
Semai 1 — Sebebsiz ‘âşık ey yârân
Nigârî'nin sekiz heceli üç dörtlüğü: kafesteki bülbül, bağını unutmayan bahçıvan ve avcı imgeleriyle ayrılığın sebebini anlatan sade bir halk söyleyişi.

Nigârî'nin sekiz heceli üç dörtlüğü: kafesteki bülbül, bağını unutmayan bahçıvan ve avcı imgeleriyle ayrılığın sebebini anlatan sade bir halk söyleyişi.

Mustafa Vâzıh'ın "olmuş yatur" redifli gazeli: gamze kılıcıyla şehit olan âşık, mürit olan gönül şeyhi ve Sultan Bayezid güzellerine tutulan şair.

Harîmî'nin "-en" kafiyeli gazeli: gülün değerini düşüren yasemin ten, aslan deviren ceylan, bağra dağ vuran Hintli ben ve boynunda kefeniyle huzura gelen âşık.

Kadı Burhaneddin'in sevinci Bağdat'la ölçtüğü tuyuğ: gamdan kurtulan gönüller şenlenir, adıyla şereflenen dünya Bağdat gibi mamur bir yere döner.

Kara Fazlî'nin Şehzade Mustafa'nın dört yaşındaki oğlu Şehzade Mehmed'i atasözleri ve harf oyunlarıyla övüp ona uzun ömür dilediği yirmi dokuz beyitlik kasidesi.

Basîrî'nin nevruz üzerine kurulu gazeli: halka gelip âşığa gelmeyen bayram, gözyaşının tozunu bastırdığı meydan, geceyi aydınlatan âh ve mum gibi yanan şair.

Münîrî'nin II. Bayezid'e elli dokuz beyitlik Farsça kasidesi; Zahîr'in Kızıl Arslan övgüsüne cevap veren şair, Anadolulu olsa da Fars dilinin hakkını vereceğini söyler.

Adlî'nin zülfü zincire, gönlü deliye benzettiği yedi beyitlik gazeli; matlaı Latîfî tezkiresinde Fatih'e (Avnî) verildiği için aidiyeti tartışmalıdır.

Sâhib'in gazeller bölümünü açan gazeli: denize baksa serap gören, şarabı suya dönen bahtsız âşık, gülümsemenin sevabı ve gül yanaktan damlayan gülsuyu.

"Tanrı buyruğu mu?" diye pazar bacını sorgulayan Osman Gazi resmi yük başına iki akçeye bağlar, tımarın oğula geçmesini emreder; kanun bâbını sekiz beyit kapatır.

Mütekârib vezniyle yazılmış, soru redifli kısa gazel: gözden akan yaş mı kan mı, denizler göz gibi inci saçar mı, Avnî'ye cefa eden sevgili mi felek mi?

Refîkî'nin rindâne gazeli: şarap denizinde batan beden gemisi, gam tozunu silen bade, öpücükle çerez sunan mahmur saki ve mum gibi yanmayana edilen beddua.

Sa'dî Çelebi'nin Arapça akaid manzumesinin hâtimesi: nefse öğüt, esere övgü, ebced hesabıyla 893 tarihini veren dua mısraı ve salât; Arapça metin ve Türkçe.

Mürîdin günlük zikir sırası: on beş istiğfar, rabıta, iki rekât namaz, Fâtiha ve İhlâs, beş bin “Allah” zikri ve fenâ fi'ş-şeyh'ten fenâ fillâh'a basamaklar.

Nigârî'nin hakikat yolcusu için vahdet köşesini bir okula, aşkı fidanı büyüten suya benzettiği matla: aşk ile vahdet tecrübesi arasındaki bağ.

Mustafa Vâzıh'ın "kimini … kimini" tekrarıyla kurulan gazeli: gamze, kirpik ve kılıçla âşıklarını ayrı ayrı yok eden sevgili ve "cız eden" bir yürek.

Harîmî'nin lâm harfli gazeli: kızgın deve gibi kendinden geçen âşık, Koç burcunda vuslat bekleyen can ve şairin mahlasını Kâbe'nin harîmiyle buluşturan son beyit.

Kadı Burhaneddin'in sevgilinin gözünü Bağdat'ın ayyarına, dudağını Anadolu'nun şarapçısına benzettiği tuyuğ: her edası bu dünyanın mimarı olan bir güzel.

