
Manzume 20 — Açdıḳça çeşm-i revzene-i bāmdādımı
Cûdî'nin Selanik'ten görünen Olimpos dağına yazdığı sabah manzumesi: karlı zirvede güneşin kızıllığı, suya dalan ak saçlı ihtiyar, efsanelerin dağı ve doğuşunun jeolojik hikâyesi.

Cûdî'nin Selanik'ten görünen Olimpos dağına yazdığı sabah manzumesi: karlı zirvede güneşin kızıllığı, suya dalan ak saçlı ihtiyar, efsanelerin dağı ve doğuşunun jeolojik hikâyesi.

Cûdî'nin Olimpos dizisinden gün batımı manzumesi: yaldızlı bulutlarda görülen adalar, mezar taşları, aslanlar, timsahlar, şah sofrası, balo ve vaaz kürsüsü ve hiç tekrarlanmayan akşam.

Cûdî'nin Olimpos dizisinden gün batımının kızıllığını anlatan manzumesi: dağın ardına çekilen huysuz at gibi güneş, kan tufanı, ufukta yangın ve kırmızı çuhalı salona dönen körfez.

Cûdî'nin Olimpos dizisinden ay ışığı manzumesi: Kays'ın bahtını ağartan gece Leylâ'sı, gümüş tarak ve sapsız balta gibi ay, Hortaç'tan Olimpos'a ışık yolu ve süt kardeş deniz ile hava.

Cûdî'nin ay ışığı manzumesine zeyl olarak eklediği gazel: gücenmiş bir güzel olan ay, göğün yüzüne atılan tarak, kâkül altında seher gibi alın ve dört beyti ezberleyen bülbül.

Cûdî'nin bir kadının yürüyüşü üzerine gazeli: endamında başka olan hareket, hayat suyunun fıskiyesi gibi boy, güz görmüş ihtiyarın akşamında gülen bahar sabahı ve çarşaflı bir yürüyüş.

Cûdî'nin medrese yıllarını anlatan otobiyografik kasidesi "Dakk-ı Müdik": ders kitaplarıyla kelime oyunları, eski hikmet ve kelâm eleştirisi, İslam âlimlerine övgü ve liyakatsizliğe sitem.

Cûdî'nin 1904 Dogger Bank olayı üzerine Rusya'ya seslenen kıt'ası: Karadeniz'e sığmayan kibir, Osmanlı'ya burun şişiren Rusya ve şimdi İngiltere'ye "aman" demek zorunda kalan bir güç.

Cûdî'nin çocukların gözünden ramazanı anlatan manzumesi: kandil asılan minareler, mahya, ramazan pidesi, seyyar satıcılar, Karagöz ile Hacivat, sahur davulu ve evde ağlayan bir anne.

Cûdî'nin yetişkin erkeklerin orucunu anlatan hiciv gazeli: gündüz melek olduğunu sanan oruçlu, öğle vakti açlık ejderhası, saate bakılan ikindiler, baklava hazretleri ve süse meyleden insan.

Cûdî'nin şarkıcılar üzerine gazeli: güzel sesleriyle şiiri kemiren hânendeler, ikinci cahil sayılan şarkıcı, bir kişide pek az toplanan iki nimet ve ölçüyle kurulan dünya sofrası.

Cûdî'nin kar yağışını anlatan iç kafiyeli manzumesi: ayın tozu, tıraş olan feleğin kılları, kışın çiçeği, muhallebiye dönen yer, aya ortak olan yerküre ve açılmış sayfalar gibi düşen kar.

Cûdî'nin Rahmân suresinin "Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız" ayetini nakarat yapan Arapça manzumesi: beden ve ruh, kayadaki kurdun rızkı ve mahlası Cûdî'ye yağan cömertlik.

Cûdî'nin "Sefsâfdan" başlıklı kısa hiciv kıt'ası: haç öpen ve siyah yün giyen bir kişi tipi, zimmî statüsü ve sık yortular; başlığı tez tarafından açıklanmamış bir parça.

Cûdî'nin mehir terimleriyle kurulmuş iki beyitlik nüktesi: peşin ve ertelenmiş mehir, mehir ile mühür arasındaki yazı benzerliği ve incileri rehin veren bir gelin; anlamı tam açık olmayan bir parça.

Cûdî'nin iffet ve güzellik üzerine gazeli: kınalı el ve uzaktan temenna, koparılmamış elma, aşk kitabında yalnızca ikil ve vesvesecisi şeytanı yakan iffetli bakış.

Cûdî'nin maddecilere karşı "Hafâ-yı Zuhûr" gazeli: görünürlüğünden gizli Allah, tambur yapıp çalamayan tornacı gibi doktor, "natur yaptı" sözü, madde ve kuvvet ve vicdana açılan panjur.

