
Gazel 1 — Göñlüm esîr olalı bu zülf-i müce‘‘ede
Tâcîzâde Sa'dî Çelebi'nin ağabeyi Câfer Çelebi'nin gazeline yazdığı nazire: iki mecmuada kalan beş beyit, kara baht, batan güneş ve kanun, çeng ile ney.

Tâcîzâde Sa'dî Çelebi'nin ağabeyi Câfer Çelebi'nin gazeline yazdığı nazire: iki mecmuada kalan beş beyit, kara baht, batan güneş ve kanun, çeng ile ney.

Münîrî'nin altı bentlik na‘t terci‘-bendi; her bent "Şehen-şāh-ı rusül sulṭān-ı kevneyn" vasıta beytine bülbül, melek ya da hâtif ağzından bağlanır.

Adlî'nin baştan sona hat sanatının diliyle kurulmuş gazeli: şemse, gubâr, reyhânî yazı, İncil suresi ve Leylâ ile Mecnun telmihiyle ayva tüyleri.

Sâhib'in Hasan Paşa'nın Sencar fethine düşürdüğü tarih: Şehnâme kahramanlarının küçültüldüğü bir övgü, "mâ-yı mevsûl" ile "sıla" oyunu ve "Gazâ-i Hasan" tarihi.

Âşıkpaşazâde'nin tarihine başlarken söylediği münacat: yoktan var eden, ayıbı örten Tanrı'ya yönelen ve gönül gözüne cemal isteyen beş beyit.

Aşkta her şeyin zor olduğunu söyleyen gazel: sevgilinin kapısına varmak, gözyaşı denizine dalmak, ondan vazgeçmek; dünya kocakarısına aldanmamayı öğütleyen makta.

Edirne, Bursa ve Kaplıca'yı anan, II. Murad adına yayımlanmış rüya gazeli: sevgilinin dudağıyla dirilen âşık, gümüş tenli servi boylu ve güzellere esir düşen padişah.

Uzun bir Arapça redifle yakarışa dönen na't: Fetih suresi, levlâk hadisi ve Şems suresine göndermeler, utanan kalem ve mahşer günü şefaat dileği.

Âşığın Ferhad ile birlikte aşk sarayına taş taşıdığı, sevgiliyle resmedilince Leylâ ile Mecnun'dan ayırt edilemeyeceği iki beyit; yalnız Gelibolulu Âlî'de.

Sülûkî bu güz kasidesini Âşık Çelebi'nin yanına geldiğinde söylemiş; kalan on bir beyitte güz altın döken bir tüccardır, sarı yaprak da hâmiye sunulan bergüzar.

Hastalığında getirilen Yahudi hekim için söylenmiş bu latife kıtasında Rûhî Fâzıl Çelebi sarı başlık ile sarı safrayı birleştirir; kıta dönemin önyargısını da taşır.

Kınalızâde'nin art arda verdiği üç beyitte "benden yana" redifi her seferinde başka bir anlama döner ve âşığın kendi gönlü bile sevgiliden yana saf tutar.

Sıdkı Mustafa Paşa'nın mahlaslı maktaı: şiir meydanında at koşturmak isteyen şair, vuslata bağlanan hatır atı ve beytin birbirine zıt iki okunuşu.

Şeyhî'nin Kınalızâde'nin "altında" redifli gazeline yazdığı nazire: harf gibi kaş, at ayağı altında toz olmak, gül yaprağıyla incinen ten ve göğün hokkabazı.

Güneş anlamındaki âftâb kelimesini âfet ile âb'a ayıran bir harf bilmecesi: Cevherî'nin iki beytinde yanak, ayva tüyü ve bulut altındaki su.

Ehlî'nin üç kaynakta birden geçen beyti: servi boylu sevgilinin bahçede kopardığı fitne, kıyamet, kıyam ve kâmet kelimeleri ve tezkirelerdeki metin farkları.

Merzifonlu terzi Siyâbî'nin geliri öven dört beyitlik manzumesi: cömertliğin kaynağı olarak kazanç ve okyanus, bulut, yağmur zinciriyle kurulmuş bir esnaf öğüdü.

Eyüb Sabrî'nin Merzifon Cönkü'nde kalan gazelinin matlaı: güzelliği, görenlerin hâlini değiştirip şaşkınlıktan dillerini tutan etkisiyle anlatan beyit.

