
Gazel 8 — Bâğda gül ruhlerüñdür verd-i hamrâdan murâd
Bir sözlük gibi işleyen gazel: gülden yanak, serviden boy kastedilir; bulut ahın dumanı, Ülker gözyaşıdır. Makta şiire rakibin adını sokmamayı öğütler.

Bir sözlük gibi işleyen gazel: gülden yanak, serviden boy kastedilir; bulut ahın dumanı, Ülker gözyaşıdır. Makta şiire rakibin adını sokmamayı öğütler.

Hilkat-i Muhammediyye bölümü: ilk yaratılan nur, onu müjdeleyen nebiler ve kitaplar, sıralanan âyet göndermeleri ve kendini “mir'ât-ı kemter” sayan şair.

Gönlünü sevgiliye elma gibi sunmak isterken bir yabancının ondan önce davrandığını anlatan, "el" kelimesinin anlamlarıyla oynayan Latîfî'deki Remzî matlaı.

Vefasız güzelin vefasını haftanın ortasına varmadan biten ay akçesine benzeten Rûhî Fâzıl Çelebi, benzetmesini medrese çevresinin gündelik hayatından alır.

XVI. yüzyılda herkesin ezberinde olan zamane şikâyeti tercî'-bendinden dokuz beyit kalmıştır ve Refîkî bu beyitlerde rüşvet kapısını açıkça hedef alır.

Ehlî'nin gönlüne sabır öğütleyip sonra bu teselliyi bozan matlaı: feleğin dönmesi için gereken zaman ve sevgiliye kavuşmak için gereken sonsuz ömür.

Derviş Edna'nın "Cihanı verseler ayrılmam senden" diyen bağlılık nefesi: balçığını yoğuran pir, ela gözlü güzel, ak deve üstündeki tabut ve gönülleri ferahlatan yaz.

Kul Hüseyin'in vurulmuş bir geyiğin ağzından söylediği güzelleme: avcıya yalvarış, yavrularını düşünen ana geyik ve "Dinlerim bir geyik candan iniler" nakaratı.

Sıdkî Baba'nın "beni" redifli aşk deyişi: kaşları besmele, yüzü Beytullah, boyu elif olan sevgili ve ancak tabut ya da sürgün fermanıyla bozulacak bir bağlılık yemini.

Âşık Ömer'in Merzifon Cönkü'nde kalan divanından altı mısra: dal harfi gibi zülf, viran vücut şehri, çifte tabanca kaşlar ve güzellerin serdarına övgü.

Ârif'in Merzifon Cönkü'nde kayıtlı güftesinin ilk beyti: meclis gecesi, papağan ve şeker yanaklı güzeller; özgün metin, günümüz Türkçesi ve yorum.

Nazîf'in Merzifon Cönkü'nde kayıtlı gazelinin ilk beyti: bir iki günlük zevk için ahireti yıkmamak; özgün metin, günümüz Türkçesiyle aktarım ve edebî yorum.

Tokatlı Nûrî'nin Merzifon Cönkü'nde kayıtlı koşmasının ilk dizeleri ve son dörtlüğü: dönen dünyaya aldanmama öğüdü ve insanı yiyen toprak; özgün metin, günümüz Türkçesi ve yorum.

Erzurumlu Emrah'ın Merzifon Cönkü'nde kayıtlı gazelinin ilk beyti: kâinatı nurdan yaratan Mevlâ'ya hû dost yakarışı; özgün metin, günümüz Türkçesi ve yorum.

Eyüb Sabrî'nin Merzifon Cönkü'nde kalan münâcât havalı kalenderîsinin matlaı: kurtuluşa yürüyemeyen, günah girdabına düşen kulun Tanrı'ya yakarışı.

"Var" redifli bir hikmet deyişi: aranan her şeyin insanda olduğu, bir pınardan bin derya süzen, ikrar bozanın ceme alınmadığı ve taş atanın kendine attığı.

Melîhî'nin zahide karşı şarabı savunan beyti: bin yıl kırk günlük çile çeken zahidin erişemeyeceği keşf, akıcı yedi kadeh ve tasavvuf terimleriyle kurulan rindane karşılık.

