
Gazel 247 — Yār iti öñinde öl direm raḳīb uymaz söze
Münîrî bu gazelde gözyaşlarını uykusuz gecede sayılan yıldızlara, kanlı kirpiklerini gönül ateşinde kızarmış millere, zülüf ile yanağı ay ışıklı geceye benzetir.

Münîrî bu gazelde gözyaşlarını uykusuz gecede sayılan yıldızlara, kanlı kirpiklerini gönül ateşinde kızarmış millere, zülüf ile yanağı ay ışıklı geceye benzetir.

Münîrî bu gazelde vaizin soğuk sözünün mescidi buzhaneye çevirdiğini söyleyerek zahide takılır, zülfün küfrüne tutsak gönlü ve gönül şehrindeki yolculuğu anlatır.

Münîrî bu bahar gazelinde çeng ile ceng kelimelerinin ses oyunuyla işret meclisini ve ayrılık savaşını anlatır, sevgiliyi hüzünler kulübesine şarapla getirir.

Münîrî bu gazelde hezâr kelimesinin bin ve bülbül anlamlarıyla oynar; gülün kanla yoğrulmuş toprağını, altın saçan gül padişahını ve müflis bülbülü anlatır.

Münîrî bu gazelde öfkeyle gelen atlı güzeli, gam denizinde yıldız gibi gözlenen gözyaşlarını ve güzelliğin mushafı karşısında bir cüzden ibaret kalan ayı anlatır.

Münîrî üzre redifli bu gazelde kapının toprağına gözünün üstünde yer verir, zülfün örttüğü yüzü gündüz tutulan güneşe benzetir ve sözünde duran âşığı anlatır.

Münîrî bu gazelde sevgilinin külahını göğün burçlarına, yanağını uğurlu yıldıza benzetir; seher yelinin soğuk nefesini sorgular ve kara beni talihli bir köle sayar.

Münîrî bu gazelde ciğer köşesi gibi büyüttüğü gözyaşının dilenciye dönüşünü, sevgilinin dudağı karşısında utanıp yere geçen zemzemi ve yedi iklime yayılan şöhretini anlatır.

Münîrî bu gazelde sarhoş gözün gönül ülkesine saldığı velveleyi, iki dünyayı bir hardal tanesine saymayan sevgiliyi ve göğü meşalelerle dolduran ahını anlatır.

Münîrî bu gazelde gamla dost olmayı öğütler, "dem bu demdür" diyerek anı yaşamaya çağırır ve sevgilinin ince vasıflarını yazarken kalemine kıl takıldığını söyler.

Münîrî bu gazelde Hicr suresinden "nefaḫtü fīh" iktibasıyla sevgilinin dudağının can verişini fakihe karşı savunur ve kanaat ülkesini Arapça bir mısrayla kutlar.

Münîrî bu gazelde gönülden gönüle açılan pencereyi, ah dumanında boğulan can kuşunu ve insan gözünü ancak bir avuç toprağın doyurduğunu dil cinasıyla anlatır.

Münîrî bu gazelde ürkmüş kuş gibi yuvasına dönmeyen gönlü, kömürden süzülen şaraba benzeyen gözyaşını ve servi boylu sevgiliye el uzattığı için elleri kesilen çınarı anlatır.

Münîrî bu gazelin her beytini "dil eme" ve "dileme" sesleri üzerine kurar; sevgilinin dudağı gönle em olur, âşık beşikteki bebek gibi ciğer kanıyla avunur.

Münîrî bu gazelde "âl" kelimesinin hile, soy ve kırmızı anlamlarıyla oynar; kara gözlerin hilesini, gönül kalesinin düşüşünü ve kanlı yaşın şafağa vuran kızıllığını anlatır.

Münîrî bu gazelde yas, Yâsîn ve yay kelimelerini aynı ses öbeğinde buluşturur; karalara bürünen perçemi, Yâsîn'e erişemeyen âşığı ve kaş yayının okunu anlatır.

Münîrî bu gazelde dudak kadehinden tövbe için istihareye yatan âşığı, taş kesilmiş gönlü ve mahmurluğa şeker isteyen âşığa verilen alaycı cevabı anlatır.

