
Gazel 167 — Dil-i dîvânemiz sahrânı gezer
Şair kendi divanını bir aşk ayeti, sevda Mushaf'ı sayar; kaş mihrap, boy minber olur, zahide "eşekten aşağı" denir ve hece ölçülü gazel bir naatla biter.

Şair kendi divanını bir aşk ayeti, sevda Mushaf'ı sayar; kaş mihrap, boy minber olur, zahide "eşekten aşağı" denir ve hece ölçülü gazel bir naatla biter.

Âşığın kanlı gözü eski göz hekimliğinin diliyle tedavi edilir: tutya, kırmızı göz tozu, sürme mili. Yolun tozu gözyaşıyla kızarır ve kendiliğinden ilaca döner.

Cûdî'nin "gönülden gönüle" redifli gazeli: sözsüz can sohbeti, Mansûr'un darağacı sırrı, iyilerin gönülleri için teleskop mercekleri ve felekten feleğe inen vahiy gibi geçen söz.

Şehzade Bayezid'in "Ger hayâlün olmasa bu yolda hem-râhum benüm" nakaratlı murabbası: şart kipiyle kurulan bentler, Cemşid telmihi ve hizmetten uzak düşmek.

Kara Fazlî'nin, Şehzade Mustafa'nın veziri Sun'ullah Beg'in oğlu Mahmud'un 955 (1548) yılındaki ölümüne Farsça olarak düşürdüğü iki beyitlik tarih: Arap harfli metin ve okunuşu.

Münîrî'nin "ey dost" redifli gazeli: güzellik padişahından bir bakış dileyen kul, gözden dökülen inciler, gülbeşeker dudak ve seher yeliyle taşınmayı uman çöp beden.

Mihrî Hatun'un "olaydum kâşkî" redifli dokuz beyitlik gazeli; Âşık Çelebi'nin tezkiresinde naklettiği dört beyit ve Tâcîzâde Cafer Çelebi'nin aynı redifli gazeliyle benzerliği.

Âye, pîrâye, mâye, sermâye, dâye ve sâye aynı sesle birleşir; aşk çocuğunun dadısı olan şairin taçsız başının üstünde selvi boylunun gölgesi durur.

Âşık sevgilinin yapmadıklarını tek tek sayar ve listeyi "itmedüñ" redifi taşır. Bal iğneye döner; mahlas beytindeki "teftiş" kelimesi sitemi bir dilekçeye benzetir.

Cûdî'nin gençliğine dönüp baktığı gazeli: şiir gibi yaşanmış bir hayat, "bakir anlamlar" diye kızlarını gösteren dünyanın Havva'sı, aşktan emeklilik beratı ve sönen aşk ateşi.

Şehzade Bayezid'in "Aglasun kan aglasun bu çeşm-i giryânum benüm" nakaratlı murabbası: kan ağlayan göz, ağlayan bulut ve okyanus, sonunda Hakk'a kalan iş.

Münîrî'nin kısa vezinli sade gazeli: talihe bağlı vuslat, servi boylu genç için iki büklüm âşık, kaybolan bakış oku, çene kuyusu ve gözyaşında "devlete batmak".

Mihrî Hatun'un "egler beni" redifli gazeli; gam evinde oyalanan âşık, gözyaşı pınarı, kavuşma vaadiyle bekletilme ve gönül kayığını kıyıya atan rüzgâr üzerine sekiz beyit.

Hece ölçülü bu gazelde şarap asmanın kızıdır, mihr hem güneş hem sevgidir; seyyid şair melih sözünü ve aşırı sevgisini Hayrü'l-beşer'den kalan bir miras sayar.

Türkçe "-lik" eki Farsça ve Arapça köklere eklenerek bütün kafiyeyi kurar. Saç ve boy İrem'in bitkilerine ders verir; gam potasında eriyen Ca'fer "bu mudur erlik" diye sorar.

Cûdî'nin "Şâir" muhammesi: yalnız gezip yalnız olmayan şair, konuşan şelale ve kuşlar, kâinata tercüman bakış, üç dilli bir bent ve her şeyle konuşup sevgilinin yanında susan bir gönül.

Şehzade Bayezid'in "Yine derd-i hecre düşdüm n'ola dermânum benüm" nakaratlı murabbası: saadet tahtındaki padişaha hizmet arzusu ve yola çıkana edilen dua.

