
Rubâî 22 — Bir menbaʿ-ı ġamdır şu göñül ṣandıġımız
Cûdî'nin "sandığımız" redifli rubaisi: gam kaynağı olan gönül, ibret bakışına ağlayan gül ve mahiyeti düşünülünce kanlı su çeken gül ile şarap.

Cûdî'nin "sandığımız" redifli rubaisi: gam kaynağı olan gönül, ibret bakışına ağlayan gül ve mahiyeti düşünülünce kanlı su çeken gül ile şarap.

İnsan dünyaya eli ayağı bağlı, aklı ve dili olmadan gelir; Allah ona akıl, ayak ve dil verir, o ise ölümün kapısına yine eli boş varır. Farsça rubailerin ilki.

Cûdî'nin zaman üzerine Farsça rubaisi: dünya bahçesinin ağaçları üzerinde gidip gelen testere, iki dişi gece ve gündüz olan ömür testeresi ve ağır uykudaki efendi.

İskender'in uzun kılıcı kısa ömrünü uzatmamıştır; dünyanın huzuru Hicaz'dan gelir, barış uzun tedbirle kurulur. "Dırâz" kelimesini üç kez kafiye yapan Farsça bir hikmet.

Cûdî'nin gurur üzerine Farsça rubaisi: gurur yerinde bulanık şarap, aydınlanmayan şişe ve kendini bilen kör karşısında kendini göremeyen gururlu gözün körlüğü.

Ta'ayyün meclisinde kurulan her bağ ayrılığa çıkar; dünya bir alışveriş yeridir ve sonunda kâr eden yoktur. Farsça rubai bütün ticareti "teğâbün", karşılıklı aldanış sayar.

"Bâş", ol, emriyle biten Farsça bir öğüt dizisi: dünya işleri içinde kenarda durmak, şakacının sözünden uzak kalmak, ümit dizginini bırakmamak ve Allah korkusunu yoldaş edinmek.

Nûr ayetini Farsçaya taşıyan dörtlük: göklerin ve yerin nuru, aradaki her şeyin de o nur oluşu ve kendimizi görüp Allah'ı görmeyişimize dair cevapsız bırakılan soru.

İlahî terazi imgesi: oluşun ruhunu bulan ezelî hükümler, her ruhun kendi belirlenme üslubu ve tarttığı her şeye güzellik ve denge veren kusursuz meşiyyet terazisi.

Ehl-i Sünnet inancı dört mısrada: sonradan olan arazlar ve maddeler, onları var eden Yaratan, kudrete imkânsız olmayan iş ve adîm kelimesiyle kurulan cinas.

Şah damarından yakın olanın cehaletle uzak sanılışı; gönülde olduğunu bilmek ve bu bilginin görmeye dönüşmemesi üzerine Farsça bir dörtlük ve kısa bir soru.

Vücûdiyye inancının özeti: taşan varlık feyzi, boya göre biçilmiş kabiliyet elbisesi ve "îcâd"ı yokluğun yok edilmesi olarak tanımlayan ince bir formül.

Kişisel bir itiraf: verilen en güzel ses ve ün, şaşkın ve suskun geçen bir ömür ve bu kubbede kalan seslerden küçücük bir sesçik bırakma dileği.

Ölüm ve arzu: kalıcılığı arayıp ölümün yüzünden kaçan insan, yokluğun elçisi olan arzular ve lezzetler evini lezzetle gelerek yıkan ölüm üzerine bir dörtlük.

Mahsulü alınmış bağ, gelen yaprak dökümü, sönmeye başlayan kandil ve "eyvah, çerağımdaki yağım bitdi" diye biten bir ömür: yaşlılık üzerine bir dörtlük.

Kederli gönüllerde solgun bir mehtap olan ümit ve güneşin şiddetli şevkinin veremediği ılımlı gamın zevki: mehtap ile güneşi karşılaştıran bir rubai.

Sabahı alkışlayan hayat ehli, her gün bir adım daha atan ölüm devi ve kaynağı karanlıkların pınarı olan güneş: gün doğuşuna ters bakan bir rubai.

