
Rubâî 44 — Müteşerriʿleri almış ʿucub u ḫōd-bīn
Kendini beğenmiş şeriat gösterişçileri, dini hor gösteren rindler ve fasıklar, ikisini birleştiren tezebzüb ve Fâtiha kelimeleriyle bir doğru yol duası.

Kendini beğenmiş şeriat gösterişçileri, dini hor gösteren rindler ve fasıklar, ikisini birleştiren tezebzüb ve Fâtiha kelimeleriyle bir doğru yol duası.

İlim meclisi diliyle kurulan gazel: sohbet, haber ve tartışma kelimeleri, zülfün ucunda askıda kalan meseleler, âşıklar defterinde Ferhat ve Mecnun'dan sonra üçüncü sıra.

Konan kuş uçar: Yörgüç Paşa Alparslanoğlu'nu tutsak eder, ailesini Amasya'da bekletir, Alparslanoğlu Bursa'dan iple kaçar. Âşıkî mahlaslı üç beyit.

Mustafa Vâzıh'ın "yüz tuttu" redifli nâ-tamâm gazeli: peçesini yabancılara açan sevgili, köpeklerin kemiklerden mahrum kalması ve damına güneş düşmeyen şair.

Kara Fazlî'nin terzi güzel Memî Şâh için yazdığı üç murabbanın sonuncusu: Mesih telmihiyle can veren dudak, can alan gamze ve kuloğlu ile şah ironisi.

Münîrî'nin "diger" redifli ikinci Farsça gazeli; zülfün her halkası başka bir sevda doğurur, gönül çölde başka sahralara varır, ama sığınılacak tek yer sevgilinin kapısıdır.

Adlî'nin saç üzerine kurulu altı beyitlik gazeli; yıldızlı gök gibi süslenen eşik, kaştaki inci tanesi, can ordusuna pusu kuran saç ve dudağa eğilen Rûhülemîn.

Mihrî Hatun'un "-ümden benüm" redifli yedi beyitlik gazeli; âşık ile sevgili arasında geçen soru cevap sahnesi, saç kemendi ve Mushaf-ı hüsn benzetmesi.

Satrancın atı ve matı, kirpik safının önünde tuğra gibi duran kaşlar, Zulümât'a düşen kalem ve âşığın özlemini bir sıfır gibi on katına çıkaran ben.

Yanağı bir kitap sayfasına, tüyü haşiyeye, dudağı noktaya, beli çizgiye benzeten gazel; aşk yolunun "en sahih mezhep" sayılması ve yakut macunuyla ferahlayan gönül.

Eserle anılan ad ve bir Fatiha, mezar üstündeki tekke, kubbe ve sanduka ve adı gelir kapısına çeviren türbe yiyiciler: türbe kültürüne Farsça bir eleştiri.

Her beyti "el-gıyâs" (imdat) diye biten gazel: yağmacı gamze, haraç sayan göz, parçalanan Hallâc, kervancı mürşit, miracın efendisi ve Hz. Ali'ye uzanan yardım çağrısı.

Kâfirin ahdine güvenmemek üzerine üç beyit: Vılkoğlu, İshak Beg'in Laz ucundaki akınlarını engeller, sonunda kızını ve her yıl ödenecek malı sunar.

Mustafa Vâzıh'ın Kur'an okuyan genç bir hafızı anlatan nâ-tamâm gazeli: Yusuf kıssası, ağzından âb-ı hayat akan hafız ve Duhâ, Tîn, Sâffât surelerine benzetilen yüz.

Kara Fazlî'nin gümüş tenli Muslî için yazdığı, bayramın Yakup'un hüzün evine döndüğü Yusuf telmihiyle açılan beş bentlik övgü ve yakarış murabbası.

Münîrî'nin Farsça ve Türkçe beyitleri sırayla dizdiği redifsiz gazeli; yüz güneş, ağız gaybın sırrıdır, nevruzda şarap vakti gelmiş, aşk karşısında akıl çocuk kalmıştır.

Yalnız M2 nüshasında bulunan "var iken" redifli gazel; matlaı dört tezkirede Edirneli Ahdî'ye verilir, Latîfî'nin aktardığı metin de dördüncü beyti paylaşır.

