
Gazel 196 — Ṭutdı âfâḳı ser-â-ser gün cemâlüñ pertevi
Mihrî Hatun'un sevgili övgüsüyle başlayıp şehzade övgüsüne dönen gazeli; Gülşen Kaya'ya göre Şehzade Ahmed'e sunulan üç gazelden biri, Mevlevî ve Zühre'li meclis tablosuyla.

Mihrî Hatun'un sevgili övgüsüyle başlayıp şehzade övgüsüne dönen gazeli; Gülşen Kaya'ya göre Şehzade Ahmed'e sunulan üç gazelden biri, Mevlevî ve Zühre'li meclis tablosuyla.

Şairin tabiatı bir şiir çocuğuna gebedir; karanlık gecede ateşi gören Mûsâ'nın kıssası tersine döner ve benliğini bırakıp "Erinî" diyen âşığa sevgili görünür.

Âşık sevgilinin ayağının toprağı üzerine yemin eder ve yeminin konusu da o topraktır. "Senüñ" redifli dördüncü gazelde gece akan yıldızlar ahın ateşli oklarıdır.

Cûdî'nin Vardar ovasındaki tren yolculuğunu anlatan mesnevisi: gelincikli ekinler, uyanıp kararan mavi dağlar, tünel, kervan devrinin eski dertleri ve "şimendifere bin" çağrısı.

Şehzade Bayezid'in "Ey gözüm kan agla ey dil âh u efgân eyle sen" nakaratlı murabbası: zindana dönen çimen, farazi bir meclis ve padişahın eşiğinden uzak düşmek.

Münîrî'nin Türkçe-Farsça karışık gazeli: elest meclisinin sarhoşu, gönül denizine atılan hayal oltası, Süleyman ve karınca, gezine kadar saplanan ok ve baldaki sinek.

Mihrî Hatun'un aşk yolunda namus kaygısını kınayan gazeli; diken arasındaki gül, yılan zülüf ve panzehir dudak hayali, aşk meydanında darağacını göze alan âşık.

"Ağlar" redifi gözü, çalgıcıyı ve yolunu kaybetmiş kervanın kervancısını ağlatır; sevgili kin güden Rüstem'dir ve mahlastan sonraki beyitte Kerbelâ ateşi yükselir.

"Ölicek" redifli bir cenaze vasiyeti: yasını tutacak kimse kalmayan âşık, gül suyuyla yıkanıp lâleden kefen isteyen ölü, rakibin "kıyamet mi kopar" alayı ve şükürle anılacak aşk şehidi.

Cûdî'nin modern alışveriş caddesini anlatan müstezadı "Çarşı": en son moda, camekânlar, peri alayı gibi gezen kalabalık, aldatıcı süs ve hayal kuşuna "ne işin var buralarda" uyarısı.

Şehzade Bayezid'in "Gönlüm ârâm eylemez taglara düşmemdür hemân" nakaratlı yedi bentlik murabbası: Mecnun gibi dağlara düşmek, divane, pervane ve tekrarlanan kalıplar.

Münîrî'nin "ahmağa cevap sükûttur" atasözüne dayanan gazeli: ölümsüz diri, yakut dudak, gönlü Yunus gibi yutan zülf, çene kuyusundan çıkış ve otu bitmeyen mezar.

Mihrî Hatun'un "yazdı" redifli gazeli; matlada kader yazısı, öteki beyitlerde "az kalsın" anlamına dönen redif ve sonda öpücük isteyen âşığa gülümseyen sevgili.

Zahit şairi görünce şirki bırakır ve onun yeni Müslümanı olur; rint imanını meyhanede bulmuştur, devran sürdükçe küp boş kalmaz, aşk ise şairin şöhretidir.

Matla Arapça "cins cinse meyleder" sözüyle biter: selvi, kendine benzeyen boya eğilir. Halk da Nil taşkınını seyreder gibi âşığın gözünden akan yaşı seyre gelir.

Cûdî'nin bir genç kızın süslerinden yola çıkan kıt'ası: ışık giyinmiş taç, altın perçem, elmas değil donmuş bakış nuru olan parıltı ve ezelden hurilerle tanışık bir ruh.

Şehzade Bayezid'in "Dil-nevâzum sevdügüm her hâlde hâldaşum benüm" nakaratlı dokuz bentlik murabbası: Ceyhun gibi akan yaş, güneş ve zerre, Ferhat ve rebap benzetmesi.

