
Tercî‘-i Bend 1 — Gurûr etme tekebbürden berî ol anla insânı
Sıdkı Mustafa Paşa'nın Kara Mustafa Paşa'nın azliyle sürüldüğünde yazdığı tercî-i bend: "Tekebbürlük Hüdâya yaraşur" nakaratı ve yok olup giden hükümdarlar.

Sıdkı Mustafa Paşa'nın Kara Mustafa Paşa'nın azliyle sürüldüğünde yazdığı tercî-i bend: "Tekebbürlük Hüdâya yaraşur" nakaratı ve yok olup giden hükümdarlar.

Aşk derdi âşığın konuşan canının yerine geçer: Ehlî'nin beytinde nefs-i nâtıka felsefe terimi, tekellüm ile nâtıka bağı ve medrese kökenli bir şairin inceliği.

Derviş Edna'nın dokuz dörtlüklük âhir zaman nefesi: dünyanın yedi kez yeşermesi, Mehdi'nin gelişi, bir mil yaklaşan güneş, mizan terazisi ve On İki İmam'ın davası.

Kul Hüseyin'in Hacı Bektaş Velî'ye yazdığı karşılama deyişi: "Arifler arifi pir safa geldin" nakaratı, şeker dudak, inci diş ve Horasan'dan gelen Hünkâr.

Sıdkî Baba'nın hayatını özetleyen şükür deyişi: 1293'te rüyada içilen aşk badesi, kırk yedi yıllık hizmet, Feyzullah Çelebi'nin himmeti ve Cemaleddin Çelebi'nin verdiği Sıdkı adı.

Âşık Ömer'in Merzifon Cönkü'nde kalan divanının ilk dörtlüğü: gönül vereli hiç gülmeyen, uslanmayan ve beddua bilmediği için sevgiliyi Mevlâ'ya bırakan âşık.

Ârif'in Merzifon Cönkü'nde kayıtlı güftesinin ilk bendi: bahar, bülbül ve yeşil sarıktan görünen gonca; özgün metin, günümüz Türkçesi ve yorum.

Nazîf'in Merzifon Cönkü'nde kayıtlı gazelinin ilk beyti: pır pır yanan hidayet mumu ve şeriat kılıcı; özgün metin, günümüz Türkçesi ve yorum.

Tokatlı Nûrî'nin Merzifon Cönkü'nde kayıtlı koşmasının ilk dörtlüğü: nazar duası ve Kur'an ayetiyle övülen ay yüz; özgün metin, günümüz Türkçesi ve yorum.

Erzurumlu Emrah'ın Merzifon Cönkü'nde kayıtlı gazelinin ilk beyti: sabâ yeline emanet edilen dert ve inleyen mektup; özgün metin, günümüz Türkçesi ve yorum.

Eyüb Sabrî'nin Merzifon Cönkü'nde kalan kalenderîsinin matlaı: dünyada eşi bulunmayan, insan kılığına girmiş şakacı bir melek olarak sevgili.

"Beni" redifli sekiz heceli bir yakarış: Şah'a doğru giden kervana seslenen, baldan ayrılmış arı ve gülden ayrılmış bülbül gibi gülistana dönmek isteyen âşık.

Melîhî'nin sofuya seslenen beyti: saf şarabın da bir "hâl" verdiği, meclisteki kadehin boş sanılmaması ve Şeyh Rûşenî'nin aşk şarabı teklifine rind şairin cevabı.

Nigârî'nin gönlün sevgilinin ayak toprağına secde ettiğini söylediği beyit: zülfün komutan, gönlün onun buyruk kulu olarak anlatıldığı bir benzetme.

Mustafa Vâzıh'ın Nedîm tarzına örnek gösterilen gazeli: gezmeye çağrılan utangaç bir genç, rakibe giden ay yüzlü ve Sakız'dan gelmiş hafif bir şarap.

Âşık Çelebi'nin Kâmî'den aktardığı mesnevi biçimli beyit: gamın sırrını yazmaya yetmeyen kalem, okyanusun sığmadığı dar bir oluğa benzetilir.

Harîmî'nin tezkirelerin "meşhur matla" diye andığı gazeli: göze sürme olan ayak tozu, sevgi tohumu ekilen göğüs ve ahından başka dostu olmayan âşık.