Münîrî bu gazelde âb-ı hayata batmış benin kana susamasını, yırtık yakalara şaşan goncaları ve sevgilinin dişlerini anlatırken divanına inci döken şiirini dile getirir.

Münîrî bu gazelde yarın ile yâr arasında ses oyunu kurar; şeker tutan papağana benzeyen dudağı, kan dökme ikrarına hüccet yazan ayva tüylerini ve varına şükreden âşığı anlatır.

Münîrî bu gazelde sevgilinin yolunun tozunu yaraya merhem yapmak isteyen gözü anlatır ve dedikoducuları "it ürür, kervan yürür" atasözüyle susturur.

Münîrî bu gazelde yara ve yarmak cinasıyla açılır; serçeye ok atan bakışları, kara toprağı kara kanla karartan kaderi ve vuslat gecesinde yanması gereken mumu anlatır.

Münîrî bu gazelde gülleri Mûsâ'nın ateşine, ciğerdeki ok uçlarını goncalara benzetir; sevgilinin belindeki altın kemere seslenir ve talihsiz hünerden yakınır.

Münîrî bu gazelde ayva tüylerini âb-ı hayata yetişen Hızır'a, perinin başındaki tüyleri Süleyman'a kanat geren hümâya, yanaktaki zülfü aya düşen sümbül gölgesine benzetir.

Münîrî bu gazelde zülfe dolaşan gönlü Allah'a emanet eder; ciğerdeki okların türbeye gölge salan serviye dönüşmesini ve güzelliğin zekâtı olarak istenen öpücüğü anlatır.

Münîrî bu gazelde ayrılıkla tükenen ömrü, eğri gidişli feleği ve göğsü yaralı, bağrı delik âşığı neye benzeterek vuslatın akılla değil Allah'ın bağışıyla elde edildiğini anlatır.

Münîrî bu kısa gazelde "kılca" kelimesini hem "kıl kadar" hem "kıl gibi ince" anlamıyla kafiye yapar; gönül ile dil cinasıyla aşk yolunda yürümeyi öğütler.

Münîrî bu gazelde "derdine" ile "derdi ne" sözlerini kafiyede buluşturur; gözyaşlarını divane gönlün ardına düşmüş çocuklara benzetir ve derdini dert ortağına açar.

Münîrî bu gazelde akarsuya gölge salan serviyi gözyaşına meyletmeyen sevgiliyle karşılaştırır; sabah ve gece kadehlerini anar, seher ahını hedefe giden bir oka benzetir.

Münîrî'nin "şükūfe" redifli bahar gazeli "bār" kelimesinin yük, hiç olmazsa ve kere anlamlarıyla oynar; çiçeklenen ağaçları çimen gelini için süslenmiş nahıllara benzetir.

Münîrî'nin "tāze tāze" redifli gazeli "hevā" kelimesini hem esinti hem arzu anlamıyla kafiye yapar; sararmış yüzünü sevgiliye sunulan taze kehribarlara benzetir.

Münîrî bu gazelde zülfün hayaliyle yükselen gönül kuşunu Sidre'nin doğanına erişilmez kılar; kıskanç gönlü, fenâ deyrini ve ayrılık ateşini söndüren gözyaşını anlatır.

Münîrî bu gazelde sevgilinin Türk gözünü gönül ülkesini zorla alan bir fatihe, ceylan gözünü aslana pençe vuran bir ava benzetir ve rakibin yeminini Rumeli gebrine kıyaslar.

Münîrî bu gazelde sırrı saklamak için gözü kirpik iğnesiyle dikmek isteyen gönlü, misafir hayali uğurlayan canı ve aşk çarşısında divanıyla dilenen şairi anlatır.

Münîrî bu gazelde göz bebeğinin selamını kapıya gözyaşına taşıtır, gönlünü kül altında gizli bir kora benzetir ve Zemzem'in yerin dibine geçişini utanca bağlar.

Münîrî bu gazelde taşa ve taşmak, yaşa ve yaşamak sözlerini kafiyede cinasla buluşturur; kılın taşa geçmeyişini anlatır ve "sen bin yaşa" duasıyla biter.

Münîrî bu gazelde "gül-nār" ile "gül nārı" sözlerini kafiyede buluşturur, sevgiliden öldürme vaadini yarına bırakmamasını ister ve canı dudağa gelen âşığı anlatır.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.