Tükenen nefes, âh edecek takati kalmamış göğüs, gözde kalan biraz nur ve ölümde bile kesilmeyen vuslat ümidi: bir ölüm döşeği rubaisi.

Saba yelinde vecde gelen yapraklar ve dallar, ahenkle okunan ölçülü bir şiir gibi tabiat ve beşiğin sallanışı gibi her yaprakta uyuyan sevda.

Aynı saba sahnesinden ikinci bir ruh hâli: nazlı bir eğilme ve ölçülü hareketler gösteren dallar ve öpüştükçe çarpıntıyla dolan yapraklar.

Zahid ile rind arasında: dindar olunca sertleşen, rindliği seçince hor görülen bir insan ve her yolun kendine özgü bela bağından bıkış üzerine Farsça bir rubai.

Bilginin gerçek anıtı mezarı değil eseridir: kâmil bir bakışın ziyareti ve bin cahilin toprak öpmesinden değerli bir okuyuş üzerine bir rubai.

Kendini beğenmiş şeriat gösterişçileri, dini hor gösteren rindler ve fasıklar, ikisini birleştiren tezebzüb ve Fâtiha kelimeleriyle bir doğru yol duası.

Eserle anılan ad ve bir Fatiha, mezar üstündeki tekke, kubbe ve sanduka ve adı gelir kapısına çeviren türbe yiyiciler: türbe kültürüne Farsça bir eleştiri.

Dinin kuvveti ve kavmin izzeti olarak irfan, cehalete fayda vermeyen namaz ve oruç ve farzları kılan gafili uyurgezere benzeten bir öğretmen bakışı.

İlim tahsil etmeyenin "konuşan hayvan"a inen tarifi, irfanı kadar konuşan her ağız ve sürekli düzeltilmesi gereken bir terazi olarak bilgi.

Ateşli hastanın idraki gibi vehim olan bilgiler, "efendim" hitabındaki ince alay ve "bana malum oldu ki hiçbir şey malum değil" sözü.

Bir şeyi iki sayfada göstermeyen Allah, yeni yeni görünen eserler ve bu yeniliği ancak inceliğe dikkat edenin görebilmesi: tecelli üzerine bir rubai.

İcazetle çerağ olmak sanısı, yanık ve beyni donmuş bir sûhte, zincirleme vehimler ve ilimden uzak düşmüş bir diploma sahibi: icazetli cahile bir hiciv.

Eşyanın özünü göremeyenin gündüzü olan yeldâ gecesi, meşeye aşılanamayan hurma ve "özüm uymaz özüne" diye biten, biraz yorgun ve biraz alaycı bir veda.

Kendine yakın olanı büyük gören insan, gözün önüne kaldırılan parmak ve parmaktan alçak görünen uzak dağ: bir perspektif bilgisinden çıkan ahlak dersi.

Tam okunamayan bir ilk beyit ve topraktan yaratılmış insana can bağışlayan sözün nereden geldiği sorusu: konuşmanın mucizesi karşısında yaratılıştan gelen hayret.

Hakikati araştırırken yanılan akıl, bugün hak görünüp yarın boş çıkan fikirler ve "eserler tabiatın değil Allah'ındır" hükmü: tabiatçılığa karşı bir rubai.

Allah'ın kılıcının kıpırtısı olan kader, bulutundan coşan boşluk ve ilahî tesirle "ben okyanusum" diyen her damla: vahdet-i vücûd düşüncesi dört mısrada.

Yaratan'ın anlamından birer harf olan zerreler, her türde parlayan başka bir anlam ve sıfatların özeti olan "kevn-i câmi'" insan: kâinat kitabı üzerine bir rubai.

Türlülük ve çiftlik, mutlakta özelleştirme arayışı ve sıfatların hakikatini ancak İslam'ın bildiği yolundaki sert hüküm: ilahî sıfatlar üzerine bir kelâm rubaisi.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.