Kemalpaşazâde'nin bilgi ve soy üzerine iki beyti: okumasa da beyliği süren bey oğlu ile cahil kalırsa doğmamış olmayı yeğ tutması gereken bilgin oğlu.

Edâyî'nin meclis matlaı: güzeller meclise geldikçe safa ehlinin bedenini elif biçimli yara izleriyle süslemesi ve iki ayrı sahneye bağlanan yer yer redifi.

Vücudun evini gezen bir ozan: Fedâî Baba'nın kafesteki bülbül, dönen değirmen, yedi başlı ejderha ve aslan yavrusu remizleriyle kurulu koşması.

Selîmî'nin Farsça beyti: kanını döken sevgilinin bunu bir kerem saymasının şairane sebebi, eşiğin tozdan arınması ve sevgiliye verilen padişahlık unvanı.

Abdurrahman Kâmil Efendi'nin "Bir mü'es̱s̱ir nüsḫadır kim nâmı anıñ sîm ü zer" nakaratlı muhammesi: güzellerin altın ve gümüşe boyun eğişine alaycı bir bakış.

Kadı Burhaneddin'in "Ben Türk'üm, sen Tatarsın" diye başlayan gazel beyti: Timur'a Anadolu'dan el çekmesini söyleyen bir meydan okuma ve gazel dilindeki iki yüzü.

Âşık Çelebi'nin Tâcîzâde Sa'dî Çelebi maddesinde verdiği dört beyitlik gazel: ay yüz, gülün defterlerini yele veren bülbül, kanlı gözyaşında yüzen kaşlar.

Gelibolulu Sürûrî'nin, bulutun güneşi örtmesini güneş yüzlü sevgilinin dünyada tek kalması için gökteki güneşin gizlenmesi diye yorumlayan matla‘ı.

Müeyyedzâde Abdurrahman Çelebi'nin II. Bayezid'e sunduğu, Âşık Çelebi'nin "fesahat ülkesini kılıcıyla aldığının delili" saydığı on altı beyitlik hançer redifli Farsça kasidesi.

Kara Fazlî'nin benliği aşıp vahdete ermeyi öğütlediği ve vuslat yolunun on şartını pire teslimden sabra kadar sırasıyla saydığı otuz beş beyitlik tasavvufi kasidesi.

Basîrî'nin "gör" redifli gazeli: Leylâ'yı sevgilide, Mecnun'u kendinde gösteren âşık, Mesih nefesli dudak ve basiret gözünü uyandırmaya çağıran tasavvufî makta.

Sâfî'nin (Cezerî Kasım Paşa) Latîfî'nin aktardığı beyti: sevgilinin meclisine gelip giden köpek soylu rakibe kimsenin "it misin, adam mısın" bile dememesi.

Hubbî Hatun'un İmâdü'l-cihâd'daki gazâ şiirlerinden kalan mahlaslı beyitler ve eserin II. Selim devrinde yazıldığını gösteren "Hân Selîm devri" beyti, yedi beyit bir arada.

Münîrî'nin kırk altı beyitlik Farsça öğüt kasidesi; feleği bir tas oyuncusuna benzeterek açılır, dünyanın geçiciliğini anlatır ve kanaat öğüdüyle biter.

Adlî mahlaslı II. Bayezid'in cennet sahnesiyle açılan gazeli: Rıdvan'ın karşıladığı seher yeli, dua eden çınar, ney ile çeng ve sevgiliye "ruhum" diyen âşık.

Beyit başlarından "Sultan Ahmed edâmallâhu ömrehû" duası okunan, Mihrî Hatun'un Şehzade Ahmed'e sunduğu yirmi beyitlik muvaşşah (akrostiş) kaside.

Samanyolu bir tespih, güneş sistemleri bir âh; tesadüfe karşı nizam savunulur, yer "Lâ ilâhe", gökler "illallah" der. Hey'et-i Âlem, divanın nakaratlı müseddesi.

Sâhib'in Maktûlzâde Ali Paşa'nın Hz. İbrahim'in doğduğu şehre gelişine düşürdüğü tarih: "berden ve selâmen" çağrışımı ve vezirin adını içinde taşıyan "Aliyy Azîm".

Osman Gazi'nin İnegöl'e yaptığı ilk gece baskınının ardından söylenen üç beyit: ilk gaza, yurda dönüş, Tanrı'ya niyaz ve "miskin 'Osmân agla" diye biten dua.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.