
Gazel 2 — Tut ümîdi bî-vefânun va’de vü peymânına
Sıdkı Mustafa Paşa'nın üç beyitlik gazel parçası: vefasızın sözüne bağlanan umut, gölge salmayan ay, dünyayı boğan gözyaşı ve güneşe bakan toz zerresi.

Sıdkı Mustafa Paşa'nın üç beyitlik gazel parçası: vefasızın sözüne bağlanan umut, gölge salmayan ay, dünyayı boğan gözyaşı ve güneşe bakan toz zerresi.

Şeyhî'nin "ölümlüsi" redifli matlaı: gül yüzlü bir sevgilinin uğruna ölmeye hazır binlerce aşk hastasının arasına katılan âşık ve ikinci mısranın iki okunuşu.

Ezel gününden gelen sevgi, fani dünya ile beka ve yanağın nurlarını dileyen safa ehli: Bahâeddîn Mehmed Efendi'nin iki beyitlik gazel parçası.

Sevgilinin yüzünü bir Mushaf gibi okuyan gönül: Cevherî'nin beytinde zülf ile yanak, batı ile doğu ve Rahmân sûresindeki âyete yapılan telmih.

Elini öpmeye izin veren sevgiliye "Hangi elin?" diye soran âşık: Ehlî'nin beytinde saray merasiminin dili ve dudağı ima eden naz dolu bir soru.

Siyâbî'nin er, merd ve cömerd kelimeleri üzerine kurulmuş kısa beyti: mertliğin kazancını cömertlikte arayan, anlamı tam kesinleşmeyen bir öğüt söyleyişi.

Pîrî Mehmed Paşa'nın soru-cevap biçimindeki beyti: âşığın "güzel gözler" övgüsünü sevgilinin aynı sözlerle, güzellere göz diken birine karşılık olarak geri çevirmesi.

Dervîş Mehmed Çelebi'nin dünyayı bir kocakarıya benzeten Türkçe beyti: yemin sözü, "ayağının yolunu vermek" deyimi ve dünyadan el çekeni gerçek er sayan söyleyiş.

Derviş Edna'nın yedi heceli öğüt şiiri: "İnciten kendin incir" nakaratı, dünya malına kananlar ve "üç yüz sene yaşasam yine gelir keşiğim" diyen don değiştirme inancı.

Kul Hüseyin'in sekiz heceli nefesi: "Aman mürvet dergâhına" nakaratıyla mürüvvet kapısına sığınan, Hakk'ı sevdiğinde bulan ve günah yüküyle gelen bir derviş.

Eşref Abdurrahman Efendi'nin Damad İbrâhim Paşa'ya sunduğu zerrîn redifli kasidesinden Safâyî'nin aldığı 24 beyit: bahar çiçeği, Âsaf'ın bahçesi ve altın tezhip.

Lâdikli Edîb'in "görünsün" redifli gazeli: billur ayna gibi göğüs, Tûr Dağı'nın nuru, düğüne dönen yas evi, Çin porseleni kâse ve karınca görünen aslanlar.

Kınalızâde'nin Hayâtî'nin ağzından verdiği mısra: aşk yüzünden servetini tüketen şairin İstanbul'dan Hicaz'a göçünü anlatan "sabrım tükendi" sözü.

Fethî'nin Merzifon Cönkü'ndeki koşmasının ilk dörtlüğü: aşk ateşiyle delik deşik olan ciğer, Ceyhun gibi çağlayan gözyaşı ve sevgiliye ısrarlı çağrı.

Sıdkî Baba'nın Pervane mahlaslı gurbet deyişi: ayrılık dolusu, sekiz aylık hasret, dolan çileler ve "Dostlar himmet eylen gidelim bugün" diye dönüş için destek isteyen genç bir derviş.

Dervişoğlu'nun "dilber" redifli sitemli aşk deyişi: gamlı sevgili, yolu bağlayan rakipler ve Edna, Fakır, Biçare adlarını bir araya getiren üçüncü dörtlük.

Gevherî'nin Merzifon Cönkü'nde kalan koşmasının ilk dörtlüğü: kendini sınayan âşık, hercai sevgiliden usanan gönül ve sonradan anlaşılan bir yanılsama.

