
Muamma 17 — Büküldi bilüm görmeyeli ḳaşı hilālin
Münîrî'nin son muamması, dolunay yüzlü sevgilinin hilal kaşını görmeyince beli bükülen âşığı anlatır; neşirde çözümü "Kemal" adı olarak verilir.

Münîrî'nin son muamması, dolunay yüzlü sevgilinin hilal kaşını görmeyince beli bükülen âşığı anlatır; neşirde çözümü "Kemal" adı olarak verilir.

Münîrî'nin ilk müfredi, şairin kendine yönelttiği kısa bir öğüttür: yok olmayan hazine isteyen, kanaati hazine edinip dünyadan el çekmelidir.

Münîrî'nin ikinci müfredi, ölünceye kadar aşkı bırakmamayı öğütler; çünkü herkes kendi sanatında bağışlanır. Beyit eski "yarlıgamak" fiiliyle biter.

Münîrî'nin üçüncü müfredi, kanaat olmadıkça insanın asla doymayacağını, takımı kızıl altından olsa bile doyuma ulaşamayacağını söyleyen tek beyittir.

Münîrî'nin dördüncü müfredi, Hakk'a teslim olmayı ve kinle hasetten arınmayı öğütleyen, neşirde müfred başlığı altında verilen iki beyitlik bir parçadır.

Münîrî'nin beşinci müfredi, dünyaya gönül vermemeyi öğütler: alçak dünyanın balına meyleden, onun zehrini de seçmiş olur. Nûş ile nîş oyunu öne çıkar.

Münîrî'nin altıncı müfredi 5. müfredle aynı beyitle açılır, ama dünyanın balı yerine sevgilinin yakut dudağının balını ve onun zehrini anar.

Münîrî'nin yedinci müfredinde dilenci âşık vuslatı bekler ve sevgiliden "köpeğim" denmeyi ister; isteğini "kimse izzete doymaz" sözüne dayandırır.

Münîrî'nin sekizinci müfredinde dünyayı kapı kapı dilenerek dolaşan âşık, son çare olarak "güzeller şahı" sevgilinin kapısına gelir ve derdine deva ister.

Münîrî'nin son müfredinde garip âşık, sevgili ona hiç bakmasa da onun yolunda can vermeyi gam saymaz; çünkü o, başından çoktan vazgeçmiş biridir.

Münîrî'nin II. Bayezid'in yaptırdığı musallaya düşürdüğü iki beyitlik Farsça tarih kıtası, neşirde "Sene 889" (1484) kaydıyla verilir ve divanın son şiiridir.

Şehzade Bayezid'in divandaki tek Türkçe nazmı: inci döken dil, mücevher madeni dudak ve zülf ile yanağın gece gündüz can ile gönle verdiği ateş ve perişanlık.

Kara Fazlî'nin Ebü'l-Fazl'ın oğlunu gök cisimleri ve şiir ülkesi imgeleriyle övdüğü, kaside tarzında yazılmış on altı beyitlik büyük kıtası.

Münîrî'nin manzum siyerindeki hicretnâmenin ilk beyitleri: ayrılık üzerine bir giriş, ashabın Medine'ye göçü ve şeytanın Necidli ihtiyar kılığında katıldığı Dâru'n-Nedve toplantısı.

Şehzade Bayezid'in iki beyitlik Farsça nazmı: Allah'a bir an bile gereği gibi itaat edemeyen, nefsini düzeltmeye gücü yetmeyen ve mihnet sarayı dünyada rahat bulamayan kul.

Kara Fazlî'nin adı anılmayan bir devlet büyüğünü tuğra, ayna ve cömertlik denizi imgeleriyle övdüğü, Arapça bir duayla süslü yedi beyitlik kıtası.

Münîrî'nin hicretnâmesinden ikinci kısım: Cebrail'in uyarısı, Ali'nin Peygamber'in yatağına yatması, Ebû Bekir'in hazırlığı, evden çıkış ve Hira'dan Sevr dağına yolculuk.

