
Gazel 13 — Ser-fürū bürde-i taʿẓīm olurum ḥüsnüñüze
Sevgiliye "siz" diye seslenen gazel: alçalışın lezzeti, maddesiz kuvvet tartışmasına aşk diliyle cevap, esmer Arap kızlarına benzeyen geceler ve Hızır gibi gençleşen emel.

Sevgiliye "siz" diye seslenen gazel: alçalışın lezzeti, maddesiz kuvvet tartışmasına aşk diliyle cevap, esmer Arap kızlarına benzeyen geceler ve Hızır gibi gençleşen emel.

Yeryüzü öküzün üstündedir, Filistin çanları Kâbe tekbirine karşıdır; Hugo, Schiller ve Shakespeare'i bilip Gazzâlî'yi tanımayan gençler bu sert hiciv gazelinin hedefidir.

Mezarda kemiklerden ateş, teşrih masasında göğüsten temrenler çıkar; "-ıñ çıkar" redifli gazelde âlem sevgilinin hastanesidir, gamze dost görünen can düşmanı.

Cûdî'nin Fuzûlî'nin ruhunu sevindirmek istediği gazel: Yusuf'un zindanını aydınlatan güzellik, gülen güle dönen ağlayan göz, yüz çeviren ayna ve feryada dönen nağme.

Riyâ ile bûriyâ, gösteriş ile hasır: "farkı var yokdur" redifli hiciv gazelinde midesi yoklanacak şeyh, döngüsel mantık, yankı gibi ilim ve Kays'tan farksız Mecnun.

Cûdî'nin "zuhûr ider" redifli gazeli: tezde 26 beyit olarak verilen aynı gazelin üç yazımı, Musa'nın ağacı, İbrahim'in ateşi, "fe-semme" ayeti ve her zerreden görünen nur.

Aşk Havva ile Âdem'den başlar: ekmek dilenmeyen aşk, kalbi tavaf eden erkekler ve kadınlar, zikir halkası, şehadet parmağı ve kemale giden en kısa yol bu gazelin durakları.

Cûdî'nin dört beyitlik nâ-tamâm gazeli: "dediler" redifiyle konuşan bir dedikodu korosu, vuslatta olan deva, fitneciye sığınma öğüdü ve son nefeste verilen "biraz daha" cevabı.

Deliliğe varan hayret, sarsıntı arabası felek, nakışlarla dolu dünya meydanı: kısa vezinli bu sâkînâme gazelde idrakin yerini rehber olarak şarap alır.

Vefasız gonca ağızlar, Çin'in resim galerisi, İskender ile Dârâ'nın sahneleri ve kanlı ayak izleri "görmüşüz" redifiyle sayılır; eşi görülmeyen tek şey Şeyh Gâlib'in kalemidir.

Dolunaydan önce eğilen hilal, edep toprağından peygamberler, kınına girmeyen hakikat kılıcı: tevazu öğütleyen gazel, Nevâyî'yi şarkıcı köle sayan bir fahriyeyle biter.

Cûdî'nin insanın özünü teşrih eden gazeli: "biz" diye konuşan hiciv, hades ile havâdis cinası, ahsen-i takvîm ile esfel-i sâfilîn ayetleri, kin, kıskançlık ve çıkarcılık.

Gençlik gecesi ile gece eğlenceleri aynı kelime ailesinde buluşur; şarkılar gençliği hazin hazin uğurlar, goncayı güldüren bahaneler hatırlanır, eller geçmişe uzanır.

Ne araz ne cevher olan bir gölge, yer değiştiren ressam ve resim, yıllarla değişen bir yüz: Âyîne Karşısında gazeli Nergis'ten geçip mazhar düşüncesine varır.

Âfâk ile enfüs ayrımına dayanan tasavvufi gazel: iç dünyanın ayetleri, mîsâk, ayn-ı sâbite, asla dönüş olarak ahlak ve aynaya çarpıp ölen akıl kuşları.

Cûdî'nin beş beyitlik bahar gazeli: gülümseyen çiçekler, havada gezen buhurdanlar, tabiatın şiirinin cisimleşmesi, aynı kalıptan kafiyeler ve başladığı mısrayla biten bir döngü.

Ufuklarda boşuna aranan nur, doğusu batısı olmayan güneş, anatominin yazamadığı görüşler: "üzerinde" redifli gazel iki bacak üstünde yürüyen bir cennetle kapanır.

