
Gazel 313 — Götürmeyince āh ile dil zülfi cismini
Münîrî bu gazelde güzellik hazinesini bekleyen yılanı zülfe benzetir, aşkın adı bile duyulmamış belalarını sayar ve gökteki yıldızları âhının yaktığı kabarcıklar diye görür.

Münîrî bu gazelde güzellik hazinesini bekleyen yılanı zülfe benzetir, aşkın adı bile duyulmamış belalarını sayar ve gökteki yıldızları âhının yaktığı kabarcıklar diye görür.

Münîrî "gibi" redifli bu gazelde âhıyla gökleri tutuşturur, gamzeleri gönlü delip yaran bir tarağa benzetir ve ölümünden sonra da mumun çevresinde dönen bir pervane olur.

Münîrî "gibi" redifli bu gazelde gözü gönül evinin kapısı yapar, nal izini mihraba, gözyaşını dolap testisine ve titreyen yaşı yanağın güneşinde kıpırdayan civaya benzetir.

Şehzade Bayezid'in Hâfız'a nazire sayılan Farsça gazeli: Tahmasb'ın başını kılıçla ayırmaktan, Semerkant ve Buhara'yı almaktan söz eden, Solakzâde'ye göre şahın eline geçen şiir.

Münîrî bu gazelde beni gönül kuşunu tuzağa düşüren yem tanesine benzetir, elif boyun âşığı dâl gibi büktüğünü anlatır ve "al" kelimesiyle hile ile kırmızı arasında cinas kurar.

Şehzade Bayezid'in "nîst" redifli Farsça gazeli: Hüsrev ile Şirin kıssası şairin kendi hasb-i hâli olur, kirpikler zülfe tarak, âşıkane gazel de âşıklığın şartı sayılır.

Münîrî bu gazelde "bitmek" fiilinin sona ermek ve çıkmak anlamlarıyla oynar, ayva tüyüne rağmen sevgiliden vazgeçmez ve mahallenin köpeğinin bile kendisini unuttuğunu söyler.

Şehzade Bayezid'in "nîst" redifli Farsça gazeli: dertli dermanı, âşık âb-ı hayatı, sevgilinin sokağındaki cenneti istemez; makta "ân" kelimesiyle bir söz oyunu kurar.

Münîrî bu gazelde zülfü lâm ile dâl, kaşı nûn yapıp "ledün" kelimesini yazar, gözyaşını selden Ceyhun'a büyütür ve sararan yüzün sevgiliye sunulunca altına döndüğünü söyler.

Şehzade Bayezid'in "şod" redifli Farsça gazeli: Mushaf'a ayak basan kâfir zülf, hilalken dolunaya dönen sevgili ve dikenlerle oturan güle bülbül gibi inleyen âşık.

Münîrî bu gazelde ciğer kanını gamzeye sofra yapar, zülfü lâm ve kaşı nûn yapıp "len terânî" sözünü yazar, felek değirmeninde kına gibi un olan âşığı anlatır.

Şehzade Bayezid'in "heme dânend" redifli Farsça gazeli: gülden yüzün, Hoten miskinden kokunun izi ve siyah saçın sevdası; gizli kalması gereken aşkı artık herkes bilir.

Münîrî sade bir Türkçeyle yazdığı bu gazelde kan bedelini ölmeden yiyen âşığı, cefa taşıyla kırılan gönül şişesini ve canın dudağa erememesini Hacı Bektaş'ın ilencine bağlar.

Şehzade Bayezid'in "üftâd" redifli Farsça gazeli: âhla karışan sümbül saç, Kâbe sokağına zemzem gibi dökülen gözyaşı ve Cem'in kadehine çarpan taşla biten bir öğüt.

Münîrî bu gazelde Hüseyn ile Hüseynî arasında cinas kurar, gözyaşını fıkıhtaki temiz su ölçüsü kulleteyne benzetir ve canı dudaktan alınmış faizsiz bir borç sayar.

Şehzade Bayezid'in "şod" redifli Farsça münâcât gazeli: haddi aşan günah, kahrıyla perişan olan dünya, günah kuyusundan tutan el ve tövbeyle isyandan çıkma umudu.

Münîrî bu gazelde iki kat zülfü Çin ve Hıtâ ülkesine bedel tutar, bülbülün "berg ü nevâ"sıyla yoksul âşığın geçimliği arasında tevriye kurar ve canı öpücüğe ucuz bir paha sayar.

