
Mesnevî 4 — Evvelâ ḫalḳ oldu nûr-ı Muṣṭafâ
Hilkat-i Muhammediyye bölümü: ilk yaratılan nur, onu müjdeleyen nebiler ve kitaplar, sıralanan âyet göndermeleri ve kendini “mir'ât-ı kemter” sayan şair.

Hilkat-i Muhammediyye bölümü: ilk yaratılan nur, onu müjdeleyen nebiler ve kitaplar, sıralanan âyet göndermeleri ve kendini “mir'ât-ı kemter” sayan şair.

Gönlünü sevgiliye elma gibi sunmak isterken bir yabancının ondan önce davrandığını anlatan, "el" kelimesinin anlamlarıyla oynayan Latîfî'deki Remzî matlaı.

Vefasız güzelin vefasını haftanın ortasına varmadan biten ay akçesine benzeten Rûhî Fâzıl Çelebi, benzetmesini medrese çevresinin gündelik hayatından alır.

XVI. yüzyılda herkesin ezberinde olan zamane şikâyeti tercî'-bendinden dokuz beyit kalmıştır ve Refîkî bu beyitlerde rüşvet kapısını açıkça hedef alır.

Ehlî'nin gönlüne sabır öğütleyip sonra bu teselliyi bozan matlaı: feleğin dönmesi için gereken zaman ve sevgiliye kavuşmak için gereken sonsuz ömür.

Eyüb Sabrî'nin Merzifon Cönkü'nde kalan münâcât havalı kalenderîsinin matlaı: kurtuluşa yürüyemeyen, günah girdabına düşen kulun Tanrı'ya yakarışı.

Melîhî'nin zahide karşı şarabı savunan beyti: bin yıl kırk günlük çile çeken zahidin erişemeyeceği keşf, akıcı yedi kadeh ve tasavvuf terimleriyle kurulan rindane karşılık.

Nigârî'nin gönül kuşunun sevgilinin perçemine dolaştığını anlattığı beyit: zülüf tuzağı mazmunu ve turra ile tarrâr arasında kurulan ses oyunu.

Mustafa Vâzıh'ın "at" redifli meclis gazeli: tavşan kanı şarap, Giritli ve Sakızlı bir sevgili, raks, dağılan zülüfler ve alna yapıştırılan altınlar.

Latîfî'nin aktardığı üç beyitlik Kâmî gazeli: sevgilinin yüzünde Yusuf'un güzelliği, şairin hakkında okunan Yakub'un mihneti ve gözyaşı denizinden doğan güneş.

Harîmî'nin "dağlar" kafiyeli gazeli: göğüsteki yaralar viraneye konan kargalar, gözyaşı çağlayan su ve aşkın şahının kızıl otağları olarak görülür.

Edâyî'nin Şerîfezâde Mehmed Çelebi'ye sunduğu ve onu Divân-ı Hümâyûn kâtipliğine taşıyan beyit: Mustafa ve Muhammed adlarıyla eski efendi ile yeni hamiyi birleştiren tevriye.

Selîmî'nin Farsça matlaı: dert ülkelerinin padişahı olan âşık, sığınağı bela ve sınırsız gamdan bir ordu; aşkın bir saltanat diliyle anlatılması.

Kadı Burhaneddin'in doğduğu şehri andığı gazel beyti: gözyaşını ırmak edip Kayseri'yi de Bağdat'a çevirme dileği, Dicle ile Kızılırmak arasındaki benzerlik.

Âşık Çelebi'nin Tâcîzâde Sa'dî'ye, Kınalızâde'nin Müftî Sa'dî Çelebi'ye verdiği beyitler: kazaskere damat olamayan, erdemle unvan bulamayan bir âlimin sitemi.

Gelibolulu Sürûrî'nin, düşte kucaklanan sevgilinin uyanınca da koyunda bulunması dileğini gündelik konuşmaya yakın sade bir Türkçeyle söyleyen tek beyitlik matla‘ı.

Müeyyedzâde Abdurrahman Çelebi'nin II. Bayezid'in Farsça matla‘ına yazdığı nazire: âşığın gönlüne saplanan tüylü okların mezarı üzerinde kuş olup raks etmesi.