Âşık Ömer'in Merzifon Cönkü'nde kalan divanının ilk dörtlüğü: gül yüzlü, kara gözlü, hançerli yârini kan dökücü haramilere kaptıran âşığın dostlara feryadı.

Dertli'nin Merzifon Cönkü'nde kalan koşmasının ilk dörtlüğü: yolu karanlığa düşen, dünyanın mihnetini ve cefasını kendine verilmiş bilen bahtı kara kulun Tanrı'ya sitemi.

Yesârî'nin Merzifon Cönkü'nde kayıtlı kalenderîsinin ilk beyti: düşkün kulun dayanma gücü ve efendim redifi; özgün metin, günümüz Türkçesi ve yorum.

Ârif'in Merzifon Cönkü'nde kayıtlı dîvânının ilk beyti: gamdan hiç azat olmayan bir ömür; özgün metin, günümüz Türkçesiyle aktarım ve edebî yorum.

Nazîf'in Merzifon Cönkü'nde kayıtlı gazelinin ilk beyti: fani dünya karşısında bilmezlik itirafı; özgün metin, günümüz Türkçesiyle aktarım ve edebî yorum.

Tokatlı Nûrî'nin Merzifon Cönkü'nde kayıtlı koşmasının ilk dörtlüğü: ayrılık şarabı, kan yutmak ve kader sorgusu; özgün metin, günümüz Türkçesi ve yorum.

Erzurumlu Emrah'ın Merzifon Cönkü'nde kayıtlı dîvânının ilk beyti: şarap değil meyhane ve sarhoşlar meclisi merakı; özgün metin, günümüz Türkçesi ve yorum.

Amasya Tarihi'nin yazarı Hüsameddin'in ölümünden bir yıl önce yayımlanan gazeli: ömrünü adadığı şehre bir sevgiliye seslenir gibi yönelttiği sitem.

Hilmî Dede'nin rakibi Hacı Bayramzâde Sıdkı Efendi için yazdığı hicviyeden halk arasında yayılan beyit: her işe burnunu sokan adam ve ona hayran ördekler.

Eyüb Sabrî'nin Merzifon Cönkü'nde kalan gazelinin matlaı: ay yüzlü sevgiliyi sevdiği an başına belanın tacı konan âşık ve taç ile belâ tezadı.

"İncinir mi" redifli tanınmış deyiş: aşkla gidilen dost yolu, insanı en büyük Mushaf sayan anlayış, bülbül ile gül ve hakikate eren hâlin incinmezliği.

Sirâcî'nin Şehzade Mustafa için yazdığı mütekerrir müseddes methiyeden kalan parçalar: tahta layık şehzade, ihanet, Anadolu beylerine gelen emir ve onu iptal eden vezir.

Edirneli Nazmî'nin Şehzade Mustafa ve oğlunun ölümüne düştüğü tarih kıt'asından kalan beyit: kıyamete dek ağızlarda söylenecek, unutulmayacak bir hadise.

Senâyî'nin mahlas beyti: şiirin ayarını ancak usta bir sarrafın bilebileceği, seçkin anlamı sıradan kişinin anlayamayacağı; Âşık Çelebi'nin sert hükmüyle birlikte okunuşu.

Yaşlı Melîhî'nin neden sarhoşken bastonsuz yürüdüğünü anlatan kıta: biri tahtadan, öteki nar renkli şaraptan iki asa ve cismani ile ruhani arasındaki nükteli karşıtlık.

Nigârî'nin hece ölçüsüyle yazdığı, Hüsameddin'in "pek hazin" bulduğu dörtlük: mahlasına adını veren Nigâr'ı anmaktan iradesi kalmayan bir âşığın sesi.

Nelmî'nin "âleme" redifli bir gazelinden kalan üç beyit: âlemdeki her güzelliği tek bir sevgilinin yansıması sayan, tasavvufa yaslanan bir aşk anlayışı.

Mihrî Hatun divanının bir nüshasına eklenmiş, Makâmî'nin adını taşıyan yirmi bir beyitlik manzume: Mihrî'ye övgü, aşktan ölen âşık ve Makâlî-Makâmî aidiyet tartışması.

Sinoplu Seyfî'nin İstanbul'da okuyan oğlu Nûh'a gönderdiği manzum mektup: ilme düşkünlük, Farsça, namaz ve iyi ad üzerine kısa, kafiyeli öğütler ve nüsha durumu.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.