Şehzade Bayezid'in iki beyitlik Farsça nazmı: büyük günahı işleyen "ben" ile bağışlayan ve esirgeyen "sen"; divanın Türkçe Mesnevi 3'ündeki af dileğinin Farsça bir söylenişi.

Kara Fazlî'nin hasta bir gence "yaraşur sulṭānum" redifiyle şifa dilediği; Özkat'a göre Şehzade Mehmed'in son hastalığında yazılmış olabilecek kıtası.

Münîrî'nin hicretnâmesinden Sevr mağarası sahneleri: Ebû Bekir'i sokan yılan, kapıdaki güvercin ve örümcek, müşriklerin şaşkınlığı, denize açılan duvar ve bir na't.

Şehzade Bayezid'in mahlaslı tek Farsça nazmı: suç ve isyanla kararan ikbal defteri ve Allah'ın affı olmadan değer taşımayan tac, taht, şahlık şevketi ve hazine.

Kara Fazlî'nin hacdan dönen bir devlet büyüğünü "Ḫayr-maḳdem" sözleriyle karşılayıp ayrılığı hastalığa, kavuşmayı hekime benzettiği hoş geldin kıtası.

Münîrî'nin hicretnâmesinin son kısmı: Sürâka'nın takibi, Ümm-i Ma‘bed'in çadırındaki mucizeler, Peygamber'in tarifi, Medine'ye varış ve mescidin yapımı.

Kara Fazlî'nin "kerem madeni" diye seslendiği bir şahtan ihsan dilediği, hak etmese de memduhun iyiliğe layık olduğunu söyleyen iki beyitlik eksik kıtası.

Kara Fazlî'nin periye benzettiği sevgiliyi şiirle ram ettiğini söylediği ve gözyaşını "damlaya damlaya göl olur" atasözüne bağladığı başı eksik kıtası.

Kara Fazlî'nin feleği satranççıya, kendini at ve piyonu kaybetmiş bir oyuncuya benzetip şahtan yardım dilediği, satranç terimleriyle örülü kıtası.

Kara Fazlî'nin eski duacısı olduğu bir büyüğün kapısında bekleyip "var mıdur" redifiyle huzura girmek için izin istediği iki beyitlik kıtası.

Kara Fazlî'nin esrarlı bir arkadaş meclisinde Rüstem ve Murad'la tatlı, şeker börek ve şerbet üzerine yapılan konuşmayı anlattığı şakacı kıtası.

Kara Fazlî'nin bir büyüğe ihsanı için teşekkür ettiği, "macun" ve "esrar" kelimelerinin çift anlamıyla meclis eğlencesini sezdiren iki beyitlik kıtası.

Kara Fazlî'nin İstanbullu kendisiyle Edirneli adaşı Fazlî-i Leng'i şiir meydanında yarışan iki binici gibi anlatıp topal rakibini "aksadur" sözüyle iğnelediği kıtası.

Kara Fazlî'nin Farsça kıtası: ilimden uzak şairi sermayesiz mağrur tüccara, mahlas takınan cahili askersiz ve tebaasız padişahlık iddiasına benzetir.

Kara Fazlî'nin Deccal ile Peygamber'in ikisi de Mesih diye anılsa da bir olmadığını söyleyerek şair ile şair geçineni ayırdığı, kasideden alınma kıtası.

Kara Fazlî'nin Farsça kıtası: kuluna iltifat etmeyi cömertlik sayan şair, ara sıra sorulacak bir hatırın kerem sahibinden hiçbir şey eksiltmeyeceğini söyler.

Kara Fazlî'nin ayrılıkta bir yıl kadar uzayan günün vuslatta sabah olmadan akşama döndüğünü söylediği, âşığın bahtsızlığını anlatan kısa kıtası.

Kara Fazlî'nin sevgilinin yerini bilmeyen, vuslat suyuna ulaşamayıp ayrılık ateşinde yanan âşığın çaresizliğini iki beyitte tek cümleyle anlattığı kıtası.

Kara Fazlî'nin şiirini ıkınıp sıkınarak çıkaran ve nazireye altın vaat eden Riyâzî adlı bir şairi açık saçık bir dille alaya aldığı hiciv kıtası.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.