Kara Fazlî'nin "-sındayuz" redifli, dervişler ağzından zahide seslenip dünyaya önem vermeyen bir aşk ehlinin portresini çizdiği otuz beş beyitlik tasavvufi kasidesi.

Basîrî'nin halk deyişleriyle örülmüş gazeli: sevgilinin kirpiğiyle iğne yutmuş ite dönen rakip, baş ağrıtan hekim, haklı bülbül ve öğütle akıllanmayan Mecnun.

Sâfî'nin (Cezerî Kasım Paşa) Latîfî'deki matlaı: yüzünü gören meleklerin bir âhıyla bütün göklerin yanacağı bir peri güzelliği ve melek ile felek kafiyesi.

Hubbî Hatun'un hakkındaki dedikodulara karşı söylediği bildirilen beyit: binlerce mahmur göze girip çıkan, ama sürme mili gibi doğru kalan bir gidiş.

Münîrî'nin kırk sekiz beyitlik Türkçe öğüt kasidesi; dünyanın faniliğini anlatan öğütlerle açılır, ortasında Peygamber övgüsüne döner ve şefaat dileğiyle biter.

Adlî mahlaslı II. Bayezid'in, güzeller şahına bir nefes kul olmayı padişahlığa, dervişin abasını saltanat unvanına tercih ettiği beş beyitlik gazeli.

Sâhib'in Maktûlzâde Ali Paşa'nın Urfa'da yaptırdığı Ferahâbâd Sarayı'na yazdığı tarih: köşkler, ateş gibi hamam, halvet ile Halvetî oyunu ve iki mısralık çifte tarih.

Osman Gazi'nin Kalanoz'u yendiği ve kardeşi Saru Yatı'nın şehit düştüğü savaştan sonra söylenen, her beyti "Allahu ekber" redifiyle biten dört beyitlik manzume.

Umudu her beyitte başka yerden bekleyen gazel: rakibe rağmen sevgiliden vazgeçmeyen âşık, inci arayan dalgıç, nisan yağmuru ve mahlasla Allah'ın "avn"ına sığınma.

Apaçık güneş olarak Peygamber, onu görünce âciz kalan Yûsuf, bir mısrada beş kez dönen “‘alâ” kelimesi ve yalnız hakikat ehline açılan muamma.

Âşık Çelebi tezkiresinin bir nüshasında Hayâlî'ye cevap olarak kaydedilen Remzî Çelebi beyti: dünyayı, rakiplere ayrı yüz gösteren iki yüzlü bir münafık sayar.

Sehî'nin tek bir nüshasında Rûhî'ye verilen hamam gazeli: hamama giren gümüş tenli güzel, uzuv uzuv övgü, güzel redifi ve aidiyetin dayandığı müstensih kaydı.

Refîkî'nin afyonlu berş macununu yerdiği, sonunda da ilk etkisini öven berş redifli kasidesinden beş beyit: meyhane tercihi, ecel cerrahı ve beden ülkesinin fermanı.

Sevgilinin zülfüne asılan gönül tacını göğe atıp miracını bulur: Ehlî'nin matlaında Hallâc'ı hatırlatan darağacı ve aşkta ölümün yükselişe dönüşmesi.

Eyüb Sabrî'nin Merzifon Cönkü'nde kalan semaisinin ilk beyti: çektiği acının yalnız kendine mi yoksa her insana mı yazıldığını merak eden şair.

Melîhî'nin Tahtelkale'de sarhoşken okuduğu beyit: gül renkli şaraba övgü, tövbe günlerinde avunmaya çalıştığı boza ile benge lanet ve Fatih'in huzuruna uzanan hikâye.

Nigârî'nin Nigâr'ın köşkünü sultanların hizmet ettiği bir sığınak, Arş'ın burçlarını onun ayağının dibinde gösterdiği dört mısralık parçası.

Mustafa Vâzıh'ın mektep çocuğu bir sevgiliye yazdığı gazel: "Yüzüne gülen herkesi dost sanma" atasözü, püsküllü bela deyimi ve letafetle kesafet karşıtlığı.

Üç tezkirenin Şeyh Cemâl'in yeğeni Kâmî'ye verdiği matla: başı yüce serviye eş bulunmasa da asıl güzeli kolunda şahin gibi duranda bulan bir güzellik tanımı.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.