
Mesnevi Parçası 6 — Çün gazâdur fahr-i Âlem san’ati
Hubbî Hatun'un İmâdü'l-cihâd'daki üç beyitlik mesnevisi: gazayı Peygamber'in sanatı olarak anan, dünyanın süsüne gönül verenleri kör sayan kısa bir öğüt şiiri.

Hubbî Hatun'un İmâdü'l-cihâd'daki üç beyitlik mesnevisi: gazayı Peygamber'in sanatı olarak anan, dünyanın süsüne gönül verenleri kör sayan kısa bir öğüt şiiri.

Pervâne Bey Mecmuası'nda "Sa'dî Çelebi Efendi" adıyla kalan, Necâtî'ye nazire gazel: gözyaşıyla çatlayan beden ve ecelden başka ziyaretçisi olmayan âşık.

Münîrî'nin Hasan ve Hüseyin için yazdığı kırk beyitlik Kerbelâ mersiyesi; feleğe sitemle açılır, Fırat'tan güneşe bütün tabiatı yasa ortak eder.

Adlî mahlaslı II. Bayezid'in "baña" redifli gazeli: düşman kesilen dostlar, âşığa ağlayan dağ, zülüf bulutu ardında kalan güneş ve "bîzâr / bâzâr" ses oyunu.

Sâhib'in Hasan Paşa'dan gelen lütuf müjdesine yazdığı "-et geldi" redifli manzume: beklemenin sonu, şeker kamışına dönen kalem ve kafiye darlığını itiraf eden şair.

Âşıkpaşazâde'nin girişteki mesnevisinin son on bir beyti: Osmanlı soyunu anlatma niyeti, kendi neslinin bu hanedanla doğduğu iddiası ve ilk bâba geçiş.

İmgelerini "şâh şâh", dal dal sıralayan bahçe gazeli: yüze dökülen sümbül saçlar, karabiber salkımına benzeyen benler, goncanın mektubunu ezberleyen bülbül ve ahın muskası.

Yüzsuyunu Peygamber'e adayan şair, çocukken ümmetinden haberdar edilen nebî ve günde bin bayramla biten bir müjde: “saña” redifli yedi beyit.

Sevgilinin şeker dudaklarını Âl-i İmrân suresindeki "nebâten hasenâ" ifadesine bağlayan, nebât kelimesinin bitki ve şeker anlamlarıyla oynayan Remzî matlaı.

Sülûkî'nin şehrengizinden kalan beş beyit: Mutavvel ve Muhtasar ders kitaplarıyla övülen talebe Ömer, halvetine girilmek istenen şeyhzâde Mehmed ve şehrin kimliği sorusu.

Rûhî Fâzıl Çelebi'nin hacca giden dostu için söylediği iki beyit: Sehî'nin anlattığı vesile, kervan çanı gibi inleyen âşık ve kervanla birlikte çekilen ay.

Refîkî'nin Edirneli Nazmî'nin nazire mecmuasında korunan yedi beyitlik mahlaslı gazeli: haramî gözlü sevgili, gözyaşıyla silinen toz ve ah okunun fethettiği ülke.

Sıdkı Mustafa Paşa'nın Kara Mustafa Paşa'nın azliyle sürüldüğünde yazdığı tercî-i bend: "Tekebbürlük Hüdâya yaraşur" nakaratı ve yok olup giden hükümdarlar.

Aşk derdi âşığın konuşan canının yerine geçer: Ehlî'nin beytinde nefs-i nâtıka felsefe terimi, tekellüm ile nâtıka bağı ve medrese kökenli bir şairin inceliği.

Eyüb Sabrî'nin Merzifon Cönkü'nde kalan kalenderîsinin matlaı: dünyada eşi bulunmayan, insan kılığına girmiş şakacı bir melek olarak sevgili.

Melîhî'nin sofuya seslenen beyti: saf şarabın da bir "hâl" verdiği, meclisteki kadehin boş sanılmaması ve Şeyh Rûşenî'nin aşk şarabı teklifine rind şairin cevabı.

Nigârî'nin gönlün sevgilinin ayak toprağına secde ettiğini söylediği beyit: zülfün komutan, gönlün onun buyruk kulu olarak anlatıldığı bir benzetme.