Şehzade Bayezid'in Farsça Gazel 7'nin ikizi sayılabilecek münâcât gazeli: sayıya gelmeyen suç, gonca gibi sıkışan gönül, lale gibi kızaran yüz ve şükürle biten bir yakarış.

Münîrî bu gazelde gül mevsiminde saf şarap ister, zahide güneş gibi nurlu bir perde gösteren güzelliği, delik bağrıyla sazları inleten neyi ve gözyaşı denizini anlatır.

Şehzade Bayezid'in "henûz" redifli Farsça gazeli: Hüma talihli sevgilinin peşinde kanatsız kalan, malını yitiren ve başına atılan taşı bile lütuf sayan âşığın bitmeyen bekleyişi.

Münîrî bu gazelde can çeşmesini vermeyen dudağı, dudak beninin gönle vurduğu dağı, yok denecek kadar küçük ağzı ve kanlı gözyaşlarını gönül bahçesinin lâleliği olarak anlatır.

Şehzade Bayezid'in redifsiz Farsça gazeli: gümüş kulaklı puta kaybedilen gönül ve din, gönülden huzuru alan gönüllerin huzuru, lal dudaktan bir yudum ve servinin gölgesi.

Münîrî bu gazelde "hürmet" kelimesinin saygı ve haramlık anlamlarıyla oynar; şarabın haram oluşunu lâl dudağa öykünmesine bağlar ve yarin boyunu her an kopan bir kıyamete benzetir.

Şehzade Bayezid'in Arapça sözlerle biten Farsça gazeli: anası huri, babası Rıdvan olsa doğmayacak güzellikte bir sevgili ve öpücük isteğini bir âyetle destekleyen makta.

Münîrî bu gazelde eşiğe yüz sürmenin yolunu arar, ay ışığında sevgilinin köpeğinin izini öper, yüreğindeki ok temrenine sevinir ve tuzlu yaşı biten gözün kan akıttığını anlatır.

Şehzade Bayezid'in "men" redifli Farsça gazeli: imanı götüren kâfir zülf, İbn Sînâ'nın Kânûn ve Şifâ'sının bile çare olamadığı can derdi ve sultanın kapısında bir şikâyet.

Münîrî bu gazelde sevgilinin yüzünü bir gül harmanına benzetir, öteki güzelleri o harmandan başak devşirenlere çevirir ve dünya gülşeninin dikeninden bezip külhanı seçer.

Şehzade Bayezid'in Çeşmî'nin tahmis ettiği Farsça gazeli: felekten gelen dert, akrabadan görülmeyen vefa, Ceyhun gibi akan gözyaşı ve yeryüzünün şahından bir hatır sorma dileği.

Münîrî bu gazelde hamâil gibi boyuna dolanmayan kolu, yarışa kalkıp dili kesilmeyi hak eden mumu, ateşe biber saçan siyah beni ve Çigil mumunun meclisini görme arzusunu anlatır.

Şehzade Bayezid'in "men" redifli Farsça gazeli: gonca ağızlı, gül yanaklı sevgili, "sabreden vefa bulur" öğüdüne tükenmiş bir sabırla verilen cevap ve tek bakışla alınan gönül.

Münîrî bu sade gazelde kaşa benzeyen kader yayını, bir zamanlar alay ettiği aşkın başına gelişini, sevgilinin mahallesini cennet bilen gönlü ve saklanamaz olan gizli yanışı anlatır.

Şehzade Bayezid'in "denizin ve karanın padişahı"na seslenen Farsça gazeli: düşmanının kadrini yücelten, kulunun feryadını duymayan bir hükümdara yazılmış sitem dolu bir şiir.

Münîrî Türkçe gazellerinin sonuncusunda Mesih'e mucizeli sözü öğreten dudağı, "tek elin sesi çıkmaz" meselini ve şiirinin sesinin bütün meskûn dünyaya ulaşacağını söyler.

Şehzade Bayezid'in "hemîşe" redifli Farsça gazeli: uzaktan seyredilen sevgili, bakanın da bakılanın da o olduğu bir görüş ve fani devlete mağrur olmamayı öğütleyen makta.

Münîrî'nin ilk tuyuğunda aşka tutulanın sabrı ve kararı kalmaz; hayalin parmağı sevgilinin saç dizisini hesap gününe kadar elinden bırakmaz.

Şehzade Bayezid'in Farsça gazellerinin sonuncusu: güzellik ülkesinde Allah'ın gölgesi olan sevgili, aşksız saltanatın masal sayılması ve "Şâhî" kelimesiyle kurulan tevriye.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.