
Gazel 26 — Ey miŝālim, ne ʿarażsın ne de cevhersin sen
Ne araz ne cevher olan bir gölge, yer değiştiren ressam ve resim, yıllarla değişen bir yüz: Âyîne Karşısında gazeli Nergis'ten geçip mazhar düşüncesine varır.

Ne araz ne cevher olan bir gölge, yer değiştiren ressam ve resim, yıllarla değişen bir yüz: Âyîne Karşısında gazeli Nergis'ten geçip mazhar düşüncesine varır.

Âfâk ile enfüs ayrımına dayanan tasavvufi gazel: iç dünyanın ayetleri, mîsâk, ayn-ı sâbite, asla dönüş olarak ahlak ve aynaya çarpıp ölen akıl kuşları.

Cûdî'nin beş beyitlik bahar gazeli: gülümseyen çiçekler, havada gezen buhurdanlar, tabiatın şiirinin cisimleşmesi, aynı kalıptan kafiyeler ve başladığı mısrayla biten bir döngü.

Ufuklarda boşuna aranan nur, doğusu batısı olmayan güneş, anatominin yazamadığı görüşler: "üzerinde" redifli gazel iki bacak üstünde yürüyen bir cennetle kapanır.

Cûdî'nin canlı bir güzeli anlatan gazeli: gençliğin tazeliği, mucize gibi gülüş, sevilmenin yolunu düşünen sevgili, belagatle okunan güzellik ve yüz örtüsünde doğup batan ay.

Gam meclisinde sarhoş bir âşık sakiden imdat ister: ağza gelen can bir damla şarap bekler, saki varlığa yardım eder, Cem'in kadehinde bir önerme apaçık görünür.

Cûdî'nin Bir Nevâ başlıklı gazeli: Levh-i Mahfuz'a açılan gönül, Hakk'ın kaleminin mürekkebi olan unsurlar, ruhun sınırını göremeyen rasathane dürbünü ve garip yerlere kurulan yuva.

Tefsirsiz çözülemeyen varlık kitabı, tekbir getiren âcizlik, cehaletle birbirini helak eden kardeşler: Tahayyür dizisinin ilk bölümü eksik terbiye usulünde karar kılar.

Cûdî'nin Tahayyür dizisinin ikinci manzumesi: zerre kervanları, şimşek gibi geçen her şey, köpük saçan zaman seli, iki ucu gizli zincir ve her şeyi kaynağına bağlayan Arapça kapanış.

Ad verilemeyen sonsuzluk, nefsin icadı olan adlar, "şu" diye gösterilen gök, soyu belirsiz yetim atomlar: dizinin son bölümü ezelin karası ve beyazıyla kapanır.

Kırk bir beyit boyunca dünya bir gölge oyunu perdesidir; hayal insanlığın gelişmesini doğurur, ama rütbe ve nişan düşkünlüğünü, savaş ateşini ve hayal hastalığının aşısını da.

"Dedim, dedi" kalıbıyla kurulan altı bent: açılmamış gonca, siyah örtüsünü giyen ay, izinle girilen bahçe ve her övgüyü şairin şiirine geri çeviren bir sevgili.

Cûdî'nin "meşrebimce degil" nakaratlı muhammesi: rindin sevmedikleri, şarapsız mehtap, mihrap yerine kaş, Musa'nın mucizeleriyle oynayan kalem ve Câmî ile Hâfız'a selam.

Altmış iki beyitlik horoz şiirinde horoz müezzin ve aile reisidir, elbisesinin modası geçmez, "korrrrk" diye öter; ahiret tartışması kötümser bir kapanışa varır.

"Nedir?" sorularıyla toprak, su, şehir, kale ve mezarlar sıralanır; ardından hürriyet, hamiyet, aile, miras ve yardımlaşmadan bir haklar vatanı kurulur. Vatan terkib-bendi.

Kim olduğu bilinmeyen bir sevgili, gönlün kara noktası süveydâ, bilinmeyene sevgi olmaz diyenlere cevap: "Severim sevdigim ammā bilemem" nakaratı her bentte döner.

Cûdî'nin Fransızcadan çevirdiği Amele Şarkısı: yoksulluğu anası babası olan emekçiler, dalgalardan inci avlayan eller, işten eli mahrum zengine seslenen kardeşlik ve eşit davetli ilahî sofra.

Tembelliği bal sanan, bilgelerden geçinen, kapısını sürgüleyip dünyaya gülen bir tembel; karşısında gömleğinin kefen olduğunu söyleyen kişileştirilmiş Hazret-i Çalışma.