Münîrî'nin tasavvufi gazeli: zâtın nurunu yansıtan sıfat aynası, varlıktan geçmek, Kâbe ve Somnat'tan önceki secde ve hardal tanesi kadar kâinat.

Mihrî Hatun'un "imişsin böyle bilmezdüm seni" redifli yedi beyitlik gazeli; sevgilinin her beyitte açığa çıkan başka bir yüzü ve sitemini sonunda kendine çeviren şair.

Saç teli çalgı teline döner, gözyaşı koğuculuk eder, aşk dersine geceden başlanır; mahlastan sonraki beyitte Hâfız-ı Şîrâzî şairin şiir çocuğuna dadılık eder.

Kemalpaşazâde ile Necâtî'nin nazire yazdığı bir zemin gazel: ayva tüyünü sahte yazı sayan matla, çelik gönül, Leylâ ile Mecnun gibi bir sayfaya çizilmek ve tedbir ile takdir.

Cûdî'nin ay ışığındaki denizi alegoriye çeviren "Temsîl" muhammesi: Hz. Muhammed olan ay ışığı, şeriat olan nurlu yol, tevhit denizi, gümüş selvi ve nura gark olmuş sayısız âlem.

Şehzade Bayezid'in "İntizâr eyle ben öldüm ey güzel hânum benüm" nakaratlı murabbası: bir bakışla başlayan aşk, ney gibi delik bağır, pervane ve kırık gönül.

Münîrî'nin büyülü göz gazeli: gönlü yağmalayan göz, işaret veren dudak, hayalin sultanıyla şenlenen gönül ülkesi, kanla abdest ve Semerkant ticaretinden kârlı öpücük.

Mihrî Hatun'un "baġladı" redifli gazeli; bağlamak fiilinin her beyitte başka bir deyimle kullanıldığı, saç ipi, Leylâ ile Mecnun ve şekerci dükkânları üzerine yedi beyit.

"Var" redifi bir servet dökümü gibi yaraları ve şekeri sayar; şair kendisini sorgulayan hocaya Allah'ı ispattaki hünerini hatırlatır ve Hâfız'ı kendine ölçü alır.

Âşık ağlarsa gözündeki toz sürmesi yıkanacaktır, bu yüzden ağlamaz. Kafiyeler kulağa Türkçe geçmiş zaman fiilleri gibi gelir; "gerd" kelimesi de iki anlamla döner.

Cûdî'nin suyun döngüsünü bir arayış masalına çeviren dörtlükleri: sevdiğini arayan bulut, denize koşan dere, aslını soran deniz ve 1904'te Vardar ovasında trende düşülen bir not.

Şehzade Bayezid'in "A begüm a pâdişâhum a güzel hânum benüm" nakaratlı sekiz bentlik murabbası; Filiz Kılıç ilk bendini Şâhî'nin içtenliğine örnek gösterir.

Münîrî'nin misafir hayal gazeli: bir daha bırakılmayacak hayal, ıyâdet ile âdet cinası, parmağını kaldırıp kaşı tasdik eden hilal ve doğumun aslının ölüm oluşu.

Mihrî Hatun'un "bayrâm irtesi" redifli gazeli; senbûse tatlısı, bayram salıncakları, güzellerin seyranı ve rakibe hazırlanan urgan ile bayram eğlencesini anlatan yedi beyit.

Bitmiş bir alışkanlığı anlatan geçmiş zaman redifiyle kurulmuş bir hasret şiiri: sevgili yarım gülümseme ve yarım bakışla hâl sorardı, şimdi şair o zamana ne oldu diye sorar.

Alacaklılardan saklanan borçlu bir ağızla kurulan gazel: başka güzellerin ağzına üşüşen sinekler, diken kesilen yaban gülü, sevgiliyi içine çeken gömlek ve Nizâmî'nin zemini.

Cûdî'nin 1904'te Vardar ovasında trende yazdığı "Şimendifer": son hızla giden tren, telgraf direklerinin vız vız geriye kaçtığını söyleyen küçük oğlu Sâfî ve el sallayan köylüler.

Şehzade Bayezid'in "Dâd elünden ey cefâsı çok vefâsuz çarh-ı dûn" nakaratlı murabbası: sevgiliden çok feleğe yakınan, toprağa dönen su ve çerçöpe dönen gül.

Münîrî'nin "‘İṣmet" adlı ya da iffetli güzele gazeli: ezelî kısmet, gönülde inziva, yol tozundan sürme, yetmiş iki milleti yakan aşk ve kendi ölümüne okunan rahmet.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.