve tenasühe düşmeyen ruh.

Cûdî'nin kendi varlığına şaşan "Taaccüb" gazeli: gözünü açıp "Ya ben neyim?" diyen şair, ezelden aşılan uçurumlar, Zeyd ile Amr nüktesi, kutsal nefha ve tenasühe düşmeyen ruh.

Münîrî'nin "diñlenür" redifli gazeli: mumda dinlenen pervane, hiç dinlenmeyen gözyaşı, it gibi havlayan rakibe "arada bir dinlen" öğüdü ve ikiye bölünen bir redif.

Kütahya'daki bir mecmuada Mihrî mahlasıyla kayıtlı, sevgilinin ilgisizliğine rağmen sevmekten vazgeçmeyen âşığı sade bir dille anlatan "olmaz" redifli gazel.

Cûdî'nin "Vücûd" gazeli: ateş ve nurla açıklanamayan varlık, kınından sıyrılan varlık, kara sayfalı ve nur harfli kâinat kitabı ve aklın sınırı; Yöntem'in ezberlediği şiir.

Münîrî'nin gazeli: görünüşte gülbeşeker, özünde yaş ateş olan dudak, ok dolu kalkana dönen göz, medd işaretine benzeyen kaş ve göze nur olan yol tozu.

Gül mevsiminde sevgiliyi her beyitte başka bir sıfatla çağıran, Eski Anadolu Türkçesindeki "-gil" ekiyle kurulmuş "gelgil" redifli Mihrî mahlaslı mecmua gazeli.

Cûdî'nin yaratılışı bir kitap olarak okuyan gazeli: "elif" demeden son babı soran gönül, "Kün" emrinin genizden sesi, Lebbeyk cevabı olan hayretler ve şüphe götürmeyen kâinat kitabı.

Münîrî'nin tezkirelerde örnek gösterilen matlaıyla açılan gazeli: mücevherleri su gibi döken iki göz pınarı, zülüf şahini ve mihenk taşında anlaşılan sahte gönül.

Derleyicinin "Mihrî-i Nâlân" başlığını koyduğu, sevgiliyi nergis, gonca, gül ve sümbülle anlatıp inleyen Mihrî'yi bülbüle benzeten hezec vezinli mecmua gazeli.

Cûdî'nin ruh ile bedeni bir sınıf sahnesiyle anlatan manzumesi: tahtaya tebeşirle yazan muallim, silinen yazı, hafızada kalan anlam, süpürülen tebeşir tozu olan beden ve kâinat kitabı.

Münîrî'nin "alur gider" redifli gazeli: her gece sultanı konuk eden dilenci gönül, hırsızı misafir diye alan divane, sarhoş Türk'ün kılıcı ve meclisten meclise taşınan mum.

Kavuşma ümidi ile ayrılık korkusu arasında kalan âşığın sorularını "‘aceb" (acaba) redifiyle sıralayan, Mihrî mahlaslı ve aidiyeti kesin olmayan mecmua gazeli.

Cûdî'nin ikinci "Şatahât" gazeli: ezel nurlarıyla güneşe dönen kalp, feleklere sığmayan benlik, yıldız çiçekli bir bahar ağacı, portakal güneş ve turunç ay, tek nefisten dallanan insanlık.

Münîrî'nin "var" redifli gazeli: seher oku atan gamze, derdi âşığınkinden beter gönül, laleden haber taşıyan saba ve sevinç gibi gam günlerinin de geçeceği hikmeti.

Sevgilinin perçeminden huysuzluğuna kadar her şeyin sebebini soran, sonunda o sebebin Mihrî'nin kendisi olduğunu söyleyen "bâ‘is" redifli mecmua gazeli.

Cûdî'nin vecd hâlindeki benliği anlatan "Bu da" gazeli: Âl-i Abâ'nın kapısının değerli tozu, aşkın dibeğinde dövülmüş varlık, yuvasız bülbül, Süleyman'a taşınan Sebe tahtı ve öpücük çalan bakış.

Münîrî'nin harf oyunlarıyla örülü gazeli: sad göz ile iki ra kaşın yazdığı "sarar" hükmü, eşiğin tozunu eleyen kirpikler ve zarar, yarar, karar cinasları.

Hayranlıkla başlayıp rakiplerle kucak kucağa görülen sevgiliye kırgınlıkla biten, mum-pervane ve ok-yay mazmunlarını kullanan "olmuş" redifli mecmua gazeli.