Cûdî'nin "başım üstinde yeriñ var" nakaratlı Kudûmiyye'si: bir gelişi karşılayan müseddes, efendi mi sevgili mi belirsiz bir misafir, pencereye çıkan göz bebekleri ve yol boyu açan çiçekler.

Günde beş kez hizmet eden ama dışarıda kalan minare ile cumadan cumaya kullanılan minber tartışır; içi eğri merdiven buluşu, edebi hizmetten üstün tutan bir ders verir.

Cûdî'nin çocuklar için yazdığı Âyîne vü Çocuk mesnevisi: aynadaki çocuğa yumruk gösteren küçük, onu yatıştıran anne, uşak Ömer ve "Oğlum, dünya aynaya benzer" dersi.

Kuraklıkta buluttan su dilenen reyhan duası kabul olunca etrafını bir ısırgan alayıyla sarılmış bulur; sitemine "yaptığından sorulmaz" ayetini andıran bir cevap gelir.

Alçakgönüllü menekşe, adını melekten alan gül, güneşe âşık filbahar, papatya ve gelin başında taşınan portakal çiçeği bir meleğin demetinde sırayla konuşur: Çiçek Demeti.

Sisli dağ, meleklerin serdiği yeşil seccadeler gibi tarlalar, tef çalan çağlayan, bülbüle kulak vermeyen serçeler; bahar tablosu en kâmil güzelliğin gizliliğini sorar.

Cûdî'nin Düğün Evi gazeli: perili dağ gibi düğün evi, def çalan şakacı defçi, "erkeklere karşı zafer" diyen kadınlar, kuşla avlanan kuş, süslenen kızcağızlar ve itme ile çekme.

Hece ölçüsüyle yazılmış tek şarkı: kara çarşaflı, beyaz elli bir güzel, "bu gidiş halka zararlı" uyarısı, bulut altındaki güneş gibi yüz ve "aman ammân" diye haykıran âşık.

Yer ile gök bir sağanakta birleşir, zerreler tandır gibi açılır, ördekler korkar; Yağmur müseddesi İbnü'l-Arabî'nin suda fenâsını anar, Allah'tan başka her şey akıp gider.

Yirmi yıl önce şarap şairlerine taş olarak yazılmış mesnevi: mahkeme diliyle iddia ve ispat, İmrü'l-Kays'tan İbnü'l-Fârız'a şahitler ve "işte kalem, işte âlem levhası" çağrısı.

Cûdî'nin İntizâr manzumesi: kocasını bekleyen gelin, "tiz gelin gelin" söz oyunu, tortusuz gözyaşı ve saç telini telgraf, gözyaşını zarf, gözünü pul yapan bir mektup.

Sonu sönük bir hilal, şehitler, dağ başında nöbet tutan aç nefer, babasını bekleyen çocuk: "ağlarım" redifli şiirde şair, gönül tanıdığı olmadığı için mendiline ağlar.

Muhammed Kâhya'nın köy namazı Vatikan'a karşı: sırmalı ayin elbisesi, uzak gök gürültüsüne benzeyen kilise nağmesi ve tersâ ile ters oyunu, Ma'arrî'den genişletilmiş bir polemikte.

Takvası övülen Zenbilli Ali Efendi ile haçlı ordusunu kışkırtan bir din adamı: İlliyyîn ile Siccîn, Tûbâ ile zakkum karşıtlıklarıyla kurulmuş sert bir polemik kıt'ası.

Cûdî'nin Himmet-i Lâ Tuhût manzumesi: "salâh-âver-i dîn" diye anılan Selâhaddîn, bir avuç askerle yenilen milyonlar, göklerden bir zafer takı ve düşmanlarının bile şahit olduğu fazilet.

"Medeniyet demek" diye başlayan alaycı tanımlar, kadınların toplumsal yeri tartışması ve koparılan çiçek benzetmesi: "Latîfe" başlıklı dört beyitlik nâ-tamâm gazel.

Cûdî'nin "Latîfe" başlıklı dekadan taşlaması: billur gülüş, yasemin renkli zaman, pembe emel, şeffaf nağme, yeşil rüya ve sıcak helvaya dönen sıcak dudak.

Dekadan ifadelerini tırnak içinde açıklayan alaycı bir sözlük: ay aydınlığı, evlenme iması, "leylaklar açarken" ve "zambak öpse" sözlerinin yaşlara çevrilen yorumu.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.