Cûdî'nin "-emden gelir" redifli sebep zinciri gazeli: para sevgisinden doğan savaş, gümüşle sersemleşen halk, haremden gelen keman sesi, kalemden geldiğini söyleyen divane ve ezel denizi.

Cûdî'nin şiire hitap eden "öper" redifli gazeli: nağmelerini bin gül ağızlının öptüğü taze şiir, Süleyman mührü gibi gönül fetheden söz, intihalci şairler ve dolu bir safa kadehi olan nazım.

Cûdî'nin Gazzâlî'ye dayanan kıt'ası: dalgalarda çoğalan tek güneş, çok görünen amaçların ardındaki tek Hak ve ruhun havuzuna akan beş duyu ırmağının parıltısız suyu.

Cûdî'nin Gazzâlî'yi öven üç rubaiden ilki: dünyanın biricik mürşidi, Hüccetü'l-İslâm lakabı ve dini yürütmede hem velî hem vâlî olan âlim.

Cûdî'nin Gazzâlî dizisinden ikinci rubaisi: bir burhan olan İhyâu Ulûmi'd-Dîn ve hiçbir zenginin servetinin yetişemeyeceği bir hazine olan Kimyâ-yı Saâdet.

Cûdî'nin Gazzâlî dizisinden üçüncü rubaisi: Gazzâlî'nin ayağının tozu olan şair ve ihlasta, tevazuda, hakkı anlatmada onu İbnü'l-Arabî'ye tercih eden bir tutum.

Cûdî'nin misli olmayan bir güzellik idealini arayan gazeli: bütün güzellere örnek olan ama hiçbirine ait olmayan âşık, dâl gibi eğilen boy, bin eksik doğuran tamamlanış ve imkânsızın arayıcısı.

Cûdî'nin Türkçe-Arapça mülemma gazeli: peçelenip yüzünü açan ve yüz çeviren sevgili, bakışın kılıcı, birlikte usanan iki gönül ve sılasız anlamsız kalan ilgi zamirleri nüktesi.

Cûdî'nin safanın nerede bulunduğunu soran gazeli: dışarıda değil iç levhada, manzarada değil bakışta, belki ölümden sonraki sükûnda ve gizliliğin testisinde saklı bir sevinç.

Cûdî'nin nazım ile nesrin tartışmasını anlatan münazarası: roman yazan nesir, gökleri yaran şiir, şaraba benzetilen nazım, Nef'î, Fuzûlî ve Bâkî adlarıyla nükte ve yazarlara verilen son söz.

Cûdî'nin "lâzımsa" redifli gazeli: aynaya şiir yazan güzellik, aynaya bakıp gülünce görünen cennet bahçeleri, gamı silen yüz ve güzelliğin mahiyetini açıklayan aşk.

Cûdî'nin "İstiğrâb" başlıklı şaşkınlık gazeli: garip uyanıklık, toplanıp dağılan zerreler, damlaları değişen tek Fırat, çift hatlı hayat kanalı ve zincirle keşfedilmeyen zat.

Cûdî'nin ellisini geçmiş bir şairin sesiyle yazdığı "kalmadı" redifli gazel: kaybolan tatlılık, gücü kalmayan duyular, on dört yaşındaki kız gibi doğan ay ve taşınmaya kalan viran ev.

Cûdî'nin kendi varlığına şaşan "Taaccüb" gazeli: gözünü açıp "Ya ben neyim?" diyen şair, ezelden aşılan uçurumlar, Zeyd ile Amr nüktesi, kutsal nefha ve tenasühe düşmeyen ruh.

Cûdî'nin "Vücûd" gazeli: ateş ve nurla açıklanamayan varlık, kınından sıyrılan varlık, kara sayfalı ve nur harfli kâinat kitabı ve aklın sınırı; Yöntem'in ezberlediği şiir.

Cûdî'nin yaratılışı bir kitap olarak okuyan gazeli: "elif" demeden son babı soran gönül, "Kün" emrinin genizden sesi, Lebbeyk cevabı olan hayretler ve şüphe götürmeyen kâinat kitabı.

Cûdî'nin ruh ile bedeni bir sınıf sahnesiyle anlatan manzumesi: tahtaya tebeşirle yazan muallim, silinen yazı, hafızada kalan anlam, süpürülen tebeşir tozu olan beden ve kâinat kitabı.

Cûdî'nin ikinci "Şatahât" gazeli: ezel nurlarıyla güneşe dönen kalp, feleklere sığmayan benlik, yıldız çiçekli bir bahar ağacı, portakal güneş ve turunç ay, tek nefisten dallanan insanlık.

Cûdî'nin vecd hâlindeki benliği anlatan "Bu da" gazeli: Âl-i Abâ'nın kapısının değerli tozu, aşkın dibeğinde dövülmüş varlık, yuvasız bülbül, Süleyman'a taşınan Sebe tahtı ve öpücük çalan bakış.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.