Cûdî'nin gönlü tek sığınak gören "baña" redifli gazeli: hem sığınan hem sığınak olan insan, sabır silahı, zırh olan beden, rahat olan yokluk ve gösterişli mezar istemeyen şair.

Münîrî'nin "ider" redifli gazeli: gönül ülkesini talan eden gam ordusu, badem dalında inleyen bülbül, cennet tavusu zülüfler ve yapraklarıyla divan tertip eden gül.

Mihrî Hatun'un İskender Çelebi ile anıldığında Şehzade Ahmed'in meclisinde söylediği rivayet edilen, dudağını âb-ı hayata benzeten tezkire beyti.

Cûdî'nin erenler meclisine seslenen gazeli: Aden denizinde inci avı, ağyarı dost etme dileği, hayatı bedene yükleyen emeller, ovaya sapıp cayan çaylar ve ruhlar âleminden kayıp düşen ayak.

Münîrî'nin deyim ve meselle yüklü gazeli: ateş düşen yerin tütmesi, insanı ot gibi biter sanan sevgili ve "sulu senek suda yatar" sözüyle yaşına gömülen göz.

Cûdî'nin Kurban Bayramı tebriği olan kıt'ası: ikbal sabahını nice benzerleriyle aydınlatma duası, kuşluk vakti ile îd-i adhânın kafiyede buluşması ve herkese yönelik bir kutlama.

Münîrî'nin halk söyleyişine yakın gazeli: iki anlamlı "yaşar" cinası, baharda taşan ırmaklar gibi gözyaşı, gönül hisarını kuşatan gam ordusu ve "danışıklı dağ aşar" meseli.

Cûdî'nin hac imgeleriyle kurulmuş bayram tebriği: Arafat'ta vakfe yapan hacılar, Lebbeyk sesi ve ömrün Kâbe'sini kafile kafile tavaf eden bereketli bayramlar.

Münîrî'nin "-ler" redifli gazeli: zülfün ucuna tutunan divaneler, ev yıkan nergis göz, yanaktaki benler olarak yanmış gönüller ve âşıktan ders almaya gelen pervaneler.

Cûdî'nin bayram tebriğinin ikinci yazımı: Lebbeyk sesine eşlik eden tekbirler ve bu kez ömrün değil gönlün Kâbe'sini tavaf eden Kurban Bayramı; iki yazım arasındaki farklar.

Münîrî'nin "olur" redifli gazeli: şekerden tuza dönen gözyaşı, hasta gönlün evinde huzursuz konuk, periye tütsü olan gönül ve güneşte kör olan yarasa zahit.

Cûdî'nin yedi bentlik Kerbelâ mersiyesi: kanlı taca dönen Muharrem hilali, "sus" redifli yas çağrısı, Hüseyin'in şehadet sahnesi, Yezid'e öfke, Muhteşem-i Kâşânî'ye övgü ve gulâta karşı.

Münîrî'nin "didiler" redifli gazeli: suret bulmuş ruh olan yüz, süzme bal dudak, nüsha ile ebter arasındaki oyun ve sevgiliye zerrece benzediği için dönen güneş.

Cûdî'nin küçük yaşta ölen oğlu Muhammed Nûrü'l-Hüdâ için gazel üslubunda yazdığı mersiye: zehre dönen neşe kadehi, feleğe sorulan "sevgili ne yana gitti", tutulan ay ve mahşere kalan buluşma.

Münîrî'nin gazeli: ateşe düşen kıl gibi yanakta duramayan zülüf, ebcedde elif olan boy, sabayı kıskanan lale ve sevgilinin hayaline perdecilik eden göz bebeği.

Cûdî'nin divan dışında kalmış iki beyitlik kıt'ası: doğarken ağlayan insan ile gülen dünya ve ölümü kendine gülüş, halka matem olacak bir ömür yaşama öğüdü.

Münîrî'nin "yeter" redifli gazeli: meclise mum olan yüz, şarap olan gözyaşı, zahide cennet sofuya helva taksimi, Çin miskini değersiz kılan zülüf ve bahçedeki karga.

Cûdî'nin "-dan gayrı" redifli "İstiğfar-nâme"si: istiğfardan başka ibadeti, gözyaşından başka armağanı olmayan kul, titreyen umut eli ve zamanın omzundan aldığı ödünç mal.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.