
Gazel 170 — Yā ḳaşuñsuz boyumuz yine kemān olsa gerek
Münîrî'nin "olsa gerek" redifli bu gazelinde ayrılık âşığın boyunu yay gibi büker, göğüsteki gizli ateş de sonunda sırrı bütün dünyaya duyurur.

Münîrî'nin "olsa gerek" redifli bu gazelinde ayrılık âşığın boyunu yay gibi büker, göğüsteki gizli ateş de sonunda sırrı bütün dünyaya duyurur.

Şehzade Bayezid'in kulunu mektupla anmayan şaha sitem ettiği gazel; Kılıç bu matlaı babasından cevap bekleyen oğlun sesine örnek olarak gösterir.

Kara Fazlî'nin İshak Çelebi'ye nazire olarak yazdığı "-den leẕīẕ" redifli gazeli: Kevser'den tatlı dudak, şekere düşkün papağan gönül ve şekerden lezzetli sövgü.

Münîrî bu gazelde gönlüyle konuşur: nurdan hidayet umarken zülfün küfrüne dolaşan gönül, şarap gibi dudaktan söz açınca meşrebini ele verir.

Şehzade Bayezid'in aşkı bir kenara bırakıp ad ve şöhret istediği "isterüz" redifli gazeli: İskender himmeti, Süleyman mührü ve adaletle hükmetme arzusu.

Kara Fazlî'nin "-dan kim ḳaçar" redifli gazeli: sofuya saf safa çağrısı, rakiple çift olan sevgili, İsa nefesli dudak ve cevir kılıcından yüz çevirmeyen vefa.

Münîrî'nin redifsiz bu gazelinde elinde kadehle gelen sarhoş sevgili, gözyaşı ve aşk ateşiyle arınma, toprağın alçalarak yücelişi ve göğe çıkan ahlar işlenir.

Şehzade Bayezid'in "olmaz" redifli gazeli: gözyaşıyla sevgiliye akan gönül, cefa yayıyla bükülen boy ve ayrılığın da kavuşmanın da kalıcı olmadığı tesellisi.

Kara Fazlî'nin "-um var" redifli gazeli: gam tekkesinde kandil gibi yanan iki yara izi, iki elde iki dolu kadeh, iki âlemde tek yüz ve yârin eşiğinde bir durak.

Münîrî bu gazelde göğü yakacak ahı, tatlı dudaktan çıkan tuzlu sözü, mihenk taşının bile değer bulamadığı rakibi ve iki zalim Türk'e benzeyen gözleri anlatır.

Şehzade Bayezid'in "bilürüz" redifli gazeli: Kâbe sayılan sevgili kapısı, şehrin şeyhine cevap, karınca ile Süleyman ve başa kuru kavga sayılan saltanat.

Kara Fazlî'nin "yaġar" redifli gazeli: batı rüzgârı esince yağan gözyaşı, gökten yağan kan ve ateş, dudaktan yağan can ve nisan bulutundan yağan inci ile mercan.

Kısa vezinli bu gazelde Münîrî, "berk" ve "terk" kafiyelerinde cinas yapar; dilimli derviş külahı ile dünyayı terk etmeyi aynı kelimede buluşturur.

Şehzade Bayezid'in derviş diliyle açılan "olmışuz" redifli gazeli: potada arınan ayna gönül, aşk tekkesi ve sırrı anlayan bulunmadığı için dilsiz kalan âşık.

Kara Fazlî'nin "-dür" redifli gazeli: su üstüne seccade seren büyücü saçlar, Çin'den gelen misafir ayva tüyü, yüzü örten kâfir zülf ve "ince şair" Fazlî.

Yalnız Vatikan nüshasında kalan bu gazelde Münîrî sade bir dille gamze okuna dayanmanın yiğitliğini, aşk sermayesini ve çöpten direk imgesini işler.

Şehzade Bayezid'in dünyaya kinle açılan gazeli: kırılan gönül aynası, gönül harmanında utanç tanesi, gözyaşı dolu hazine ve yitip giden eski devlet.

Şehzade Bayezid'in "itmez" redifli gazeli: başı gamla örtülü, ayağı ayrılıkla bağlı gönül şahini, sabır kalkanını delen hicran kılıcı ve gizlenen keder.