Cûdî'nin canlı bir güzeli anlatan gazeli: gençliğin tazeliği, mucize gibi gülüş, sevilmenin yolunu düşünen sevgili, belagatle okunan güzellik ve yüz örtüsünde doğup batan ay.

Gam meclisinde sarhoş bir âşık sakiden imdat ister: ağza gelen can bir damla şarap bekler, saki varlığa yardım eder, Cem'in kadehinde bir önerme apaçık görünür.

Cûdî'nin Bir Nevâ başlıklı gazeli: Levh-i Mahfuz'a açılan gönül, Hakk'ın kaleminin mürekkebi olan unsurlar, ruhun sınırını göremeyen rasathane dürbünü ve garip yerlere kurulan yuva.

Tefsirsiz çözülemeyen varlık kitabı, tekbir getiren âcizlik, cehaletle birbirini helak eden kardeşler: Tahayyür dizisinin ilk bölümü eksik terbiye usulünde karar kılar.

Cûdî'nin Tahayyür dizisinin ikinci manzumesi: zerre kervanları, şimşek gibi geçen her şey, köpük saçan zaman seli, iki ucu gizli zincir ve her şeyi kaynağına bağlayan Arapça kapanış.

Ad verilemeyen sonsuzluk, nefsin icadı olan adlar, "şu" diye gösterilen gök, soyu belirsiz yetim atomlar: dizinin son bölümü ezelin karası ve beyazıyla kapanır.

Kırk bir beyit boyunca dünya bir gölge oyunu perdesidir; hayal insanlığın gelişmesini doğurur, ama rütbe ve nişan düşkünlüğünü, savaş ateşini ve hayal hastalığının aşısını da.

"Dedim, dedi" kalıbıyla kurulan altı bent: açılmamış gonca, siyah örtüsünü giyen ay, izinle girilen bahçe ve her övgüyü şairin şiirine geri çeviren bir sevgili.

Cûdî'nin "meşrebimce degil" nakaratlı muhammesi: rindin sevmedikleri, şarapsız mehtap, mihrap yerine kaş, Musa'nın mucizeleriyle oynayan kalem ve Câmî ile Hâfız'a selam.

Altmış iki beyitlik horoz şiirinde horoz müezzin ve aile reisidir, elbisesinin modası geçmez, "korrrrk" diye öter; ahiret tartışması kötümser bir kapanışa varır.

"Nedir?" sorularıyla toprak, su, şehir, kale ve mezarlar sıralanır; ardından hürriyet, hamiyet, aile, miras ve yardımlaşmadan bir haklar vatanı kurulur. Vatan terkib-bendi.

Kim olduğu bilinmeyen bir sevgili, gönlün kara noktası süveydâ, bilinmeyene sevgi olmaz diyenlere cevap: "Severim sevdigim ammā bilemem" nakaratı her bentte döner.

Cûdî'nin Fransızcadan çevirdiği Amele Şarkısı: yoksulluğu anası babası olan emekçiler, dalgalardan inci avlayan eller, işten eli mahrum zengine seslenen kardeşlik ve eşit davetli ilahî sofra.

Tembelliği bal sanan, bilgelerden geçinen, kapısını sürgüleyip dünyaya gülen bir tembel; karşısında gömleğinin kefen olduğunu söyleyen kişileştirilmiş Hazret-i Çalışma.

Cûdî'nin "başım üstinde yeriñ var" nakaratlı Kudûmiyye'si: bir gelişi karşılayan müseddes, efendi mi sevgili mi belirsiz bir misafir, pencereye çıkan göz bebekleri ve yol boyu açan çiçekler.

Günde beş kez hizmet eden ama dışarıda kalan minare ile cumadan cumaya kullanılan minber tartışır; içi eğri merdiven buluşu, edebi hizmetten üstün tutan bir ders verir.

Cûdî'nin çocuklar için yazdığı Âyîne vü Çocuk mesnevisi: aynadaki çocuğa yumruk gösteren küçük, onu yatıştıran anne, uşak Ömer ve "Oğlum, dünya aynaya benzer" dersi.

Kuraklıkta buluttan su dilenen reyhan duası kabul olunca etrafını bir ısırgan alayıyla sarılmış bulur; sitemine "yaptığından sorulmaz" ayetini andıran bir cevap gelir.

Alçakgönüllü menekşe, adını melekten alan gül, güneşe âşık filbahar, papatya ve gelin başında taşınan portakal çiçeği bir meleğin demetinde sırayla konuşur: Çiçek Demeti.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.