Nigârî'nin gönül kuşunun sevgilinin perçemine dolaştığını anlattığı beyit: zülüf tuzağı mazmunu ve turra ile tarrâr arasında kurulan ses oyunu.

Mustafa Vâzıh'ın "at" redifli meclis gazeli: tavşan kanı şarap, Giritli ve Sakızlı bir sevgili, raks, dağılan zülüfler ve alna yapıştırılan altınlar.

Latîfî'nin aktardığı üç beyitlik Kâmî gazeli: sevgilinin yüzünde Yusuf'un güzelliği, şairin hakkında okunan Yakub'un mihneti ve gözyaşı denizinden doğan güneş.

Harîmî'nin "dağlar" kafiyeli gazeli: göğüsteki yaralar viraneye konan kargalar, gözyaşı çağlayan su ve aşkın şahının kızıl otağları olarak görülür.

Edâyî'nin Şerîfezâde Mehmed Çelebi'ye sunduğu ve onu Divân-ı Hümâyûn kâtipliğine taşıyan beyit: Mustafa ve Muhammed adlarıyla eski efendi ile yeni hamiyi birleştiren tevriye.

Aşk yarası ile Kerbelâ acısını birleştiren mersiye: Fedâî Baba'nın üç harf beş nokta, yetmiş üç şehit, Muharrem orucu ve kana boyanan Kasım'ın kınası.

Selîmî'nin Farsça matlaı: dert ülkelerinin padişahı olan âşık, sığınağı bela ve sınırsız gamdan bir ordu; aşkın bir saltanat diliyle anlatılması.

Abdurrahman Kâmil Efendi'nin müsemmeni: "Çekeyim tîġımı ben kendime kendim urayım" nakaratıyla, saba yeline haber yükleyen ve kadere rıza ile biten beş bentlik ayrılık şiiri.

Kadı Burhaneddin'in doğduğu şehri andığı gazel beyti: gözyaşını ırmak edip Kayseri'yi de Bağdat'a çevirme dileği, Dicle ile Kızılırmak arasındaki benzerlik.

Âşık Çelebi'nin Tâcîzâde Sa'dî'ye, Kınalızâde'nin Müftî Sa'dî Çelebi'ye verdiği beyitler: kazaskere damat olamayan, erdemle unvan bulamayan bir âlimin sitemi.

Gelibolulu Sürûrî'nin, düşte kucaklanan sevgilinin uyanınca da koyunda bulunması dileğini gündelik konuşmaya yakın sade bir Türkçeyle söyleyen tek beyitlik matla‘ı.

Müeyyedzâde Abdurrahman Çelebi'nin II. Bayezid'in Farsça matla‘ına yazdığı nazire: âşığın gönlüne saplanan tüylü okların mezarı üzerinde kuş olup raks etmesi.

Kara Fazlî'nin "-sındayuz" redifli, dervişler ağzından zahide seslenip dünyaya önem vermeyen bir aşk ehlinin portresini çizdiği otuz beş beyitlik tasavvufi kasidesi.

Basîrî'nin halk deyişleriyle örülmüş gazeli: sevgilinin kirpiğiyle iğne yutmuş ite dönen rakip, baş ağrıtan hekim, haklı bülbül ve öğütle akıllanmayan Mecnun.

Sâfî'nin (Cezerî Kasım Paşa) Latîfî'deki matlaı: yüzünü gören meleklerin bir âhıyla bütün göklerin yanacağı bir peri güzelliği ve melek ile felek kafiyesi.

Hubbî Hatun'un hakkındaki dedikodulara karşı söylediği bildirilen beyit: binlerce mahmur göze girip çıkan, ama sürme mili gibi doğru kalan bir gidiş.

Münîrî'nin kırk sekiz beyitlik Türkçe öğüt kasidesi; dünyanın faniliğini anlatan öğütlerle açılır, ortasında Peygamber övgüsüne döner ve şefaat dileğiyle biter.

Adlî mahlaslı II. Bayezid'in, güzeller şahına bir nefes kul olmayı padişahlığa, dervişin abasını saltanat unvanına tercih ettiği beş beyitlik gazeli.

Mihrî Hatun'un Şehzade Ahmed'i bir gazel sevgilisi gibi övdüğü, "şekil" redifli otuz iki beyitlik kasidesi, günümüz Türkçesi ve edebî yorumuyla.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.