Kara Fazlî'nin, Ramazan Bayramı hilalini art arda benzetmelerle anlatıp Şehzade Mustafa'yı övdüğü ve ona tahta çıkma umudunu dile getirdiği bayram kasidesi.

Basîrî'nin "bilür" redifli gazeli: gönül ülkesinin şahı olan sevgili, güneş yüzün mahiyetini bilen ay, gözde ağırlanan misafir ve ehl-i tahkikin sözünü anlayan uyanık insan.

Münîrî'nin II. Bayezid'e yüz bir beyitlik güneş redifli kasidesi; Atâyî ile Ahmed Paşa'ya nazire olan şiirde güneş önce bir peygamber, sonra sultanın kapıcısı olur.

Adlî'nin aşk acısını ve sevgilinin güzelliğindeki tehlikeyi anlattığı, nüshalarda dört ile sekiz beyit arasında değişen "var" redifli gazeli, günümüz Türkçesi ve yorumuyla.

Her beyti "âsâ" (gibi) ile kapanan gazelde âşık değirmen gibi döner, sevgili koyunda kitap gibi taşınır, ayva tüyü seçme beyit gibi beğenilir, gözyaşı gülsuyu gibi saçılır.

Osman'ı yıkıp yapan bir mimar gibi gösteren iki beyit; Bursa, Adranos, Kestel ve Kite tekfurlarının ittifakı Koyunhisarı ve Dinboz'da bozulmuş, Kite alınmıştır.

Ferhad'ı çıraklığa bile layık görmeyen âşığın gazeli: serv-i âzâd, tırnakla kazılan can, Bîsütûn'da yankılanan feryat ve paslanmış gönül aynası üzerine yedi beyit.

Necâtî'nin bahar gazelindeki 'yağı' kelimesini kendi beytine taşıyan nazire; çimende açılmış taze dağlar, şahin sevgili ve bülbülün kırmızı otağı.

Adı kaside, biçimi gazel olan velîler övgüsü: zikri virt edinen, halktan gizlenen evliya, “Naḥnu aḳrab” âyeti ve Hallâc-ı Mansûr'un “Ene'l-Ḥaḳ” sözü.

Nigârî'nin vahdet meyhanesinde herkesin kendi işiyle meşgul olduğunu, kimsenin seyr ü sefer istemediğini söylediği beyit ve iki türlü okunuşu.

Mustafa Vâzıh'ın "mi var" redifli soru gazeli: tellenen rebaplar, kemançe gibi inleyen dünya, "başına kakmak" deyimi ve feleğin bozuk düzeni.

Harîmî'nin "-dur benüm" redifli gazeli: ömrün ürünü olan sevgili, mezar taşına dönen ayrılık taşı, eski yâr olan gam ve sırrı ele veren gözyaşı.

Kara Fazlî'nin, hac ve Kurban Bayramı tasviriyle açılıp makam adlarıyla oynadığı, Şehzade Mustafa'yı şehzadelerin en seçkini diye övdüğü otuz yedi beyitlik kasidesi.

Basîrî'nin halka gül bahçesi olan dünyayı kendine zindan sayan gazeli: kanlı gözyaşından tespih, kâfir göz karşısında feryat ve fiyatı bir can olan öpücük.

Münîrî'nin II. Bayezid'in gazaya niyet ettiği günlerde söylediği on bir beyitlik kaside; melekler müjdeleşir, felek şafakla kına yakar, şair seferi duayla karşılar.

Adlî'nin sevilen bir dilenciyi şahtan üstün tuttuğu, tavla terimleriyle ve "‘adl ü zulm" mahlas oyunuyla örülmüş altı beyitlik gazeli, günümüz Türkçesi ve yorumuyla.

Kadı ve kazasker Sâhib'in "da‘vâ" redifli gazeli: rind ile zahidin davası, vekâletle dava güden Zeyd ile Amr, hedef ile nişanlı oyunu ve ayva tüyüyle düşen dava.

Bursa kuşatması başlarken Osman Gazi Kaplıca tarafına Aktemür'ün, dağ tarafına Balabancuk'un havalelerini yaptırır; iki beyit kuşatmanın sıkılığını halk deyimleriyle anlatır.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.