Münîrî'nin "ey dost" redifli gazeli: dünyayı karıştıran güzel, gönül hırsızı zülf, kılıcın suyunu korumak için dökülen yaş, pervane ve sabah okunan Güneş suresi.

Mihrî Hatun'un yalnız bir nüshada kalan "dükenmedi" redifli gazeli; tükenen ömür ile bitmeyen vaat, kebap olan ciğer ve sevgilinin mahallesinde bülbül olan şair.

Hakk'ın sesi marangoz testeresinden ve kilise çanından gelince şair raks eder; kadehten "Lâ taknatû" duyulur ve tatlı söz Hz. Fâtıma'nın soyundan kalan bir miras sayılır.

Redifi "la‘l" olan ve matlaı Mesîhî'nin bir matlaıyla neredeyse aynı gazel: utançtan kızaran yakut, dikende biten yakut gözyaşı, rengini güneşten alan taş ve taşa çarpıp kırılan gönül.

Cûdî'nin görünüş ile öz üzerine kıt'ası: uzaktan güzel, yakından hoş görünen ama tamamen açılınca içinden ısırgan çıkan bir çiçek ve sözdeki acı anlam.

Şehzade Bayezid'in "Dil-berüm ârâm-ı cânum pâdişâhum gel berü" nakaratlı murabbası: saltanat göğünün güneşine çağrı, hizmetten uzaklaştırılıp gurbete gönderilmek.

Münîrî'ye yalnız nazire mecmualarında atfedilen "dürüst" redifli gazel: ferman gibi ayva tüyü, kadı hücceti, kâfir zülfün imanı ve zerrede Süreyya gibi dişler.

Mihrî Hatun'un sevgilinin eşiği üzerine kurulu gazeli; baş ile taşın söz oyunu, kapıcı gönül, sakâ göz ve süpürücü kirpik tablosu, Ferhad telmihi ve tasavvufî öğüt.

Tûr kıssasına yeniden dönen gazel: dağları parçalayan tecelli, celâlden korkan âşık, altı kapılı bir hayret ve içtikçe günahı bağışlayan sevgilinin keremi.

"Arife bir işaret yeter" sözünü "arife bir gül yeter"e çeviren bahar gazeli: kıya bakan güzel gözler, delikanlı şarap ile ham kadeh ve saçını çözüp kara giyen yaslı sümbül.

Cûdî'nin "Allâhu Ekber" redifli "Namâz" gazeli: tekbir, kıyam, rükû, secde ve oturuşa yüklenen tasavvufi anlamlar, eğilen gökler, fena ve beka, ödenen borç olarak namaz.

Şehzade Bayezid'in "Nev-cevânsın dostum kan ile kânûn eyleme" nakaratlı murabbası; Filiz Kılıç onu padişaha nasihat eden şiirler arasında anar, nakarat ise genç sevgiliyi anar.

Münîrî'nin 1512 tarihli Câmi‘u'n-nezâ'ir'e de giren "bahs" redifli gazeli: dudağın var mı yok mu tartışması, zülfün müşkülleri ve âşığı susturan gönül.

Mihrî Hatun'un "sen gideli" redifli ayrılık gazeli; Ahmed Paşa'nın ünlü gazeline nazire olarak yazılan, dünyanın dar geldiği bir hasret şiiri ve redifin geçmişi.

Şair "dedim" diye sorar, isimsiz bir topluluk "dediler" diye cevap verir; derman yok denecek kadar küçük bir ağızdan beklenir ve son iki beyit Allah'ın affına sığınır.

Her beyit bir yokluğu sayar ve redif Türkçe "-suz" ekiyle kurulur: imansız, ölçüsüz, dermansız. Sultansız kalan yer gibi, aşkın konmadığı gönül de harap olur.

Cûdî'nin ömrü ve ölümü kimya ve dilbilgisi terimleriyle anlatan gazeli: çözülen bileşik, sirkeye dönen şarap, illetli harf olan insan ve kınını atıp sıyrılan ruh kılıcı.

Şehzade Bayezid'in "Gel gel ey cân yohsa hicrânun helâk eyler beni" nakaratlı murabbası: Mecnun ve Ferhat, döne döne kebap olan gönül, gül ile gülmek ve bir yemin.

Münîrî'nin "-âc" kafiyeli gazeli: güzelliğin tacına haraç getiren aylar, altına basılan sikke gibi kanlı yaş, sürahinin nabzı ve âşığa tek ilaç olan ecel zehri.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.