Senâyî'nin yalnız Âşık Çelebi'de kalan matlaı: yanağın aynasını paslandıran ayva tüyleri, güneşle barışmayan gölge ve süse ihtiyacı olmayan ay yüz.

Latîfî'ye göre Melîhî'nin dilinden düşmeyen rindane beyit: şarap iç, hoş geçin, gönül yıkma, Kerîm'in işi keremdir; aidiyeti kesin olmayan bir yaşama düsturu.

Nigârî'nin aşk çölünde yalnız dolaşan gönül hümâsını anlattığı beyit: Anka ile kıyas ve "tek" kelimesinin iki anlamıyla kurulan bir söz oyunu.

Nelmî ile Sabrî'nin sırayla beyit söyleyerek birlikte yazdığı "aşk" redifli müşterek gazel: tevhid, idrakten aciz kalmak ve aşk makamının anlatılamazlığı.

Mustafa Vâzıh'ın Dîvânçe'deki tek mütekarib vezinli gazeli: Arapça "mā-meżā" ve "mā-cerā" kafiyeleri, Farsça bir beyit ve fesin altından taşan perçemler.

Âşık Çelebi'nin Kâmî'den aktardığı mesnevi biçimli beyit: aşkın mahkemesinde sözü geçmeyen akıl, azledilmiş bir kadıya benzetilir; kadı şairin kendi mesleğidir.

Harîmî'nin gül-diken mazmunuyla açılan gazeli: göğüs sandığındaki sevgi hazinesi, külhanda yatan abdal ve avı hiç eksik olmayan şahin gibi bir şair.

Kemalpaşazâde'nin "sakla malı / saklamalı" cinasıyla kurulan ünlü kıt‘ası: malı korumak öğüdü ve kemalin bile mala dönüştüğü bir çağa yöneltilmiş taşlama.

Dokuz feleği dolaşıp sevgiliyi bulamayan ah: Hüsameddin'in Edâyî Receb Bey'e, Kınalızâde'nin İstanbullu Kazzâz Bekir Edâyî'ye mal ettiği, aidiyeti tartışmalı bir matla.

Selîmî'nin Farsça gazelinden iki beyit: seferlerdeki perişanlığın gönülleri toplamak için olduğu matla ve zaman ülkesini kolayca alan bir padişahın iradesi.

Kadı Burhaneddin'in Şam ile Rum'u andığı tuyuğ: düşmana demir, dosta mum olan bir hükümdarın sözü ve Berkuk ile Bayezid'le kurulan ittifakın şiirdeki izi.

Ahmedî'nin Bedâyi'u's-sihr risalesinde tevşîh örneği olarak verdiği iki beyit: kırmızı harflerinden şairin adını taşıyan gizli bir beyit, baştaki kelimeler atılınca bir rubai çıkar.

Gelibolulu Sürûrî'nin ayın çevresindeki ağılı, sevgilinin büyüleyen gözünden kaçan ayın dua ile çizilmiş bir koruma dairesine sığınması diye yorumlayan beyti.

Müeyyedzâde Abdurrahman Çelebi'nin, onu Şehzade Ahmed taraftarlığıyla suçlayan imzasız kâğıdın yazarlarını Yavuz Sultan Selim'e bir beyitle bildirmesinin hikâyesi.

Kara Fazlî'nin dünyanın faniliğini köşk ile mezar, samur ile kefen gibi tezatlarla anlattığı, gönül yapmayı ve ibadeti öğütlediği yirmi üç beyitlik nasihat kasidesi.

Basîrî'nin rindâne gazeli: gece meclisinin mumlarıyla yanan gönül, meyhane köşesinde başını ve varlığını yitirmişlerle sohbet, dermansız dert dilemek ve selamet yerine melamet.

Sâfî'nin (Cezerî Kasım Paşa) Latîfî, Kınalızâde ve Beyânî'nin aktardığı matlaı: sıcak ile soğuk, saçılmak ile açılmak arasında kurulan tezat ve iki türlü okunabilen gül.

Hüsameddin'in Âfitâbî'ye verdiği, başka kaynakta bulunamayan iki beyitlik öğüt kıt'ası: gafletten uyanma çağrısı ve beş vakit nevbeti benzetmesi.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.