Kara Fazlî'nin "idegör" redifli öğüt gazeli: Zühre'yi kıskandıran feryat, göğe eren başla toprak olan yüz, kanaat tiryakı ve ayna gibi temizlenen kalp.

Münîrî bu gazelde hezār kelimesiyle bülbül ile bini, sürahinin gul gul sesiyle ağlayışı, kıl kelimesiyle de saç teli ile emri ustalıkla birbirine bağlar.

Şehzade Bayezid'in "biz" diliyle konuşan gazeli: yokluk ülkesinin beyi, kapısında belâ askerleri, yanak sayfasındaki İhlâs sûresi ve kulunu anmayan sultan.

Kara Fazlî'nin "-dür" redifli gazeli: al giyip bülbüle al eden gonca, rüzgâra eğilen servi, reyhana benzetilince perişan olan sümbül ve ihmal edilen âşık.

"-malu degül" redifli bu gazelde Münîrî işret meclisinin kurallarını sayar; kadeh kayığını şarap denizine salar ve rintlikte kazanılan adı zühde feda etmez.

Şehzade Bayezid'in Şeyhî'ye yazdığı "istemez" redifli nazire: köşkü, sofrayı, hayat suyunu ve sultanın hil'atini reddeden kanaat sahibinin portresi.

Kara Fazlî'nin "durur" redifli gazeli: bir iki günlük konak olan dünya, iki kadeh gibi kanlı gözler, meyhane köşesinde yatak ve sabah gibi alnı açık, yüzü ak bir şair.

Münîrî bu gazelde sevgilinin yüzünü bir mushafa, zülfünü Cebrail'e benzetir; ben, zülüf ve kaşları cim, dal ve ra harfleriyle okur, sonda Allah'a yönelir.

Şehzade Bayezid'in "-es" kafiyeli gazeli: saç kafesindeki can kuşu, goncanın yanındaki diken, dudak şarabına konan sinek ve tac u tahta yeğlenen bir lokma, bir hırka.

Kara Fazlî'nin zengin kafiyeli beş beyitlik gazeli: yâr ve diyardan ayrılık, başa alınan zülf sevdası, pîr-i muganın ayağına düşen âşık ve dikenle oturan gül.

Münîrî bu gazelde "gül" kelimesini hem çiçek hem gülmek emri olarak kafiyeye üç kez sokar; gülle başlayan söyleyiş aşk ateşinde yanıp kül olan âşıkla kapanır.

Şehzade Bayezid'in nüshada "tamamlanmamış gazel" diye kaydedilen dört beyitlik şiiri: dünyayı kafes gören âşık, İsa nefesli sevgili ve bala konan sinek.

Kara Fazlî'nin "bulunur" redifli yek-âhenk gazeli: dünya bahçesinde eşi bulunmayan gül, gönül bülbülü, servi boy ve sümbül zülf, sade Türkçeye yakın bir söyleyişle.

Münîrî bu gazelde kaşa benzediğine dair berat alan hilali, zülfün Hintlisinden açılan falı ve köpek rakibi dost edinen sevgiliyi kaht-ı rical deyimiyle anlatır.

Şehzade Bayezid'in "-es" kafiyeli üçüncü gazeli: hiç gülmemiş âşık, bala can veren sinek, gül mevsiminde dönen kadeh ve padişahtan el tutmasını isteyen son beyit.

Kara Fazlî'nin "-lar" redifli gazeli: hileye başlayınca baş kesen zülf, lale gibi kara yaralar, şafağı kızartan gözyaşı, yol kesen haramî gözler ve benzeri görülmemiş göz ile kaş.

Münîrî bu gazelde vuslatı mal bulmanın sevincine benzetir, yanaktaki beni bir yazının noktası sayar ve "bal tutan parmağını yalar" sözüyle dudağın hayalini anlatır.

Şehzade Bayezid'in "eylemiş" redifli gazeli: perçem ile bakışın el birliği, Yusuf'un suretinde çizilen güzellik, Kassâm-ı Ezel'in bölüşümü ve 68. gazelle ikizliği.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.