Mihrî Hatun'un "ben dönmezem" redifli beş beyitlik gazeli; Hallâc-ı Mansûr telmihi, zâhide meydan okuyuş ve aşkta sebatın kararlı bir sesle dile gelişi.

Gece gibi ayva tüyü meclisin vakti olur, ay yüzlü sevgili Akrep burcuyla anılır; "olmağ ile" redifinin her beyitte bir gerekçe kurduğu kapalı bir gazel.

"Şāḫ şāḫ" ikilemesini redif yapan ses yüklü gazel: yanağa dökülen kâkül, gül bahçesinde dolaşan kumru ile bülbül, şimşir tarak ve daldan dala öten şair.

Dinin kuvveti ve kavmin izzeti olarak irfan, cehalete fayda vermeyen namaz ve oruç ve farzları kılan gafili uyurgezere benzeten bir öğretmen bakışı.

"Sebeptir" redifli gazel: harabat ehlini inkâr etmenin Peygamber'in hareminden mahrum bırakması, kapıyı açan alçakgönüllülük ve hem deli hem yeni bir divan anlamına gelen "dîvâne".

Mora'ya ve Macar'a niyeti anan beş beyit: Selanik 833 (1430) yılında Murad'ın "Bire hisâr yagmadur gāziler" demesiyle bir anda alınır, Murad bu gazayı sever.

Kara Fazlî'nin Ramazan adlı bir güzel için yazdığı, hilal, oruç, Kadir gecesi ve bayram kavramlarını sevgiliye taşıyan tevriyeli beş bentlik dua murabbası.

Münîrî'nin Hâfız'a nazire Farsça gazeli; yolun toprağına yüz süren âşık her ayak sesinde gözünü açar, başını koyan âşık doğru sözlüdür, şair meclisin mumu gibi erir.

Adlî'nin yalnız M2 nüshasında bulunan "-dan" redifli gazeli; sabaha dek süren inleme, kuyudaki gönüllere uzatılmayan saç zinciri ve şahtan hürmet bekleyen dilenci.

Mihrî Hatun'un "-umdan benüm" redifli beş beyitlik şikâyet gazeli; "hezâr" kelimesindeki tevriye, gül-bülbül-diken üçlüsü ve mum ile pervane mazmunu.

Hilâl hem gökteki ince ay hem kürdandır; misvakla aynı efendinin iki kulu gibi ağza hizmet eden kürdan ve kelamcıların cevher-i ferdi sayılan ağız.

Ocak başında söylenmiş bir kış gazeli: yılan kuşanan ateş, feleğin gözünden akan duman yaşları, morarmış kor ve bülbül yerine kargaların öttüğü bahçe.

İlim tahsil etmeyenin "konuşan hayvan"a inen tarifi, irfanı kadar konuşan her ağız ve sürekli düzeltilmesi gereken bir terazi olarak bilgi.

Kadehi taç, tabiatı sultan yapan sâkî rubaisi: Cem'den alınacak vergi, söz ehlinin ödeyeceği haraç, şiirde üstünlük dileği ve cim harfine geçiş.

Gazi gayreti üzerine dört beyit: Karamanoğlu Macar'la anlaşır, Macar Göğerçinlik'i kuşatır, Sinan Beg ile Vidin Sinanı tekbirle hücum edip Macar'ı bozar.

Kara Fazlî'nin Hasan Bâlî adlı güzele "efendüm" hitabıyla yakardığı, yüzük, yeşil elbise, fıstıki atlas ve yazı araçları imgeleriyle örülü beş bentlik murabbası.

Münîrî'nin "bes" (yeter) redifli Farsça gazeli; inleyiş, uykusuz göz ve duvar gölgesi âşığa yeter, ariflere meyhane yeter, Münîr'e Peygamber'in nuru yeter.

Adlî'nin yalnız T ve M2 nüshalarında bulunan dört beyitlik gazeli; nergis ve lâle kelimelerinin harfleriyle çizilen göz, kaş ve zülüf, deriye sarınan Çin miski.

Mihrî Hatun'un "buldum" redifli vuslat gazeli; Ceyhun ve Nil mübalağası, çalgılı meclis tablosu ve lalenin kıskançlığına dayanan bir hüsn-i ta‘lîl.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.