Mustafa Vâzıh'ın Nedîm tarzına örnek gösterilen gazeli: gezmeye çağrılan utangaç bir genç, rakibe giden ay yüzlü ve Sakız'dan gelmiş hafif bir şarap.

Âşık Çelebi'nin Kâmî'den aktardığı mesnevi biçimli beyit: gamın sırrını yazmaya yetmeyen kalem, okyanusun sığmadığı dar bir oluğa benzetilir.

Harîmî'nin tezkirelerin "meşhur matla" diye andığı gazeli: göze sürme olan ayak tozu, sevgi tohumu ekilen göğüs ve ahından başka dostu olmayan âşık.

Kemalpaşazâde'nin bilgi ve soy üzerine iki beyti: okumasa da beyliği süren bey oğlu ile cahil kalırsa doğmamış olmayı yeğ tutması gereken bilgin oğlu.

Edâyî'nin meclis matlaı: güzeller meclise geldikçe safa ehlinin bedenini elif biçimli yara izleriyle süslemesi ve iki ayrı sahneye bağlanan yer yer redifi.

Selîmî'nin Farsça beyti: kanını döken sevgilinin bunu bir kerem saymasının şairane sebebi, eşiğin tozdan arınması ve sevgiliye verilen padişahlık unvanı.

Kadı Burhaneddin'in "Ben Türk'üm, sen Tatarsın" diye başlayan gazel beyti: Timur'a Anadolu'dan el çekmesini söyleyen bir meydan okuma ve gazel dilindeki iki yüzü.

Âşık Çelebi'nin Tâcîzâde Sa'dî Çelebi maddesinde verdiği dört beyitlik gazel: ay yüz, gülün defterlerini yele veren bülbül, kanlı gözyaşında yüzen kaşlar.

Gelibolulu Sürûrî'nin, bulutun güneşi örtmesini güneş yüzlü sevgilinin dünyada tek kalması için gökteki güneşin gizlenmesi diye yorumlayan matla‘ı.

Müeyyedzâde Abdurrahman Çelebi'nin II. Bayezid'e sunduğu, Âşık Çelebi'nin "fesahat ülkesini kılıcıyla aldığının delili" saydığı on altı beyitlik hançer redifli Farsça kasidesi.

Kara Fazlî'nin benliği aşıp vahdete ermeyi öğütlediği ve vuslat yolunun on şartını pire teslimden sabra kadar sırasıyla saydığı otuz beş beyitlik tasavvufi kasidesi.

Basîrî'nin "gör" redifli gazeli: Leylâ'yı sevgilide, Mecnun'u kendinde gösteren âşık, Mesih nefesli dudak ve basiret gözünü uyandırmaya çağıran tasavvufî makta.

Sâfî'nin (Cezerî Kasım Paşa) Latîfî'nin aktardığı beyti: sevgilinin meclisine gelip giden köpek soylu rakibe kimsenin "it misin, adam mısın" bile dememesi.

Hubbî Hatun'un İmâdü'l-cihâd'daki gazâ şiirlerinden kalan mahlaslı beyitler ve eserin II. Selim devrinde yazıldığını gösteren "Hân Selîm devri" beyti, yedi beyit bir arada.

Münîrî'nin kırk altı beyitlik Farsça öğüt kasidesi; feleği bir tas oyuncusuna benzeterek açılır, dünyanın geçiciliğini anlatır ve kanaat öğüdüyle biter.

Adlî mahlaslı II. Bayezid'in cennet sahnesiyle açılan gazeli: Rıdvan'ın karşıladığı seher yeli, dua eden çınar, ney ile çeng ve sevgiliye "ruhum" diyen âşık.

Sâhib'in Maktûlzâde Ali Paşa'nın Hz. İbrahim'in doğduğu şehre gelişine düşürdüğü tarih: "berden ve selâmen" çağrışımı ve vezirin adını içinde taşıyan "Aliyy Azîm".

Osman Gazi'nin İnegöl'e yaptığı ilk gece baskınının ardından söylenen üç beyit: ilk gaza, yurda dönüş, Tanrı'ya niyaz ve "miskin 'Osmân agla" diye biten dua.

Bir sözlük gibi işleyen gazel: gülden yanak, serviden boy kastedilir; bulut ahın dumanı, Ülker gözyaşıdır. Makta şiire rakibin adını sokmamayı öğütler.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.